![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 19.11.2005
Mesajlar: 528
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| Yazar Mine Kırıkkanat’ı yıllar sonra bile kapısından girerken ”buradan sağ çıkabilecek miyim” diye düşündüren okul!…. Reşat Nuri Güntekin'in ünlü romanı Çalıkuşu'nu hatırlayın: Romanın neşeli ve haşarı kahramanı Feride disipliniyle ünlü yatılı bir okula gönderilir. Rahibelerin yönettiği bu okul bile delidolu Feride'nin haşarılıklarıyla başedemez, rahibeler yılar. Romana konu olan okul 150 yıl önce açılan Özel Fransız koleji Notre Dame de Sion'dur (NDS). Bu günlerde 150.kuruluş yıldönümü kutlanan Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesi'nin kuruluş tarihi 27 Kasım 1856 olarak kabul ediliyor. Abdülmecit döneminde yatılı olarak açılan okul aynı zamanda ülkemizde açılan “ilk kız lisesi” dir.. Okul, katolik misyonerler tarafından kurulup 68 yıl boyunca Osmanlı kızlarına modern eğitim vermiş; 1. Dünya ve Kurtuluş savaşlarına, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna tanıklık etmiş; Atatürk devrimlerinden sonra da genç cumhuriyete terbiyeli, aydın, ‘‘hanımefendi’’ kızlar yetiştirmiş… Uzun süre anıldığı adıyla Seour'ler (Rahibeler) Mektebi, İstanbul Harbiye'deki Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesi... Bugün rahibeler okulu da değil, kızlar mektebi de... İlk açıldığında Rahibe Louise Weyvada'nın yönettiği okulda, başını yerden kaldıramayan, aynaya bakması bile yasak 90 kız öğrenci vardı. Rahibeler yıllarca Osmanlı kızlarına modern eğitim verir. 1924'te okul Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanır. '30'lardan itibaren ise Fransız ve rahibe müdirenin yanında bir Türk müdire de görev yapmaya başlar. Okul asıl prestijini 1927'de, Atatürk'ün manevi kızları Rukiye, Sabiha ve Ülkü hanımları yazdırmasıyla kazanır. Cumhuriyet dönemi entelijansiyası da bunun üzerine kızlarını burada okutmaya başlar. Notre Dame de Sion'un en önemli özelliği rahibe eğitimiyle ‘‘aydın, modern, hanımefendi, iyi eş ve anne’’ler yetiştirmekse, onu en çok ünlendiren de katı disiplinidir. Kız öğrenciler uzun yıllar boyunca koyu lacivert üniformalar ve kalın çoraplar giyer, saçlarını fileyle, memelerini papaz atkılarına benzeyen şeylerle gizlemek zorunda kalır. Şapkalar çıkartıldığında, Türkçe konuşulduğunda, yemekhane kuyruğunda fısıldaşıldığında ceza alınır. Okulun, sonradan ünlü olan pek çok öğrencisinden biri, Ayla Algan, okulda ayna olmadığını, çünkü aynaya bakmanın günah sayıldığını hatırlıyor. Üstlerini başlarını camlardaki yansımalarına bakarak düzeltirlermiş. Bu nedenle de matematikten iki sıfır almış! Birinci sıfırın nedeni, şapkasındaki NDS armasının tam ortada olup olmadığını kontrol etmek için cama bakması. İkincisi ise bu sıfıra ‘‘Ama...’’ diye itiraz edecek olması. Okulun en bilinen cezası ise ‘‘Retenue de samedi’’, yani cumartesi okulda bekleme. Herkes cumartesi öğleden sonra Beyoğlu'na gezmeye giderken, sınıfta elleri arkada kavuşturup iki saat oturma ve sürekli ‘‘Ben şeytanın biriyim, ben kötü bir çocuğum’’ diye yazma mecburiyeti... Yine de Ayla Algan, ‘‘O zamanlar bize kötü geliyordu ama çok köklü bir dil eğitimi aldım. O zihniyet, o kapalı celse çalışmaları muhayyilemi açtı ve sanat hayatımda bana çok yardımcı oldu’’ diyor. 