| |||||||
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Arama |
![]() Üyelik tarihi: 07.05.2005
Mesajlar: 6.440
Teşekkür etti: 2
15 Teşekkür 9 Mesaja aldı
| Umutların Heba, Paraların İç Edilişinin Entrikalarla Dolu Hikayesi! KANAL 7 Umutların Heba, Paraların İç Edilişinin Entrikalarla Dolu Hikayesi! İnsanların, toplumun değerlerine saygılı bir televizyon yayını izleme arzusunu yerine getirme iddiasıyla yola çıkılarak kurulan Kanal7’nin, entrikalarla dolu hikayesinden ibret almak gerekiyor. Olay tam bir “neye niyet, neye kısmet” olayı.. ERBAKAN TV İŞİNE GİRERSE NASIL OLUR? İşte Kanal7 gerçeğini ortaya koyan dosyamız! Zekeriye Karaman'a ve Mustafa Çelik'e can alıcı sorularımız ve olaya karışmış veya tanık olmuş isimlerin görüşleri yolda... Dosyamız devam edecek..KOMBASSAN’ın başında bulunan Haşim Bayram ve yardımcılarından Ekrem Baki, 1991’de, “devlet televizyonunun resmî tutumu ve tarzından bağımsız özel televizyonlar arasında İslami ölçülere uygun yayın yapan bir TV kanalı olsa iyi olur” yargısına vardıkları bir görüşme yaptılar. KOMBASSAN’ın ekonomik gücüyle bir TV kanalı kurulabilirdi. Ömer Lütfi Mete, İsmail Güneş ve Seyfettin Manisalıgil'den bir fizibilite raporu istendi. “Bu televizyonculuk işi nasıl yapılır?” sorusuna da cevap aranıyordu. 1 yıl boyunca TRT’ye ziyaretler düzenlendi; teknik altyapı ve maliyete ilişkin araştırmalar yapıldı; dosyalar hazırlandı ve o dosyalar klasörlerde birikti. Haşim Bayram bir yandan dosyaları okurken bir yandan da konuyu Necmettin Erbakan’a açtı... Erbakan önüne getirilen listeden Ömer Lütfi Mete ve İsmail'in Güneş'in isimlerini çıkarttı. Acaba Erbakan’ın projeye katılması “bizim televizyonumuz” işini hangi şekle sokacaktı?.. Bu sorunun cevabı merak ediliyordu, çünkü Erbakan’ın ‘tek adam’ vasfının siyasi alanda belirgin bir getirisi olmasına rağmen girişilen birçok işin tıkanmasına sebep olduğu da biliniyordu. "YENİ DÜNYA"YI KURACAK TV’NİN TEMELLERİ ATILIYOR! Erbakan endişeleri boşa çıkardı. Televizyonun kurulmasında rol alacak kimseleri Altunoluk’taki evine davet etti. 1992’de yapılan Altınoluk görüşmesinde Recai Kutan, Haşim Bayram, Zekeriya Karaman, Mehmet Tarık Çetin, Azmi Ateş vardı. Bugün Kanal 7’nin Yönetim Kurulu Başkanı olan Zekeriya Karaman o zamanlar Refah Partisi’nin Merkez Yönetim Kurulu’ndaydı ve Erbakan’ın bilhassa parasal meseleler bakımından güvendiği bir kimseydi. Karaman, televizyon kanalının kurulması için görevlendirildi. Öncelikle bir şirket kurulmalıydı. 28 Aralık 1992’de Yeni Dünya İletişim A.Ş. adıyla kurulan şirketin 8 ortağı vardı. Recai Kutan, şirketin yönetim kurulu başkanı, Haşim Bayram ise başkan yardımcısı oldu. Ekrem Baki ve Zekeriya Karaman da yönetim kurulu üyesiydiler. Bu 4 kişinin her birinin hissesi yüzde 24 idi. Şirketin kuruluşuna katılan diğer 4 kişinin ise hisseleri yüzde 1 oranındaydı. BİR AVUÇ MARK İÇİN... Kimileri ara başlığı beğenmeyip “Ne bir avucu, torbalar, çantalar, çuvallar dolusu mark için!” diyebilir. Haksız da sayılmazlar. 