![]() Üyelik tarihi: 07.05.2005
Mesajlar: 6.435
Teşekkür etti: 2
14 Teşekkür 8 Mesaja aldı
|
DOSYA... Milli Türk Talebe Birliği (MTTB)
'Milli öğrenci hareketi' olarak MTTB
Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de öğrenci hareketlerinin toplumsal, kültürel, siyasi izdüşümleri yaşanılan devri ve konjonktürel dönemi derinden etkilemiş ve etkilemeye devam etmektedir. Gençlik özellikle de öğrenci gençlik, dinamik yapısıyla hep politik ve ideolojik hedefleri olan liderlerin gözdesi olmuştur. Tarihi tecrübelerle sabittir ki; gençlik iyi motive edildiği ve iyi yönlendirildiği takdirde kazanan hep ülke olmuştur. Ancak kimi zaman gençliğin bu dinamik ve dönüştürücü yapısı, Türkiye ile ilgili hesabı olan dış güçlerin ve onların yerli uzantılarının da plan ve programlarına öğrencileri katması sonucu kötü neticeler doğurmuş, ülkeyi kardeş kavgasına sürüklemiştir. Bazen aynı silahtan çıkan mermilerle hem sağ hem sol görüşlü öğrencinin öldürüldüğü tespit ediliyor, bazen de bir seri numaralı silah solcuda aynı seri numaranın takip eden numaraları ise sağcı bir gençte ele geçiriliyordu. Bazı güç odaklarının gençleri birbirine kırdırdığı bu ortamda acaba bütün gençlik şer odaklarının hain planlarına düşmüş müydü? Bu planların dışında, yabancı ideolojilerin ağına düşmeden faaliyetlerine devam eden, şiddetin dışında kalan öğrenci hareketleri de olmuş muydu? Bu ayki dosyamızı bu konuya ayırdık. Milli bir öğrenci teşkilatı: Milli Türk Talebe Birliği 68'ler ve 78'lerin o sağ-sol, terör, anarşi hengamesinde hep olumsuz tablolar ön plana çıktı veya çıkarıldı. Milli bir çizgi izleyen ve şiddetten uzak duran öğrenci ve gençlik hareketleri ise arka planda kaldı. Biz de bu eksikliği gidermek için tüm bu çatışmaların ortasında milli bir çizgi tutturan ve dış güçlerin maşası olmaktan uzak duran öğrenci teşkilatlarından birini, Milli Türk Talebe Birliği'ni (MTTB) ele alıyoruz. Geçmişten günümüze Osmanlı zamanındaki Talebe-i Ulum Hareketleri (1876) gibi öğrenci olayları zaman zaman toplumsal ve siyasi olaylara müdahale etmiştir. Ancak çağdaş anlamda milli öğrenci hareketlerinden bahsetmek istersek MTTB’ye başlangıç olarak ele almak gerekmektedir. MTTB, Cumhuriyet'ten önce kurulan ve Cumhuriyet döneminde de teşkilatlı ve düzenli bir şekilde devam eden ilk ve tek öğrenci birliğidir. MTTB içinde de 1969 tarihi Birlik ve "milli gençlik" için yeni bir milattır. O tarihe kadar sağ oluşumların içinde yer alan dini ve manevi hassasiyetleri yüksek gençlik bu tarihten sonra MTTB'de hakim konuma gelmiştir. 