İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 05.12.2005, 17:25
 
Üyelik tarihi: 19.11.2005
Mesajlar: 528
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Elif Şafak: Yeni yüzyılın insanları...(haluk şahin)

Elif Şafak: Yeni yüzyılın insanları

Bazı insanlar var ki, onlarla konuşurken artık yeni bir yüzyılda olduğunuzu anlıyorsunuz. Anlıyorsunuz ki, siz içinize sindirin ya da sindirmeyin, çağ değişmiş, rüzgâr dönmüştür; artık sizinkinden çok farklı değerler geçerlidir.
Tercih size ait; isterseniz 'Hayır hiçbir şey değişmedi, dünya hâlâ benim bildiğim dünya, ben bildiğimi okurum' diye inat eder, önce demode, sonra gülünç ve en nihayet acınası biri olursunuz.
Ya da, tam ayak uyduramasanız bile, bu yeni dünyayı anlamaya çalışırsınız. Hiç olmazsa, çabanızla anlam kazanırsınız.
Elif Şafak'la yaptığım uzun sohbet sırasında düşündüm bunları... Düşündüm ki, tüm çabalarıma rağmen ben bir 20. yüzyıl insanıyım. Hayatımı öyle tamamlayacağım. Elif Şafak ise 21. yüzyıllı biri. Çiçeklerini orada açıyor. İyisiyle kötüsüyle, artısıyla eksisiyle onun yaylalarında nefes almakta...
Zamanın acımasız treninde arkalarda kalanların doğal refleksi, yenileri küçümsemektir. Ben o mizaçta biri değilim. 21. yüzyıl beni heyecanlandırıyor. Bu yüzden Elif Şafak'ı kendi yüzyılımın yasalarıyla (ön)yargılamadan dinleyebiliyorum. Hatta, anlayabiliyorum. Ya da, öyle sanıyorum.
Yüzyıl farklılığının çeşitli göstergeleri var. Bir yere 'aidiyet' duygusu bunlardan birisi. Bir mekâna, bir kültüre, bir dile bağlı olmak. Biz 20. yüzyıllılar için bu çok önemliydi. Ben de Elif Şafak gibi Amerika'da yaşadım, ama hep dönmek üzere, nereye ait olduğum (Türkiye'ye, İstanbul'a, Türkçeye) konusunda en ufak bir şüphem yoktu. Bu konuda kıskançtım, öyle yetiştirilmiştim. Yurtdışına gidip Türklerle İngilizce konuşmayı tercih edenlere kızardım...
Şimdi de Elif Şafak'a son iki romanını İngilizce yazdı diye kızıyorlar.
20. yüzyıl ölçüleriyle bakanlar kızıyorlar. Değil mi, ama ya buraya ait olacaksın, ya oraya! Ya İngilizce, ya Türkçe! Bir tercih yapacaksın.
Oysa, adeta karanlık bir tünelden sonra birdenbire karşımıza çıkan yeni dünya böyle bir tercihi zorunlu kılmıyor. Hem orada, hem burada (ve hem de başka yerde) olabilmek mümkün artık. Mümkün değil, belki de normal. Kendi dilinize ihanet etmeden başka dillerde romanlar yazmak da mümkün. Hatta normal.
Elif Şafak belki biraz erkenci, ama kendi yüzyılının normalini yaşıyor. İngilizce romanlarını, İngiliz dili Türkçeden daha iyi bir dil olduğu için değil, o romanın malzemesi öyle gerektirdiği için İngilizce yaşıyor. Bizim 'Ya o, ya bu'culuğumuz yok onda. Onlarda.
Attilâ İlhan 30 yıl kadar önce Ankara'da bir konuşmamızda bana "Sizinki İngilizce ve Fransızca gibi dilleri çok iyi konuşan ilk kuşak," demişti. Ve eklemişti: "Bizim kuşağın aydınları oto-didaktır, yabancı dilleri kendi başlarına güç bela öğrenmişlerdir. Pek konuşamazlar."
Elif Şafak'larınki ise, Türkçe'den vazgeçmeden bir yabancı dilde de yazabilen ilk kuşak olsa gerek. Artık böyle kuşaklar geliyor. Gelecek.
21. yüzyılın ikinci yarısında herkes en az iki dilli olacak.
Şafak'ın ilk İngilizce romanını (The Saint of Incipient Insanities 'Turfanda Çatlaklıkların Evliyası' diye çevirebiliriz ama Türkçesi 'Araf' olarak çıktı) 20. yüzyılın önyargılarıyla okumaya başladım. Güzel Türkçemizle güzel güzel yazmak dururken böyle bir fanteziye ne gerek vardı canım? Ama kısa zamanda çok yanıldığımı anladım. Bu cıvıl cıvıl kitabın anayurdu İngilizce. Bu kitabın başka dillere ancak çevirisi olur.
Elif Şafak'ın yüzyılında bir mekâna aidiyet duygularının çok daha yumuşamış olmasını biraz da yeni teknolojilerle açıklayabiliriz kuşkusuz. İnternet, cep telefonu, jet uçakları... Bir mekânda olmak için ille fiziksel olarak orada olmanız gerekmiyor.
Bu o kadar müthiş bir değişiklik ki... 1960'lı, 70'li yıllarda uçakla ABD'ye giderken, ait olduğum mekândan dakika dakika koptuğumu hissederdim yol boyunca. 15 saatte uçulan bir yere gidiyordum. Hesabıma göre, her üç saatlik uçuş bir günlük kopuşa denk düşüyordu. Milliyet gazetesine uçakla aboneydik. Bize ortalama beş günde ulaşıyordu. Demek ki, biraz evvel ayrıldığım kentte olup bitenleri en iyi olasılıkla beş gün sonra öğrenebilecektim. Aradaki uçurum her an büyüyordu.
Oysa, dokuz zaman dilimi uzaklıktaki Elif Şafak bu yazıyı Türkiye'deki okurlarımdan daha önce okuyabilir.
İnternet onun hayatının normal bir parçası. Bizim yüzyıllılar içinse, fennin son harikası…:)


