Teröre karşı sivil mücadele Teröre karşı sivil mücadele
Bir süredir unutmaya yüz tuttuğumuz bölücü terör yeniden hortladı. Gün geçmiyor ki Anadolu’nun bir köşesinden şehit cenazesi kalkmasın; gözü yaşlı babalar, kardeşler Türk bayrağına sarılı tabutları omuzlamasın... Yollara mayınlar döşeniyor; belediye başkanı, asker kaçırılıyor.
Mayını yolların bozuk oluşuna bağlayanlar var, askerî kesim yüksek sesle değil de fısıltı ile konuşuyor, yollar düzgün olsa mayın döşenmez diye. Tabii fatura AK Parti Hükümeti’ne kesiliyor. Oysa yeni yollar hükümetin en iddialı icraatlarından... Başbakanlık Sözcüsü Akif Beki açıkladı, bölgeye iki yıl içinde 1000 kilometrelik duble yol yapılmış.
Suçu bütünüyle yola yüklemek ne derece doğru, tartışılır. Doğrusu, ben bunun ana etken olduğunu düşünmüyorum, nedenlerden biridir sadece. Madem bir etken olarak görülüyor, onun da üzerine gidilmeli, dahası yapılmalı, yollar teröre meydan vermeyecek şekilde yeniden ele alınmalı. Türkiye kâbus dolu karanlık günlere dönmek, bölücü terör kâbusunu tekrar yaşamak istemiyor.
Genelkurmay Başkanı yeniden hortlayan terör dalgasına karşı ‘kısıtlanmış yetkilerle’ mücadelenin sürdürüleceğini açıkladı. ‘Kısıtlanmış yetkinin’ muhatabı da hükümet. Avrupa Birliği sürecinde peş peşe yürürlüğe giren, demokrasinin -buna paralel olarak- hak ve hürriyetlerin standardını yükselten uyum paketlerinin terörle mücadeleyi eskiye göre güçleştirdiği anlaşılıyor.
Aslolan; demokrasinin içinde kalarak, normal yöntemlerle terörün üstesinden gelebilmek. Zor olan da bu. Olağanüstü şartlar kısa vadede sonuç doğurabilir, teröre karşı mücadeleye olumlu katkı yapabilir. Ancak terörü beslediği de realite. Gerek bölgedeki halk nezdinde, gerekse uluslararası camiada bölücü terör için elverişli zemin oluşturuyor. Daha önce yaşandı.
Hükümet sözcüsü Cemil Çiçek Bakanlar Kurulu’nun ardından, ‘terörle mücadelede kesinlikle yetkinin esirgenmeyeceğini’ söyledi. Bu hükümetin görüşü. Güvenlik birimlerine yeni yetkiler tanınırken olağanın dışına taşmamaya özen gösterilmeli. Terörün kökünü kazımak sadece güvenlik birimlerinin işi değil, siyasi irade terörün beslendiği kaynakları kurutmak için ağırlığını koymalı. Sorunu yalnızca askerin üzerine yıkmak meseleyi çözmüyor...
AK Parti iktidarı da bunun farkında. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bugün ‘terörle mücadele konusundaki görüşlerini almak üzere’ bir grup aydınla bir araya gelecek, toplantıya Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de katılacak. Hükümetin görüşmeye misyon yüklediği ve bunu önemsediği anlaşılıyor. Aydınlar grubu bir süre önce yayınladıkları bildiride terör örgütü PKK’ya silah bırakma çağrısında bulunmuştu.
Aydınların girişimini farklı değerlendirenler oldu; olumlu bulanlar ağırlıkta, MHP dışındaki partiler ihtiyatlı da olsa destek verdi. Bölücü terörün toplumsal dayanaklarının ortadan kaldırılmasına katkı yapacağı yönündeki kanaatleri paylaşıyorum. Yaptıkları PKK’ya ‘Terörü hemen bitir’ çağrısı... Mücadele dört koldan yürütülmeli. Aydınların girişimi mücadelenin sadece bir parçası. Hükümetin aydınlarla bir araya gelmesi bölücü terör örgütüyle diyalog sonucunu doğurmaz. Ayrıca, aydınlar arasında Kürt kökenliler olduğu gibi Türklüğünü öne çıkaranlar da var.
Başbakan Erdoğan’ın aydınlarla görüşmesinin ardından cuma günü yapacağı Diyarbakır çıkarmasını da terörle mücadele kapsamında değerlendirmek lazım. Yapacağı konuşma terörün zeminini ortadan kaldırmaya dönük esaslı mesajlar içerecektir. Bu gezi yeni bir paket açıklamasa bile açılım sağlayacaktır. Bölücü terör konusu toplumun en hassas olduğu konuların başında geliyor, geçmişte büyük acılar yaşandı çünkü, herkesin çok dikkatli olması gerekir, kesinlikle iç politik kaygılarla hareket edilmemeli. Avrupa Birliği karşıtlığının zemini olarak kullanılmamalı.
__________________ Herşeyin doğrusunu Allah bilir !!! Konyaspor |