| İsmet Özel / Yepyeni Bir Yenileşme İsmet Özel
Yepyeni Bir Yenileşme
Eğer bana Türkiye'de yaşayan ve tanıyabildiğim kadarını tanıdığım Müslümanlar inançlarına liyakat kespettiklerine dair ufacık bir emare ulaştırmış olsalardı, böylelikle ben de onların düşünme haysiyetiyle düşünce seviyesi arasındaki rabıtayı önemsediklerine şahit olsaydım okumakta bulunduğunuz yazıyı heyecan yüklü, dramatik bir dille kaleme alacaktım. Oysa şimdi iki eli yanlarına düşmüş birinin buruk yazısını okuyorsunuz.
Türkiye bir yenileşmenin eşiğinde. Elbette tabiat olaylarında gördüğümüz kabuk değiştirme türünden bir yenileşme değil bu. Türkiye kendini yeniden üreterek, tazelenme ve dirileşme iradesiyle yenileşiyor denilemez. Şu da değil: Şimdiye kadar farklı aşamalar geçirmiş ve ülkenin geleneksel veya klasikleşmiş yapısını ülke dışında oluşup değişen ve Türkiye'yi kuşatan dünya şartlarına uyarlamak için uygulamaya konulmuş bir yenileşme beklemiyor bizi. Öyle olsaydı bu yazının başlığını "Alıştığımız Yenileşme" veya "Eski Yenileşme" koyardım. Halbuki Türkiye tarihinde ilk defa yenileşmesini yenileştiriyor, yepyeni bir yenileşmenin arifesindeyiz. Bu seferki yenileşmedeki yenilik nedir? Uğradığımız "eski" yenileşmelerin nasıl gerçekleştiğini bilmeden bu soruyu cevaplandıramayacağız.
İlk yenilik çağı Lale Devri idi. Ben bu zaman dilinimde Türklerin Avrupa medeniyeti karşısında mütekebbir bir müdafaa hattı çektiklerini düşünüyorum. Eğer Grek ve Romalı köklerinden güç alan İbranî-Hıristiyan "Batı" alemi medeni tavırlarıyla öğünüyorsa ona İslâm kültürüyle yoğrulmuş bir toplumunun nasıl medenîlik seğirmesinde bulunabileceği gösterilmek istenmiştir. Türklerin yenileşmesi bir yılgınlık veya bir yaranma olarak değil, bilakis kendini sınayış olarak başlamıştır. Başından beri bu tutum gereğince anlaşılamamış, yenilikçiler tutarlı bir tez geliştirememiştir. Bu sebepten dolayı geleneksel yapı ile İslâmiyet'i özdeş sayanlar yenileşirsek Müslümanlığımızı kaybedeceğimiz iddiasında bulunmuşlardır. İslâm'dan uzaklaşacağımız korkusu her zaman yenileşmeye mecbur olduğumuz hissine baskın çıkmış ve bütün yenilikçileri etkilemiştir.
Yeniçeriliğin kaldırılması, Tanzimat, her iki Meşrutiyet ve Cumhuriyet hareketleri halka anlatılırken yenilikçilerin getirdikleri yeni düzenin islâm'a mugayir bir tarafı olmadığı, tam tersine İslâm'ın bu yenilikleri amir bulunduğu söylenmiştir. İçinde bulunulan zamanın mantığına uyan bir İslâm aranmış ve giderek yenileşirsek en sahih Müslümanlığa daha fazla yaklaşacağımız savunulmuştur. İşte bu yüzden her yenilikçi islâm'a sadakatini kanıtlayarak yetki talep etmek zorundaydı.
Türkiye'de ilk defa yenileşmenin öncülüğüne aday olanlar İslâm'a sadakatlerini kanıtlamak yükümlülüğü altında değil. Türkiye'de ilk defa yeni düzenin İslâm'la uyum zarureti hiç kimsenin zihnini meşgul etmiyor. Tam tersine bu yepyeni yenileşme kendi savunmasını devletin İslâmlaştırılması taleplerini akamete uğratacağı, geçersiz kılacağı gerekçesiyle yapıyor.
__________________ " M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . " |