Erol Manisalı da Hidayete Erdi! Meğer 28 Şubat Ne İçin Ve Kime Karşı Yapılmış! 
28 Şubat, gösterişli törenlerle ülkede “irtica”nın engellenmesi için gövde gösterisi yaparken cılız kimi sesler “birileri bir şeyler kaçırıyor, dikkat edin!” demeye çalışıyordu. O günkü kargaşada bu sesler pek ilgi görmedi. Medya tüm gücüyle Refahyol iktidarına ve dindar kesimlere hücuma geçerken belki işin farkında olanlar bile “mürtecilerin bu kargaşada aradan çıkması” için olan bitene göz yumdu!
Cumhuriyet gazetesi yazarı Erol Manisalı, aradan geçen 7 sene sonra 28 Şubat hakkında “meğer mesele başkaymış!” diyenlerden.
Evet mesele başkaydı Sayın Manisalı, ve zatıaliniz de birçokları gibi o günkü dolmuşa bir çırpıda atlayıverdi ve bugünlere geldik!
Şimdi 8sutun okurlarına, Manisalı’nın nasıl hidayete erip 28 Şubat’ın gerçek yüzünü ortaya serdiği bugünkü yazısını sunuyoruz:
Anahtar Sözcük 28 Şubat mı?
Abdullah Gül 'ün 1995, 1997 ve bugün Gümrük Birliği ve AB ile ilgili yaptığı konuşmalar beni de işin içine soktu.
- Abdullah Gül 1995 ve 1997'de muhalefetteyken de, koalisyon iktidarında bir bakan iken de benim görüşlerimi destekledi. Hem TBMM kürsüsünde hem de bazı televizyon kanallarının düzenlediği programlarda.
- Hulki Cevizoğlu Kanal Türk'te, Gürbüz Evren Kanal B'de Abdullah Gül'ün dünkü ve bugünkü konuşmalarının görüntülerini yayımlıyorlar.
- Arkasından Hulki Cevizoğlu ve Gürbüz Evren'e telefonla konuk oluyorum. Bu, kaçınımlaz bir birliktelik: Çünkü Sayın Gül bastıra bastıra '' Erol Manisalı 'nın dediği gibi...'' diyerek benim görüşlerimi hararetle desteklediğini söylüyor.
Söylediklerine inanmış, ne söylediğini iyi bilen bir insanın coşkusu ve inancı ekranda yüzünden okunuyor. ''Gümrük Birliği tek yanlı bir belgedir; biz arka bahçedeki bir sömürge oluyoruz; yatırım gelmeyecek, tesislerimizi alıp kapatmak için kullanılacak; dış borcumuz artacak'' benzeri görüşler. Arkasından ''Erol Manisalı'nın dediği gibi...'' tekrarlanan benim görüşlerim.
10 yıl önce Abdullah Gül'ün ''benden alıntı yaparak söylediği her şey, bugüne kadar gerçekleşti'' . Söylediklerim doğru çıktı.
- Türkiye AB'ye tek yanlı bağlandı; yatırım gelmedi, yerli tesisleri yabancılaştıran para geldi; dış ticaret açığı dev boyutlara ulaştı, dış borçlar devleşti ve Türkiye IMF'ye teslim edildi.
- Gül bu gerçekleri 10 yıl önce bilmişti, söyledikleri çıktı. Peki şimdi niye farklı şeyler söylüyor? Sıraladığım bütün sakıncalar 10 yıl içinde tek tek ortaya çıkmışken ''neden bu sakıncaların devamına yol açan yeni anlaşmalar yapılıyor'' ?
Kırılma noktası...
28 Şubat ''müdahalesi'' askerin İslamcı siyasileşmeye indirdiği bir ''darbe'' olarak ortaya çıkıyor. Deniz bitmiş, yollar tükenmiş derken Amerika devreye giriyor. İşbirliği yaparsan yolunu ben açarım, diyor...
Yoksa 12 Mart ve 12 Eylül ''dış darbelerinde'' olduğu gibi 28 Şubat darbesi de dışardan mı planlandı? Öyle ya, içerde ''Askerin kapadığı yolları, ancak ben açabilirim'' diyen bir dış güç ortaya çıkıyor. Aynen Saddam 'a önce Kuveyt'i işgal ettirerek, sonra da sille tokat çıkarması gibi.
Önce askere yol kapattırırsın; çaresiz kalanlara da ''Yolu ancak benimle işbirliği yaparsan açabilirsin'' dersin!.. Bu yönden 12 Mart'ların, 12 Eylül'lerin mantığına da uyuyor. Çaresiz kalanlar avcuna düşerler, sonra da onlara her istediğini yaptırırsın.
Tabii bunlar hiç olmayacak komplo teorileridir. Böyle şey hiç olur mu? Bunların hepsi yalan. ''Saddam'ı İran'a saldırtan Amerika'dır'' demek çocukça bir şey! Hele bir kadın büyükelçinin Saddam gibi birini kandırarak Kuveyt'e göndermesi olacak gibi değil! Bush da Blair de Irak'a saldırırken çok doğru ve sağlam gerekçeleri vardı! Yoksa iki kafadar ellerini kana bulamazlardı. Onlar demokrasi ve insanlık için yüz elli bin sivil insanı öldürmek zorunda kaldılar.
28 Şubat 1997 olayının dışardan tezgâhlanarak art arda zincirleme olayların gelişmesi; iktidarların değiştirilmesi; Türkiye'nin haraç mezat satılması; 17 Aralık 2004 ve 3 Ekim 2005 anlaşmaları da yukarıdaki saçmalıkların bir parçası. Siyahî bakan Rice bize yardım etmedi mi?
Şimdi kalkıp da Gül'ün 1995'te söylediklerinin bugünkünden farklı olduğuna dayanarak böyle komplo teorileri oluşturmaya ne gerek var!.. Ne 12 Mart'ta, ne 12 Eylül'de ve ne de 28 Şubat müdahalelerinde ABD'nin hiç mi hiç etkisi olamaz: Okumanız yazmanız yok mu! Meclis'in duvarlarında ne yazıyor; ''Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir'' ... Amerika da kim oluyormuş!.. Bırakın böyle saçma şeyleri de işimize bakalım...
- Haa, nerede kalmıştık? AB ile başladığımız görüşmeler bir milat oluşturuyor; milletimiz mutlu ve bereketli sonu getirecek süreç sonrasında AB'ye kendimizi hazmettirecek, içeri gireriz herhalde...
Sevgili Hulki, Sevgili Gürbüz Evren, nereden çıkardınız adamın dün ya da bugün ne deyip ne demediğini? İşiniz gücünüz mü yok sizin Allahaşkına... Gerçekleri ortaya çıkarmak size mi düştü? Koskoca medya, koskoca Amerika varken...