1969'dan sonra MTTB sağcılıktan uzaklaşmaya çalışmış, kavmiyetçi hareketle ise yollarını ayırmıştır. MTTB'de üç dönem: milliyetçilik, sol ve İslam Aslında MTTB'yi üç döneme ayırmak kuruluşun gelişim ve değişiminin anlaşılması açısından daha doğru olur. İlk dönem, İstanbul Darul Fünun talebeleri tarafından kurulduğu 4 Aralık 1916'dan 1960'a kadar devam eden süre olarak ele alınabilir. Bu dönemde birliğe yer yer Turancı ve etnik Türkçülüğe yaklaşan ancak genel olarak tek parti yönetiminin anlayışına uygun bir milliyetçilik anlayışı hakim. Ancak yine de zaman zaman resmi ideoloji ile yaşanan uyuşmazlıklar ve baskılar söz konusu. MTTB'nin yayın organı haftalık Birlik dergisi 14. sayının ardından kapatılıyor. Baskılar zaman zaman öyle boyutlara ulaşıyor ki Hatay'ın Türkiye'ye iltihakı için yapılan Hatay Mitingi sonrası (1936) izin alınmadığı gerekçesiyle MTTB kapatılıyor. Birlik ancak 1946 tekrar açılabiliyor. 1960'la başlayan ikinci dönemde ise askeri darbenin de etkisiyle sola yaklaşan bir ideolojik görüş hakim oluyor MTTB'ye. Hatta bu ilişki MTTB konferans salonunun TİP (Türkiye İşçi Partisi) kongresi için kullandırılmasına kadar varıyor. Üçüncü dönem ise 1965'teki 47. Genel Kurulda milliyetçi ve mukaddesatçıların adayı olarak bilinen Rasim Cinisli'nin Genel Başkanlığa seçilmesiyle başlıyor ve 1980 askeri darbesiyle kapatılana kadar sürüyor. Bu dönemden itibaren milli ve manevi değerler teşkilatın kimliğinde ön plana çıkmaya başlıyor. Artık Birliğin yayın organı Milli Gençlik Dergisi'nde dünya Müslümanlarının sorunları tartışılıyordu. Bu dönemde Keşmir sorunuyla ilgili olarak İstanbul'da gerçekleştirilen Pakistan mitingi (1965) Birliğin reflekslerinin yeni yelpazesini göstermesi açısından çok önemlidir. Mitingde konuşan MTTB Başkanı Rasim Cinisli "İslam alemi dağınıklığın, iman zayıflığının ve kendine güvensizliğin cezasını düşman ihtirasları karşısında bölünerek ödemiştir"¹ diyerek Keşmir sorunun temeli olarak gördüğü İslam ülkelerindeki bölünmüşlüğe dikkat çekmektedir. Yine bu dönemde İstanbul'un Fethi, fethin 512. yıldönümü münasebetiyle büyük bir mitingle Sultanahmet meydanında kutlandı. Milliyetçi-Ümmetçi ayrışması MTTB ile ilgili çalışmalar birliğin 60'ların sonlarına doğru İslami değerleri benimsemeye başladığını ve bu dönemden itibaren teşkilatta dini motiflerin öne geçtiğini belirtiyor.2 MTTB 1969'dan itibaren sağ ve milliyetçi çizgilerden tamamen uzaklaşıyor. Bu tarihte Birlik içinde milliyetçilerle yaşanan hakimiyet mücadelesini Burhanettin Kayhan'ın Genel Başkan seçilmesiyle dini ve manevi değerleri ön plana çıkartan "Milli Gençlik" kazanıyor. Bu dönemde yaşananlar salt bir liderlik mücadelesinden öte MTTB'nin bundan sonraki ideolojik tutum ve misyonunun belirlenmesiyle de ilgilidir. Nitekim MHP, desteklediği komando lakaplı Mustafa Ok'un liderlik yarışını kaybetmesinden sonra Ülkü Ocakları'na yönelmiştir. Gençlik şiddete bulaşıyor Aynı dönemde benzer bir ayrışma da sol'da meydana gelmiş, demokratik yolları savunan TİP yanlılarının hakimiyetindeki Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) şiddet yanlılarının eline geçerek Dev-Genç'e (1965) dönüşmüştür. Dev-Genç de askeri cunta girişimlerinin yedeğine alınmış, bünyesinde THKO ve THKP-C gibi şiddeti savunan örgütleri çıkarmıştır. 