1993’ün Mart ayında Haşim Bayram ve Recai Kutan, “bizim Tv. kanalımız” için finans sağlamak (para toplamak) üzere Almanya’ya (Köln) gittiler. Orada Millî Görüş Teşkilatı’nın Almanya Başkanı Osman Yumakoğulları 1500 Dolar Maaşla Boğaza Nazır Villalar1500er dolar maaşla işe başlayan Mustafa Çelik ve Zekeriya Karaman, Kanal7’nin milyonlarca dolarlık hisselerine sahip oldular. Bu arada yaşam standartlarını da en yüksek düzeye çıkardılar: Mustafa çelik 2 yıl önce Çengelköy’de iş adamı Hasan Özaydın'a ait 4 katlı ,boğaz manzaralı villayı satın aldı. Zekeriya Karaman ise Kanal’ın ilk merkez binasının bulunduğu Reşitpaşa’da 700 m2 civarında bir arsa satın alarak 3 katlı bir villa dikti. ile görüşen Kutan ve Bayram, Millî Görüş’ün kontrolündeki camileri gezdiler. Haşim Bayram, bu gezilerde öne çıktı ve Osman Yumakoğulları ile birlikte 3 ay boyunca Avrupa’daki tüm ilgili birimleri gezip insanlara bir televizyon kanalının anlam ve önemini anlatarak onlardan para talep etti. A5 ebadındaki kağıda basılmış mavi broşürler dağıtıldı. BİR TAŞLA İKİ KUŞ: TV İÇİN PARA TOPLARKEN HİSSE DE SAT! O güne kadar Millî Görüş çevresiyle ekonomik temaslar kurmasına izin verilmeyen Haşim Bayram, bu vesileyle, 1989’da 10 kişilik bir grup tarafından kurulan KOMBASSAN’ın bugün (yani 1993’te) nasıl 1000 ortaklı büyük bir holding haline geldiğini anlatma fırsatı bulmuştu. Bayram, söz konusu TV kanalının KOMBASSAN desteğiyle kurulacağını ve ileride tıpkı KOMBASSAN gibi büyük kârlar elde eden bir yapı olacağını söylüyordu. Cemaat üyeleri de TV kanalı için para yatırmakla kalmayıp, KOMBASSAN hisseleri de satın alıyorlardı... Televizyon için para toplanan Avrupa turları sürerken, İstanbul’da bulunan yetkililer de yurtdışından gelen telefonlarda sıkça sorulan “Hayırlı olsun. Parayı nereye yatıralım?” gibi soruları cevaplıyordu. İstanbul’daki bankalar, döviz havaleleri için yüksek ücret alıyordu ve bu havale ücretinden kurtulmak için bir bankayla anlaşma yapıldı. Avrupa’dan gelecek paralar için bu bankada 9 ayrı döviz hesabı açıldı. İşin ilginç tarafı, para toplamakta acele edilmesiydi. Çünkü henüz ortada ne fol ne de yumurta vardı... Mülkiyet Nasıl El DeğiştirdiKanal 7, “Müslümanların bir televizyona ihtiyacı var” düşüncesine hak verenlerin, bir tv. kanalı ile az zamanda çok işler başarılabileceğine yürekten inananların heyecan ve özverili katkılarıyla kuruldu. Kanal 7’nin tüm sermayesinin söz konusu özverili insanların cebinden çıktığını kimse inkar etmedi, etmiyor, edemez de. Şu halde, ne Recai Kutan, ne Mustafa Çelik, ne de Zekeriya Karaman Kanal üzerinde şahsi bir mülkiyet hakkı iddiasında bulunamaz. Kanal’ın gerçek kurucularına söz konusu yapıya harç koyduklarını belgeleyen ‘kağıtlar’ verildi. Yani insanlar ‘bağışta’ bulunuyorlardı, fakat aynı zamanda bu kurumun sahibi idiler. Her şey Müslümanların yolunu aydınlatmak içindi. Siyasi ve ekonomik temsil gücüne sahip kimseler, hisseleri belli oranlarda temsilen üzerlerine aldılar. Zamanla ekonomik çalkantılar, yeni siyasi temaslar ve televizyon yayıncılığının kendine mahsus süreçleri içinde mezkur hisseler hamurlaştı... Sonuç itibariyle, başlangıçta kurumda maaşlı eleman olarak çalışan Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman ve Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Çelik hisselerin hemen tamamını üzerlerine aldılar. Çünkü onlar “Kanal’ın ayakta kalmasını” temin etmişlerdi... Ve kendi ceplerinden