| Tarım AB Kıskacında ATO’dan yapılan Tarım Araştırması’na göre Tarım, AB kıskacında
ATO Başkanı Sinan Aygün yaptıkları araştırma sonuçlarını değerlendirirken, “AB, tarımı Türkiye’nin sırtında kambur olarak gösterip, uyum adı altında kıskaca alıyor” diye konuştu.
Tarımda son 2.5 yılda, maliyetler yüzde 100 artarken, ürün fiyatları yüzde 30-80 geriledi. Çiftçi üretip üreteceğine pişman olurken, diğer taraftan ithalat artışı yüzde 58.8’lere kadar ulaştı.
ANKARA BÜROSU
Ankara Ticaret Odası (ATO), gayri safi milli hasılanın yüzde 11.3’ünü oluşturan, istihdamın ise yüzde 33’ünü barındıran Türk tarımının, yanlış politikalar nedeniyle ecel terleri döktüğünü ileri sürdü.
ATO’nun tarım araştırmasına göre, 2003 yılında yüzde 2.5 küçülen tarım sektörü, 2005 yılının ilk çeyreğinde de sıfır büyüme ile yerinde saydı. Kasım 2002 ile Temmuz 2005 döneminde, tarımda üretim girdilerindeki maliyet artışları yüzde 100’ü bulurken, ürün fiyatlarında ise yüzde 30 ile 80 arasında bir gerileme meydana geldi.
Tarım ürünlerinin temel girdilerinden mazotta son 2.5 yıllık süreçte yaşanan fiyat artışı, TL bazında yüzde 61.8, dolar bazında ise yüzde 100’ü buldu. Tarımda kendi kendine yetmekle övünen Türkiye’de son 2 yıldaki ithalat artışı yüzde 58.8’e ulaştı.
Bu dönemde gübre fiyatlarındaki artış da yüzde 100’ü aşarken, tohumluk, tarım ilacı, sulama ücretleri ve yem fiyatlarındaki artış yüzde 36 ile yüzde 233 arasında değişti.
Araştırmada, 2002 yılında serbest piyasada 280 bin liraya alıcı bulan buğdayın, bu yıl TMO’nun 365 bin lira fiyat açıklamasına rağmen, ortalama 290 bin liraya satılabildiği vurgulandı ve girdiler ile tarımsal ürün fiyatlarındaki bu gelişmenin, Türk çiftçisini ürettiğine pişman ettiği görüşü savunuldu. Üretici borçlarını ödeyemiyor
ATO araştırmasında, çeşitli tarımsal ürünlere ilişkin şu değerlendirmelerde bulunuldu:
Dünyanın 6. büyük pamuk üreticisi olmasına rağmen, 2002-2004 döneminde 648 bin tonla dünyanın en fazla pamuk ithal eden ülkesi olan Türkiye’de, pamuk tarlada kalırken, üretici borçlarını ödeyemez hale geldi. 2002 yılında 800 bin liraya satılan pamuğun fiyatı, bu yıl yüzde 37.5 oranında gerileyerek, 500 bin liraya düşmesine rağmen alıcı bulamadı.
Kuru üzüm ve incirde de girdi fiyatları artarken, satış fiyatları düştü, üretici perişan oldu.
Buğdayda girdi fiyatlarındaki aşırı artış ve ürünlerin piyasa fiyatlarının üretici aleyhine işlemesi, üreticinin satın alma gücünde büyük düşüşlere sebep oldu. Aynı durum tüm tarım ürünleri ve hayvan üreticileri için de geçerli.
Konya bölgesinin meşhur beyaz kirazı, 2002 yılında 1.5 milyon liraya satılırken, bugün bu rakam 400 bin liraya düşmüş durumda. Aynı durum kayısı fiyatları için de geçerli. Bu yıl kayısı, 2 yıl önceki fiyatın yüzde 80 gerisinde bir fiyat olan 200 bin liraya satılıyor.
Süt konusunda da sıkıntılar yaşanıyor. 2002’den bu yana yem fiyatlarına yüzde 89.1 zam gelmiş olmasına rağmen, süt fiyatları 2002 seviyesinde kaldı. Süt fiyatlarındaki düşmede en önemli etkenin Türkiye’ye kaçak yollardan sokulan süt tozu olduğu belirtiliyor.
2004 yılında bütçeden tarıma ayrılan miktar, 3 katrilyon 215 trilyon lira iken bu rakam, 2005 yılında 3 katrilyon 462 trilyon liraya yükseltildi. Ancak yüzde 7.6’lık bu artış, yüzde 100’ü bulan tarım enflasyonunun gerisinde kaldı.
2001’de destekleme alımlarından vazgeçilmesinin ardından başlatılan doğrudan gelir desteği de, çiftçinin yarasına merhem olamadı. 2004’de çiftçiye 2.8 katrilyon lira gelir desteği verecek olan hükümet, bunun 900 trilyonunu da 2006’da ödeyeceğini açıkladı. 2005 bütçesinde de 2.7 katrilyon lira olarak belirlenen gelir desteği, 1.9 katrilyona düşürüldü.
__________________ Ey İnsan! Kerim olan Rabbine karşı nedir seni aldatan (İnfitar,6) İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
|