Haluk Şahin, Radikal, 04.12.2005
charade isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 05.12.2005, 18:15
 
Üyelik tarihi: 19.11.2005
Mesajlar: 528
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Başörtüsü yasağı ve hazin hallerimiz

...“Bırakırsak her yeri ele geçirecekler.” diye yazmış bir okurum. Ardından beni “İslamcılara yumuşak davranmakla, onların gerçek yüzünü görememekle” itham etmiş.

“Onlar” kim, “biz” kim, ne zaman nasıl ve niye gene böyle bölündük kategorilere anlamak kabil değil.



Türkiye’de hemen hemen her evde, altsınıf, üst sınıf, orta sınıf dahil, başı örtülü kadın akrabalar ile başı açık kadın akrabalar beraber yaşar, aynı yaşam alanını paylaşırlar. Anne kapalı, kızı açıktır mesela. Ya da abla kapalı, kız kardeş açık. Ya da kaynana kapalı gelin açık. Ya da bir elti kapalı bir elti açık. Aile sofralarında başı açıklarla başı kapalılar yan yana oturur. Ev sahibesi kapalı misafirler açıktır mesela. Komşulardan birinin başı açık, ötekininki kapalıdır ya da. Kadın günlerinde, kalabalık meclislerde, bayram ziyaretlerinde, gündelik yaşamın her alanında iç içe yan yanadır başı açık kadınlarla kapalı kadınlar. Dışarıdan bakanların kolay kolay anlayamayacağı ama kendi içinde doğallığı olan bir sentez vardır. Bu sentezi tanımayanlar kendi toplumlarını tanımıyorlar demektir. Hal böyle iken, bir cetvel alıp elimize, bölmek yapay bir çizgi uyarınca, çizginin bir tarafındakileri “medeni” geri kalan tarafındakileri ise “gerici” ilan etmek, nasıl bir gaflet?
Bu memleketin elitleri kendi toplumlarından utanıyor. Ellerinde yapay ayrımlar başı açık kız öğrencileri üniversite eğitimine layık, başı kapalıları “uygunsuz” addediyor. Toplumun kendisinde olmayan bir ayırım ve ayırımcılık, alabildiğine yapay kategoriler ve tepeden inme kurallar aracılığıyla yaratılıyor. Bu işten en çok kadınlar zarar görüyor. Aynı fikirlere sahip bir erkek elini kolunu sallaya sallaya üniversite kapısından içeri girerken, kadınlar kendi içlerinde kategorileştirilip durduruluyor.

Elif Şafak
charade isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Nihat Genç, Yeni Şafak yazarını böyle payladı Omar_Muhtar Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 15 06.11.2007 19:54
Üç milyon kere yuh! Domuz eti yediyorlar yeni şafak. Omar_Muhtar Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 8 13.09.2007 14:31
Elif Şafak a tarih dersi başlamıştır....Araştırma böyle olur!!! Lal_oldu Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 1 08.10.2006 12:23
Yeni Şafak ve Kanal7 deki reklamlar gençüsküdar Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 4 18.11.2005 15:40
Yeni Şafak Basın Konseyi'nden ayrıldı jandarma Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 2 13.04.2005 00:11


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:21 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git