İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 01.09.2005, 13:11

 
gençüsküdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07.05.2005
Mesajlar: 6.435
Teşekkür etti: 2
14 Teşekkür 8 Mesaja aldı
Vakit çok geç olmadan

Kendini ve özünü unutan, tarihten, geçmişten asla ders alamayan, başkalarının etkisi ve baskısı ile böylesine "değişen" adeta mankurtlaşan bir idareye karşı acaba onları bu mevkiye getirenler mutlu mu, huzurlu mu? İstedikleri bu mu idi? O taban denen, kolay kanan, olayları olduğu gibi değil de ümit ettiği gibi görmeye çalışan grup acaba hızla içine itildikleri tehlikeli mankurt’luk psikolojisini benimsedi mi? Yoksa daha zamana mı ihtiyaçları var?

Kendini Unutanlar:
Bu olaya sanıldığından daha çok rastlanır. İnsanlar belli bir yerde ve belli bir grup aidiyeti ile doğarlar, sonra imkanlar veya tesadüfler onlara yeni ve daha iyi imkanlar tanır. Birden bakarsınız, kişi kendini, geçmişini, herşeyi unutmuş, bambaşka biri olmuş, çıkmış. Bu kadarla kalsa iyi, bir de geçmişi hatırlamamak ve eskilerden ders almamak gibi bir huy da edinmiş olur. Yeni edindiği ve az tanıdığı hatta tanımadığı dostlarını memnun etmek için yapmadığı kalmaz. Sonunda, kendi yanlış davranışları ile kendini "zavallı duruma" sokar ve böylece kendi sonunu ve kendi felaketini hazırlar.

Bu değisim bazen insanların bilinçli gayretleri ile olur, bazen bir şok veya uzun bir hastalık sonunda olur. Bazen de kendileri dışında, başkalarının onların üstünde yaptıkları bilinçli baskılar ve psikolojik oyunlar sonunda meydana gelir.
Bu inanılmaz değişime verebileceğimiz en iyi örneklerden biri, özellikle Asya’da uygulanan bir durumdur. Bir düşman kavim ya da aşiret tarafından yakalanan veya bir şekilde onlar tarafından ele geçirilen kişilere uygulanan metod, mankurt’laşmadır. Düşman veya "karşı taraf" ele geçirdikleri kişileri öldürmeyip, onların başlarına uzunca bir süre, hayvan postu geçirirler ve ellerini bağlarlar. Yani, kafalarına takılan bu baskıdan kurtulma imkanını bırakmazlar. Bu kişiler, aşırı sıcakta, susuz, gölgesiz yerlerde adeta "kendinden geçene kadar" bağlı kalırlar. Sonra, esir alanlar, kendi uygun gördükleri zaman az az onlara su ve yemek vermeye, bu metodla onları adeta "yeniden eğitmeye, terbiye etmeye" başlarlar. Bir süre sonra, bu tutsaklar, kendinin ait olduğu grubu, kültür ve inançları unutarak, bu değerlere yabancılaşmaya başlarlar ve "adeta düşman" hale gelirler. Ortaya yeni bir tip çıkar. Artık tamamen eski düşmanları ve "yeni dostlarının" etkisinde, onun uydusunda hareket eden, kendi özü ile ters düşen bir "mankurt" ortaya çıkmıştır. Artık o kendi insanına yabancı ve düşmandır. Ne yazık ki, bu transformasyon, yani geriye dönüşü olmayan değişme bir daha düzeltilemez.

Önemli Sorular:
1- Etrafımızda hiç anlayamadığımız kadar değişen ve başkalaşan kişiler görüyor muyuz? Bunların değişim sebepleri nedir?
2- Aramızdan çıkıp, özünü inkar edenler ve hatta o "özü incitmek, yok etmek" isteyenlere rastlıyor muyuz? Bunları kimlerin etkilediği ve bu hale getirdiğini acaba hiç sorguluyor muyuz?
3- Geçmişten ders almadan, sanki olaylar hiç olmamış gibi davranıp, eski düşman ve karşıtlarına adeta "yeni bulunmuş can dostları gibi" sarılanlar görüyor muyuz? Bu kişilerin düşünme ve tahlil etme ve geçmişi hatırlamak gibi hasletlerine, ne olduğunu merak ediyor muyuz?
4- Kendimize ait olan tüm değerlerin kötülenip, başkalarından gelen tüm değer ve tekliflerin de mübah olup, el üstünde tutulduğuna şahit oluyor muyuz?
5- Ve tüm bu acayip değişikliklere karşı tepkisiz mi kalıyoruz? Neden?
Değişmeyen Etraf ve Dost Olmayan "Dostlar":
Sn. Chirac son derece kararlı… Türkiye’nin AB üyeliği konusunda kolaylık sağlanmayacak hatta Türkiye’nin "özel statü"de tutulması için gerekli politikalar üretilecek. Neden olmasın? Şu ana kadar Türkiye’de başta bulunan hükümet, AB ülkelerinin ve özellikle de Fransa’nın talep ve istediklerini yerine getirmek için her fedakarlığı yaptı. Sessiz, sedasız istenilen Ankara anlaşması ek protokolünü imzaladı. Hem de tüm ülkeden gerçekleşen protestolara ve yükselen "yapmayın" çağrıları rağmen. Hükümet elini kapana soktu. Şimdi, Fransa, Almanya ve diğerleri, herşeyi, daha da fazlasını istemekte kendilerini haklı ve yetkili görüyorlar.

