İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 26.02.2006, 17:23
 
gençüsküdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07.05.2005
Mesajlar: 6.441
Teşekkür etti: 2
9 Teşekkür 8 Mesaja aldı
Türk Medyasının Peygambere Sevgi Mitingi Ve Hamas’la İmtihanı

Hazırlayan: İbrahim Balcı

Küre-i arz Müslümanların sesiyle inledi

Tüm dünya ayağa kalktı: S.Arabistan, Kuveyt, Katar, BAE, Yemen, Pakistan, Fas,Tunus,Cezayir,Mısır, Endonezya, Malezya, Filipinler,Türkiye,Libya, Irak,İran, Nijerya... “Canımız Sana feda olsun Yâ Resûlallah” diye arz küre Müslümanların sesiyle inliyordu. Peygamber sevgisiyle ümmet ayağa kalkıyordu.

Modern Ebû Cehil ve Ebû Lehepler kıtalararası, Amerika ve Avrupa’da dolaşırken; saldırganlıklarını, şirretliklerini, küstahlıklarını, medeniyetsizliklerini, insanlık dışı varlıklar olduklarını gösteriyorlardı. ABD ve İsrail’in kumar masası İskandinav ülkelerinden Danimarka’da; “Alemlere rahmet olarak gönderilen” ışığıyla; o delilerin, nursuzların ve meymenetsizlerin de aydınlanabileceği, Peygamber Efendimize hakaret yarışması açmışlardı. Siyonist-EvangelistNeo-Con yarasaların avanesi oldukları tüm Avrupa medyasının, ABD’nin, Meksika’nın hatta Avusturalya ve Yeni Zelanda’nın yarışa katılmasıyla belli olmuştu.Tüm dünya ayağa kalktı: S.Arabistan, Kuveyt, Katar, BAE, Yemen, Pakistan, Fas,Tunus,Cezayir,Mısır, Endonezya, Malezya, Filipinler,Türkiye,Libya, Irak,İran, Nijerya... CANIMIZ SANA FEDA YA RESÛLALLAH diye arz küre Müslümanların sesiyle inliyordu. Peygamber sevgisiyle ümmet ayağa kalkıyordu. 19 Şubat 2006’da İstanbul’da Çağlayan’da “Yanan kalbe devâsın Sen” diyerek, Peygamber Sevgisini göstermek için meydana koşan bir milyonu aşkın (12.00 ile 15.30 arasında gelip gidenlerle birlikte) insan hüngür hüngür ağlıyordu. Peygamber sevgisiyle ağlıyorlardı. Batı’nın haysiyetsizliğine, medeniyetsizliğine ağlıyorlardı.Saadet Partisi’nin organize ettiği 32 sivil toplum kuruluşunun destek verdiği mitingi, Saadet Partisi GİK Üyesi Ömer Vehbi Hatipoğlu’nun “Cumhuriyet tarihinde görülen en büyük miting”, ElCezire televizyonunun İstanbul Temsilcisi Amer Lafi ise, “Hayatımda böyle bir miting görmedim” diyerek tarif ediyordu.

Oyunlarınız tutmayacak
Genel Yayın Yönetmenimiz Necdet Kutsal haftanın mektubunda, “Önce Diyarbakır Mitingi! Orada toplanan o muazzam kalabalık, o vakur duruşuyla hangi mesajları vermedi ki? Önce dış güçlere; “Hiçbir oyununuz bizim üzerimizde etkili olmayacak. Bu topraklardaki varlık sebebimizi biliyoruz. Bizi kardeş kılacak yegane güç İslâm Birliğidir. Ki, biz bunu sağladığımız gün siz, hepiniz, Peygamberimiz aleyhisselamın önünde saygıyla eğileceksiniz.” Diyarbakır Mitingi dışarıya bu mesajları verirken iç güçleri boş bırakmıyor. Onlara da inanç düşmanlığından vazgeçmelerini, bu milletin manevi değerleriyle harbetmeyi bir kenara bırakmalarını ve milletimizle bütünleşme yolunu seçmelerini söylüyor.

