|
Aydın isyanı: İnsafsızlar
Aydın isyanı: İnsafsızlar
Gerçekleri, “ideolojik takıntı”ları nedeniyle tersyüz eden holding medyasının, son yılların en büyük asparagaslarına imza attığı anlaşıldı. Doğan Grubu gazetelerinden Milliyet’in, ‘Kur’an’da reform’, Hürriyet’in de “Alevi zirvesi toplayacağız” manşetleri asparagas çıktı. Diyanetten Sorumlu Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın, “Düşüncede reform, bilgide reform” şeklindeki açıklamalarını, “Alevi zirvesi toplayacağız. İslâm dünyasındaki akıl tutulmasını aşmak için dini düşüncede reform şart”, “Kur’an’da reform” diye çarpıtarak manşetine taşıyan kartel medyasına büyük tepki gösterdi. Doğan Grubu’na ait Milliyet gazetesinin 07.12.2002, Hürriyet gazetesinin de 08.12.2002 tarihli sayısında manşetten duyurduğu bu haberlerle ilgili bir haftalık aradan sonra sessizliğini bozan Aydın, kendisine ait olduğu belirtilen ifadeleri kesinlikle söylemediğini kaydetti.
“DEMEDİM ÖYLE BİR ŞEY.. DEMEM.. DEMEYECEĞİM DE”
Milliyet gazetesi sözkonusu haberinde, Bakan Aydın’ın, Kur’an-ı Kerim’in yeniden yorumlanmasını istediğini vurgulamıştı. Aynı gruba ait olan Hürriyet gazetesi de yine manşetten duyurduğu haberde Bakan Aydın’ın ağzından, “Alevi zirvesi toplayacağız. İslâm dünyasındaki akıl tutulmasını aşmak için dini düşüncede reform şart” yazmıştı.
Kartelin bu haberler üzerine, bazı yayın organlarının açıklamalarını çarpıttığı gerekçesiyle bir süre basına demeç vermeyen Bakan Aydın, bir haftalık aradan sonra sessizliğini bozarak, konuyla ilgili “Demedim öyle bir şey. Demem. Ve demeyeceğim” diye konuştu.
“KUR’AN’IN REFORMA İHTİYACI YOK”
Türkiye Yazarlar Birliği’nin “Yazar Okulu” programında konuşan Aydın, “Çünkü o benim hayat felsefem değil. Ben din ile reform kelimesini yan yana getirmiyorum. Düşüncede reform, bilgide reform, eylemde reform tamam.. Ama Kur’an’ın reforma ihtiyacı yok” dedi.
“KONUŞMA HÜRRİYETİMİ KISITLADILAR”
“Konuşma hürriyetimi kısıtladılar” diyen Bakan Aydın, Doğan Grubu gazetelerinin insanları “teşhir” ettiğini vurguladı. Mehmet Aydın şunları kaydetti: “Teşhiri hoşgörmüyorum. Bu bende ciddi bir huzursuzluk yaratıyor. Ben bir bültenin köşesinde yer alırım. Ama popüler bir yayın organı bana manşetinde yer verirse, bu bana haksızlıktır, zulümdür. Ben orada yer almak istemiyorum, ait olduğum yerde yani o köşede yer almak istiyorum. Artı bir de şu var: O başlıkların hiçbirini söylemedim ben. Ne şuradan ne zirveden kesinlikle bahsetmedim. Başlığın altını okuyun görürsünüz. Orda; soruyor ‘Hocam dinde reform’ ben de diyorum ki; ‘ben bu dinde reform sözünü hiç sevmem’. Benim üzerinde durduğum dini tefekkürde ve dini malumatta yenilenmedir. Ama alt başlığa bakıyorsunuz, ‘AB’ye girersek dinde reform olur’. Demedim öyle bir şey. Demem. Ve demeyeceğim. Çünkü o benim hayat felsefem değil. Ben din ile reform kelimesini yan yana getirmiyorum. Düşüncede reform, bilgide reform, eylemde reform tamam.. Ama Kur’an’ın reforma ihtiyacı yok.”
“EN SEVDİĞİM ŞEYİ BUNDAN SONRA AZ YAPMAK ZORUNDAYIM”
“Bir tarih koydum, o tarihe kadar bana hiç soru sormayın dedim. Niye? Çünkü benim özgürlüğümü kısıtladılar; bu konu beni istediği yere alıp götürüyor. O zaman söyleyemem arkadaş. En sevdiğim şeyi bundan sonra az yapmak zorundayım. En sevdiğim şey konuşmaktır.”
“YÜZ CÜMLE SÖYLÜYORDUM BİR CÜMLE YAZIYORLARDI, ŞİMDİ BİR CÜMLE SÖYLÜYORUM BİN CÜMLE YAZIYORLAR”
“Hocam okunasın diye öyle yaptık. Fena mı oldu” demezler mi bir de” diye konuşan Bakan Aydın, kartele sitemini şu sözlerle sürdürdü: “Bugüne kadar yüz cümle söylüyordum, insafsızlar bir cümle yazıyorlardı. Şimdi ise, bir cümle söylüyorum bin cümle yazıyorlar.”
............................
Vakit'ten
__________________
" M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . "
|