hiç para harcamadıkları bir televizyon kanalının sahipleri oldular. Karaman ve Çelik, artık kişi ve kuruluşlarla “Kanal 7’nin sahibi” sıfatıyla görüşmekteler; ilişkilerini bu prestijli pozisyonun icaplarına uyarlamış haldeler. Başlangıçta elini cebine atanların ise ne esamisi okunuyor, ne hatırları gözetiliyor, ne de varlıkları hesaba katılıyor... Üç ay içinde bankadaki hesapta 6 milyon 400 bin mark birikmişti. Bu arada genellikle Ankara’da düzenlenen toplantılarda TV kanalı kurma işinin nasıl gerçekleştirileceğinin teati ediliyordu: “Yayın ekibinde kaç kişi bulunmalı?”, “Program yapımında ortaya çıkabilecek aksilikleri nasıl giderebiliriz?”, “Ne kadarlık bir alana hangi teknik imkanlarla yayın yapabiliriz?”... “HOCA’NIN EMRİYLE KİRALADIM UYDUYU” Derken, Mehmet Tarık Çetin şaşırtıcı ve tuhaf bir iddiada bulunur. Çetin’in iddiasına göre, Erbakan Hoca kendisine EUROTELSAT uydusunu kiralamasını söylemiş, o da kendi cebinden 750 bin dolar ödeyerek kiralamıştı. Artık paralar toplandığına göre, Çetin’e parası ödenmeliydi!!! Mehmet Tarık Çetin, henüz yayında olmayan, dahası kuruluşu tamamlanmamış bir televizyon için nasıl oluyor da 750 bin dolarlık bir anlaşma yapıyordu? Üstelik, uydu kiralandığına dair herhangi bir belge de yoktu ortada. Zekeriya Karaman, “Madem arkadaşımız uydu kiralamış, o halde ona cebinden verdiği parayı ödeyelim” şeklinde görüş bildirmişti. Ortaklar arasında bu konuda bir anlaşmazlık doğdu. Para Mehmet Tarık Çetin’e takdim edildi mi? Orasını bilemiyoruz. Fakat az sonra anlatacaklarımız, maalesef , Çetin’in bu mesnetsiz talebinin acayipliğini unutturacak nitelikte. PARALAR YENİ BANKAYA, ÇEKME YETKİSİNE İSE İPTAL! Şirketin bankada biriken parasını tek başına çekme yetkisine yalnızca iki kişi sahipti: Bunlar aynı zamanda şirketinde ortağıydı. Birgün, Erbakan Hoca’nın talimatıyla bankadaki paralar çekilip bir başka bankaya aktarıldı. EUROTELSAT iddiasından sonra bu banka değiştirme işi de biraz rahatsız ediciydi. Parayı bankaya yatıran kişinin, bankadaki paranın transferinden sonra işlem yapma yetkileri iptal edilmişti. Halbuki o güne kadar milletin parasına hiç dokunulmamıştı... Paralar yeni bankaya aktarıldıktan sonra Zekeriya Karaman Kanal 7’nin ilk binası olan Reşitpaşa’daki yeri tuttu. 1993’ün son haftalarıydı... ‘KİMYASAL’ KOPUŞ Bu arada Kanal’a kanalize edilen paralar banka havalesi ile gelenlerden ibaret değildi. Yurtdışında ve Anadolu’da elden de para toplanmaktaydı. Bu paraların toplam ne kadar olduğuna ve nerelere kimler tarafından harcandığına ilişkin bilgilerden bugün için mahrumuz. Şurası kesin ki insanlar büyük ölçüde bağış veya hayır, hasenat niyetiyle verseler de paralarını, aralarında kendilerine verilen belgenin bir hisseye tekabül ettiğini hesaba katanlar da vardı... Kanal’ın kuruluş aşamasında hisseler blok halinde el değiştirmeye başladı. Ekrem Baki yüzde 24’lük hissesinin yüzde 20’lik kısmını Azmi Ateş’e devretmişti; kalan yüzde 4’ü de zamanla elden çıkardı. Bir zaman sonra Azmi Ateş’e hisselerini devretmesi söylediğinde Ateş “Nedenmiş o? Siz ümmetin temsilcileriyseniz ben de bu ümmetin temsilcisiyim” diyecekti... Hal böyleyken, Kanal D’de yayınlanan ünlü aktris Fatma Girik’in sunduğu ‘Söz