İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 09.11.2005, 11:21

 
gençüsküdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07.05.2005
Mesajlar: 6.441
Teşekkür etti: 2
15 Teşekkür 9 Mesaja aldı
Zamandan : ''PKK’yı çökertmek; ama nasıl?''

PKK’yı çökertmek; ama nasıl?

Türk-Amerikan ilişkileri Irak Savaşı’ndan nasıl kimsenin beklemediği kadar menfi bir şekilde etkilendiyse, iki ülke arasındaki bağları eski günlere döndürmenin yolu Irak’tan geçmektedir.



Maalesef, ABD Irak’ta şimdiye kadar PKK’yı hedef almadı. Bunun yanı sıra, PKK Türkiye’deki son senelerde rahatlayan siyasi ortamdan istifade etmekte ve terör saldırılarını durdurmak bir yana, şiddetin dozunu gittikçe artırmaktadır. PKK’yı şimdi durdurmak, Irak bazlı menfi gelişmelerin Türk-Amerikan ilişkilerine daha fazla zarar vermesini engelleyecektir. Washington ve Ankara bu mantığı paylaşmaktadır. Ancak, PKK nasıl durdurulabilir? Önemli olan soru da budur.

Gerek Amerikan ordusu gerek Iraklı Kürtler, PKK’ya karşı harekete geçmek konusunda istekli değiller. Irak’taki Amerikan ordusu bütün enerjisini saldırılara karşı durmak için harcamayı seçiyor. Iraklı Kürtlerin çoğu da pan-Kürt milliyetçiliğinin getirdiği romantizmden dolayı PKK’ya karşı harekete geçmektense, örgütü Kuzey Irak’ta barındırmayı tercih etmektedirler. Avrupa Birliği yolunda olan Türkiye’de reformlar sayesinde bugün Kürtler Kürtçe eğitim görebiliyor ve kendi dillerinde haber dinleyebiliyor olmalarına rağmen, PKK, beklenilenin aksine, hâlâ mantığın sesini duyup barışı seçmiş değil. Peki neden?

PKK şiddet kültürü içinde büyüyüp beslenmiş bir örgüt olup, kendini barışa adamayacaktır. 1970’lerin son yıllarında ortaya çıkışından bu yana PKK, özellikle Türkiye’nin Güneydoğu Bölgesi’ndeki kırsal Sünni Kürtler arasında yaygın olan aşiret kültürünü hem onaylamış hem de teşvik etmiştir. Eğer insanlar sosyal sorunların şiddet kullanılarak çözülebileceği kanaatindeler ise, bu kişilerin siyasi kazanç uğruna sivillerin öldürülmesine de karşı gelmemeleri şaşırtıcı olmamalıdır. İşte bu sebeple, PKK Türkiye’yi ve Kürtleri terörize etmek için şiddeti son derece yaratıcı bir biçimde kullanabildi. Örneğin, PKK 1980 ve 1990’lı yıllarda Güneydoğu’daki köyleri kendisine boyun eğmeye zorlamak için örgüte karşı civar bir köyün tüm nüfusunu katletme stratejisini bile kullanmıştı.

