İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 21.07.2005, 14:05

 
gazibaba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.07.2005
Yaş: 36
Mesajlar: 419
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Kalk Memedim kalk!

Dünün Mücahidleri bugünün Mütahitleri olan günümüz siyasetçilerinin ülkemizi adeta satmak için kanun üstüne kanunlar çıkartması Vatansever dindar insanları üzüyor ve elimizdeki imkanlar nisbetince buna engel olmaya çalışıyoruz. "Biriniz bir kötülük görürse önce onu eliyle, gücü yetmezse diliyle onada gücü yetmez se kalbiyle bugz etsin" buyuran Peygamberimiz sav. Efendimizin emri doğrultusunda bunlara elimden gelen tüm imkanlarla karşı çıkmaya devam edeceğiz.
Sizi bilmem ama benim yüreğim daralıyor, içimde fırtınalar kopuyor, böğrüme hançerler saplanıyor...
Şu ülkenin siyasetçilerinin, bir zamanlar şu toprakları işgal eden ve bugün daha modern ve küresel işgallere tâbi tutmak için çırpınan Batı dünyası ile aynı ittifak içine girebilmek için çılgınca tavizler verdiğini gördükçe “böğrüme hançer saplanıyor”.
Bu ülkeyi özgür kılabilmek için canını veren Memedleri düşünüp, bu ülkeyi AB’ye peşkeş çekmek için didinen mandacıları gördükçe içimde fırtınalar kopuyor..
O Memedler; dün bu toprakları hür ve egemen kılmak için ölen o Memedler, o Gelibolu, o Çanakkale, o sakarya, o Dumlıpınar yiğitleri, şu ülkeyi yabana peşkeş çekmek için uğraşan “siyaset ve ihanet” mensuplarını görselerdi ne yaparlardı acaba?
Bigalı Mehmet Çavuş düşüyor aklıma. Gelibolu yoğun bir şekilde bombalanırken mangasıyla nöbettedir Mehmet Çavuş. Gizlendiği yerden çıkar ve düşmana ateşe başlar Bigalı Mehmet.
Düşman da karşılık verir. Mesafe çok yakındır. Bir ara tüfeğinin mekanizmasının çalışmadığını görür, durur mu? Durmaz. Hemen yerden istihkam küreğini alır, düşmana saldırır. Elindeki kürekle, kendisine mermi yağdıran düşmana hücum eder. Kaç kişiyi öldürdüğünü kendisi bile hatırlamaz. Gözünü açtığında kendisini sıhhiye çadırında bulur Mehmet Çavuş.
Bu ülkeyi dün Çanakkale’de püskürttüğümüz Haçlı güruhuna yamamak isteyenleri gördükçe Gelibolulu Mehmet Çavuş’u hatırlıyorum.
Ve o yiğitlerin destansı hikayeleri düşüyor yâdıma birer birer...
Çanakkale savaşının en yoğun günleri... Sedyeciler hiç durmadan yaralı taşımaktadır. Doktorlar sadece yaraları sarabilmekle meşgul olur. Tam işin en yoğun olduğu bir sırada bir tabibin önüne yaralı bir asker gelir. Bağırsakları dışarı çıkmış, bacağının biri kopmak üzeredir.
Doktor fazla bir şey yapamaz. Bağırsakları toplar, sıhhıyecilere “kaldırın bunu!” der.
Genç asker “baba” diye seslenir. Doktor yaralıya dikkatle bakar. Bu kendi oğludur. “Bu benim oğlum” der. “Gölge bir yere kaldırın.”
Masanın üzerine çoktan başka bir yaralı Mehmetçik yatırılmıştır. Doktor onunla meşgul olmaya başlar, sırada daha çok Mehmetçik belemektedir.