68 kuşağının sol gençlik liderlerinden Deniz Gezmiş'in babası Cemil Gezmiş Bedri Baykam'ın "68'li Yıllar ve Tanıklar" kitabında oğlunun sol cuntanın yapacağı 9 Mart darbesini istediğini ve askeri darbeyle sosyalizmi getirme yanlısı Doğan Avcıoğlu ile sık sık görüştüğünü belirtmektedir. Dev-Gençli Sarp Kuray da bir röportajda cunta ve gençlik ilişkisini "saptadıkları strateji gereği gençliğe onlar kucak açtı. 9 Mart Olayı'nı (sol darbe girişimini) amaçlayan bu radikal akım içinde biz de yerimizi aldık. Bu hareketin liderleriyle gençlik grup liderleri arasında işbirliği oldu… Siyasal iktidarı alamayınca biz gençler silahlı, külahlı olduk, arkadaşlar da demokratik taraf oldu. Beraber yürüdük, biz gençler okka altına girdik"3 diye dile getirmektedir. Ülkücü hareketin içinde bulunan Aslan Bulut ise kitabında kendilerinin de kullanıldıklarını şu satırlarla ifade etmektedir: "Ülkücüleri de antikor olarak düşündüler… Türk milliyetçiliğini de komünizm tehdidine karşı, bu plan gereği Türkiye'yi yönetenler yönlendirmiştir. Ajan provokatörler vasıtasıyla…" 4 Böylece birilerin ihtirasları uğruna iç savaşa doğru sürüklenmekte olan Türkiye'de gençler sağ-sol çatışması içinde kaybolup gitti. Bu şiddet ve kargaşanın ortasında içine sürüklenilmekte olan çatışmaların dışında kalma misyonunu üstlenen MTTB bir yandan da bu buhranın sebebi olarak milli bir eğitim sisteminin eksikliğini dile getiriyor "eğitim politikasının bütün olarak değiştirilmesini" istiyordu. MTTB'nin kayıpları MTTB gençler arasındaki kavgadan uzak durmaya çalışsa da o dönemin psikolojik harekatını sağ-sol çatışması seçen güç odakları MTTB'yi de şiddetin içine çekmek için hem sağ hem de sol'dan kaynaklanan terörü kullandı. MTTB'nin kayıtlara geçen ilk şehidi 18 Mart 1967'de Ankara Site Yurdu yemekhanesinde solcular tarafından vurulan İlahiyat Fakültesi öğrencisi Ruhi Kılıçkıran'dır. MTTB'nin bu barışçı misyonundan rahatsız olan güçlerin tahriki sonucu MTTB'nin verdiği şehit sayısı da giderek artmıştır. 1969'da da sol terörün MTTB'nin İstanbul'daki Genel Merkezi'ne düzenlediği bombalı saldırıda orta öğretim sorumlusu 19 yaşındaki Mustafa Bilgi de hayatını kaybedecektir. Bu şiddet eylemleri sonrası Türkiye adım adım askeri bir darbeye yaklaştı. 60 öncesi olduğu gibi öğrenci olayları ve şiddet gösterileri darbeye zemin hazırlamak için kullanıldı. Ve beklenen gün 12 Mart 1971 muhtırası ile geldi. DİSK, Dev-Genç ve Aydınlık Dergisi gibi sol oluşumlar darbeyi önce "devrimci bir girişim" olarak alkışladılar fakat sonra 12 Mart kendilerini de hedef alınca darbeye cephe aldılar. Darbenin ardından şiddete bulaşan Dev-Genç ve Ülkü Ocakları kapatıldı. Muhtıra sonrası MTTB ise istemeden de olsa darbeye destek verdi Bir okul MTTB MTTB, 69'daki ayrışmanın ardından asli kimliğine kavuştu. Milli ve manevi değerlerine bağlı bir gençliğin yetişmesi için çatışmaların