İstanbul Mitingi’ne gelince; Şüphesiz bu da Diyarbakır Mitingi’nin bütün mesajlarını içermekle birlikte bir şeye daha dikkatimizi çekiyor: İstanbul Anadolu’nun icmalidir, Türkiye’nin bütünüdür. Müdafa-i Hukuk Cemiyetleri Anadolu’da küme küme toplanıp vatan topraklarının kurtarılması için teşkilatlar kurarken Sultanahmet Meydanında düzenlenen miting ne anlama geliyor idiyse, şüpheniz olmasın; Çağlayan Mitingi de aynı anlama gelmektedir.

Geçen haftanın en önemli gelişmesi Filistin’in seçimle işbaşına gelmiş yeni temsilcilerinin Ankara ziyaretleri oldu. HAMAS yetkililerinin ziyareti iki derin ve farklı çizgiyi bariz şekilde ortaya çıkarttı. Bunlardan birisi Türkiye’nin ABD- İsrail ekseninde güdülen bir devlet olmasını savunanların ortaya koyduğu bağımlılık çizgisi. Bizim dışımızdaki medya ziyarete gösterdiği tepkilerle bu çizgide kümelendiklerini gösterdi. İkincisi ise Türkiye’nin tarihi bağlarıyla devamlılığını savunan bağımsızlık çizgisi. Millî Gazete tek başına bu çizginin sahibi olduğunu bir kez daha gösterdi. Konukların geldiği gün yazdığımız “Hoş geldin aziz misafir” manşetiyle ertesi gün kullandığımız “Dost sevindi düşman üzüldü” manşetimize ülkemizin dört bir yanından gelen tebrik telefonları milletimizin bu iki çizgiden hangisini tasvip ettiğini ortaya koyuyor. Tabii Millî Gazete’nin neyi temsil ettiğini de..” (20.02.2006, Millî Gazete)

Yayın Danışmanımız Ekrem Kızıltaş, HAMAS Liderinin Türkiye ziyaretine karşı Türk medyasının İsrail’den çok İsrailci, Amerika’dan çok Amerikacı olduğuna dikkat çektikten sonra, Hürriyet’ten Ertuğrul Özkök’ün yazılarına değiniyor, 18 Şubat tarihli “iki ortak akıl” başlıklı yazısında Millî Gazete’nin “Hoş geldin aziz misafir” manşetine takışını şöyle yorumluyor: “Biz çok satıyoruz o halde biz haklıyız. Ya da ‘Biz çok sattığımıza göre, ortak akıl biziz!”.
Hayır Sayın Özkök hayır!.. medyanın yüzde 90’ı olup olmadığınız ayrı konu, tartışılabilir ama özellikle ‘ortak akıl’ değilsiniz. ‘Tekil akılsızlık’ konusu da sizin bileceğiniz iş. Bu milletin ‘ortak aklı”, dün İstanbul Çağlayan Meydanı’ndaydı meselâ, siz nerdeydiniz.” (20.02.2006, Millî Gazete).

Türk medyası sınavdan geçti
Bu yazı yazıldığında gün ışımamıştı. Gün ışıyıp Hürriyet’e baktığımızda, Hürriyet karanlık bir dehlizde idi. Sadece Hürriyet mi? Peygambere Sevgi Mitingi’nin öncesi ve sonrasında, HAMAS Lideri’nin Türkiye ziyaretinde; muhafazakârından liberaline, demokratından solcusuna kadar Türk medyası yaman bir sınavdan geçti. Millî Gazete haricinde hepsi bu sınavda kötü çaktılar. Milletin nezdinde bir kez daha yüzleri ayan beyan oldu. Millete karşı kaybedilmiş ilk sınav değildi, son olacağa da benzemiyor. Millî Gazete’nin yüz akıyla çıktığı sınavların da ilki değildi, sonuncusu da olmayacaktı inşaallah. Millî Gazete’yi karalamayı meslek ve gazetecilik sananlar ve sureti haktan görünüp bunların goygoyculuğunu yapanlara; Allah, akıl, iz’an ve şuur versin diye duâ etmekten başka yapabileceğimiz bir şey yok. Onlar da bu rifk ve mülâyemetimizden istifade ediyorlar, Allah ıslah etsin.

