satanlara ithaf olunur! “1922 yılının Ağustos ayı. Büyük Taarruz’un son hazırlıkları tamamlanmaya çalışılmaktadır. 25 Ağustos akşamı 5’inci Kafkas Tümeni’nin 10’uncu Alay Komutanı Yarbay İsmail Hakkı Kızılcaali, subayları ile son görüşmesini yapmaktadır.
Toplantı bitince alayın doktoru teğmen söz ister ve:
“Kumandanım, alayın 2’inci taburunun yarısı ile 3’üncü taburun tamamının ayakları çıplaktır. Gönderilen kömüş (manda) derisi yetişmediği için bu taburdaki erlere çarık yapılamadı. Karşımızdaki Yunan siperlerinin etrafı örümcek ağı gibi dikenli tel örgüleriyle çevrilmiş durumda der.
Yaşamı o cepheden bu cepheye koşmakla geçmiş olan Alay komutanı, “Doktor, sen merak etme, ben bu milletin çocuklarının vatanları için neler yapabileceğini çok iyi bilirim. Çıplak ayakla bile o tel örgüleri ayaklarında en sağlam çizmeler varmış gibi aşacaklardır. Yarın seyret, bak ne göreceksin.”
5’inci Kafkas Tümeninin alayları da ertesi gün sabahın alacakaranlığında taarruza başladı. Yunanlılar mevziin en can alıcı yeri olan Toklu Sivrisinde büyük bir direnme gösterdiler. Sonunda süngüler işi bitirdi.
30 Ağustos günü akşam olurken 5’inci Kafkas Tümeni’nin 10’uncu Alayı’nın cenkten cenge koşmaktan rengi solmuş sancağı Toklu Sivrisi’nin üzerinde güneşin son ışıklarıyla parlıyordu.
İki sönük ışıklı fenerin aydınlattığı alay sargı yerinde, doktor ve sıhhiye erleri durmadan yara sarıyorlardı. Şehitlerin gömülmesi yarına bırakılmıştı.
Alayın doktoru eski püskü, kaynatılmış gaz bezleri ile tabanları parçalanmış erlerin ayaklarını sarıyordu. Bir çavuş parçalanmış ayak tabanlarını pansuman eden doktora: “Şu talihsizliğe bak” der gibi başını iki yana sallayarak “Doktor bey, şu Yunan’ı arkasından kovalayamadığımıza o kadar çok üzülüyoruz ki, yoksa ne önemi var taban yaralarımın” diye hayıflanıyordu” (O. Pamukoğlu, Önce Vatan sf. 42).
Ayağında, bırakınız çizmeyi, manda derisinden yapılmış çarık bile olmadan, yalınayak dikenli teller üzerinden sıçrayarak Yunan askerine haddini bildiren, Yunan’a bir karış vatan toprağı vermeyen “Mehmedimin” hikayesini aktardım yukaryda. Parçalanmış tabanlarının acısını bile hissetmeyen Mehmedimin hikayesini.
Aradan 82 yıl geçer... Türkiye, küreselleşme ve Batılılaşma uğruna feda etmeyecekleri hiç bir değer kalmayan, siyasetçilerin eline geçer.
Bu küresel siyasetçiler, geçtiğimiz yılın Temmuz ayında çıkardıkları yasalarla, yabancılara toprak ve gayr–i menkul satışına izin verilmesinin yolunu açarlar.
Bu yasadan sonra yabancılar ceplerine koydukları dolarlarla vatan topraklarını karış karış satın almaya başlarlar.
Türkiye’de yabancıların satın aldığı toprak ve gayri menkullerin en büyük alıcısı Yunanlılardır.
Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’nün verdiği bilgilere göre, bu yasalar çıktıktan sonra 14 bin 418 Yunan vatandaşı 12 bin 535 adet taşınmaz satın alır. Satılan toprakların yüzde 33’ü Yunanistan’ın eline geçer.
Dün çarıksız Mehmedlerin, tabanları parçalanarak korudukları vatan toprakları, bir kaç tabansızın çıkardığı yasalarla bugün Yunan’ın eline geçer.
82 yıl evvel Yunanlılarla yalın ayak savaşan 2’inci ve 3’üncü taburun Mehmedleri bu hazin tabloyu görseler acaba ne derlerdi?
Sahi ne derlerdi?
__________________ Selat ve Selam Allah Resulü (sav)'nün üzerine olsun.... İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. |