emekçilerin, “Eşit, parasız, nitelikli eğitim” ve “Demokratik toplum” talepleriyle Ankara'da gerçekleştirdikleri "Büyük Eğitimci Yürüyüşü", Ankara otoyol girişleri dahil her yerde polis ve jandarma barikatlarıyla engellenmeye çalışıldı. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası üyesi öğretmenler 25 Ekim 2005 Cuma günü, Kadıköy İskele Meydanında yapılan basın açıklamasının ardından diğer illerdeki öğretmenlerle birleşerek Ankara'daki yürüyüşe katılmak üzere yola çıktılar.
Ankara'daki Eğitim-Sen'li emekçiler de 25 Ekim Cuma günü derslere girmeyerek sokağa çıktı. Emekçiler sabah 11.00'de Kolej Kavşağında buluşarak Ziya Gökalp Caddesine yürümek ve bir basın açıklaması yapmak istedi fakat yürüyüşün yasadışı olduğu iddia edilerek polis barıkatı ile önleri kesildi. Yaklaşık iki saat süren kararlı bekleyişin ardından Eğitim-Sen emekçilerinin kaldırımdan yürümesi şartıyla yürüyüşe izin verildi. Bu sırada eylemcilere pankart açacak kadar alan bile bırakmamaya çalışan polisle eylemciler arasında yaşanan arbede sonucunda Eğitim-Sen'li emekçiler polisi yolun ortasına iterek sıkıştırdı ve yolu kapatarak yürüyüşe devam etti. Mithatpaşa Kö
prüsünün altında panzerler tarafından yolları kesilen eğitim emekçileri yolu trafiğe kapatarak oturma eylemi yaptı. "Emekçiye değil çetelere barikat", "İnsanca bir yaşam istiyoruz", "Direne direne kazanacağız" sloganlarını atan emekçiler, Eğitim-Sen sözcüsü Özgür Bozdoğan'ın okuduğu basın açıklamasının ardından dağıldı.
26 Kasım Cumartesi günü İstanbul, İzmit, Kırklareli, Edirne, Tekirdağ, Karabük, Zonguldak, Bartın, Bolu, Sakarya, Düzce, Balıkesir, Bursa ve Yalova'dan gelen 8000'e yakın öğretmenin kente girişi Jandarma barikatıyla engellenmeye çalışıldı. Bu sırada İstanbul-Ankara otoyolunu trafiğe kapatan bir gruba jandarma'nın saldırması sonucu 18 eylemci yaralandı. Karadeniz bölgesinden ve Güney illerinden gelen otobüsler de Gölbaşı mevkiinde durduruldu. Aynı gün Ankara'da "Büyük Eğitimci Yürüyüşü" için bir araya gelen Eğitim-Sen'li emekçiler de polis barikatıyla karşılaştı. Yaklaşık 2000 Eğitim-Sen'li emekçi polis barikatlarını aşarak Milli Eğitim Bakanlığı'nın önüne yürüdü. Eylemcilerin Atatürk Caddesi'ni trafiğe kapatması sonucu çıkan çatışmada 4 Eğitim-Sen'li emekçi yaralandı. Yaralılar Ankara'da Numune Hastanesi'nde tedavi altına alındı. KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul polisin ve jandarmanın saldırılarına dair yaptığı açıklamada "Ankara'da sıkıyönetim ilan edilmiş gibiydi" dedi.
İstanbul ve Marmara bölgesinden gelen Eğitim-Sen'li emekçiler uzun bir bekleyişin ardından sabaha karşı Ankara'ya girmeyi başardılar ve sabah saatlerinde Ziya Gökalp Caddesinde bulunan Eğitim-Sen 1 No'lu Şube önünde toplanan diğer emekçilerle bir araya geldiler. Ziya Gökalp Caddesi'ni iki yönden trafiğe kapatan sendika üyeleri polis barikatı ve panzerlerle tekrar karşı karşıya geldi. Eğitim-Sen'li emekçiler öğretmen kimkiklerini havaya kaldırarak "Öğretmene değil çetelere barikat", "Parasız eğitim, parasız sağlık", "Öğretmen düşmanı bakan Çelik istifa" sloganlarını attılar. Bu sırada Konya ve Samsun otoyolları da Ankara'ya gitmeleri engellenen Eğitim-Sen'li emekçiler tarafından trafiğe kapatıldı. Ayrıca İstanbul'da Taksim Gezi Parkında, İzmir'de Konak Meydanı'nda, Adana'da Eğitim-Sen Adana Şubesi önünde de Ankara'daki eylemcilerle dayanışmak ve Büyük Eğitimci Yürüyüşü'ne yönelik saldırı ve engelleme girişimlerini protesto etmek amacıyla oturma eylemleri gerçekleştirildi. Ziya Gökalp Caddesi'ni trafiğe kapatan Eğitim-Sen'li emekçiler yaklaşık 6 saat süren bekleyişin ardından, Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer'in yaptığı açıklamanın ardından eylemlerine son verdi. Dinçer, yaptığı açıklamada eylemlerinde başarıya ulaştığını ifade ederek, "çok önemli bir kazanım elde ettik. Tüm Türkiye 10 gündür Eğitim-Sen'i ve sorunlarımızı konuştu. Kendi rızamızla bugün eylemimizi bitiriyoruz" şeklinde konuştu.