Sn. Merkel, kesinlikle Türkiye’nin AB’de olmasından yana değil. Almanya’nın başına geçeceği de kesin. Şimdiden, Türkiye’nin müzakere statüsünü değiştireceğini ilan etti. Böyle yeni AB dostları, herkesin başına. Zaten, başka şeyler de istemeye hazırlanıyorlar. Neden olmasın? Türk hükümeti elini kapana soktu, kendini köşeye koydu bir kere, tek elle de pek bir şey başarılamaz.
Sn. Karamanlis, hiç bir fırsatı kaçırmadı. Neden böyle bir şey yapsın ki? Yunanlı dostumuz büyük bir ciddiyetle, "Türkiye’nin iyi komşuluk yapmak ve dış politikada problemlere barışçı yollarla yaklaşmakla yükümlü olduğunu" Türkiye’ye bir kere daha hatırlattı. Tabii, bunu Avrupa platformunda yaptı. Bunun manası: Onlar deniz hududu için 12 mil’de ısrar edebilecekler ama buna karşılık adeta köşeye sıkıştırılan ve boğulacak hale gelen Türkiye asla bunu "savaş veya düşmanlık sebebi saymayacak". İlaveten,Güney Kıbrıs Rum kesiminin gemilerine limanları, uçaklarına da havaalanları bir an önce açılacak (Sn. Chirac bunun bir an önce yapılması için uyarıda bulundu bile). "Din özgürlüğü, insan hakları ve azınlık hakları aynen AB’nin dediği gibi uygulanacak. Türkiye bununla yükümlüdür" dedi.

Doğrudur. Der. Daha da fazlasını der. Nasıl olsa, karşıkinin kafasına o post geçirilmiş, düşünme ve analiz etme kabiliyetlerine olanlar olmuş. Şimdi "mankurt’laşan" bir gruptan, talep etme zamanıdır. Sırada Ekümenlik, Heybeliada okulu, birkaç küçük adanın durumu da var. Yunanlı "dostlarımız" bunu da dile getirerek, Türkiye’nin yükümlülüklerini hatırlatıveriyorlar. Artık "Mankurtluk" başlamışken, dilim dilim kesip almak, küçük küçük talepleri arttırma zamanı gelmiş demektir.

Siz olsanız yapmaz mısınız? Hem de AB bu küçük adalara ve ekümenlik işine bu kadar destek verip, arka çıkarken. Hele, hele İstanbul’da Eylül ayı içinde Sultanahmed Meydanı’nda büyük bir konser hazırlığı yapılırken, Türk ve Yunan ses yıldızları birlikte kardeşlik şarkıları söylerken, sayın belediye başkanı da "tüm dinleri, kucaklayacak çeşitli projeler üretirken"… Böylesine dışarıda herkesi memnun etmeyi, kendilerine bir vazife ve borç bilen bir idare iş başındayken, neden Sn. Karamanlis bu fırsatı kaçırsın ki?

Fazla Geç Olmadan:
Kendini ve özünü unutan, tarihten, geçmişten asla ders alamayan, başkalarının etkisi ve baskısı ile böylesine "değişen" adeta mankurtlaşan bir idareye karşı acaba onları bu mevkiye getirenler mutlu mu, huzurlu mu? İstedikleri bu mu idi? O taban denen, kolay kanan, olayları olduğu gibi değil de ümit ettiği gibi görmeye çalışan grup acaba hızla içine itildikleri tehlikeli mankurt’luk psikolojisini benimsedi mi? Yoksa daha zamana mı ihtiyaçları var?

Geçmişe önem vermeyip, üstünde yaşadığımız bu vatanın nasıl işgal edilip, halkının katliama tabi tutulduğunu hatırlayamayacak kadar "unutkanlık hastalığına tutulanlar" hatta hatta, "canım ne olacak, 2000 yıl önce de bu topraklarda onlar yaşamıştı, oncağızların da hakkı var" diyecek kadar kendinden geçenler, "iyi birer mankurt" olmak yolundalar denebilir.
Asıl önemli olan neden daha büyük grupların hala uyanamadığı ve sorgulamadığı? Eylül ayına girdik. Zafer ve uyanış ayına. Nasıl ki 81 yıl önce, Eylül ayı, başarıların ve yeni başlangıçların ayı olmuştur, Bugün, 2005’te de bunun tekrarlanma zamanı gelmiş bulunmaktadır

Doç Dr. Oya Akgönenç
__________________
Ey İnsan! Kerim olan Rabbine karşı nedir seni aldatan (İnfitar,6)

www.anadolugenclik.com.tr
gençüsküdar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
10 Sey Olmadan, 10 Sey Olmaz...! -Hira- Günlük 11 16.05.2008 21:14
10 şey olmadan 10 şey olmaz .. _eslem_ Özgün Yazılarınız 5 23.04.2008 23:03
Vakit namazını kılan bir kişi cemaate aynı vakit icin imamlık yapabilir mi? itimat İbadet Hayatımız 0 10.03.2008 17:44
Geç Olmadan... dilek Özgün Yazılarınız 7 06.07.2006 21:27
Farkinda Olmadan.. Feyza_Nur Özgün Yazılarınız 6 25.12.2002 02:53


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:38 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51