| Kayıt onayı eksik ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
11 Teşekkür 7 Mesaja aldı
| Asıl terörist İsrail ! Ortadoğu uzmanı Hüsnü Mahalli, "İsrail’in söylemi medyada pazarlanıyor" dedi ve ekledi: "Hamas’a terörist diyen medya organları, ya tarihi bilmiyorlar, ya da aşağılık ve satılmış insanlardır... Hamas’a terör örgütü diyen medya kuruluşları, neden İsrail’e terör devleti diyemiyor?" Ortadoğu uzmanı Hüsnü Mahalli, İsrail Başbakanlık Sözcüsü Raanan Gissin’in Hamas’la terör örgütü PKK’yı karşılaştırması ve Türkiye’deki bazı medya organlarının Hamas’ı terör örgütü olarak tanımlamasına tepki gösterdi ve “İsrail, başka bir toprağı işgal eden terörist bir devlettir. Toprağı işgal edilen Filistin halkı ve Hamas kurtuluş mücadelesi veriyor” dedi. Türkiye Cumhuriyeti’nin, PKK’yı Hamas’la kıyaslayan İsrail ile ilişkilerini kesmesi gerektiğine dikkat çeken Hüsnü Mahalli, “İsrail’in bu söylemi ve İsrail’in bu söylemini Türkiye’nin içinde pazarlamaya çalışan bazı medya grupları ve gazeteleri, çok tehlikeli bir oyun oynuyor. Bu benzetme çok yanlıştır. Bu benzetmeyi yapanlar ya geri zekalıdır, ya tarihi bilmiyorlar, ya da aşağılık ve satılmış insanlardır. Hamas’a terör örgütü diyen medya kuruluşları, neden İsrail’e terör devleti tanımlamasında bulunamıyor” diye sordu. Mahalli, Türkiye’nin Hamas’a sahip çıkarak Filistin halkına da sahip çıktığını sözlerine ekledi. FIRAT: APO, PİYONDUR Hak Par Genel Başkanı Abdülmelik Fırat da, İsrail’in, Öcalan’ın Türkiye’ye, “idam edilmemek şartıyla” teslim edilmesinin, “Öcalan, Kürt halkının temsilcisidir, biz onu muhatap alıyoruz” mesajı olduğunu söyledi. Fırat şöyle devam etti: “Öcalan’ın, Mossad ve CIA tarafından Türkiye’ye teslim edildiği biliniyor. Dünyada ultra süper güç, siyon tarikatıdır. Öcalan’ın yakalanarak Türkiye’ye teslim edilmesi apaçık siyon tarikatının işidir. Öcalan bugüne kadar, derin devletin ve onun arkasındaki ‘Türkiye demokratikleşmesin, hak ve özgürlük alanlarında gelişme sağlamasın diyen’ güçlerin maşası olmuştur. Bakın, bugün Öcalan için, büyük masraflarla İmralı’nın etrafında hücum botlar dolaştırılıyor. Mossad ve CIA'nın Apo’yu bu tarafa teslim etmesi, Öcalan’a ve PKK’ya büyük destektir. Neden öyledir; çünkü bu teslimiyet, Öcalan’ın ‘Kürtlerin temsilcisi’ olduğuna ilişkin yanlış kanaati yerleştirmeye dönük bir hamledir. Bu, Türkiye’nin problemini büyütmek, hem Öcalan’ı hem de onun, aslında “derin devletin maşası” olmaktan ibaret olan gücünü, büyütmek amacıyla atılmış bir adımdır. Apo kozunu, PKK’nın siyasallaşması kozunu Türkiye’ye karşı daha güçlü bir şekilde kullanmaya dönük bir adımdır. Şimdi Türkiye öyle bir durumda ki, Öcalan diyelim ki; kendiliğinden yani dışarıdan bir müdahale değil de, kalp kriziyle ölecek olsa büyük sıkıntılara düşer.” İSRAİL’E BİLDİRMENİN GEREĞİ NEYDİ? Stratejist Nurullah Aydın da, Hamas’ın seçimle iş başına gelen meşru bir hareket olduğunu hatırlatarak, “Bu hareketin öncülerinin Türkiye’yi ziyaret etmesi, normal bir durumdur. Bu ziyaretin, önceden İsrail’e bildirilmesi, gereksizdi” dedi. Aydın şöyle devam etti: “Hamas'ın ziyareti ve Hamas'a yapılan uygulama, büyük büyük lider devlet geleneğine uygun değildir. Hamas, Filistin halkının özgür iradesi ile seçimi kazanmış bir partidir. Hamas'ı terör örgütü olarak tanımlamak, İsrail'in terör örgütü olarak kurulduğunu göz ardı etmektir. Hamas’a İsrail'in gözlüğüyle bakmak büyük bir çelişkidir.” PROF. DR. ÜMİT ÖZDAĞ: HAMAS, DEMOKRATİK BİR PARTİDİR Dış politika uzmanı, Prof. Dr. Ümit Özdağ da, “Türkiye, Hamas yetkililerin ziyaretini İsrail’e bildirmek zorunda değildi, bağımsızlık bakımından iyi olmadı” diye konuştu. Özdağ şunları söyledi: “İyi hazırlanmamış bir ziyaret olarak görüyorum. Bu ziyaret, Filistin'le kurulan bir ilişki olarak değerlendirilmelidir. Hamas, seçimlere girmiş bir partidir, seçimlerin meşruluğunu kabul eden herkes, seçimlerden çıkan sonucu da meşru kabul etmek zorundadır. Türkiye-Hamas ilişkisini, İsrail'in PKK ile ilişkisini birbirine eş görmemek gerekir. İsrail, Filistin'deki seçimleri demokratik ve meşru kabul etmiştir. PKK bir terör örgütüdür ve en ufak bir şekilde meşruluğu yoktur. Türkiye'nin en kısa zamanda Hamas'ı terör örgütü listesinden çıkartması lazım, çünkü Hamas artık Filistin seçimlerinden galip çıkmış bir partidir.” TANTAN: HAMAS’A İSRAİL GİBİ BAKMAYIN!.. İçişleri eski Bakanı ve Yurt Partisi Genel Başkanı Saadettin Tantan da, Hamas yetkililerinin medyanın baskısı ve AK Parti’nin çekinceleri yüzünden, devlet geleneğine yakışır tarzda karşılanıp ağırlanmadıklarını ifade etti. Tantan; “Hamas’a İsrail'in baktığı gibi bakmak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne yakışmaz” dedi. http://www.vakit.com.tr/index.php?sayfa=haber&haber=4130 |
| | |
| Kayıt onayı eksik ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
