Burhan Bozgeyik31.08.2005


Mevcut iktidar partisinin isminin açılımı hayli zamandan beri tartışma konusu. Onlar ısrarla bize “Ak” deyin diyorlar. İyi de bu sıfatı hak etmek için ne yapıyorlar? Yapılanlar ortada. Bir gerçek var: Bu ülkede yaşayan insanların maddî-mânevî dünyası “karartılırken” yabancıların ekmeğine habire yağ sürülüyor, onların önü aydınlatılıyor.
Memura, işçiye, emekliye çay kaşığı ile verilirken, gariban halkın cebinden kepçelerle alınıyor. Akaryakıta zam üstüne zam yapılıyor, bu sahada dünya rekoru kırılıyor. “Halktan almak” hususunda dünyada benzeri görülmemiş uygulamalar sergileniyor. Verginin vergisi alınıyor. (Lütfen faturalara bakınız. Yok ÖTV, yok ÇTV, yok KDV, yok bilmem ne...)
Helalinden, alın teriyle kazanç peşinde olanlar kan ağlıyor. Dün “ağa” diye bilinen toprak sahibi çifçiler, bugün asgarî ücretle çalışmaya hazır “gariban” durumuna düşürülmüş durumda. Dün atölye sahibi esnaf, san’atkâr, küçük sanayici bugün, “Alın dükkânımı, atölyemi, tezgahımı!.. Bana çoluk çocuğumu geçindireceğim bir ücretle çalışacağım iş verin!” diyor. Rantiyeci çuvallarla parayı alnı terlemeden götürürken, garibanlara yüzde 5, yüzde 3,5 zam vermekten bahsediliyor.
İşin maddî ciheti bir tarafa, halk mânevî cihetten üzerine “karabasan” çökmüş gibi yaşıyor. Çoluk çocuğuna ağız tadıyla ve gönlünce dinini, kültürünü öğretemiyor. Hacca bile hür ve serbest şekilde gidemiyor. “Kamusal alan”daki halka konulan yasakların sınırları gün gün genişletiliyor. En son Millî Eğitim Bakanlığının “dâhice” bir tasarrufu ile başörtülü hanımlara ehliyet de yasaklanmaya başlanılmış durumda. Bu işin sonu nereye varacak belirsiz. Bu gidişle hacca gidecek hanımlardan bile “başı açık fotoğraf” istenirse, ya da nüfus cüzdanı veya evlilik cüzdanı almak isteyenlerden “resmî dairelere girmek için başı açmak mecburiyeti” getirilirse şaşmamak gerek.
Örnekleri çoğaltabiliriz. Halkımızın maddî-mânevî dünyası bu şekilde karartılırken, yabancılara hemen her sahada tâviz üstüne tâviz veriliyor. Kıbrıs’ta kazanılmış bütün haklar gasbedilmek isteniyor, mevcut iktidar durup seyrediyor. ABD ve AB ne isterse, “hay hay efendim!” deniliyor. Bu yapısıyla mevcut iktidar partisi sanki “Amerika’yı Kalkındırma Partisi” gibi çalışıyor.
Elin gâvuru, kuyumuzu kazmak istiyor, bu vatanı paramparça etmek için çalışıyor. Tavşana kaç, tazıya tut diyor. Kuzey Irak’tan bize doğru ucu zehirli hançer uzatıyor. Bizim iktidar partisi durup seyrediyor. Seyretmekle kalmıyor, misterlerin, mösyölerin boynuna sarılıyor.
Mevcut iktidar partisi halına-çuluna bakmayarak, halka yaptığı vaatleri çoktan unuttuğunu bilmezlikten gelerek, “bana ak deyin!” diyor. İyi de işte üç yıllık icraat ortada. Saçınız önünüzde. Ak mı kara mı görün ve siz söyleyin: Bu yapılan işler, ak işler mi?..