İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 26.02.2006, 14:34

 
refah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 19.11.2005
Yaş: 19
Mesajlar: 2.502
Teşekkür etti: 0
91 Teşekkür 60 Mesaja aldı
İdeolojisizlik, AKP’nin başını çok ağrıtacak

Röportaj: Mehmet BAYDEMİR
E-mail : baymehmet@gmail.com
Son kitabı "AKP’nin Stra-trajik Meseleleri" isimli kitabı ile dikkat çeken Ortadoğu Uzmanı ve Siyaset Bilimci Yazar Kenan Çamurcu, Milli Görüş gömleğini çıkardığını itiraf eden AKP’yi, komplocu bir arka plan analizi ile değil, bizzat AKP’nin somut uygulamaları ile eleştiriyor. Çamurcu ile, AKP’nin ABD ve İsrail yörüngesindeki dış politikasından İslam dünyası ile ilişkilere ve başörtüsü sorunundan AKP’nin yerel yönetimlerdeki başarısızlıklarına kadar geniş bir yelpazede sohbet ettik.
AKP'yi bir ideoloji partisi olarak görüyor musunuz?
İdeolojiyi dünya görüşü olarak tanımlıyorsak AKP kuşkusuz bir ideoloji partisi değil. Muhafazakar demokrasi adı verilen terkibin ne dünyada, ne de Türkiye’de anlaşılır bir karşılığı yok. Dolayısıyla olmayan bir düşünce akımının ekonomi, siyaset ve dış politika yaklaşımlarından da söz edemeyiz.
Peki bu durum, rahatsız edici bir kimlik bunalımına sebebiyet vermiyor mu?
Aslında AKP bir karşıtlıktan kimlik üretmeye çalışıyor. Başbakan Erdoğan bunu "Milli Görüş gömleğini çıkarmak" olarak kodladı. Milli Görüş gömleğinin çıkarılmasıyla hangi dünya görüşünden vazgeçildiğini, yerine de neyin ikame edildiğini tam olarak bilmiyoruz. Ama Erdoğan’ın ‘bundan böyle din istismarı yapmayacakları’nı taahhüt etmesiyle, çıkardığı gömleğin siyasi yaklaşımını, yani uzaklaşmak istediği karşıtını tanımlamış olduğunu düşünebiliriz.
AKP’nin ideolojisi yok
Başkasının "istismar" edildiğini iddia ettiği şey din değil mi? Hemencecik uzaklaşılabilinecek kadar yüzeysel bir olgu mu din?
Bu karşıtlık üretme teşebbüsündeki büyük haksızlık bir yana, bu yaklaşımdan, başkalarının din istismarı dediği sorunların artık AKP’nin gündemi olmadığını çıkarabiliriz. Şu halde bir dünya görüşü ve bu dünya görüşüne uygun çözümleri ve siyasetleri bulunmayan bir partinin ideolojisinden de söz edemeyiz.
İdeolojisi olmayan bir partinin Türkiye’de çözüm bekleyen sorunlarına çözüm üretebilmesi mümkün mü?
Belki bu nedenledir ki AKP, ne ekonomide, ne özgürlükler meselesinde, ne dış politikada, ne de değişim sorununda anlaşılabilir siyasetler koymuyor toplumun önüne. AKP’yi iktidar yapan bütün o entelektüel birikim, siyaset tecrübesi, vicdan seferberliği ve büyük kredi, muhtemelen ideolojik tutarlılıkla anlam kazanabilirdi. Fakat AKP yöneticileri, iktidarlarının üçüncü yılında bu yöndeki beklentileri anlamlı bulmadıklarını söyleyebiliyorlar. Bu büyük bir sorundur. İktidar meşruiyetini de, iktidar makbuliyetini de berhava edecek bir durumla karşı karşıyayız. Nitekim AKP içinde iktidarın meşruiyeti ve makbuliyetinin alternatifsizlik argümanına dayandırılır hale gelmesi de umudun tükenişi olarak tercüme edilebilir.
AKP’nin, başörtüsü yasağı ve İHL'ler konusunda da somut adım atmak bir yana, hep savunma ve geri çekilme refleksi üzerine kurulu bir politika gütmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Başörtüsü, İHL’ler, Türkiye’nin değişim siyasetlerinin temel konusu olmayı sürdürüyor. Bu sorunlarda değişim siyasetine sahip çıkanlar iktidar oluyor, vazgeçenler geri dönmemecesine silinip gidiyorlar. Dolayısıyla AKP’nin önünde de bu yakıcı tercih duruyor. Başörtüsü yasağı, ezanın aslına uygun okunması boyutunda toplumsal bir yaradır. AKP yöneticileri başörtüsü yasağının kaldırılacağını vaad etmediklerini söylüyorlar. Oysa kendilerini iktidara getiren sorunların başında başörtüsü yasağı geliyor. Başörtüsü yasağı, toplumun yüzde 80’e varan oranda reddettiği bir hak ihlali olarak herhangi bir partiyi iktidar yapacak ya da oradan indirecek güçtedir. Bu yasağı kaldıracaklarını vaad etmediklerini iddia eden AKP yöneticileri bunu kelimelerle ifade etmemiş olsalar bile (ki bu doğru değildir) kendilerini iktidara taşıyan büyük enerjiyi üretenin bu temel sorun olduğunu bilmiyor olamazlar.
Yasağın kaldırılması noktasında köklü olmayan basit ampirik çözümler peşinde koşuluyor hep.
Aslında mesele, sadece başörtüsü yasağı değil, bu yasağa cesaret veren zehirli atmosferi temizlemektir. Yoksa yasak kaldırmak çok zor değildir. Bu nedenle sürekli, irili ufaklı bir dolu denemeyle sorunu bir süreliğine de olsa çözmeye kanaat edilebiliyor. Dahası, başörtüsü yasağı, AKP-CHP pazarlıklarının unsuru haline bile gelebiliyor. Hiç kimse ülkede her bakımdan tam özgürlük sağlanmasının ardına düşmüyor.
Bir de sadece soyut bir "uzlaşı" kavramı arkasına sığınmak ne anlama geliyor sizce?
Anayasa değiştirecek güçteki hükümetin, Müslüman bir ülkede başörtüsü yasağı gibi bir tuhaflığı ortadan kaldırmayı CHP onayına bırakması sorunun çözülmeyeceği ya da neyin karşılığı olarak ne kadar çözüleceğini sorduruyor insana. Oysa AKP yönetimi, önemli konularda hükümetin bilgi vermediği, Meclis’te tartışma yapılmadığı ve benzeri itirazlarla karşılaştığında bu çevrelere onların iktidar ortağı olmadığını hatırlatıyor. Hükümetin bir koalisyon olmadığını, siyasi sorumluluğu taşıyan hükümetin sorunları dilediği gibi çözeceğini güçlü biçimde dile getiriyor. AKP’nin bu iddialı tavrı sadece başörtüsü yasağı ve İHL’lere uygulanan adaletsizlikte işlemiyor.
İktidar olmak için...
Özgürlükler konusunda her derdin dermanı olarak gösterilen AB reformları, kamuoyunda "balon" olarak algılanıyor…
AB müzakere sürecinin insan hakları ve özgürlükler standardıyla bu ülkenin kültürel kodlarına uygun özgürlük beklentisi arasındaki makas her geçen gün açılıyor. Dolayısıyla hükümetin AB müzakereleri kapsamında yaptığı reformlar toplumda umulan heyecanı uyandırmıyor. AKP’yi büyük değişimler için iktidar yapan toplumsal katmanlar bu bakımdan da beklentilerine ulaşamadılar. Çünkü AKP, iktidar lehine değişimden vazgeçmiş görünüyor. Oysa değişim ve iktidar, simbiyo-politik bir gerçekliktir. Birbirinden ayırılamaz mütemmim cüzdürler. Değişim ve iktidar, başka siyasi partiler olduğu kadar AKP için de simbiyo-politik gerçeklik. AKP, iktidar lehine değişimden vazgeçtiği için büyük başarısızlığa hazır olmalı.
AKP'nin AB ve ABD ile kurduğu ilişkilerle, İslam coğrafyasına yönelik politika ve ilişkilerini kıyasladığımızda nasıl bir sonuç elde ediyoruz?
AKP yönetimi ne söylerse söylesin Türkiye Atlantik ittifakı içinde. Atlantik koalisyonuna karşıt cephe ise AKP yöneticilerinin pek dikkatini çekmiyor. İslam coğrafyası hızla Atlantik karşıtı kampın içinde yerini alırken Türkiye, mensubu olduğu ittifaka toz kondurmuyor. AKP’nin önde gelen yöneticileri, AB-ABD gücünün İslam ülkelerine karşı husumetine sessiz kalıyor. Türkiye bu süreçte hızla ait olduğu kültürel iklime yabancılaşıyor. Bunun önümüze nasıl bir bedel dikeceğini yakında göreceğiz.
İsrail dostu Türkiye
Ahmedinejad, İKÖ’nün toplantısında İsrail’i kabul ettirmeye yönelik baskılardan söz ederken hangi ülkeyi işaret etti?
