|
Başörtüsü için askerle anlaşmıştık; ama...
Başörtüsü için askerle anlaşmıştık; ama...
İçişleri eski Bakanı Akşener, 28 Şubat döneminde kadın
memurların başörtüsü ile çalışabilmesi için askerlerle anlaşma
zemini sağladıklarını; ancak bazı siyasetçilerin hataları sebebiyle
bu girişimin sonuçsuz kaldığını söyledi. Akşener, rejim endişelerini
İstanbul sermayesi ve basının tetiklediğini savundu.
28 Haziran 1996’dan 30 Haziran 1997 tarihine kadar görev yapan
Necmettin Erbakan’ın başbakanlığındaki RP–DYP (Refahyol)
hükümetinin İçişleri Bakanı Meral Akşener, Zaman’a yaptığı
açıklamada, başörtüsü tartışmalarının yoğun olarak yaşandığı
1997 yılında asker ve sivil bürokrasi ile diyalog kurarak sorunun
çözülebileceğini gösterdiklerini söyledi. Kadın memurların
başörtüsü ile işe gidebilmeleri için “bir vasat oluşturduklarını”
anlatan Akşener, şu görüşleri dile getirdi: “Üniforma zorunluluğu
olmayan işlerde, siyasi simge olarak algılanan örtünme şekli
dışında şu şekilde bağlı bir eşarp, şöyle bir gömlek, uzun bir
ceket, etek. Ressam bunları çizdi. Ve bu vasat yakalandı.
Hazırlanan çizimlere MGK Genel Sekreteri İlhan Kılıç da olumlu
yaklaştı ve bir anlaşma zemini sağlandı. Sonra ne olduysa oldu iki
gün sonra kızlar ilahiyat fakültesinin kapısında, üniversite dışında
kaldı.”
Meral Akşener, 28 Şubat’ı “sosyolojik bir fay kırığı” olarak
değerlendiriyor. Cumhuriyeti kuran sivil ve silahlı bürokrasinin
ülkenin bölünmesi ve rejimin değişmesiyle ilgili endişeleri
bulunduğunu belirten Akşener, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bana
göre bu korku ve endişelerinde çok samimiler. Bu endişeleri
tetikleyen grupların da İstanbul sermayesi ve basını olduğunu
düşünüyorum. Kurumsal endişeler samimiydi; ama bu endişelerin
tetiklenmesi İstanbul’dan oluyordu. 28 Şubat sürecinde, siyasetçi
kanat da iktidarıyla, muhalefetiyle dik duramadı. Siyasetçi, sürecin
daha hatasız gitmesi açısından sivil ve silahlı bürokrasi ile doğru
bir diyalog kurabilirdi. Siyasetçi diyalog da kuramadı, dik duruş da
sergileyemedi. 1997’de Refahyol hükümeti yıkıldıktan sonra DYP
ve RP şecaat gösterdi; ama bu da vatandaş tarafından inandırıcı
bulunmadı. Kaybeden taraflar açısından olaya baktığınızda o
dönemin pek çok grubu kaybetti. Siyaset kurumunun korkakları
kaybetti. Sosyal hayatın korkakları, fırsatçıları kaybetti. Kazanan
var mı, derseniz çok kazanan olduğunu zannetmiyorum.”
AK Parti’nin 3 Kasım’da aldığı oyların halkın uzlaşma arayışını
gösterdiğini ifade eden Akşener, başörtüsü, imam hatipler ve
Kur’an kurslarının gerginlik alanı olmaktan çıkartılması gerektiğini
vurguladı. AK Parti iktidarının gerginlik alanlarını ortadan
kaldırarak Türkiye’ye büyük hizmette bulunabileceğini dile getiren
Akşener, “Belli şeyler anlatılarak endişelerin izolesine yönelik
ortak bir yolun bulunması mümkün. Ticaret, siyaset yapan statü
sahibi insanların, bireylerin, şahısların bu gerginliğin bitmesini
istemediklerini gördüm. Türkiye’de gerginlik alanından beslenen,
istismar ederek bu işten faydalanan grupların bu problemin
içinden ellerinin çektirilmesi gerekir. Bunun sorunların çözümünde
ciddi katkıları olur diye düşünüyorum.” şeklinde konuştu.
|