DEHAP’ta kan kaybı

PKK şiddetini düşününce 1970 ve daha önceki yıllarda doğup büyümüş kişilerin hatırlayabileceği, Türkiye’nin her köşesinde merhametsiz toprak sahibi ağaların zulmü altında inim inim inleyen köylülerin çektiklerini anlatan “gerçekçi filmler” geliyor aklıma. 1980’li yıllarda Türkiye’nin çeşitli bölgelerine seyahat etmeye başlayıncaya kadar, bu meselenin esasen Türkiye’nin Sünni Kürtlerinin yaşadığı kırsal bölgelerde var olduğunu tahmin etmemiştim. Aslında bugün PKK’nın şiddet kampanyasının “yıldızları” ile 1970’li yıllardaki filmlerin canlandırdığı karakterlerin arasında hiçbir fark yok aslında. Mesela, Demokratik Halk Partisi’ne (DEHAP) en fazla desteği, ağaların hüküm sürdüğü Güneydoğu Bölgesi’ndeki köyler vermektedir. Çok ilginçtir ki, Güneydoğu’nun şehir merkezlerinde DEHAP’a destek azalmakta. Bugün Kürtlerin yarısından fazlasının yaşadığı İstanbul ve İzmir gibi batının en Avrupai şehirlerinde DEHAP’a verilen desteğin % 1 civarında olması ise meselenin özeti. O zaman PKK’nın karşısındaki en büyük tehdit modernleşme yoluyla Güneydoğu’daki aşiret yapısının yok olmasıdır. İşte bu sebepten dolayı sözde “Marksist-Leninist” düşünceye sahip olan PKK, 1980’lerde bu feodal yapının yok olmaması için çok çaba sarf etti. Örneğin bölgenin kavrulmuş toprağı üzerine büyük ölçekte sulama yapıları kurmayı amaçlayan ve Güneydoğu’nun feodal yapısını dönüştürmeyi amaçlayan Güneydoğu Anadolu Projesi’ni (GAP) sabote etmeye çalıştı. 1980’li ve 90’lı yıllarda GAP’ı engellemek için kendince sebepleri olan Suriye ile birlikte GAP’ı çökertmek için aktif bir şekilde çalıştı. PKK bu vizyonunu geride bırakmış değil, ve modernleşmeye karşı mücadelesini sürdürmekte. 1980’lerde GAP’ı hedefleyen örgüt’ün bugünkü hedefi Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne giriş sürecini kendi çıkarları için kullanmak ve gerekirse bu süreci raydan çıkarmaktır. İşte bu amaçla örgüt son dönemde Türkiye’deki eylemlerini tırmandırmaktadır.

PKK’nin ana omurgası çökertilebilir

Bütün bunlar olurken, PKK bir yandan da, geçmiş yıllarda olduğu gibi, terör timlerini Türkiye’de ve Kuzey Irak’ta kendine karşıt olan Kürtlere karşı harekete geçirdi. 6 Temmuz 2005 tarihinde PKK karşıtı PWD örgütünün Türkiye “direktörü” Hikmet Fidan’ın PKK tarafından öldürülmesi bu eylemlerin en önemlilerinden birisidir.

Bu sebeplerden dolayı PKK’nın sürekli ilan ettiği ateşkesler çok az şey ifade etmektedir. PKK kendi iradesiyle terörden vazgeçebilecek bir örgüt değildir. Türkiye ancak kararlı bir eylem stratejisiyle PKK’yı yenebilecektir. Bu çerçevede, gerek yeni Irak hükümeti gerek Irak Kürtleri PKK’ya karşı harekete geçmekle sorumludurlar. PKK’ya karşı adımlar yeni Irak hükümetinin-kendi topraklarında yabancı bir terör örgütüne karşı mücadele yoluyla- hükümranlığını kanıtlaması açısından önemlidir. ABD’nin önemli müttefiki Irak Kürtleri için ise böylesi adımlar ABD’nin çok önem verdiği teröre karşı mücadelede Irak Kürtlerinin azimli ve dürüst olduklarını ispat etmeleri açısından son derece önemlidir. PKK ile mücadelede Ankara, hem Avrupa’dan hem de ABD’den yardıma ihtiyaç duymaktadır. Avrupalılar bu konuda hâlâ ikircikli davranmaktadırlar. PKK’nın paravan kurum, dernek ve kuruluşları çeşitli AB ülkelerinde serbestçe propaganda yapabilmekte, bağış ve haraç toplamakta ve PKK kadrolarına yeni elemanlar katmaktadırlar. Bu kurumlar arasında Danimarka’daki Roj TV, İtalya’daki “Kurdistan Italia” enformasyon bürosu, Almanya’nın Köln şehrindeki “Öcalan’a Özgürlük Kampanyası” yer almaktadır. Bugün PKK’nın maddi can damarı Avrupa’da elde ettiği geliridir. Terörün iki temel girdisi vardır: İnsan ve para. Eğer şu anda PKK’yı askerî güç anlamda çökertmek mümkün değilse, örgütün Avrupa’daki maddi altyapısını çökertmek gerekir. Son dönemlerde bazı olumlu gelişmeler var. Örneğin 5 Eylül tarihinde Alman İçişleri Bakanlığı “Özgür Politika” gazetesini yayınlayan “E. Xani Presse- und Verlags-GmbH,” adlı yayın kuruluşunu kapattı ve daha önce 12 Ekim 2004 tarihinde Hollanda, ülkenin güneyindeki Liempde köyünde bir PKK kampını basarak, “Türkiye’ye karşı saldırı hazırlığında olan” 29 PKK üyesini tutukladı. Ama genel olarak AB ülkeleri Türkiye’nin PKK konusunda sözünü dinlememektedirler. İşte bu açıdan Türkiye özellikle ABD-AB istihbarat ilişkilerindeki sıcaklığı kullanarak Washington üzerinden AB ülkelerine Avrupa’daki paravan PKK kurumlarının kapatılması için baskı yapmalıdır.