Doktor kendi oğluyla ilglenecek zamanı ancak ertesi gün bulmuştur, ancak oğlu çoktan defnedilmiştir.
Peki ya General Şükrü Naili Gökberk’in anılarındaki şu olayı dinleyip de çarpılmayan olur mu?
“Gene Çanakkale’de... İleri mevzide Keçideresi’nin karşısında, düşman makineli tüfeklerini kurmuş, durmaksızın bu dereyi ateş altında tutuyor ve hergün bizden on–onbeş kişiyi şehit ediyordu.
Bir gün teftişe gittiğim sırada, o dereden geçmek gerekti. Dere başına gelince Alay Komutanı bana, “Bu sırat köprüsüdür, önce ben geçeyim sonra siz” dedi ve bu kırk adım kadar mesafeyi hızla koşarak geçti. Ben de öyle koşarak geçtim. Düşman ateş ediyor, makineli tüfekleri işleyip duruyordu.
Bir de arkama döndüm baktım ki; bir Mehmetcik, ellerindeki bakraçlarla ateşe hiç aldırmadan, ağır ağır geliyor. Koş, koş, vurulacaksın koş, diye bağırdım.
Sesimi işitmemiş gibi, hiç istifini bozmadı. Nihayet yanıma yaklaşınca niçin koşmadığını sordum. Ne cevap verse beğenirsiniz: Koşsam bakraçlardaki bakla çorbası dökülür, arkadaşlarım aç kalırlar. Düşmandan korkulmaz komutanım!”
Çanakkale’nin sene–i devriyesinde, bu ülkeyi yabana peşkeş çekmek isteyenlere karşı o yiğit Memedlerin yiğit hikayeleri delmez mi yüreğimizi?
İşte size yürek delici bir olay daha:
“Kirte muharebeleri sırasında bölükler arka sıralarda hücum sıralarını beklemektedirler. Ön siperdekiler ileri fırlamış boğuşuyorlar. Yüzbaşı hücum için emir bekliyor. Askerin tamamı süngü takmış siperden fırlamak için hazır. Sinirler gergin. Dudakları kıpır kıpır, dualar okuyor, kelimei şehadet getiriyorlar. Süre uzuyor. Yüzbaşı erlere sesleniyor, ‘Yavrularım, arslanlarım, biraz sonra Cenab–ı Rabbül Aleminin huzuruna varacağız. Abdestsiz gitmeyelim. Haydi! Tüfeklerimizin kabzalarına ellerimizi sürüp hep birlikte teyemmüm edelim.’
Teyemmüm edilir. Bekleme devam etmekedir. Biraz sonra Yüzbaşı; ‘Çocuklarım, sanıyorum biraz daha bekleyeceğiz. Önümüzde biraz daha zaman var. İleride arkadaşlarımız şehit oluyor. Hem onlar için, hem de vakit varken kendi cenaze namazımızı kendimiz kılalım. Kâbe karşımızda...’ Arkadan Oflu Ali Çavuş bağırır: ‘Er kişi niyetine...’ O gün yapılan hücumda kendi cenaze namazını kılan pek az kişi sağ kalabilmişti. Onlar Allah’a verdiği sözü tuttular...”
Yüreği olanların, bu hadiseleri duyup gözyaşına bulanmaması mümkün mü?
Kendi cenaze namazını kılan yiğitler, askere bakla çorbası getirmek için kelle koltukta ölüme atlayan Memedler, evladını ağır yaralı olarak karşısında gören babalar, kürekle düşmana saldıran Mehmet Çavuşlar, dün düşman işgalinden kurtarmak için uğrunda şehit düşdükleri bu vatanın “küresel kurtlar pazarına” sürülerek yutulmaya hazır hale getirildiğini görselerdi, ne yaparlardı acaba?
Ve Ankara sakinleri, size sesleniyoruz:
Siz, yürek nedir bilir misiniz? Vatan nicedir haberdar mısınız?
__________________
Selat ve Selam Allah Resulü (sav)'nün üzerine olsun....


İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
gazibaba isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 24.07.2005, 13:48

 
gazibaba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.07.2005
Yaş: 36
Mesajlar: 419
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Exclamation satanlara ithaf olunur!

“1922 yılının Ağustos ayı. Büyük Taarruz’un son hazırlıkları tamamlanmaya çalışılmaktadır. 25 Ağustos akşamı 5’inci Kafkas Tümeni’nin 10’uncu Alay Komutanı Yarbay İsmail Hakkı Kızılcaali, subayları ile son görüşmesini yapmaktadır.

Toplantı bitince alayın doktoru teğmen söz ister ve:

“Kumandanım, alayın 2’inci taburunun yarısı ile 3’üncü taburun tamamının ayakları çıplaktır. Gönderilen kömüş (manda) derisi yetişmediği için bu taburdaki erlere çarık yapılamadı. Karşımızdaki Yunan siperlerinin etrafı örümcek ağı gibi dikenli tel örgüleriyle çevrilmiş durumda der.

Yaşamı o cepheden bu cepheye koşmakla geçmiş olan Alay komutanı, “Doktor, sen merak etme, ben bu milletin çocuklarının vatanları için neler yapabileceğini çok iyi bilirim. Çıplak ayakla bile o tel örgüleri ayaklarında en sağlam çizmeler varmış gibi aşacaklardır. Yarın seyret, bak ne göreceksin.”

5’inci Kafkas Tümeninin alayları da ertesi gün sabahın alacakaranlığında taarruza başladı. Yunanlılar mevziin en can alıcı yeri olan Toklu Sivrisinde büyük bir direnme gösterdiler. Sonunda süngüler işi bitirdi.

30 Ağustos günü akşam olurken 5’inci Kafkas Tümeni’nin 10’uncu Alayı’nın cenkten cenge koşmaktan rengi solmuş sancağı Toklu Sivrisi’nin üzerinde güneşin son ışıklarıyla parlıyordu.

İki sönük ışıklı fenerin aydınlattığı alay sargı yerinde, doktor ve sıhhiye erleri durmadan yara sarıyorlardı. Şehitlerin gömülmesi yarına bırakılmıştı.

Alayın doktoru eski püskü, kaynatılmış gaz bezleri ile tabanları parçalanmış erlerin ayaklarını sarıyordu. Bir çavuş parçalanmış ayak tabanlarını pansuman eden doktora: “Şu talihsizliğe bak” der gibi başını iki yana sallayarak “Doktor bey, şu Yunan’ı arkasından kovalayamadığımıza o kadar çok üzülüyoruz ki, yoksa ne önemi var taban yaralarımın” diye hayıflanıyordu” (O. Pamukoğlu, Önce Vatan sf. 42).

Ayağında, bırakınız çizmeyi, manda derisinden yapılmış çarık bile olmadan, yalınayak dikenli teller üzerinden sıçrayarak Yunan askerine haddini bildiren, Yunan’a bir karış vatan toprağı vermeyen “Mehmedimin” hikayesini aktardım yukaryda. Parçalanmış tabanlarının acısını bile hissetmeyen Mehmedimin hikayesini.

Aradan 82 yıl geçer... Türkiye, küreselleşme ve Batılılaşma uğruna feda etmeyecekleri hiç bir değer kalmayan, siyasetçilerin eline geçer.

Bu küresel siyasetçiler, geçtiğimiz yılın Temmuz ayında çıkardıkları yasalarla, yabancılara toprak ve gayr–i menkul satışına izin verilmesinin yolunu açarlar.

Bu yasadan sonra yabancılar ceplerine koydukları dolarlarla vatan topraklarını karış karış satın almaya başlarlar.

Türkiye’de yabancıların satın aldığı toprak ve gayri menkullerin en büyük alıcısı Yunanlılardır.

Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’nün verdiği bilgilere göre, bu yasalar çıktıktan sonra 14 bin 418 Yunan vatandaşı 12 bin 535 adet taşınmaz satın alır. Satılan toprakların yüzde 33’ü Yunanistan’ın eline geçer.

Dün çarıksız Mehmedlerin, tabanları parçalanarak korudukları vatan toprakları, bir kaç tabansızın çıkardığı yasalarla bugün Yunan’ın eline geçer.

82 yıl evvel Yunanlılarla yalın ayak savaşan 2’inci ve 3’üncü taburun Mehmedleri bu hazin tabloyu görseler acaba ne derlerdi?

Sahi ne derlerdi?
__________________
Selat ve Selam Allah Resulü (sav)'nün üzerine olsun....


İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
gazibaba isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Sıkıysa Kalk Bu Beşikten :))) rumeysa_2 Fıkra ve Mizah 22 29.08.2008 18:51
Ne idin ne oldun, kalk haline bak... senay Resim ve Karikatür 0 11.08.2007 14:11
Insalnik Ayaga Kalk antalyali Kitablar ve Dergiler 0 08.04.2006 15:59
Kalk Yiğidim hizmet_ Özgün Yazılarınız 1 29.12.2005 13:02
Ayaga kalk Anadolum... Alperen Önemli Şahsiyetler ve Eserleri 4 03.12.2004 15:22


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:14 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50