"Büyük Eğitimci Yürüyüşü"nün talepleri
- İkili eğitimden tekli eğitime geçilmelidir
- Sınıf mevcutları 60 değil,24 kişilik olmalıdır
- Tüm anaokulu ve İlköğretim öğrencilerine ücretsiz süt verilmelidir
- Tüm çocukların yılda iki kez sağlık taramasından geçirilmesi
- Eğitimde kadrolaşma değil,demokratik yönetim anlayışı benimsenmelidir
- Eğitimde hazırlık ödeneği tüm eğitim ve bilim emekçilerine ödenmelidir
- Hizmetli ve memurlar için özel hizmet tazminatı ödenmelidir
- Ek ders ücretleri günün şartlarına uygun olarak belirlenmelidir
- Tüm eğitim ve bilim emekçilerine yakacak parası verilmelidir
- 4688 sayılı kamu çalışanları sendika yasası grevli toplu iş sözleşmesi olarak yeniden düzenlenmelidir.
Eğitim-Sen Genel Merkezi'nin saldırıları kınayan açıklaması
Eğitim ve Bilim Emekçilerine Yapılan Saldırıları Kınıyoruz!
Sendikamız tarafından 24 Kasım'da İstanbul'dan başlatmış olduğumuz, "Eğitimcilerin Büyük Yürüyüşü" için Ankara'ya gelen Eğitim-Sen üyeleri Ankara'nın girişinde polis tarafından durdurularak, kente girmeleri engellenmiştir. Sadece engelleme girişimleri ile sınırlı kalınmamış, sabah saatlerinden itibaren polisin panzerler ve gaz bombaları eşliğinde gerçekleştirdiği müdahaleler sonucunda 3'ü ağır olmak üzere 18 arkadaşımız yaralanarak hastanelere kaldırılmıştır.
Yıllardır eğitim ve bilim emekçilerinin sorunlarını görmezden gelenler, taleplerine kulaklarını tıkayanlar, dün olduğu gibi bugün de çözüm üretmek yerine, haklarını arayanları suçlamayı, üzerlerine panzerlerle giderek saldırmayı tercih etmişlerdir.
Önce Milli Eğitim Bakanı 24 Kasım'da çıkıp, Türkiye'nin dört bir tarafında, en ücra köşelerde, fedakarca çalışan öğretmenleri aşağılarcasına "öğretmenler sadece iki gün çalışıyor!" deme cesaretini göstermiştir. Ardından Bakanlık tarafından okullara genelge gönderilerek, eğitim emekçilerinin sendikal haklarını kullanması baskı ve yıldırma ile engellemeye çalışılmıştır. Ve dün, tüm bu baskı ve tehditlere rağmen taleplerinin takipçisi olarak Ankara'ya gelen on binin üzerindeki eğitim emekçisinin üzerine panzerler ve gaz bombaları ile gidilmiştir.
Avrupa'ya her gittiklerinde, demokratikleşiyoruz havaları atanlar, Eğitim-Sen'in parasız, nitelikli eğitim, insanca yaşam ve demokratik Türkiye için başlattığı büyük yürüyüşe bile tahammül edemeyerek ne kadar demokratik olduklarını göstermişlerdir.
İktidara geldiği günden bu yana emekçilere yönelik saldırgan tutumunu her fırsatta gösteren AKP Hükümeti, eğitim emekçilerinin İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye mücadelesini baskı ve şiddet ile engellemeye çalışmaktadır. Bugün öğretmenlerine panzerlerle ezen, gaz bombaları atanların, yarın haklarını arayanlara neler yapabileceğini düşünmek bile istemiyoruz.
Dün yaşanan saldırılar, AKP Hükümeti'nin eğitim emekçilerinin taleplerinden ve bu talepler üzerinden yürüttükleri mücadeleden ne kadar rahatsız olduklarını göstermiştir. Hükümetin saldırgan tutumu tüm Türkiye'nin tepkisini çekmiştir. Dün yaşananların sorumlusu Milli Eğitim Bakanı ve Ankara Valisidir.
Eğitim ve bilim emekçilerine yapılan saldırıları kınıyoruz. 24 Kasım'dan bu yana eğitim emekçilerini tehdit eden Milli Eğitim Bakanı derhal istifa etmeli, dünkü saldırının sorumlusu olan Ankara Valisi görevden alınmalıdır.