Fato’da’ adlı programda, Kanal 7’nin kuruluş ve ekonomik işleyişi gündeme getirilip, sermayedarlar hakkında birtakım iddialar öne sürüldü. Enerji Bakanı Recai Kutan, çalışmalarının yoğunluğunu öne sürerek, her nasılsa yüzde 30’a çıkmış olan hissesinin yüzde 20’sini Zekeriya Karaman’a, yüzde 10’unu da Mustafa Çelik’e devretti... Niçin? Çünkü Karaman ve Çelik ikilisi Söz Fato’da programında yer verilen haberlerin partiye zarar vereceği uyarısında bulundukları Kutan’ı hisseleri kendilerine devretmesi için ikna etmişlerdi! Haşim Bayram bir taraftan Holding işleriyle uğraşırken diğer taraftan kanalı ayakta tutmak için ciddi anlamda parasal destekte bulunuyordu. Gelgelelim Karaman ve Çelik’in giderek sıklaşan para talepleri üzerine, Bayram, “Ben artık ilgilenemiyorum üzerimdeki hisseyi size devredeyim siz ilgilenin” diyerek çareyi hissesini Karaman ve Çelik’e devretmekte buldu. Öyle bir zaman gelecekti ki, Kanal’ın kurulmasında önayak olan Bayram, Kanal’da konuşabileceği bir muhatap bulamayacak, kendi hayatını anlatan Kimyacı adlı dizinin yayınlanabilmesi için para teklifinde bulunacaktı... Kanal 7, 9 Temmuz 1994’te yayına başlamıştı fakat Türkiye’nin çeşitli yerlerindeki otellerde, salonlarda, restoranlarda yapılan para toplama organizasyonları, (sıkı durun!) 1998’e kadar sürdü!.. AÇIK ARTIRMA USULÜ BAĞIŞ Yayın Çizgisi Nasıl Değişti?Kanal 7, Müslümanlığını ciddiye alan onbinlerce kişinin gönüllü olarak ödedikleri paralarla kurulduğuna göre, bu televizyonda tam da ‘bilinçli’ bir topluluğun izleyeceği hesaba katılarak yayın yapıldığını düşünebiliriz. Başlangıç dönemindeki programları hatırlayalım: Her gece Kur’an-ı Kerîm ve Meal-i Hakîm... İsmail Kara’nın sunduğu İsmet Özel’le Başbaşa; Nabi Avcı’nın hazırlayıp sunduğu 360 Derece; Kemal Sayar’ın hazırlayıp sunduğu Kitap, Defter Kalem; Süleyman Çobanoğlu’nun hazırlayıp sunduğu İstasyon... ve daha nice kültür-sanat programı... Sinema kuşağında Chicago Davası, 12 Kızgın Adam, Yurttaş Kane, 7. Mühür, Dersu Uzala, Sevmek Zamanı... gibi filmler... Şimdi kültür-sanat ağırlıklı programların yerini Türüt Şov türünden programlar aldı. Sinemanın sanat olduğunu kanıtlayan filmler gitti yerine b tipi avantür filmler ve yönetmenlerinin, oyuncularının bile utanarak izlediği yerli yapımlar geldi! Kanal 7’yi açıyorsunuz, Tarık Akan elinde bıçakla bir adamı kovalıyor, önüne gelen Ahu Tuğba’ya şamar atıyor... Yayın çizgisindeki ‘değişiklik’ “Halk bunları istiyor” klişesiyle açıklanıyor! Bir de, ancak bu tür filmler yayınlanırsa reklam alınabildiği söyleniyor ki, bu söz karşısında elimiz kolumuz bağlı kalıyor. Müslümanlar, Kanal 7’nin reklam geliri elde edebilmek için yayınlamak zorunda olduğu filmleri ve bu filmlerin arasına konulan reklamları izleyerek ereye varacaklar? Kanal7’nin taverna kanalı haline gelişinin de arkasında Zekeriye Karaman ve Mustafa Çelik ikilisi var. Bu toplantılardan birinde, Movenpick Otel’de Erbakan kürsüye çıkıp haziruna seslendi. Erbakan, yapılan işin, bu uğurda ödenen paraların mücadele bakımından önemine değindi. Bir zamanlar MÜSİAD Başkanı olan Erol Yarar da o toplantıda kürsüye çıkıp “Benden 2 milyar!” şeklinde bir anons yaptı. Böylece, toplantıya katılanlar açık artırma usulü bağışlarda bulundular. ÇELİK İŞBAŞINDA! 