11 Teşekkür 7 Mesaja aldı
| Hamas liderlerinden Halid Meşal, Türkiye'yi ziyaret etmekten memnun olduğunu belirterek, "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşemememiz bir eksiklik" dedi. Hamas liderlerinden ve örgütün Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal, Ankara'da kaldığı Metropolitan Otel'de gazetecilere açıklamalarda bulundu. Türkiye'ye geldiği zaman verdiği görüntülü röportaj randevularını iptal eden Meşal, sadece muhabirleri kabul etti. Türkiye ziyaretinin önemli bir aşama olduğunu belirten Meşal, Türk yetkililerle yaptığı görüşmelerde Hamas'ın görüşlerini net bir şekilde anlattıklarını, Türk yetkililerin de görüşlerini dinlediklerini söyledi. Meşal, Erdoğan ile görüşemediği için hayal kırıklığına uğradığını belirterek, "Katar ve Sudan'da en üst düzeyde kabul gördük. Rusya'dan davet aldık. Başbakan Erdoğan'ın neden böyle yaptığını anlayamıyoruz. Hamas'ı kim davet ederse, kazanacak ülke o olur. Ortadoğu'da etkinlik elde eder. ABD bile bizi davet edebilir" diye konuştu. Öte yandan Meşal'e Türk gazetecilerle görüşmemeleri yönünde telkinde bulunulduğu öğrenildi. http://www.vakit.com.tr/index.php?sayfa=haber&haber=4131 |
| | |
| Kayıt onayı eksik ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
11 Teşekkür 7 Mesaja aldı
| Hamas’ın Ankara ziyareti ABD ve İsrail’i kızdırdı Hamas lideri Halid Meşal’in sürpriz Ankara ziyareti, Siyonist İsrail ile destekçisi ABD’yi kızdırdı. İsrail Başbakanlık Sözcüsü Raanan Gissin’in, Meşal’in Ankara ziyaretinin İsrail-Türkiye ilişkilerinde derin yara açacak büyük bir hata olduğunu söylerken; ABD Dışişleri Bakanlığı’nın bir yetkilisi ise, “Bizim Hamas ile ilgili görüşlerimiz çok iyi biliniyor. Hamas, Amerikan yasalarına göre yabancı bir terörist varlıktır ve Amerikan hükümeti Hamas ile veya onun herhangi bir üyesiyle görüşmez” dedi. Hamas Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal’in sürpriz Ankara ziyareti, Türkiye ile İsrail arasında diplomatik gerginliğe yol açtı. İsrail Dışişleri Bakanı Livni’yi önceki gece arayan Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, İsrailli meslektaşından “Uluslararası toplumun beklentileri var. Bu beklentiler karşılanmadan arabuluculuğa da gerek yok” cevabını aldı. İsrail Başbakanlık Sözcüsü Raanan Gissin ise, Meşal’in Ankara ziyaretinin İsrail-Türkiye ilişkilerinde derin yara açacak büyük bir hata olduğunu söyledi. Hamas Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal’in bir heyetle Türkiye’ye yaptığı ziyaret, Washington’da dikkatle izlendi. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın bir yetkilisi, Hamas heyetinin Türkiye ziyaretiyle ilgili Washington’un tutumunun sorulması üzerine, “Bizim Hamas ile ilgili görüşlerimiz çok iyi biliniyor. Bu görüşümüzde hiçbir değişiklik yok. Hamas, Amerikan yasalarına göre yabancı bir terörist varlıktır ve Amerikan hükümeti Hamas ile veya onun herhangi bir üyesiyle görüşmez” dedi. Aynı yetkili, “Başka ülkeler, nasıl, ne zaman ve hangi örgütle temasta bulunacaklarına kendileri karar vermelidir. Hamas ile görüşen hangi hükümet olursa olsun, bu temaslarında uluslararası toplumun mesajlarını vermesi önemli. Bu mesajlar da, yeni Filistin yönetiminin terörizm ve şiddeti bırakması, İsrail’in varlığını ve iki taraf arasında daha önceki anlaşmalardan doğan yükümlülükleri tanıması yönündedir” ifadesini kullandı. ABD’nin, Hamas’ı davet eden Rusya’ya karşı yaklaşımı da benzer olmuştu. Amerikan Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, haftasonunda katıldığı televizyon programlarında, Rusya’nın Hamas liderleriyle görüşmesi durumunda, uluslararası toplumun mesajlarını iletmesinin önemli olduğunu, Moskova’nın Hamas’ı terörist olarak tanımadığını ve bu çerçevede liderleriyle görüşmesinin yararlı bile olabileceğini söylemişti. Rice, dün Amerikan Senatosu bütçe komitesinde, bakanlığın 2007 bütçesini anlatırken, “ABD, Hamas’ın liderliğindeki bir Filistin hükümetine finansal yardım yapmayacaktır” demişti. http://www.vakit.com.tr/index.php?sayfa=haber&haber=4103 |
| | |
| Kayıt onayı eksik ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
11 Teşekkür 7 Mesaja aldı