dışında kalarak sosyal ve kültürel faaliyetlere hız verdi. Darbe sonrası artık her şey sıfırlanmıştı. MTTB faaliyetlerini Anadolu'da teşkilatlanmaya yoğunlaştırdı. Bu dönemde MTTB'nin tüm yurttaki şube sayısı 300'e yaklaştı. Muhtıranın ardından eğitim, kültür ve sosyal konulara daha da ağırlık veren MTTB tiyatro, kütüphane, kültür müdürlükleriyle konferanslar, seminerler ve oyunlar tertip ediyordu. Spor, kitap ve fotoğraf kulübüne 1971'de bir de "Sinema Kulübü" eklenecektir. MTTB içinde belki de en önemli gelişme yine bu dönemde olacak, kuruluş çabaları 1969'da İsmail Kahraman tarafından başlatılan "Sosyal İlimler Enstitüsü" 29 Kasım 1971'de açılacaktır. Dönemin faaliyet raporunda enstitünün amacı "fikren gelişmiş, milli ve mukaddes fikirleri gayet iyi bilen; tatbik etme kudret ve kapasitesindeki; yarının idareci kadrosunu yetiştirmek" olarak ifade edilmektedir. Eskiden MTTB Konya Teşkilatı Eski Kültür Müdürlüğü görevini yürüten Sadet Partisi GİK Üyesi Lütfü Yalman da MTTB’nin bir mektep olduğunu vurguluyor. Yalman şöyle anlatıyor: "Öncelikle MTTB dipten, tepe yöneticilerine kadar tamamen bir öğrenci kuruluşuydu. MTTB, kültürel aktivitelere çok önem verirdi:Konferanslar, kitap okuma kampanyaları ve tiyatro grupları… MTTB üyeleri için iki noktada mektep özelliği taşır. Birincisi kültürel bir birikim vermesi, ikincisi ise teşkilatçı ve yönetici yetiştirmesi… MTTB'nin dönemindeki diğer öğrenci gruplarından farkı ise fikri mücadeleye önem vermesi, fiziki mücadeleye ancak saldırı olursa girişmesiydi. Yeni nesil ile en büyük farkı ise okuyan bir gençlik olmasıydı." MTTB'nin düzenlediği konferanslar Anadolu'da büyük bir yankı uyandırıyor salonlar tıklım tıklım doluyordu. MTTB'de konferans veren belli başlı isimler ise şöyleydi: Mustafa Müftüoğlu, Necip Fazıl Kısakürek, Cemil Meriç, Nevzat Yalçıntaş, Sabahattin Zaim, Bahri Zengin ve Ahmet Kabaklı… Konferans ve seminerlerde "Üniversite ve Gençliğin Meseleleri" yanı sıra tarihi, sosyal ve ekonomik alanda, geniş bir yelpazede pek çok konu ele alınıyordu. Mesela faizsiz bankacılığın ele alındığı konferanslar düzenliyor bu toplantılarda İslam'ın ekonomik yönü üzerinde tartışmalar yapılıyordu. Yine İmam-Hatip ve başörtüsü yine engel 1968'de Milli Gençlik misyonun çözümünü üstlendiği ve ele aldığı bir başka sorun ise okullardaki başörtüsü yasağıydı. MTTB 31 Mayıs 1968'de Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencisi Hatice Babacan'ın okuldan atılması üzerine dersleri boykot etti ve düzenledikleri bir basın toplantısıyla yasağa çok sert tepki gösterdi. Açıklamada MTTB Başkanı İsmail Kahraman "Bu, üniversite tarihine yüz karası olarak geçecek bir karardır. Örtünmenin dini hürmet ve vecibe olduğu kanaatinde olan bir kız talebeye karşı hukuka, vicdana, mevzuata sığmayacak terör hareketlerine girişilmiş, İlahiyat Fakültesi'nde başını örttüğü için Hatice Babacan bayıltılıp hastanelik edinceye kadar çeşitli baskı ve tehditlere maruz bırakılmıştır" diyerek yasağı protesto etti. Bugün olduğu gibi meslek liseleri ve İmam-Hatip Okulları mezunları o zamanlarda da üniversiteye girişlerinde engellerle karşılaşıyordu. MTTB başörtüsü yasağı gibi bu engellerin de kaldırılması için faaliyetlerde bulundu. 