1964 mezunu olan ve şimdi NDS'liler Derneği'nin başkanlığını yapan Lale Murtezaoğlu da her sabah derslerden önce yapılan 20 dakikalık ‘‘ahlak egzersizleri’’ni anlatıyor. ‘‘Rahibeler sorardı, dün ne yaptınız, çok konuştunuz mu, yasak birşey yaptınız mı, diye... Herkes kendine not verirdi.’’ O, bu disiplinden fazla şikayetçi olmamış, fazla ceza da almamış ki hala okulunu seviyor, onun için çalışıyor. Ama '71 mezunu Estrava Seval Vali hiç onun gibi düşünmüyor: Rahibe Emillia'nın kürsüsüne kuruluşunu ve vakur bir edayla ‘‘Anlatın bakalım, dün suçluluk duyacağınız birşey yaptınız mı?’’ diye soruşunun 12 yaşındaki bir kız için ne anlama gelebileceğini sorguluyor. Büyük bir ciddiyetle kalbinin orada bir yerde bulunduğunu düşündüğü vicdanını altüst eder ve neden kendini suçlu hissetmesi gerektiğini araştırırmış. ‘‘Hala kendimle barışamamış olmamın nedeni pedagojiyi hazmetmeden bize uygulanan deneylerdir sanırım’’ diyor. Yine de emin değil: ‘‘Şimdiki çocuklar şanslı... mı? Profesyonellerin denetiminde fazla özgürlüğün doğurduğu sorunlardan arınmaya çalışıyorlar.’’ Don teftişi! Bir Dinozorun Anıları'nda anlatıyor Mina Urgan, Dame de Sion'u. Dokuz yaşındayken, annesi ve üvey babası Falih Rıfkı Ankara'da oldukları için, Kadıköy Notre Dame de Sion'a yatılı konulur (1925). Üvey baba Falih Rıfkı İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ile İstanbul'a gelir, Ankara'ya döneceği gece bir güzel içer ve trene binmeden önce ille de kızını görmek ister. Gecenin onunda okulda herkes derin bir uykudayken, kapıya dayanırlar. Rahibeler kapıyı açmak istemez. Şükrü Kaya ‘‘Ben İçişleri Bakanıyım. kapıyı açın yoksa okulu kapatırım’’ diye bağırınca zavallı rahibeler korkar. Uykulu bir şekilde kızı Mina'yı gören Falih Rıfkı, Ankara'ya döner dönmez tutturur: ‘‘Kızı okuldan alacağız. Öldürecekler orada, tepeden tırnağa siyahlara bürümüşler. Çocuğun canlılığı kalmamış. Hemen oradan alınacak ve gelecek yıl tam tersi bir okula, Aravutköy'deki koleje konulacak.’’ Dediği olur. Mina Urgan, ‘‘İşin tuhafı okulda geçirdiğim günleri hatırlayacak bir yaşta olduğum halde o altı ayı hiç mi hiç anımsayamam’’ diyor: ‘‘Bunu yıllar sonra Nimet Arzık'ın anılarını okuyunca anladım. Rahibeler sözde öğrencilerin iyiliği için, tüyler ürpertici yöntemler uyguluyorlarmış, bir tek örneği, don temizliği teftişi örneğini vermekle yetineceğim. Küçük kızlar yanyana diziliyor, hepsi donlarını çıkarıyor ve rahibeler birer birer inceliyorlar. Donu yeterince temiz olmayan, arkadaşlarının önünde cezalandırılarak aşağılanıyor. Ben de katılmışımdır büyük olasılıkla. Kafamdaki boşluk belki de bu yüzden. Gelgelelim, her felaketin bir olumlu yanı vardır derler: O okulda geçirdiğim altı ayda Fransızca'nın temel kurallarını az çok öğrenmiştim. Daha sonraları bu dili sürekli okuyarak ilerlettim.’’ OKULUN ÜNLÜLERİ Mina Urgan, Nimet Arzık, Afet İnan, Nermin Abadan Unat, Güzin Dino, Adile Ayda, kısa sürelerle okumuşlar. Mezun olanlar arasında çok sayıda profesör, sanatçı, avukat, bankacı, iş kadını, diplomat ve bol bol ‘‘aydın ev kadınları’’ var. Ünlüler, Bedia Muvahhit, Neveser Kökteş, Füreya Koral, Fahreinissa Zeyd, Nazlı Ilıcak, Ayla Algan, Füsun Erbulak, ilk milletvekili Gencay Gürün, Esen Çamurdan, Leyla Alaton, Mine G. Kırıkkanat, Vivet Kanetti, Zeynep Atikkan, Oya Baydar, Yazgülü Aldoğan, Nurdan Bernard, Aliye Berger... Mübeccel Bilgeman Çaştaban: Sion bizleri yıllarca yoğurdu. Sadece bir eğitim messesesi değildir. Hayata kültürlü, bilgili, fedakar genç kızları hazırlar. Mükemmel eş, mükemmel anne, mükemmel kadın olmak düsturumuzdu. Estrava Seval Vali: onra o binanın önünden geçerken hala ürperirim. Gözümün önüne, tahta merdivenler, karanlık sahanlıklar, üzerime adeta azrail gibi eğilen, adını unuttuğum papanın heykeli, bir rahibenin peşisıra bilinmedik koridorlarda yürürken çıkan gıcırtılar geliyor. Gila Benmayor: Kızım da Notre Dame de Sion'da okuyor. Biz çok sıkılırdık ama o çok seviyor. Eskisi gibi katı bir disiplin yok. Dersleri modernleşti. Biz hayattan hiç sözetmezdik, şimdi derslerde herşeyden konuşuyorlar ve bayılıyorlar buna. Biz demode bulurduk ama eski havası onların hoşuna gidiyor. Hem çok modernleşti, çağa uydu. Bizim zamanımızda her yer gri ve kasvetliydi, şimdi pembe. Füsun Erbulak: Ben memnunum okulumdan. Çünkü Fransız edebiyatı, felsefe gibi şimdi demode olan pek çok şeyi öğrendim. Tabii ki bol bol cezaya kaldım. Ama rahibeler duyarlıydı. Ailem tiyatrocu olmama karşı çıktığında, biri benimle dertleşmiş ve demişti ki, ‘‘Ben de operacı olmak istedim, izin vermediler, sonra da mutsuzluktan rahibe oldum, dikkat et.’’ Ayla Birizkent: 1956 mezunuyum. Girdiğim yıl olan '48'le '56 arasında bile disiplin açısından büyük fark oldu. Rahatladı. Modernleşti. Benim senemin özelliği 100. yılı olmasıydı. Tarabya'da doğdum büyüdüm, orada yatılı binası vardı, balık tutar, rahibelere götürürdüm. Yazın da okulla ilişkim sürerdi. Çok severdim. Ayşen Gür: Bu okulda iyi bir öğrenci olarak okudum, ama mezun olduktan sonra kapısından içeri adımımı atmadım. Büyüme çağında sekiz uzun yıl geçirdiğim Dame de Sion'da yaratmayı hedefledikleri insan tipi, daha doğrusu kadın tipi, gerçekten çok sevimsiz ve itici. O tür bir 'çağdaş hanımefendi' olmamak için çok çalıştım. Soeur Monique Harisboure :1970'te Türkiye'ye görevle gelip dönmeyen rahibe Soeur Monique Harisboure. Yalın ve yumuşak kişiliği ile eski rahibe tiplemesinden çok uzak. Eski öğrencileri onu tatlı sert ama çok dürüst diye tanımlıyor. Süher Pekinel :Okulda sert cezalar da vardı. Mesela Türkçe konuşana bir yüzük takılırdı... Piyale Antika(HSBC Genel Müdürü) Çok küçük yaşta Çalıkuşu'nu okuyup etkilendim ve onun okuduğu okula gitmek istedim. Okula girebilmek için ne kadar didindiğimi, ağladığımı anlatamam. Ancak başladığım gün büyük şok yaşadım. Henüz Fransızca bilmiyorsunuz ve girdiğiniz ilk derste doğal olarak bilmediğiniz bir şeyden ötürü ilk sıfırınızı alıyorsunuz. Okulda ilk jean giyme iznini koparan biz olduk. Dr. Füsun Türkmen: Edebiyatçı Nimet Leyla Başak ile tiyatro kolunun sahneleyeceği Vatan Yahut Silistre adlı oyunu konuşuyorduk. 