| DIŞ HABERLER18.02.2006 CUMARTESİ İsrail yanlısı ABD düşünce kuruluşu, AKP’ye ateş püskürdü Hamas’ın siyasi lideri Halid Meşal’in sürpriz Ankara ziyaretine Amerikan yönetimi karşı çıkmazken, ABD’de İsrail’i gözeten en etkili düşünce kuruluşlarından Washington Enstitüsü (WINEP) yayınladığı raporla AK Parti hükümetine ani ve çok sert tepki gösterdi. Türkiye programı direktörü Dr. Soner Çağaptay’ın altına imza attığı WINEP’in geleneksel ‘siyaset izleme’ raporlarının sonuncusu, “Hamas Ankara’yı ziyaret etti: AKP Türkiye’nin Ortadoğu’daki rolünü kaydırıyor” başlığını taşıyor. Raporda Meşal’in ziyaretinin ‘laik zihniyetli dış politika eliti’nin itirazlarına ve basındaki yoğun tartışmalara rağmen Başbakan Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetinin ‘arka çıkmasıyla’ gerçekleştiği belirtildi. WINEP’e göre AKP bu hareketiyle Türkiye’nin İsrail-Filistin meselesindeki ‘dürüst arabulucu’ rolüne zarar verdi. Meşal’in Ankara’da “daha önce Türkiye’den duymadığı hiçbir şeyi duymayacağı” iddia eden raporda, “Bu ziyaret, İsrail-Filistin ihtilafının çözümünde bir ilerleme üretmeksizin ya da Türkiye’nin bölgesel arabulucu olarak rolünü geliştirmeksizin, sadece Meşal’e ve terörizme meşruiyet kazandırma amacına hizmet eder.” ifadeleri geçiyor. WINEP, bunu “Türkiye ile Batı’nın Ortadoğu politikasında açık bir farklılaşma işareti” olarak görüyor. Meşal’in ziyaretini AKP’nin ‘stratejik derinlik’ politikasına bağlayan rapor, bu politikanın “teorikte kulağa hoş gelse de, gerçek dünyada başarısız olduğu” görüşünde. Türkiye’nin geliştirmeye çalıştığı ‘iyi komşuluk’ ilişkilerinin Suriye ve İran tarafından ‘stratejik bir fırsat’ görülerek ‘istismar’ edildiğini öne süren rapor, bu ülkelerin sadece uluslararası tecridi kırmak için Ankara’yla yakınlaştığı kanaatinde. “Türkiye’nin PKK’nın terör kampanyasını alt etmek için Batı’dan en çok yardıma ihtiyaç duyduğu bir dönemde” AKP hükümetinin ‘bir terörist grubun lideri’ni davet ettiğini öne süren raporda şöyle deniyor: “Meşal’in ziyareti, AKP’nin Ortadoğu politikasının, mahiyetine ve çıkarlarının Türkiye’ninkilerle ne kadar çelişkili olduğuna bakmaksızın diğer Müslüman hükümetlere ve hatta İslamcı terörist gruplara yardım etme amacını taşıyan bir kültürel arzuyla yönetildiğini göstermektedir.” http://www.zaman.com.tr/?bl=dishaberler&alt=&trh=20060218&hn=257076 |
| | |
| Kayıt onayı eksik ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
11 Teşekkür 7 Mesaja aldı
| İran’dan Amerika’ya:Paranı boşa harcama İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Muttaki, ABD yönetiminin, İran’daki demokrasi çabalarının desteklenmesi amacıyla ayırdığı 75 milyon dolarlık ödeneği “israf” olarak değerlendirdi. “ABD’nin geçmişine bakarsak bu tür önlemlerin yararsız olduğu görülür.” diye konuşan Muttaki, bu ödeneklerin Amerikan halkının yararına kullanılmasını tavsiye etti. Muttaki, ödenek için de bir öneri sunarak “Bu parayla son yıllarda Amerika’ya karşı oluşan kinin sebebinin araştırılacağı bir çalışma yapılabilir. Hatta buna biz de destek veririz.” ifadelerini kullandı. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, İran’daki reform çalışmalarının desteklenmesi için Kongre’den 75 milyon dolarlık ödenek isteyeceklerini söylemişti. Bu sayede “ABD’nin İran’ın saldırgan politikalarıyla mücadele edebileceğini” belirten Rice, Suriye’deki İran muhalifi demokrasi grupları için de 5 milyon dolar ek fon talep etmişti. Dışişleri Bakanlığı, bu fonun, reformistlerin çalışmalarını hızlandırmak için kullanılacağını belirtiyor. Tahran, Cihan http://www.zaman.com.tr/?hn=257470&bl=dishaberler&trh=20060219 |
| | |
| Kayıt onayı eksik ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
11 Teşekkür 7 Mesaja aldı
| DIŞ HABERLER19.02.2006 PAZAR ‘Erdoğan, ülkesinin Doğu-Batı arasındaki eski rolünü keşfetti’ Türkiye’nin, İslam dünyasını rahatsız eden karikatürler, Hamas ve İran’daki nükleer kriz konularıyla ilgili arabuluculuk çabaları, Frankfurter Rundschau gazetesinde “Türkiye farklı dünyalar arasında” başlıklı bir makaleyle yorumlandı. Gerd Höhler imzalı yorumda, “Başbakan Tayyip Erdoğan, kendisi ve ülkesi için eski bir rolü yeniden keşfetti: Doğu ile Batı arasında arabuluculuk.” ifadesi kullanıldı. Yorumda, “Başbakan Erdoğan’ın önce İslam dünyasını rahatsız eden karikatürlerle ilgili arabuluculuk yapma teklifinde bulunduğu, şimdi de Hamas ile Batı arasında ve İran’ın nükleer programıyla ilgili kriz konusunda arabuluculuk yapmak istediği” belirtildi. “Ankara’nın arabuluculuk talebinin anlaşılır olduğu” ifade edilen yorumda, “Türkiye’nin sözü edilen krizlerden doğrudan etkilendiği” de kaydedildi. Bazı Avrupalıların da Türkiye’yi bir köprü olarak gördüğü belirtilen yorumda, “Türkiye’nin İslam dünyasında etkisinin sınırlı olduğu ve İslam dünyasında nefret edilen ABD’nin ve NATO’nun bekçisi olarak görüldüğü” görüşü savunuldu. Yorumda, “Başbakan Erdoğan’ın kültürlerin birleşmesi için çaba sarf ettiği ve bunun hem kendisi hem de ülkesi için zorlu bir görev olduğu” ifade edildi. Frankfurt, aa 19.02.2006 http://www.zaman.com.tr/?hn=257468&bl=dishaberler&trh=20060219 |
| | |
| Kayıt onayı eksik ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
11 Teşekkür 7 Mesaja aldı
