![]() Üyelik tarihi: 07.05.2005
Mesajlar: 6.440
Teşekkür etti: 2
15 Teşekkür 9 Mesaja aldı
| Erbakan Hoca ve ''Cihat imzası'' Cihat imzası Hafta içinde "Cihat'ın 58. İmzası" başlığı altında yayınlanan bir habere, 54. Hükümet Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın avukatı aracılığıyla verilen tekzip metnine bakıyorum. Şehit Abdullah Azzam tarafından kaleme alındığı ve Filistin direnişiyle ilgili olduğu söylenen bir metinden bahsediyordu tekzip edilen haber... Abdullah Azzam, Filistin'de doğmuş -1941- ilk ve orta öğrenimini Filistin'de tamamladıktan sonra, Şam Üniversitesi'ne geçmiş, Filistin'in İsrail tarafından işgalini ve katliamlarını bizzat yaşamış biridir. Ürdün'de öğretmenlik yaparken İhvanı Müslimin'in kurduğu "Mücahidler Birliği"nde İsrail ordusuna karşı savaşmıştır. Doktorasını El-Ezher'de yaptıktan sonra başta Ürdün olmak üzere pek çok üniversitede öğretim üyeliği yapmış bir entelektüeldir. Ve fakat onun bu akademik çalışmaları ve entelektüel kimliği, mücadeleci ve özgürlükçü yanını asla törpülememiştir. En son Pakistan'da üniversite hocalığı yaparken, Rusların Afganistan'ı işgali üzerine, amfileri terk ederek Afganistan dağlarına yürümüştür. İslâm dünyasının dört bir yanından Afganistan direnişine katılan gençleri eğitmek gayesiyle Pakistan'da kurulan "Beytül Ensar"ın da koordinatörüdür. Yani mücahidlerin profesörüdür. 1989 günü KGB ajanlarının arabasına yerleştirdiği bombaların patlamasıyla iki oğlu ile birlikte şehit olmuştur... Azzam'ın şehit olduğu günü hatırlıyorum. Haber İstanbul Üniversitesi'ne geldiğinde talebeler ağlayarak Bayezit Camii'ne koşmuştu. Aslında bir mücahid için beklenen son, elbette şehadettir, ama biz bir türlü inanamıyorduk. Herkes Kur'an okuyordu. Rahmetli Süreyya Yüksel abla, profesörün İslâm gençlerine vasiyetini çoğaltıp dağıtıyordu... Zira o vasiyette, en az erkeklere olduğu kadar genç İslâm kadınlarına da cihat tebliği vardı. Hep birlikte ağlıyorduk, onu hiç tanımadık, hiç görmedik yüzünü, ama o işte, hepimizin öğretmeniydi... Filistin, Afganistan, Bosna, Çeçenistan ve en son yine Afganistan ve Irak... Bu bir çırpıda saydığım coğrafyalar, hali hazırda kanayan savaş noktaları olmaktan ziyade, İslâm gençliğinin tüm dünyada bilinçleştirdiği isimler ve anlamlardır. Çoğu kez yenilgi ve katliamlarla denk düşse de adları ve dışarıdan bakıldığında birer kanama ve travma gibi zannedilse de anlamları... Bu coğrafyalar, yerli ve lokal anlamlarını çoktan aşmışlardır ve tevhidi bilinçlenme sürecinde, ümmet muhayyilesini tarif imkânımız da bu coğrafyalar üzerinden yeşermiştir... Dolayısıyla Azzam gibi gençlik önderleri, dünyanın bütün üniversitelerinde talebeler bulmuştur, bulacaktır... Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Filistin meselesini bir dış mesele olmaktan çıkarıp, günlük yerel siyasetin bir parçası haline taşıyan nadir siyasetçilerdendir. Anti-emperyalist çıkışı, yerliliğe ve bağımsızlığa yaptığı siyasi vurgu ile kırk yılını siyasete adamış bir kişi... Onun bir entelektüel olarak siyasi hayatımıza ve bilinç dünyamıza yerleştirdiği Filistin vurgusu üzerine de düşündüm, yukarıdaki tekzip haberinden sonra... Erbakan Hoca'nın toplumsal kabulü meselesinin Saadet Partisi'nin son seçimlerde aldığı oylarla daraltılarak hesap edilemeyeceğini düşünüyorum. Zira kırk yıllık bir uğraşla siyasallaşma ömrünü belki toplumsallaşarak devam ettiren bir düzeyi işaret etmek gerek! Hatırlayacaksınız kamuoyu araştırmalarında, Türk halkının en sevdiği millet olarak Filistinliler çıkmıştı raporlardan, aynı araştırma, halkımızın İsrail işgalini onaylamadığını da ortaya koymuştu da en üst düzeydeki ABD neo-conları, Türk halkı bizi sevmiyor diye yaygarayı basmıştı... Bu meseleyi direkt Erbakan'la ilişkilendirmiyorum. Hatta Başbakanımız'ın İsrail'in devlet terörü yaptığını, katliamların durması gerektiğini söylemesi ile Milli Görüş retoriği arasında bir bağ vardır da demeyeceğim. Ama kamuoyu bağlamında Filistin sevgisi ve Mescid-i Aksa şuurunun siyasal bendlerin ötesinde toplumsallaşmış hale gelmesinde elbette ki Erbakan söyleminin büyük payı vardır... Zira siyaset, kurumlaşmış bir üst ses olarak toplum bilincine kattığı renkler oranında başarılıdır... Bu noktada Mescid-i Aksa'yı hem toplumsal, hem de evrensel bir çağrı olarak siyasete çağırmak elbette çok önemlidir. Erbakan Hoca'nın, Şehit Azzam'ın malum direniş bildirisine imza atıp atmaması bu bakımdan çok anlam arz etmiyor... Filistin meselesini Türk siyasetine ve yerli toplumsallığa mal etmiş olması, başlı başına bir imza zaten... Şehit Azzam'ın bildirisine manen imza atmış milyonlarca genç var yeryüzünde... Allah, ondan razı olsun! Onun açtığı direniş amfisinde, ders hiç bitmeyecek! Sibel Eraslan seraslan@vakit.com.tr
__________________ Ey İnsan! Kerim olan Rabbine karşı nedir seni aldatan (İnfitar,6) İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. |
| | |
![]() |
| Lesezeichen |
| Seçenekler | Arama |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Erbakan Hoca kaybetti mi? | seckince | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 4 | 25.02.2008 10:59 |
| Erbakan Hoca’nın gözyaşları | NHAND | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 0 | 28.10.2005 13:26 |
| ERBAKAN hoca ağlıyordu..! | şehzade | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 38 | 25.07.2005 13:22 |
| ERBAKAN Hoca KÜRSÜDE. | el-EMIN | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 39 | 14.11.2004 10:24 |