90’ların ortasında, YİMPAŞ’ın sahibi Dursun Uyar’ın Erzurum Atatürk Üniversitesi’nden arkadaşı olan Mustafa Çelik, 1500 dolar maaşla Kanal’ın genel yayın yönetmeni pozisyonuna getirilmişti. Çelik’in işin başına geçmesiyle birlikte Kanal 7 İslami hassasiyetlerden tedricen uzaklaşıp liberalleşme sürecine girdi. Bu sırada, Erbakan’a Kanal’ın zor durumda olduğu ve finansal desteğe ihtiyaç duyulduğu bildirildi. Fakat Erbakan Kanal’ın bitmek bilmeyen finansal sorunlarıyla daha fazla uğraşmaya niyetli değildi. Erbakan, Zekeriya Karaman ve Mustafa Çelik’e, Kanal’ın idari sorumluları olarak bu sıkıntıları kendilerinin aşması gerektiğini söyledi. Nitekim, Karaman ve Çelik de Erbakan’a, ‘Kanal’ın daha etkili olabilmesinin partiye çok yakın görünmemesine bağlı olduğunu’ anlattılar. Kanal 7, sahiden de o günlerden itibaren Erbakan çizgisinden koparak uzaklaşmaya başlayacaktı... Söz Fato’da programında yüksek sesle sorulan “Bu Kanal’ın sahibi kim?!” sorusu, Kanal 7 yöneticilerini bir patron belirlemeye sevketti!. Tam da bu dönemde Kanal’da YİMPAŞ’ın ağırlığı hissedilmeye başlandı. YİMPAŞ’ın Yönetim Kurulu Başkanı Dursun Uyar kâh Kanal’a borç veriyor, kâh bazı programlara sponsor oluyor, kâh reklam veriyordu... Dursun Uyar ile Mustafa Çelik arasındaki arkadaşlık, YİMPAŞ ile Kanal 7’nin yakınlaşması şeklinde tecelli etmişti. Zamanla YİMPAŞ’ın (verdiği borçlara mahsuben) Kanal’daki hisse oranı yüzde 70’e çıktı! Bu hisseler büyük ölçüde Karaman ve Çelik’in, kısmen de üçüncü şahısların üzerinde görünüyordu. 2001’deki ekonomik krizle boğuşan YİMPAŞ’ın Başkanı Dursun Uyar da her ay ‘açık verdiği’ söylenen Kanal’dan gelen para taleplerinden bıkmış, Karaman ve Çelik’e “Kanal size emanet, bu işi sürdürme sorumluluğu size ait” deyivermişti. Kanal nasıl olmuşsa olmuş, sahiplerinden, ortaklardan kurtuldukça kendi yağında kavrulmaya başlamıştı! Kanal, “kurtulduğu” her patronu büyük bir hızla defterden siliyordu. Öyle ki, bir süre sonra “emanetçiler” Dursun Uyar’ın telefonlarına bir çıkmamaya başladılar! EMANETÇİLER VE SAHİPLER Peki, bu hisseleri neden herkes Zerekiya Karaman ve Mustafa Çelik’e devrediyordu? Hisseler esasen Kanal 7’nin kuruluş aşamasında ‘elini cebine atan’ insanların değil miydi? Üstelik paraydı, bilezikti, altındı çıkarıp vererek Kanal’ın kurulmasına fiilen katılanların sayısının 50 bin civarında olduğu söyleniyor! Unutulmamalı ki, büyük hisse sahipleri belli hissedar gruplarını temsil etmekteydiler. Ayrıca, televizyonculuğun kârlı bir iş olmadığı kısa zamanda anlaşılmıştı. Televizyonculuk ancak başka kârlı işleri hızlandırabilen bir işlevi yerine getirebiliyordu. Büyük hissedarlar finansal sorumluluktan geri dururken hisselerini Karaman ve Çelik’e devrediyorlardı, çünkü hem bu işte doğrudan bir kâr yoktu, hem hisseler esasen “millete” aitti, hem de yönetici konumundaki kişilere hisseler devredilirse işler haricî müdahaleler olmaksızın kolayca yürütülebilirdi...daha sonraları Recai Kutan Mustafa Çelik'i ve Zekeriya Karaman'ı mahkemeye vererek hisselerini gasp ettiklerini ilan edeceklerdi. Kanal için ödeme yaptığı belirtilen 50 bin insan şimdi nerede? Neden sesleri çıkmıyor? Aslında çıkıyor fakat