İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 02.08.2005, 16:13

 
M. Ali Saral - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.08.2002
Mesajlar: 5.574
Teşekkür etti: 22
126 Teşekkür 60 Mesaja aldı
İnanç Ahlakı (Güzel bir makale)

Birini düşünün: Bir imana sahip, fakat bir iman ahlakına sahip değil. Hatta imanın da bir ahlakı olduğunu, olabileceğini hiç düşünmemiş. Üzerine titizlendiği ahlaki alanlar vardır mutlaka. Cinsel ahlak, siyasal ahlak, iş ahlakı, ilim ahlakı… Fakat titizlendiği bu alanlar arasında "iman ahlakı" yok. Tüm ahlaki davranışlarının referansı imanı. Fakat bu imanın da bir ahlakı olduğunu göz ardı etmiş. Tüm ahlaki davranışları imana atıf yapıyor, ama bizzat atıf yapılan yer ahlak nosyonundan mahrum.



Birini düşünün: Mümin olduğunu iddia ediyor, bir değerler sistemine inanıyor. Fakat inandığı değerler sistemine güvenmiyor. Allah'a inanıyor, inandığı Allah'a güvenmiyor. İslam'a inanıyor, inandığı İslam'ın yaşadığı çağın sorunlarını çözeceğine inanmıyor. Vahyin ilahi kaynağına inanıyor, o vahyin hayata dair kılavuzluğuna güvenmiyor.

Bu modernlerin imanına tebelleş olan bir hastalık. Elbet bir paradoks bu. "Yaman çelişki" denilen türden bir maraz. Şu sorular can yakıcı sorular; ne yazık ki cevabı, sorusu kadar kolay değil: Ahlaki anlamda mümin olmadan, akîdevî anlamda mümin olmak mümkün müdür? Mümkünse, bu nasıl bir iman olur? İmanın akidevi yükümlülüğünü ahlaki yükümlülüğünden ayıranlar, Allah'ın birleştirilmesini emrettiğini ayırmış olmazlar mı?

Kişi inançla güveni aynı adreste toplayamıyorsa, bu bir kişilik ve kimlik yırtılması anlamına gelir. İnandığına güvenmeyen, imanından esirgediği güvenine mutlaka başka bir adres bulur. Burada bir başka sorun gündeme gelir: İnandığına güvenmeyen gerçekte güvendiğine inanıyor demektir. O halde onun içinde güven barındırmayan imanı, içi boş bir iddiadan başka bir şey değildir. İşte kimlik ve kişilik yırtılmasının en vahim sonucu budur ve bu duruma vahiy "nifak" adını verir.

Gerçekte münafıklık bir ahlak sorunudur. İmanın akîdevî tarafından çok ahlaki tarafını ilgilendirir. Yani "inanmakla" değil "güvenmekle" ilgili bir sorundur. Kişi kendini iman etmiş sayar ya da öyle görünür. Fakat iman ettiği Allah'a, O'nun dini olan İslam'a, O'nun vahyi olan Kur'an'a güvenmez. İnandığı değerler sisteminin insanlık için daha iyi bir senaryo üreteceğine güvenmez. İnsanlığın sorunlarına sahih ve kalıcı çözümler üreteceğine güvenmez.

Elbet inandığı değerlere güvenmeyenler, güvendiklerine inanmaya başlarlar. Buna rağmen hâlâ güvenemedikleri değerler sistemine iman ettiklerini iddia etmeleri, iman ahlakından yoksun olmalarındandır. Bu tür bir ahlaksızlığın binbir sebebi vardır. Ama tüm sebepler gelir, "sinek tabiatlılığa" dayanır.

İmanın balarısı olmak yerine sineği olmak bir tutum, bir tavır, bir tercih meselesidir. Bu tiplerin alâmet-i fârikası "hemen şimdi"ci olmalarıdır. Yarınki helaldense şimdiki haramı tercih ederler. Yarınki sahici cennettense şimdiki sahte cenneti tercih ederler. Yarınki gerçek, kalıcı ve hak edilmiş başarıdansa, hemen şimdi gelecek geçici, sahte ve müsvedde başarıya tav olurlar. Yarınki hakiki mutluluktansa, hemen şimdi yaşayacakları anlık zevk ve sefâya şapka çıkarıp seğirtirler. Bunun için gerekli görürlerse, efendisinin bevlini şifa niyetine içen ahmak uşak rolünü bile oynarlar.

Bu ciddiyet yoksunluğudur. İnancında ciddi olmayanın güveninde ciddi olacağını düşünmek abestir. Dolayısıyla böyleleri, geldikleri yere bir bereket katmazlar ki, gittikleri zaman bir bereket götürsünler. Böylelerinden ne Hattab oğlu Ömer gibi imanlarında ciddiyet, ne Ebu Cehil gibi inkarlarında ciddiyet beklenir.

Bu tipler için "kâr" sadece cebe girenden müteşekkildir. Bu tipler için "başarı" materyalden müteşekkildir. Lügatlerinde başarı denilmesi için elle tutulur, gözle görülür olmalıdır. Bu tipler için "rakamlar" önemlidir, "değerler" değil. Yusuf'un gömleği bu tiplerin eline geçse, koklatmak için Doberman ararlar. Musa'nın asası bu tiplerin eline geçse, Firavun'a rüşvet verirler. İbrahim'in ateşini görseler, ellerini ovuşturarak yumurtalarını pişirmek için koşarlar. Men ve selva yerine soğan sarımsak isterler. Yüreği köleleşmiş İsrailoğulları gibi, Firavun'dan kaçtıkları halde, Firavun'un putlarına taparlar. Rollerin en çirkini, baba katiline âşık olan zavallı rolünü oynamaktır.

Sami Hocaoğlu / Yeni Şafak
__________________
" M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . "
M. Ali Saral isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
İnanç üzerinde pazarlık olmaz jandarma Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 2 03.03.2008 18:10
Kaos Ve İnanÇ ((KuL)) Dini Bilgi ve Eğitim 0 03.05.2006 11:43
Allah'a İnanç Geni Bulundu M. Ali Saral Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 4 06.11.2004 11:47
Avrupa'da yaşayan Türkler için güzel bir makale M. Ali Saral Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 1 02.06.2004 11:45
Gercek Hayat dergisinden güzel bir makale Morpheus Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 2 26.05.2004 19:12


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:22 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50