'Erkek öğrenci yok, nasıl bu işi yapacağız, bari kardeş okullar Saint Joshep(erkek lisesi) ya da Galatasaray'dan destek alalım dediğimde, Nimet Hanım, "Füsun" dedi, "ben bu okulda olduğum sürece okula erkek sinek bile giremez." Fatoş Erbil (Novamedya) Mezun olduğumda artık ben de aşırı disiplinli bir insandım. Düşünün, okula geldiğim yıl çorabım kısa ve kalemimi unuttum diye iki kere sıfır almıştım; matematik dersinden sınava girmeme izin verilmemişti. Seur'lerin(rahibelerin).. azalmasıyla Fransız usulü disiplin de azaldı… Ebru Keser: Okuldaki kırmızı halılı merdivenleri gördüğümde burası çok güzel ve çok güzel bir geleceğim olacak, diye oturup ağlamıştım. İş ilişkilerimde, çocuğumu büyütürken her şeyin içinde bir Dame de Sion mezunluğu olduğunu biliyorum. Kendini beğenmiş sözler gibi gelebilir; ama bizim okuldan çıkıp da başarısız olmuş kadın yoktur. http://arsiv.hurriyetim.com.tr/tatilpazar/turk/99/01/10/eklhab/17ekl.htm http://www.yeniaktuel.com.tr/top130,20@2100.html |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 26.10.2005
Mesajlar: 717
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
| Soruyu şöyle değiştirsek. Bu okullar olmasaydı? MuHaBBeTT'ler...
__________________ |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 19.11.2005
Mesajlar: 528
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
dışarının içeriye verdiği pozitif destekten mahrum kalınacaktı.... Belkide Mısır müslümanlarının hatası gibi kötü bir akibete maruz kalınacaktı... Elhamdülillah, bu ülkenin şansına ferasetli bir büyüğün rehberliği altındayız.... | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 14.09.2005
Mesajlar: 1.287
Teşekkür etti: 0
2 Teşekkür 2 Mesaja aldı
| Ferasetli bir büyük mü? ??? :) |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 19.11.2005
Mesajlar: 528
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
| |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
![]() |
| Lesezeichen |
| Seçenekler | Arama |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Yarin okullar kapalimi | kemal bilici | Davet ve Duyurular | 5 | 17.02.2008 18:22 |
| Okullar Kapandı,Zaman Gazetesi Düşüşü Devam Ediyor | refah | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 94 | 29.08.2007 17:50 |
| Fransa da diyalog istiyor, ALLAH XXX versin hain fransa | _313_ | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 0 | 13.10.2006 23:19 |
| Bu Okullar Fransa'nın Olsaydı? | hizmet_ | Davet ve Duyurular | 0 | 04.12.2005 15:17 |
| Fransa ve dans | Ebu Ömer | Önemli Şahsiyetler ve Eserleri | 0 | 01.06.2005 07:46 |