| Alperen Polat Filistin seçimlerini büyük bir zaferle kazanan Hamas’ın sürgündeki siyasi büro şefi Halit Meşal’in önceki gün Ankara’ya gelmesi; benim gibi bölgedeki gelişmeleri yakından takip eden ve küresel dengelerden haberdar olanları bir hayli heyecanlandırdı. Bu ziyaret, daha önceden dillerde dolaşmasına karşın sürpriz sayılabilecek özellikleri haizdi. Çünkü Ankara tarafından net bir davet yapılmamıştı ve ziyaretin ABD– İsrail’den habersiz bir şekilde aniden gerçekleşebileceğini hiç kimse tahmin etmemişti. Ve tabii ki, uzun yıllardır bölgesel politikalarda “inisiyatif” kullanmaya hasret bırakılan Türkiye’nin kendi başına böyle bir inisiyatif kullanmış olma ihtimali bu heyecanı daha da artıyordu. Heyecanımızın asıl sebebi, son söylediğimiz “inisiyatif kullanma” ihtimali üzerine yoğunlaştığı için, doğal olarak “kısa süreli” bir şaşkınlık yaşamadık da değil. Kısa süreli diyorum çünkü, sevinip, heyecanlandığımız inisiyatifin aradan geçen birkaç saat içinde ABD ve İsrail’e nasıl teslim edildiğini hep beraber gördük. Hamas’ın Ankara ziyareti, Türk Dışişleri’nin bütünlük içinde aldığı ve “devlet politikası” şeklinde cereyan eden bir hadise değil. Hamas’ı Türkiye’ye bu şekilde getirerek ABD, İsrail ve onların Türkiye’deki işbirlikçilerini çileden çıkartan inisiyatifi kullanma noktasında adres gösterilen isim Başbakanın Dışişleri danışmanı Prof. Dr. Ahmed Davutoğlu. Türk Dışişlerinde bu tip inisiyatifler kullanmak suretiyle kendi başına bir şeyler yapabilme kaygısından dolayı Davutoğlu’nu takdir etmekle beraber, içinde bulunduğu çalışma ortamı ve başta sayın Abdullah Gül olmak üzere mesai arkadaşlarının bu tip diplomatik hamlelere ne derece katılıp, katkıda bulunduklarını iyice tahlil etmek durumundayız. Çünkü Dışişlerinde karmaşık ve çoksesli bir çalışma ortamının olduğunu ve özellikle ucu ABD ve İsrail’e dokunan Ortadoğu politikalarında her kafadan bir ses çıktığını çok iyi biliyoruz. Meşal’in Ankara ziyaretine haddinden fazla tepki vererek misyonunu layıkıyla yerine getiren Ertuğrul Özkök, Ahmed Davutoğlu’nu ima ederek şöyle diyor: “HAMAS’ın en sembolik isimlerinden birini Ankara’ya getirme fikrini acaba hangi aklıevvel verdi? Dışişleri’nde, bu ‘dáhiyane’ diplomatik adımı engelleyecek hiç mi aklı başında insan kalmadı?” Ve devam ediyor Özkök: “Ankara’da bir grup aklıevvel, kendince inisiyatif alıyor… Dün konuştuğum Dışişleri’nin makul insanları saçlarını başlarını yoluyordu.” Özkök’ün sinirle ve şiddetle kaleminden dökülen bu cümleler, Dışişleri’nin üç farklı nitelikte diplomat kadrosuna sahip olduğunu gösteriyor: 1– Davutoğlu’nun başını çektiği ve inisiyatif kullanma meraklısı “aklıevveller”. 2– Bu aklıevvel kadronun “manasız ve zamansız” girişimlerine engel olamayan şaşkınlar! 3– Özkök’ün telefonda konuştuğu ve Hamas’ın Ankara’ya gelmesine “saç baş yolan” “Dışişleri’nin makul insanları”. Hiç kuşkusuz Özkök ve onun gibilerin (büyük büyük patronları da dahil) istediği Dışişleri diplomatı son seçenekteki gibi bu tür durumlarda saç baş yolan makul insanlar olmalı. Onun dışında maceraya girip, Hamas’ın liderini Türkiye’ye getiren zihniyet ise Türkiye’nin başına büyük belalar açmaya namzet görünüyor! Sizin ne haddinize inisiyatif kullanmak, sizin yerinize, Türkiye’nin yerine inisiyatif kullanacak ABD ve İsrail gibi büyükleriniz varken, size sadece yerinizde oturup, “makul ağabeylerinizi” dinlemek kalıyor. *** Hamas lideri Meşal, Suriyeli gazeteci Hüsnü Mahalli’ye uçakta gelirken ifade ettiği üzere “Türkiye’ye büyük umutlarla” gelmişti. Özellikle öz topraklarını işgal eden İsrail’e karşı yürüttükleri mücadelede, onlara hamilik eden Osmanlı’nın torunlarının Filistin halkının yanında yer alacağını düşünmek onların en doğal hakkı. Ancak Meşal’in kafasında derin endişeler de bulunuyordu. Acaba AKP hükümeti, ABD ve İsrail’den bağımsız bir politika izleyip, Hamas’ın bu ziyaretini, bölgesel liderlik noktasında sinerjiye dönüştürebilecek miydi? Maalesef Meşal’in bu endişesi, Ankara’nın ortaya koyduğu tavırla birlikte gerçeğe dönüştü. Hamas lideri Meşal, Ankara’ya ayak basar basmaz, ABD ve İsrail’le telefon trafiği başladı. Türkiye’nin bu “alttan alma” tavrı İsrail’e karşı konulmaz bir cür’et vermiş, ve İsrail, Hamas liderini Türkiye’de ağırladığı için hakaretler yağdırmaya başlamıştı. İsrail o kadar ileri gitmişti ki, PKK başı Öcalan’ı İsrail’de ağırlamakla, demokratik seçimleri kazanarak Filistin halkının iradesini temsil eden Hamas’ın lideri Meşal’i Ankara’da ağırlamayı aynı kefeye koyuyordu. ABD de aynı şekilde Türkiye’ye ağır eleştiriler yöneltip, “kafanıza göre böyle bir hamle yapmayacaktınız” mealinde uyarılarda bulunuyordu. Fakat nihayetinde Türkiye, ABD ve İsrail’in sözünden çıkmadı ve onların taleplerini Meşal’e bir bir iletti. Başbakan Erdoğan, programında olmasına rağmen Meşal’le görüşmesini iptal etti. Dışişleri organizasyonunda gerçekleşen ziyaret bir anda AKP’ye pas edildi. Türkiye, son yarım asırdır kaybetmeye devam ettiği bölge prestijini bir nebze de olsa kurtaracak olan bu ziyareti, elbirliğiyle İsrail ve ABD taşeronluğuna dönüştürmeyi becerdi! Meşal gibi; onyıllardır şiddet, kaos, katliam ve işgallerle yüz yüze yaşayan ve bir umut ışığıyla ataları Osmanlı’nın torunlarının gözünün içine bakan yüzmilyonlarca bölge insanının umudu bir kez daha kırılmış oldu… http://www.yenimesaj.com.tr/index.php?sayfa=yazarlar&haberno=10317&tarih=2006-02-19 |