nafile. Mesela 1994 yılında 10 milyon TL vererek 2 hisse alan bir vatandaş bugün Kanal 7’ye telefon edip “Benim elimde 10 milyon liralık hisse senedi var, paramı geri istiyorum” dediğinde Kanal’dan şöyle bir cevap alıyor: “Şu anda ödeme yapmıyoruz, eğer ödeme yeniden başlarsa, 200 mark karşılığı para alacaksınız.” (Dikkat: 1994’te 10 milyon TL. 1500 Marka denk geliyordu)! Şimdi bu miktarın hangi kritere göre belirlediklerini ise kimse bilmiyor... “KANAL’IN AYAKTA KALMASI LÂZIM” Sürecin tamamı göz önüne alındığında şöyle bir tablo çıkıyor ortaya: Önce Necmettin Erbakan, ardından Haşim Bayram, nihayet Dursun Uyar Kanal 7’nin ‘büyük meselelerini’ halletme sorumluluğunu ‘taşıdılar’. Fakat Zekeriya Karaman ve Mustafa Çelik her defasında bu ‘büyük hissedarları’ bıktırarak devreden çıkarmayı başardılar. Karaman ve Çelik de aynı zamanda “Bu Kanal Müslümanların, ayakta kalması lâzım, bu Kanal’a destek olmalısınız” diyerek reklam ya da doğrudan parasal destek toplamayı da başarıyorlardı. Oysa, anlaşılıyor ki, Kanal’daki otoriteyi yıkmadan da bunu yapabilirlerdi pekala... 2001’in başından itibaren Kanal 7 yine reklam ve desteklerle varlığını korudu... 2003’te, Kanal 7’nin herhangi bir desteğe ihtiyacı kalmamıştı. Zira hükümetle Kanal arasındaki sinerji ve Kanal’ın çizgisindeki ‘değişiklik’ firmaların Kanal 7’ye reklam vermede cömertleşmelerini sağlıyor artık. Kanal 7’de maaşlı eleman olarak çalışan Mustafa Çelik ve Zekeriya Karaman, binlerce insanın satın aldığı hisseleri temsilen üzerinde bulunduran kimselerden hisseleri devralarak bugün Kanal’ın sahibi pozisyonuna geldiler. Ceplerinden tek kuruş harcamadan bir televizyon kanalına sahip oldular! Ve Kanal 7, Çelik ile Karaman’ın büyük hissedarları oldukları bir kurum olarak yoluna devam ediyor... Erbakan’ın bir TV kanalı istemesi üzerine Kanal 7’nin başındaki Karaman ve Çelik ile Kutan arasında bir çekişme yaşandı. Gazetelere bakılırsa “Kutan, Kanal 7’deki 1/3 oranındaki hissesini istiyordu!” Şimdi, Kanal 7, ilk dönemindeki yayın çizgisinin ve kalitesinin çok uzağında bulunuyor. İnsanların bileziklerini, altınlarını, ihtiyat akçelerini... torbalara ve çantalara koyarak, “bizim de bir televizyonumuz olsun” düşüncesiyle vermelerinin bugün bir anlamı kalmamış görünüyor. Konuyla ilgili eleştirilere verilen cevapsa “Kanal’ın ayakta kalması lâzım” şeklinde. İyi de, Kanal, kuruluşuna eşlik eden hassasiyetleri koruyarak yaşayamıyor, ayakta duramıyorsa, hiç ayakta durmaması daha münasip değil mi? http://www.8sutun.com/node/2633
__________________ Ey İnsan! Kerim olan Rabbine karşı nedir seni aldatan (İnfitar,6) İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. |
| | |
![]() |
| Lesezeichen |
| Seçenekler | Arama |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Kanal D | Fatihsultan | Gençlik Lokali | 9 | 16.06.2007 14:58 |
| Kanal D | Fatihsultan | Gençlik Lokali | 11 | 15.06.2006 10:55 |
| Gayet tabii ki, hayat dolu dolu yaşanmalı.Sizce...? | ledunn | Hadis Köşemiz | 0 | 29.05.2005 22:47 |
| Gayet tabii ki, hayat dolu dolu yaşanmalı; | ledunn | Dini Bilgi ve Eğitim | 2 | 20.09.2003 15:45 |
| kanal A | sl500amg | Hardware ve Software konusunda Sorular, Cevaplar | 3 | 24.05.2003 14:35 |