Bunu yapabilecek iki ülke var: Türkiye ve Ürdün. Dünyanın hiçbir yerinde İsrail’in Filistinlilere karşı devlet terörü uyguladığı inkar edilmiyor. Ortadoğu’da başka ülkelerin topraklarını işgal altında tutan, sürekli saldırılar ve tacizler yapan tek devlet İsrail’dir. İsrail, sayısız terör eylemi gerçekleştirmiştir. Kontrolsüz ve denetimsiz nükleer gücüyle bölgedeki en büyük tehlike ve tehdittir. Barışın önündeki tek engel İsrail’dir. İstikrar ve huzuru sabote eden tek güç İsrail’dir. İşte AKP, Atlantik ittifakının sadık ve seçeneksiz üyesi olarak böyle bir tehditle yakın ilişki içinde olmayı kabullenmiştir. Bu tercihini İslam ülkelerine dayatmaktadır. Nasıl olur da bu durumdaki Türkiye’nin AKP ile yeni dış politika açılımları getirdiğini söyleyebiliriz?
Irak, İran ve Suriye'yi yakından tanıyan birisiniz. İşgal sonrası Türkiye'nin tutumu bölge insanı tarafından nasıl yorumlanıyor?
Türkiye’deki savaş karşıtı iradenin sokaklara taşması, Atlantik koalisyonunun savaşları konusunda, kamuoyu anketlerinde yüzde 90’larda muhalefet, hatta nefret çıkması tabii ki yakın çevremizde çok olumlu karşılanıyor. AKP yönetiminin bu krediden ticaret ve siyaset devşirmeye çalışmaması, bunu olumlu işbirlikleri için değerlendirmesidir. Ama öte yandan, hem 1 Mart tezkeresinin çıkması için gayret gösteren, hem de çıkmayınca bunu kendi başarısı sayan hükümet tutarlı bulunmuyor.
İKÖ Zirvesi’ndeki büyük skandal!
Ahmedinejad, İran meclisinin milli güvenlik ve dış politika komisyonunda soruları cevaplarken şok edici bir iddiayı ortaya attı. Reformist Şark gazetesinde yayınlanan haberde Ahmedinejad’ın İsrail’le ilgili son açıklamaları sorulduğunda şöyle dediği aktarılıyor: "İKÖ’nün Mekke toplantısında İslam ülkelerinde ılımlı İslam’ın yaygınlaştırılması ve İsrail’in tanınması için girişimde bulunulması gündeme geldi. Buna biz engel olduk. Sert bulunan çıkışlarımın nedeni budur. Şükür ki feryadımız İslam memleketlerinde yankısını buldu" Bu gerçekten şok edici bir durum. Tam bir skandal. İKÖ büyük ölçüde Türkiye’nin yönetiminde faaliyetlerini sürdürüyor ve bir süredir Türkiye tarafının yeniden yapılanma baskılarıyla karşı karşıya. Bu yeniden yapılanmanın Büyük Ortadoğu Projesi’nin beklentileriyle ilişkisi var mı bilmiyoruz. Hatırlarsanız, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın Filistin’i savunan ve İsrail’in meşruiyetini tartışmaya açan konuşmalarına en büyük tepki AKP’den gelmişti. Hatta Başbakan Erdoğan’ın Nurcu bilinen bir danışmanı düpedüz İsrail muhibliği yaptı ve Yeni Şafak’ta yazdığı yazıya tepki gösterenleri "meğer ne çok İran muhibbi varmış" sözleriyle aşağıladı. ABD, AB ve İsrail lobileri Türkiye’de Müslüman ülkelere karşı propaganda yürütülmesinin her türlü imkanlarını sağlıyor. Başbakan Erdoğan’ın bu anafora kapılmasını hiçbir şekilde anlamıyorum.
AKP belediyeleri kan kaybediyor
ANAP ve Sosyal demokrat belediyecilikten sonra Milli Görüş belediyeciliği kent yönetiminin nasıl bir şey olduğunu gösterdi. Bu dönemde yerel seçimlerin önemini fark ettik. Yerel hizmetlerin ve yerel siyasetin ulusal siyasetin konularından ayrılması gerektiğini kavradık. Nitekim yerel siyasetçiler de yine bu dönem sayesinde kent hizmetlerini konu ederek seçim propagandası yürütmeye başladılar. Bunlar Türkiye’de belediyecilik tecrübesi açısından çok önemli gelişmelerdir. Kitabımda da belirttiğim gibi, Milli Görüş döneminde belediye başkanlığı yapmış olanlar dahil AKP belediyeleri kendilerini artık farklı bir siyasal eğilimin mensupları olarak görüyorlar. Bu nedenle seçmen de bu dönemde Milli Görüş gömleğini çıkartan yeni siyasi kimliği bir önceki döneme bakarak değerlendirecektir. AKP’li belediyeler Milli Görüş belediyeciliğinin üzerine yeni bir şey koydukları zaman, bir modelden bahsedilebilecektir. Ki, yerel yönetimler alanında uzman olanlar, şu ana kadar AKP belediyelerinin ortaya bir yenilik koymadığını düşünüyor. Yerel yönetim modeli olarak kayda geçmeyi hak edecek bir performans görülmüş değil. AKP belediyelerinin oylarındaki düşüşü bu nedenle sadece ulusal siyasetteki oy kaybıyla açıklamak doğru olmayacaktır. 2007’de veya daha erken genel seçimlerde AKP’nin yaşayacağı oy kaybının yerel oylarda geometrik yansımaları olacağını hep birlikte göreceğiz.