| | |
| Kayıt onayı eksik ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
11 Teşekkür 7 Mesaja aldı
| Komplo teorilerine dayanan görüşlerin önemli bir boyutu da beşeri gücün sınırlarını yeterince takdir edememekle ilgilidir. Bundan kaynaklanan yaklaşım her zaman zihinlerde “….rağmen …… mümkün mü?” sorusunun oluşmasına yol açıyor. Burada birinci boşluğa aşılması imkânsız görülen beşeri güç, ikinci boşluğa ise bu gücün reddettiği veya reddetmesi gereken gelişme konuyor. Zihinlerinde bu tür sorular canlananların en önce Hz. Musa (a.s.)’nın Firavun’un sarayında yetiştiğini ve ona rağmen tevhid bayrağını açtığını unutmamaları gerekir. Aynı şey cahiliye sultasına rağmen Mekke’de yükselen tevhid bayrağı için de söz konusudur. Örnekleri artırmak mümkün. Burada önemli olan “…. rağmen” denirken işaret edilen gücün bir beşeri güç olduğunu ve tüm beşeri güçlerin toplamının bile ilahî gücün yanında bir sineğin gücü kadar olmadığını kavrayabilmektir. Tabii Allah’ın koyduğu bir ilahî sünnet ve bu sünnete göre cereyan eden vakıa var. Ama bu vakıanın yani ilâhî sünnetin ormanda vahşi canavarlara rağmen ceylanlara hayat imkânı tanıdığı dikkatten kaçmamalı. Filistin’deki başarı emperyalist güçlerin göz yummasıyla değil onlara rağmen gerçekleştirilmiştir. Her şeyden önce burada emperyalistlerin değil gasp edilmiş haklarının geri verilmesinde ısrarlı davranan halkın iradesi belirleyici olmuştur. Emperyalizm ise bu iradenin aktif rol oynamasını engelleyebilmek için her yola başvurdu. Ama onu da zorlayan, engelleyen etkenler var. İşgalci siyonist güçleri, Güney Lübnan’dan ve Gazze’den çıkaran kararlılık, 25 Ocak 2006 seçimlerinde de tavrını ortaya koydu. Böylece özgür irade emperyalist baskıya ve saldırganlığa rağmen işledi. Emperyalist güçler böyle bir sonucun ortaya çıkacağını elbette önceden tahmin etmişlerdi. Çünkü hem yerel seçimlerde ortaya çıkan sonuçlar, hem de kamuoyu araştırmaları bunu gösteriyordu. Bu yüzden HAMAS’ın seçime sokulmaması için baskı yaptılar. Javier Solana HAMAS’ın seçime alınması durumunda AB’nin özerk yönetime yaptığı yardımı kesecekleri tehdidinde bulundu. Ama bu talebin kabul edilmesi özerk yönetim açısından mümkün değildi. Böyle bir şeyi yapabilmesi için seçimleri tümüyle iptal etmesi gerekirdi. O zaman tüm Filistin halkını karşısına almış olacaktı. O durumda zaten muhtelif yolsuzluklar, ekonomik sıkıntılar, güvenlik mekanizmasında ortaya çıkan çalkantılar ve el-Fetih’teki ihtilaflar sebebiyle ciddi problemler yaşayan özerk yönetim, içinden çıkılmaz bir ortama kendini sürüklemiş olacaktı. Bu durum karşısında dış güçler seçimlerin ertelenmesini ve HAMAS’ın başarısının önlenebilmesi için seçim sisteminde değişiklikler yapılmasını istediler. Özerk yönetim bunu önce gündemine aldı, ama daha sonra böyle bir şeyin toplumda karşı tepki uyandıracağını ve bir duygusal destek cephesi oluşmasına yol açacağını gördü. O yüzden seçimi zamanında yapıp, suyun akışını durdurmaya çalışmak yerine olağan gidişata göre bir strateji belirlemenin daha uygun olacağını düşündü. Şu an uluslararası platformda izlenen tutum da bu yöndedir. Yani suyun akışını durdurma yerine yönünü belirlemeye çalışma stratejisi. Ama bu zorlamanın görülmesinden yola çıkılarak yapılan yorumlarda da haksızlık edilmektedir. Bu konudaki yorumlarda insanlarımızın daha denizi görmeden paçaları sıvadıklarına şahit oluyoruz. Emperyalist güçler HAMAS’ı birtakım tavizlere zorlamak için baskı yapıyorlar diye sanki bu tavizler verilmiş, istenenlerin kabul edilmesi için alıştırma merhalesine girilmiş gibi yorumlar yapılıyor. Oysa yapılan dayatmalardan hiçbiri kabul edilmiş değil. Örneğin siyonist işgali meşrulaştırma yönünde en ufak bir ima dahi yapılmış değildir. Bunun tam aksi açıklamalar yapılmaktadır. Eski Siyasi Birim başkanı Dr. Musa Ebu Merzuk: “İsrail’in tanınması bir hataydı, bunun düzeltilmesi gerekir” diye konuştu. Halid Meş’al: “Ölürüz yine ilkelerimizden vazgeçmeyiz” dedi. Kudüs milletvekili Ebu Tayr: "Filistin halkı bize ağır bir emanet yükledi. Siz bizden bu emanete ihanet etmemizi mi bekliyorsunuz? Bunu asla yapmayacağız" dedi. Bir diğer Kudüs milletvekili Ahmed Antun, HAMAS’ın da el-Fetih’in de Filistin topraklarının bir karışından bile taviz verme hakkının olmadığını vurguladı. Silah bırakma konusundaki baskılara: “İşgal devam ettikçe mücadele de sürecektir” şeklinde açıklamalarla karşılık verildi. Bu durum karşısında insaflı olmak ve hiçbir dayanağı olmayan ithamlarda bulunmak yerine o insanların ümmet adına mücadele verdiklerini düşünerek, kararlılık gösterebilmeleri için kendilerine destek vermek, herhangi bir yanlışa düşmemeleri için ellerinden tutmak daha imanî bir tavır olmaz mı? http://www.vakit.com.tr/index.php?sayfa=yazi&yazi=786 |