Avrupa’da her ne olursa olsun, Kuzey Irak’ta mevzilenmiş PKK’nın Türkiye’deki şiddet eylemlerinin gittikçe çoğalması Türk-Amerikan ilişkilerindeki gerilimleri artıracaktır. Bu konuda geçtiğimiz günlerde yapılan ikili toplantılar kimi faydalı sonuçlar verdi. Ama daha da önemlisi örgütün Avrupa’daki altyapısı çökertilirken, Kuzey Irak’taki varlığının felç edilmesidir. Burada Türkiye ve ABD için önemli bir fırsat var, o da örgütün beyin takımını elimine etmektir. PKK son derece hiyerarşik bir örgüt olup, üstte uluslararası destek, para ve koruyucu bulma konusunda uzmanlaşmış beyin takımı, altta ise sadece şiddet konusunda uzmanlaşmış timlerden müteşekkildir. ABD binlerce kişiden oluşan bu timlere karşı şu anda harekete geçemiyorsa, en azından birkaç kişiden oluşan beyin takımını bertaraf etmek kanalıyla Türkiye’ye yardımcı olabilir, tıpkı 1999’da Öcalan’ın yakalanması sürecinde olduğu gibi. Nasıl Öcalan’ın yakalanması ertesinde PKK beynini kaybettiği için uzun süre akıllı hareket yeteneğini yitirip, tek taraflı ateşkes ilan etmek zorunda kalmıştı, bugün PKK’nın Öcalan’dan sonra yetiştirdiği beyin takımının elimine edilmesi hem PKK’yı felç edecek hem de örgüte karşı daha topyeküssn mücadele yöntemleri bulununcaya kadar Türkiye’ye ve ABD’ye zaman kazandıracaktır. PKK bugün Türk-Amerikan ilişkileri için en büyük tehdittir. Örgütün mucizevi bir şekilde şiddeti reddedeceğini beklemek naif bir beklentidir. WASHINGTON ENSTİTÜSÜ TÜRKİYE PROGRAMI DİREKTÖRÜ / Zaman
__________________
Ey İnsan! Kerim olan Rabbine karşı nedir seni aldatan (İnfitar,6)


İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.

gençüsküdar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bigisayara ayrilan zamandan esiniz rahatsiz oluyormu ? jandarma Anketleriniz 41 10.07.2008 02:06
Bana Zamandan Söz Ediyorlar musabbinumeyr Günlük 6 09.09.2007 11:24
Küçük çocuklara, dinimizi nasıl sevdirebilir, nasıl terbiye edebiliriz? Alp Dini Bilgi ve Eğitim 2 19.03.2007 22:10
İstiklal marşı nasıl okunur ve nasıl okunmaz. ZEGODAYI Muhabbet Olsun 5 30.06.2006 00:30
Mutlu Bir Yuva Nasıl Kurulur, Nasıl Korunur? M. Ali Saral Kitablar ve Dergiler 1 15.10.2004 23:05


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:51 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50