İran’a saldıramazlar
ABD İran'a saldırmayı göze alabilir mi? Göze alırsa Türkiye bunun neresinde olur?
Kişisel olarak ABD’nin kesinlikle İran’a saldırmayı göze alamayacağını ve izlediğimiz gerginliğin, büyük bir pazarlığın yürütülme biçimi olduğunu söyledim hep. Uluslararası sistemin çöktüğü bir sırada Atlantik ittifakının karşısında yer alan blok, İran’ı asla kurban etmeyecektir. Enerji rejimi ve uluslararası sistem yeniden kurulacak ve hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Sistemin yeniden kurulduğu bir dönemde Türkiye bir kez daha Atlantik ittifakı içinde payına düşene razı olmakla karşı karşıyadır. Bu pay içinde kuşkusuz savaş, saldırı, işgaller de var. Fransa’nın, uluslararası sisteme itiraz eden güçleri terör bahanesiyle nükleer silahlarla vurma tehdidi Türkiye’nin de arka çıkacağı bir oldu bitti yaratabilir.
İran'a yönelik olası bir ambargo kararında en çok Türkiye'nin zarar göreceği ifade ediliyor. Bu küresel kaostan Türkiye hali hazırdaki dış politika stratejileri ile sıyrılabilir mi?
İttifak içindeki Türkiye böyle bir durumda ne yapabilir? Ayrıca 200 milyar doları çoktan aşmış Irak işgaline, bu rakamın çok üstüne çıkacak bir maliyetle İran’a saldırı da eklenirse bundan ilk zarar görecek ülke Atlas okyanusunun ötesindeki işgalci güç olmayacaktır. Bütün bunlara rağmen Türkiye, çevresindeki komşularıyla ilişkisini ABD’nin tercihlerine göre yönetmeye devam ediyor. Zaten Başbakan Erdoğan ABD ile ilişkimizi stratejik olarak tanımlayarak Türkiye’nin geleceğini fazlasıyla savaş politikalarının ipoteği altına soktu maalesef.
AKP'nin İsrail'e karşı tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Kitabınızda da yer verdiğiniz gibi Şeyh Yasin ve Rantisi'nin İsrail’in devlet terörü ile şehit edilmesine AKP, "Atlantik ittifakı içindeyiz" psikolojisi ile mi tepki göstermedi?
İslam dünyasının ayağa kalktığı Şeyh Yasin ve Rantisi suikastlerinde AKP’nin suskun kalması hayal kırıklığına neden oldu. Başbakan Erdoğan’ın "terörle mücadelenin suikastlerle yapılmaması"nı söylemesi ise tam bir şaşkınlık oluşturdu. Ortada Ortadoğu barış süreci var da Filistinliler mi buna engel oluyor! Bunlar akıl almaz sözlerdir.
Pakistan-İsrail buluşmasındaki ev sahipliği sürecimiz de ilginç karşılanmıştır?
Türkiye’nin İsrail’i İslam dünyasına taşıma gibi bir görevle yükümlü tutulduğu endişesi içindeyim. Pakistan ve İsrail diplomatik ilişkiye İstanbul’da Türkiye’nin ev sahipliğinde başladılar. Fakat ne gariptir, Başbakan Erdoğan ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın buluşma sonrası yaptıkları açıklamalarda Pakistan-İsrail buluşmasını adeta kendi dışlarında gelişmiş bir olay olarak değerlendirdiler. Her iki devletin temsilcileriyle tokalaşarak medyaya görüntü veren Mehmet Aydın, buluşmadan bir gün önce haberi olduğu gibi tuhaf bir açıklama yaptı.
Acaba İslam ülkeleri arasında ABD-İsrail operasyonlarının güçsüz ve dirençsiz bulunan tek ülkesi Türkiye midir? Yahut AKP, yine iktidarı koruma uğruna bu benzeri yükümlülüklere hayır diyemiyor mu? Bunları Başbakan’ın açıklaması gerekiyor.
__________________
Ey Siyonistler ! Müslümanları namaz kılan köleler yapamayacaksınız !
refah isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 26.02.2006, 20:35