| | |
| Kayıt onayı eksik ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
11 Teşekkür 7 Mesaja aldı
| Terör devleti İsrail’in önde gelen gazetelerinden Haaretz, ABD kuklası Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in, Hamas heyeti ile görüşmeyi reddettiğini yazdı. Mısır yetkililerinin Türkiye ve Rusya’nın Hamas heyetini davet etme kararlarını eleştirdikleri de öne sürüldü. Hamas heyetinin Türkiye ziyaretine ilişkin tartışmalar sürerken ABD kuklası Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in Hamas heyeti ile görüşmeyi reddettiği bildirildi. Mısır yetkililerinin Türkiye ve Rusya’nın Hamas heyetini davet etme kararlarını eleştirdikleri de öne sürüldü. İsrail’in önde gelen gazetelerinden Haaretz, Mısır’ın, Hamas heyetinin Cumhurbaşkanı Hüsnü Mürabek ile görüşmesi için yapılan talebi geri çevirdiğini yazdı. Gazete, Mısır’ın olumsuz yanıtının Hamas temsilcilerine Mısır İstihbarat Şefi Ömer Süleyman tarafından iletildiğini de belirtti. Mısır’ın daha önce de Hamas’tan gelen bu yöndeki bir talebi reddettiğini kaydeden gazete, “Hamas, Mısır’ın, seçim zaferinin ardından tutumunu değiştireceğinden emindi. Mısır’ın reddi, Hamas’ın İsrail’i tanıması, imzalanan anlaşmalarını kabul etmesi ve İsrail’e karşı şiddete son vermesi yolundaki taleplerini karşılamamasından kaynaklanıyor” diye yazdı. Türkiye ziyareti de eleştiri konusu oldu Hamas’ın bu tutumu nedeniyle Filistin’deki seçimlerin ardından Mısır’ın Gazze’deki temsilcilerinin çoğunu geri çağırmaya karar verdiğine dikkat çeken gazete, “Mısır’ın Hamas ile görüşmeme kararı, Hamas’ın tutumunda değişiklik olursa değişebilir” yorumunu yaptı. Gazete şöyle devam etti:“Mısır yetkilileri de, Rusya ve Türkiye’nin bir ziyaret için Hamas yetkililerini davet etme kararlarını da eleştiriyorlar. Mısır, bu ülkelerin Hamas’ı yumuşatma ve Hamas’ı İsrail ile müzakerelerin sürdürülmesini kolaylaştıran birtakım kararları almaya yönlendirme işini Mısır’a bırakmış olmaları gerektiğini düşünüyor.” http://www.vakit.com.tr/index.php?sayfa=haber&haber=4406 |
| | |
| Kayıt onayı eksik ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
11 Teşekkür 7 Mesaja aldı
| İsrail kıvırıyor: Hamas’la görüşebiliriz Hamas’la görüşmeyceğini söyleyen İsrail başbakan vekili Ehud Olmert, Hamas'ın seçim zaferine karşın Filistinlilerle barış görüşmelerini ihtimal dışı görmediğini söyledi. Olmert, İsrail televizyonuna verdiği demeçte, Hamas'ın göreve gelmesinden ötürü Filistinlilerle kısa sürede barış anlaşmasına ulaşılması şansının zayıfladığını belirtti. Ehud Olmert, ''Buna karşın umut tükenmedi. Benim görevim bir yandan Hamas'a karşı mücadele etmek, bir yandan da anlaşmaya varma umudunu canlı tutmak'' dedi. Filistin halkı özgürlüğe oy verdi İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, Filistin’deki seçimleri Hamas’ın kazanmasının, “Oslo Anlaşması, Yol Haritası ve Filistin hakkında daha önce alınan bütün kararları bir kenara bıraktığını” söyledi. Ahmedinejad, Halid Meşal ve beraberindeki heyeti kabulünde yaptığı konuşmada, Filistin meselesinin çözümü için en büyük gücün Filistin halkının iradesi olduğunu ifade etti. “Filistin halkının, direnişin devamı ve bağımsız bir hükümetin kurulması için özgürlüğe oy verdiğini” söyleyen Ahmedinejad, “Hamas’ın seçimleri kazanmasıyla Filistin halkı direnişe devam etme kararını ortaya koydu. Düşmanlar Filistin halkının iradesine karşı gelemezler” dedi. Mossad, Kürtçe bilen ajan arıyor İsrail’in istihbarat örgütü Mossad’ın Kürtçe tercümanlar aradığı bildirildi. Haaretz gazetesince yayınlanan bir makalede, Mossad’ın Farsça, Kürtçe ve Kore dili tercümanları aramaya başladığı belirtilerek “Şimdi İsrail istihbaratında 2006 yılı için istenen diller: Farsça, Kore dili ve Kürtçe” ifadesi kullanıldı. Mossad’ın söz konusu üç dilinden İbranice ve İngilizce’ye tercüme yapacak uzman çevirmenleri aradığı kaydedilen makalede şunlar yazıldı: “İran nükleer silah ve füzelerini geliştiriyor; Kuzey Kore, İran ve diğer ülkelere öldürücü teknoloji ve ekipmanı satıyor ve İran, Irak, Suriye ve Türkiye’de Kürtler var. Mossad’ın önerilerinden anlaşılıyor ki Kürtlerin İbranice’den tercümelere ihtiyaçları var.” http://www.vakit.com.tr/index.php?sayfa=haber&haber=4401 |
| | |
| Kayıt onayı eksik ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
11 Teşekkür 7 Mesaja aldı