1976'da İmam-Hatip Okullarından mezun olanların üniversite girişlerini mümkün kılan kanunun Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından veto edilmesi üzerin 3 Ocak'ta İstanbul'da "Vetoyu Veto" mitingi düzenledi. Bu konuda MTTB öncülüğünde onlarca ilde daha eylem yapıldı. "Bozkurt'tan Kur'an'a" Türkiye'de 1960'lardaki hem sağ hem sol açısından belirginleşen ve kutuplaşan ideolojik yapıdaki siyasal ve toplumsal gelişmeler MTTB'yi de etkiledi. 60'ların sonlarına doğru, milliyetçi ideolojiden belirgin bir kopuş yaşandı ve mukaddes değerler hakim olmaya başladı. 1970'lerin ortalarında itibaren de İslami unsurlar tam anlamıyla, Birliğin eylem ve söylemlerine yön vermeye başladı. İslami değerleri, öncelikleri arasında ön sıraya çıkaran MTTB'deki bu değişimin Milli Görüş hareketinin gelişimi ile yakında ilişkisi vardır. Bu dönemden sonra MTTB'nin Batılılaşma, eğitim, ekonomi ve dış politika alanlarındaki söylemlerinde Milli Selamet Partisi'nin (MSP) etkilerini görmek mümkündür Birlik o zamanki adı "Ortak Pazar" olan Avrupa Birliği'ne karşı çıkıyor, bunun Türkiye'nin İslam dünyasındaki öncü rolünün engellenmesi için bir tuzak olduğu belirtiyor, Milli Görüş Lideri Erbakan'ın savunduğu "İslam Memleketleri Ortak Pazarı"nın oluşturulmasını istiyordu. Genel Başkan Burhanettin Kayhan maddi ve manevi gelişmenin yolunun bu "tarihi kaderden" geçtiğini söylüyordu. Artık MSP Genel Başkanı Necmeddin Erbakan'ın makaleleri Birliğin yayın organı "Milli Gençlik" dergisinde yayınlanıyor, Milli Görüş lideri "Gençlik Gecesi" vb vesilelerle MTTB'yi sık sık ziyaret ediyordu. İdeolojik plandaki bu ayrışmanın sonucu olarak 1975'te MTTB'nin amblemindeki Türkçü bir çizgiyi temsil eden Bozkurt remzi kaldırılarak yerine Kur'an merkezli bir dünya görüşünü temsilen, faaliyet raporlarındaki ifadesiyle, "Mürşid olan Kitap" remzi kondu. Bu değişim MTTB'nin 54. Dönem Faaliyet Raporu'nda ise şu şekilde yer buluyordu: "İşte bu tarihi günde MTTB aradığı amblemi buluyor ve Totem devrinin hükümranlığına son veriliyordu." Kan, gözyaşı ve yine marş marş 1980'e doğru yaklaşırken sokaklar yine 70 öncesi gibi bölünmüş ve şiddet olaylarına sahne olmuştu. Hükümet akan kanı bir türlü durduramıyordu, sanki birileri çatışmaların ve akan kanın üzerinden hesap yapmıştı. Bu durumu MTTB'nin Son Genel Başkanı Vehbi Ecevit ise şöyle değerlendiriyor: "Hakiki MTTB aslında 1969'dan sonraki faaliyetlerle ortaya çıkmıştır. MTTB Türkiye'de gençliğin olması gereken noktayı iyi tespit etmiş ve bunun için çalışmıştır. Biz tamamen çatışmaların dışında kalmaya çalıştık