 
M. Ali Saral - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.08.2002
Mesajlar: 5.572
Teşekkür etti: 26
159 Teşekkür 82 Mesaja aldı
Arkadaşlar, Ak Partiden ideolojik tavır beklemek yanlıştır. Türkiyeyi bu güne kadar yöneten Başbakanlardan Erbakan hariç resmi sisteme alternatif düşüncesi olan başka hiç bir başbakan olmamıştır.

O zaman bu roportajda iddia edlen şeylerin asılsız demektir.

Ak Parti de böyle bir idda ile milletten oy istememiştir.

Burada bir hata var ise idoolojik olmayan Ak Partiyi tercih eden ve hala seçim olsa yüksek seviyede tercih edecek olan millet hatalıdır demek lazım.

Onu söylemek de yanlış ise alternatif sistemi olan mücadelesini gözden geçirmeli, eski birliktelikleri artık bahane etmemeli, milleti düşüncelerine inandırmakm için çabalamalıdır.

Bu çabayı ümid ediyoruz...
__________________
" M a k s a d l a r ı n A n a s ı S a b ı r d ı r . "
M. Ali Saral isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 26.02.2006, 21:36

 
Üyelik tarihi: 03.01.2006
Mesajlar: 155
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
islama Muhatap anlayisin eksikligi olmali galiba..
__________________
ISTIRABIMIZI GØRMEYEN GØZUN SURATINA TÜKÜREYIM
medcezir isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
başını örtmek isteyen bir genç kız güleninsan Dini Bilgi ve Eğitim 26 27.06.2008 00:25
Bacımın başını açtılar ........ BeytullaH Dini Bilgi ve Eğitim 21 20.06.2008 06:39
Enflasyon aldı başını gidiyor refah Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 6 03.05.2008 03:08
Dik Tut Başını - rumeysa_2 Özgün Yazılarınız 0 21.03.2008 11:05
Başını açmayan kapıdan giremez Muttaki Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 0 19.03.2005 14:08


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:48 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49