| Hamas'a Mali Yardım Yağıyor Birçok İslam ülkesinden Hamas'a mali yardım yağıyor. Batı ülkelerinin çifte standardını eleştiren İslam ülkeleri liderleri, Hamas'a yardım vaadinde bulundular. BM Ortadoğu Özel Temsilcisi Alvaro De Soto da, yardımların kesilmemesi gerektiğini söyledi. 21/02/2006 - 09:45 Tahran'dan mali destek Hamas Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal, mali kaynak arayışı çerçevesinde gittiği Tahran'dan beklediği desteği aldı. Meşal'e hem ülkenin dini lideri Ali Hamaney, hem de Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad maddi destek sözü verdi. Hamaney, Müslüman ülkeleri de Hamas'a yardım etmeye çağırdı. İran devlet televizyonunda canlı olarak yayımlanan haber programına katılan Meşal, Filistinli göçmenlerin kendi topraklarına dönmedikleri sürece barış olmayacağını yineledi ve ''işgal edilen topraklarımız geri verilmezse Hamas direnişini daha da sertleştirir'' dedi. ''İşgalcilerle asla müzakere etmeyeceğiz'' diyen Meşal, Hem Yaser Arafat'ın hem de Mahmud Abbas'ın İsrail rejimini resmi olarak tanıdıklarını, İsrail ile müzakere ettiklerini anımsattı ve ''onlar bir sonuç alabildiler mi? Acaba İsrail işgal ettiği topraklardan geri çekildi mi?'' diye sordu. Meşal, ABD'nin Filistin'e yaptığı yardımları durdurmasıyla ilgili olarak da, 'ABD'nin yardımının sınırlı ve küçük çapta olduğunu, bunun kendilerine bir etkisi olmayacağını' söyledi. Meşal, İsrail ile müzakelere başlanması için İsrail'in Filistinlilerin haklarını tanıması ve Filistin topraklarından çekilmesi gerektiğini söyledi. Meşal, İsrail'in Filistin yönetimine vermesi gereken fonları dondurma kararını, ''haksız'' bulduğunu belirtti, ancak kararı önemsemediğini belirtti. "Topraklarımız verilmezse direniş sürecek" Hamas Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal, Filistinli göçmenlerin kendi topraklarına dönmedikleri sürece barış olmayacağını ifade ederek, ''İşgal edilen topraklarımız geri verilmezse Hamas direnişini daha da sertleştirir'' dedi. Çeşitli görüşmeler için İran'ın başkenti Tahran'da bulunan Meşal, devlet televizyonunda canlı olarak yayımlanan haber programına katıldı ve soruları yanıtladı. Seçimi kazandıktan sonra yaptıkları ziyaretleri değerlendiren Meşal, bölge ülkelerine planlarını aktardıklarını ve olumlu görüşmeleryaptıklarını söyledi. Demokratik bir sistem çerçevesinde bütün ülkelerle ilişki kuracaklarını ifade eden Meşal, ''Diğer Filistinli grupların desteğiyle mevcut süreci geride bırakacaklarını, Filistin'de siyasi, ekonomik, sosyal, güvenlikle ilgili reformları yapacaklarını'' anlattı. Hamas'ın temel hedeflerinin Filistin halkını korumak ve kendi programını uygulamak olduğunu belirten Meşal, ''Filistin halkı direnişe inandığı için bizi seçti, bu direniş sürecek'' dedi. ''İsrail'in işgal ettiği toprakları Filistin'e geri vermesi gerektiğini, aksi takdirde Hamas'ın direnişini daha da sertleştireceğini'' açıklayan Meşal, ''İşgalciler topraklarımızdan geri çekilene kadar direnişe devam edeceğiz. Bütün Filistinli göçmenler kendi topraklarına dönmedikçe barış olmayacak'' şeklinde konuştu. ''İşgalcilerle asla müzakere etmeyeceğiz'' diyen Meşal, Hem Yaser Arafat'ın hem de Mahmud Abbas'ın İsrail rejimini resmi olarak tanıdıklarını, İsrail ile müzakere ettiklerini anımsattı ve ''Onlar bir sonuç alabildiler mi? Acaba İsrail işgal ettiği topraklardan geri çekildi mi?'' diye sordu. Halid Meşal, ABD'nin Filistin'e yaptığı yardımları durdurmasına ilişkin bir soru üzerine de ''ABD'nin yardımının sınırlı ve küçük çapta olduğunu, bunun kendilerine bir etkisi olmayacağını'' söyledi. ABD'nin yaptığı yardımların bazı projelerde kullanıldığını belirten Meşal, ''Müslüman ve Arap ülkelerinin yardımıyla bu boşluğu dolduracağız. Hiçbir zaman para için kendi değerlerimizden vazgeçmeyeceğiz'' dedi. Halid Meşal, uluslararası toplumdan İsrail'e, Filistin milletinin hakkını vermesi için baskı yapmasını da istedi. Rusya'dan çağrı Bu arada Rusya, Hamas'a şiddete son verme ve İsrail'i devlet olarak tanıma çağrısında bulundu. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Hamas'ın şiddete son vererek, İsrail devletini ve daha önce yapılmış tüm anlaşmaları tanımasını isteyerek, ''Hamas hareketi Filistin'in kaderiyle ilgili sorumluluğunun farkına varmalıdır'' dedi. Hamas Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal başkanlığındaki Hamas heyeti önümüzdeki ay başında Rusya'ya gidecek. Hamas'ın sürpriz ziyareti Filistin seçimlerinden zaferle çıkan Hamas'ın liderlerinden Halid Meşal, 16 şubatta sürpriz bir şekilde Ankara'ya geldi. Türkiye görüşmelerde Hamas'a • İsrail'i tanı • Silahı bırak • Şiddeti kına • Barış sürecini kabul et önerilerini sundu. Meşal ise, "Türkiye'nin önerilerini değerlendireceğiz" dedi. Türk tarafının üzerinde durduğu bir diğer konu da Ortadoğu barış sürecinde şimdiye kadar yapılanların Hamas tarafından kabul edilmesi oldu. http://www.dunyabulteni.net/haber_detay.php?haber_id=1891 |
| | |
| Kayıt onayı eksik ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
