Sevimliliği, karizması, espritüelliği, romantizmiyle ve dehasıyla tüylerimizi diken diken eden, kabusumuz olan adam:
KEMAL UNAKITAN (ABİ)
Unakıtan, hakkında verilen gensorudan Başbakan'ın 'safları sıklaştınn' direktifiyle yırttı. Ne diyebiliriz ki? Sana bakanlık verende kabahat Kediye ciğer emanet edende!
Başbakan Tayyip Erdoğan, henüz AK Parti kurulmamıştı, siyasete yeni bir çehre getirmek istediklerini söylüyordu. "Ne sağdayız ne solda. Hak yoldayız hak yolda." diyordu. Erdoğan. AK Parti'yi diğer sağ ve sol partilerden ayıran en önemli özelliğin de yolsuzluklara pirim vermemek, yolsuzlukla mücadele etmek olduğunu söylüyordu. AK Parti bu denli hassastı işte. Yolsuzluğun, üç kağıdın her türlüsüne galebe çalacaktı. Siyaseti hem cemaat taassubundan hem de siyasi şirket olma şaibesinden kurtaracak, ak bir sayfa açacaktı Türkiye üzerine. Siyasete getirecekleri bu yeni anlayış, sadece kendi partileri için de geçerli olmayacaktı. AK Parti'yle birlikte tüm siyasi partiler, siyaset yapmanın asgari zeminin bu pir-u paklık olduğunu kavrayacak, aksi taktirde halktan oy isteyemeyeceklerdi.
'AK VEKİLLER' TEKVÜCUT
AK Parti bugün iktidarının 4. yılında. Hükümet olarak en ön plana çıkan icraatlarından sorumlu bakanı ise şaibe altında. Özelleştirmede hayli önemli bir yol aldılar. Tüpraş, Petkim, Telekom... Özelleştirmeden sorumlu 'Sayın Bakan' Kemal Unakıtan, yuvarlanan bir kar topu gibi. Önüne ne gelirse alıp götürüyor, sattım gitti diyor. Diyebiliyor çünkü sayın bakan hakkında açılan gensoru, "Siyasi lidere biat dönemine son" diyen Erdoğan'ın 'safları sıklaştırın' direktifiyle reddediliyor. En önemli yasa değişikliklerinde bile meclis yoklamasında sınıfta kalan milletvekilleri 13 fireyle (ki onlar da önemli mazeretlerini önceden beyan ederek) hazır ve nazırdılar.
Peki bu aklama operasyonu, Kemal Unakıtan'ın hakkındaki gen soru önergesinin meclis çoğunluğuyla reddedilmesi, Unakıtan'ı akladı mı? Anasının sütü gibi helal oldu mu ona mesela allem edip kullem edip kitabına uydurduğu, yıkıp yeniden yapmayı bile göze aldığı villaları. "Sayısal kaygım yok" diyerek Meclis aritmetiğinin kendisini temize çıkaracağından emin olan Unakıtan'ı, her şeye rağmen "Kemal abim" diye kayıran Başbakana ne demeli? Buna vefa denir mi? AK Parti'nin kısa tarihinden akıllarda kalan skandala dönüşen bu satışlar olacak. Yolsuzluk ve usulsüzlüklere göz yumduğu endişesini bertaraf etmek, değişmedi kuskusunu bertaraf etmek kadar kolay olmayacak.
MİNAREYl ÇALAN KILIFINI BULUR
Minareyi çalan elbet onu geçirecek bir kılıf düşünmüştür. Sayın bakan
da kılıf bulma noktasında belli ki hünerli. Cevval, cabbar, atakan bir 'abi'miz ne de olsa. Mizacı müsait. Tuttuğunu koparıyor. Lafı gediğine oturtuyor. Her söylediği muhalefete 'kapak' oluyor. Üstelik kendileri Türkiye Cumhuriyeti'nin mali işlerine bakan bir muhteremdir ki bu işlere bakan olmak elbette ki kendilerinin manevra kabiliyetini bir miktar arttırmıştır. Bazı şeyler bakan olunca bir imzaya, bir telefona, bakar.
Uzun lafın kısası, Kemal Unakıtan'ın nam-ı diğer Kemal abı az zamanda çok iş başardı. Peki neler başardı Kemal abimiz?
BİR ZAMANLAR BANKACI
BİR DERVİŞ VARMIŞ!
(Gençlik yılarını İskenderpaşa dergahının rahleyi tedrisinde geçirmiş. Family Finans'a yönetim kurulu üyeliği yapmış. Ahmet Hakan'dan öğrendiğimize göre hayatının bir bölümünü bankacı bir derviş olarak geçirmiş. Albaraka'da çalışırken, mal da yalan mülk de yalan düsturuyla
hareket eden sakallı tespihli bir
Allah kulu. Biz kendilerini Maliye Bakanı olarak tanıdık, Nerden nereye diyecek halimiz yok. Değişmeyi şiar edinmiş AK Parti, Kemal abisini İftiharla sunar. Bundan sonrası aslında herkesin malumu. Her özelleştirme ihalesinde havada uçuşan sorular ve Kemal Unakıtan'ın o kimseyi takmaz, astığı astık kestiği kestik tavrı ve Deniz Baykal'ı bile ‘oturtacak' hazır cevaplığı.
KABAHAT SENDE DEĞİL KEMAL ABİ!
Unakıtan ailesini, Kemal Unakıtan ve eşi Ahsen Unakıtan'ın cilveleşmelerini, bir filmde görsek, bir kurmaca olarak görsek, "Çocuklar aç mı kalsın" yani sözünü bir replik olarak duy-sak film deyip geçeriz. Unakıtanlar hayal dünyamızın sınırlarını zorlayan bir performans sergiliyorlar. Üstelik bu bir film değil. Yer Türkiye. Kemal Abi, Maliye Bakanımız.
Kabahat sende değil Kemal abi sana gönül verende. Sen ki İzmir'de, "AK Parti adayını seçin, hizmet gelsin" demiş birisin. Tüm tavukçular perişan halde iken kuş gribinden bile kar etmiş, ülkenin en önemli ve kar eden kurumlarını, babasının malıymış gibi "kar zarar demem babalar gibi satarım" deyip satmış binsin. Oğlunun vergi indiriminden faydalanarak 1.5 milyon YTL teşvik kredisi almasını sağlamış birisin. Kabahat sende değil Kemal abi. Kediye ciğer emanet edende!
(Gerçek Hayat)