gençliği de bunun için uyardık. Müslümanların kesinlikle kavgalara girmemesi gerektiğini söyledik. Bu nedenle pasiflikle bile suçlandık; 'Niye aktif değilsiniz hadiselerde' diyenler oldu. Ancak biz bu çatışmaların Türkiye'yi belli bir noktaya götürmeye yönelik hadiseler olduğunu söylüyorduk. Ve haklı çıktık." MTTB ise her fırsatta şiddet olaylarının dışında olduğunu vurgulamasına rağmen siyasal çatışma ortamının içine çekilmek için pek çok terörist saldırıya maruz kaldı. 1978'de MTTB Edirne Teşkilatı Eğitim Müdürü Erdoğan Tuna ve 23 Şubat 1979'da da Metin Yüksel ülkücüler tarafında şehit edildi. 1980'de de MTTB Eğitim Komitesi Başkanı Sedat Yenigün İstanbul'da şehit edildi. MTTB tüm bu saldırılara rağmen kardeşin kardeşe düşürüldüğü bu hain tuzağa düşmedi. Ancak kavmiyetçi ve sosyalist öğrenci hareketleri için aynı şeyleri söylemek çok zordu. Sokaklarda her gün onlarca insan öldürülüyor, mahaller ayrılıyor, kardeş kardeşi vuruyordu. Bu ülke 12 Mart-12 Eylül darbeleri arasında kardeş kavgasında tam 5254 evladını kaybetti.5 Ve yine beklenen oldu 12 Eylül 1980'de asker yönetime el koydu. "Netekim" tüm siyasi partiler ve pek çok dernek gibi "kurunun yanında yaş da yanar" misali koca çınar MTTB de kapatıldı. 12 Eylül 1980 darbesinde; bir milyon kişi gözaltına alındı. Bir milyon 683 bin kişi fişlendi. 210 bin dava açıldı, 230 bin kişi yargılandı, yaklaşık 100 bin kişi "örgüt üyesi" olmakla suçlandı. 7 bin kişi için idam istendi, 517 kişiye ölüm cezası verildi. 55 kişi idam edildi. 30 bin kişi yurtdışına kaçmak zorunda kaldı. 388 bin kişiye pasaport verilmedi. 30 bin kişi "sakıncalı" olduğu için işten çıkarıldı. 171 kişinin ise işkencede öldüğü belgelerle kanıtlandı. Kaybeden yine gençlik, yine ülke oldu. Gençlik bir sefer daha yabancı ideolojilerin peşinde güç odaklarının ihtirasları uğruna birbirine kırdırıldı. Tüm bu yaşanan tecrübeler ve acılar Milli bir gençlik ve öğrenci hareketinin gerekliliği ve bu hareketin sorumluluğunun ne kadar büyük, önemli ve hayati olduğunu bir kez daha ortaya çıkardı. Anadolu Gençlik Dergisi Kasım Sayısı
__________________
Ey İnsan! Kerim olan Rabbine karşı nedir seni aldatan (İnfitar,6) www.anadolugenclik.com.tr |
|
|
|
![]() |
| Lesezeichen |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Erdoğan Önerdi’’Türk Birliği’’ kuruluyor! | mendires | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 8 | 19.02.2008 11:45 |
| Talebe Yurtlarına Kurban Verilebilir mi? | itimat | İbadet Hayatımız | 9 | 18.12.2007 18:20 |
| MTTB ’ulusalcı’ kimlikle sahnede | M. Ali Saral | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 0 | 17.03.2007 18:35 |
| Süleyman Hilmi Tunahan(k.s)Para verip Talebe okutmak istedim.Bulamadım. | ledunn | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 3 | 12.09.2004 17:45 |
| dosya bolme | kurtcebe | Hardware ve Software konusunda Sorular, Cevaplar | 5 | 14.03.2004 17:17 |