11 Teşekkür 7 Mesaja aldı
| Medya, Hamas ve Türkiye'yi İsrail füzelerine zorlamak! 21/02/2006 - 02:59 İbrahim Karagül Biz, kiralık kalemlerin marifetlerine alışkınız. Özellikle Irak işgalinden bu yana bunun örneklerini çok gördük. Türkiye Arrow füzelerini tercih etmezse, İsrail'in ve Türk medyasında ABD-İsrail için tetikçilik yapanların çirkefliğini o zaman göreceğiz!.. Türkiye "Müslüman Kardeşler"in liderlerini Ankara'ya davet etse ne olur? Sadece davet etmekle kalmasa, içinde bulundukları ülkelerin rejimlerini değiştirmek için onlarla işbirliği yapma kararı alsa ne olur? Hamas yetkililerinin Ankara ziyaretine İsrail'den daha fazla öfkelenen Türk medyası buna nasıl tepki gösterir? Hem Amerika hem de İngiltere, Müslüman Kardeşler'le doğrudan görüşüyor. Londra 2002'den beri diyalog içinde. ABD Müslüman Kardeşleri Mısır'ın muhalif gücü olarak tanıdığını resmen açıkladı ve Kahire Büyükelçisi'ne bu yönde talimat verdi. ABD ve İngiltere, cemaatin Suriye kolu ile de Esad rejimini devirmek için görüşmeler yürütüyor. Londra'nın, AB ülkelerinin dolaylı yollardan Hamas'la görüşmediğini mi sanıyorsunuz? Hamas için alalacele hazırladıkları planlar tutmazsa, ki tutmayacaktır, çok yakında hepsinin açıktan görüşme için sıraya girdiklerini göreceğiz. Planın adı: Açlıkla terbiye etme. Filistin'e giden bütün yardımları engelleyecekler. AB ülkelerine, ABD'ye yakın Arap rejimlerine gözdağı veriyorlar. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rise, Mısır, S. Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönelik ziyarete çıktı. Onlara; "Hamas'a yardım kanallarını kapatın" diyecek. Açlıkla terbiye etme planı şu: Filistin ekonomik ambargo altına alınacak. Dünya ile bağlantısı kesilecek. Mahmud Abbas ve El Fetih'e yardımlar verilecek. Hamas hükümeti, işlevsiz hale getirilecek, felç edilecek. Filistin ekonomisi dibe vuracak. Halk açlık sınırında sürünecek. Demokratik tercihlerinin bedeli ödetilecek. Hamas halkın gözünden düşürülecek. Abbas'ın yetkileri devreye sokulacak, yeniden seçim istenecek. Bu seçimlerde ABD yanlısı bir yönetimin gelmesi için her yol denenecek. Demokratik tercihlerini yaptığı için ilk kez bir halk, ambargo ile cezalandırılacak. İsrail Başbakan Vekili Ehud Olmert'in danışmanı Dov Weissglas, kararın alındığı ABD-İsrail toplantısını "sanki bir diyetisyen toplantısı idi" şeklinde tanımlıyor ve ekliyor: "Açlıktan çok daha cılızlaşacaklar ama ölmeyecekler." Müslüman Kardeşler, bazı bölge ülkeleri için "terörist" kabul ediliyor. ABD ve İngiltere onlarla görüşüyor. PKK Türkiye için terörist. ABD onları koruyor. Halkın Mücahitleri Örgütü İran için terörist. ABD onlarla işbirliği yapıyor, İran rejimini devirmek için hazırlıyor. İran topraklarındaki Arap örgütler Tahran için terörist, ABD ve İngiltere onlarla birlikte Huzistan'da terörist saldırılar yapıyor. Kim, kimin için terörist? Üstelik bunların Hamas'la hiçbir benzerliği yok. Hamas, demokratik seçimlerle iktidara gelmiş. İsrail'in işgal ettiği topraklarda mücadele ediyor. Diğerleri için böyle bir şey söz konusu değil. İsrail'in Hamas'a yönelik saldırıları ne kadar insani? İsrail'in Cenin'de, Filistin'in hemen her bölgesinde yürüttüğü sivil katliamları nasıl açıklayacağız? Mesele terör üzerinden anlaşılabilecek durumda değil. İsrail'in karşısında pazarlık gücü çok daha fazla bir kadro çıktı. ABD'nin Mahmud Abbas üzerinden uyguladığı rejim değişikliği boşa çıktı. Şimdi, yolsuzluktan çürümüş bu kadroyu yeniden diriltmeye çalışıyorlar. Çünkü onlara emrediyorlar, talimat veriyorlar, istediklerini yaptırıyorlar. Sorun bu? Batı basını konuyu bu kadar soğukkanlı değerlendirirken Türk medyasının herkesi şaşırtan öfkesini nasıl anlayacağız? Türk medyası üzerinden bir operasyon mu yürütülüyor? Türkiye, bu hafta hava savunma sistemleri üzerine bir karar verecek. Füze sistemleri arayışında hangi ülke ile işbirliği yapacağını netleştirecek. Üç seçenek var: ABD-İsrail yapımı Arrow füzeleri, Rus S-300 füzeleri ve ABD'nin Patriot füzeleri. Ayrıca 48 F-4 uçağının modernizasyonu hakkında da karar verilecek. Ankara'nın bu uçakların İsrail ile birlikte yapılıp yapılmayacağına da karar verecek. Bu gürültü, Türkiye'yi İsrail füzelerini tercihe zorlamayı amaçlıyor olmasın! Hükümeti Hamas üzerinden köşeye sıkıştırıp birilerinin çıkarları doğrultusunda yönlendirmeyi amaçlıyor olmasın! 48 F-4 uçağının modernizasyonunun İsrail Havacılık Endüstrisi ile yapılmasını garanti altına almaya yönelik olmasın? Biz, kiralık kalemlerin marifetlerine alışkınız. Özellikle Irak işgalinden bu yana bunun örneklerini çok gördük. Türkiye Arrow füzelerini tercih etmezse, İsrail'in ve Türk medyasında ABD-İsrail için tetikçilik yapanların çirkefliğini o zaman göreceğiz!... http://www.dunyabulteni.net/yazi_detay.php?id=472&yazar=35 |
| | |
| Kayıt onayı eksik ![]() ![]() ![]() |