Peygamber sevgisi görmezden gelinemez
Abdülkadir Özkan Ağabey “Gizlenen ne?” başlıklı yazısında, “Saadet Partisi’nin Pazar günü İstanbul Çağlayan’da düzenlediği “Peygamber’e sevgi, zalimlere lanet” mitingi gerek katılım, gerek miting boyunca sergilenen vakur tavır sebebiyle görmek isteyenler için çok muhteşemdi. Ne var ki, medya bu muhteşem olayı görmemeyi, görse bile saptırmayı tercih etti. (...) Millî Görüşçüler yıllardan beri görmezden gelinmeye alışmış olabilirler ama, Peygamber sevgisi ve çoşkusunun görmezden gelinmesi çok daha vahimdir. O zaman sergilenen bu tavır medyanın topluma ve toplumun değerlerine savaş açmış ve bunu gizlemeye artık ihtiyaç duymadığı anlamına gelir.” (21.02.2006, Millî Gazete) diyordu.

Peygambere Sevgi’nin gürül gürül çağladığını gördüğümüz, İnanca Saygı Zalimlere Lanet Mitingi’nin görülmemiş kalabalığı birilerini lâlû ebkem ettiğine şaşıran yazarımız Ali Haydar Haksal, şaşkınlığını şu satırlarla ifade ediyordu: “Ancak bir gün sonra, belli medya kollarının bilinen tutumu. Bunların büyük bir bölümü, ihtiyaten büyük kalabalık olduğunu ifade ettiler. Ancak, mütedeyyin ve muhafazakâr olduğunu iddia eden kimi gazetelerin ve tv kanallarının tuhaf tutumu oldu. Hemen bir çok büyük kanalda haber 1. haber iken, bir çoğunda ise, sanki mumla ara bulasın tarzındaki yaklaşımları oldu.

Gerçekleri gizleme yarışındalar...
Yazılı ve görsel medya 20 yıl önce haber atlatma yarışında iken bugün haber gizleme, yani gerçekleri gizleme yarışındalar. Daha da ötesindeler; 20.02.2006 tarihli Sabah’ta Ergun Babahan “1 Mart Tezkeresinde kıyameti kopardılar ‘Washington B Planı’na geçiyor” dediler.” “Bölgeye Amerikan-İsrail gözlüğüyle bakma alışkanlığı hâlâ değişmedi.” “Modern mandacılar aslında bunlar. Açıkça itiraf edemiyorlar. Mandacılıklarını çılgın Türklük’le, Kurtlar Vadisi ile boyayıp gizliyorlar ama, biraz kazıyınca yaldızın altından gerçek hemen çıkıyor” diyor. Peygamber Efendimize Sevgi Mitingi ile ilgili değerlendirmelerdeki marazi bakışı da tanımlayan, Filistin İslâmî Direniş Hareketi HAMAS’ın Lideri Fizik Profesörü Halid Meşal’in ziyareti ile ilgili, iktidar ve medyanın çirkin yüzünü ortaya koyan onurlu kalemlerden diğeri Necati Doğru... Millî Gazete’nin bu ve benzeri konularda tarihî görevini ve farkını her zaman ortaya koyduğunu söylemeye gerek var mı? Necati Doğru 20.02.2006 tarihli Vatan’da şöyle diyordu, “... ‘Saldırıyı (Irak’a) öngören A Planı’ İçin Meclis’ten ‘Tezkere onayı’ verilmesini savunan gazeteler, gazeteciler, yazarlar genellikle hep aynı kişilerdi. ABD ne derse doğrudur. İsrail ne yaparsa iyidir (...) Mandacılığa, benziyor. Kurtuluş Savaşı öncesinde, ‘Bizi bir süre İngilizler yönetsin ya da ABD mandasına girelim daha iyidir’ diye kalem oynatan mütareke basınını andırıyor. ABDkızar, İsrail gücenir diye HAMAS’ın liderleriyle görüşmeyelim. Bu çizgi bizi yarın ABDordusu komşumuz İran’a saldırdığı zaman; “ABD ne derse onu yapalım... Biz de İran’a vuralım...’ türü müstemleke çizgisine götürür.”


İsteyen Amerika, isteyen Israil gözcülüğüne soyunsun...

İyi ki Millî Gazete var

Millî Gazete Vakit Y. Şafak ve TV5 hariç tüm muhafazakâr medyamız da bir alem. İslâmî hassasiyeti olan insanların her şeylerini verip ayakta tuttuğu ve değerlerini muhafaza etmesini umud ettiği bu medya da tıpkı diğerleri gibi, üç günlük dünya için gerçekleri ketmetmek, haberleri gizlemek ve çarpıtmak peşindeler.
Bu gazetelerin kiminde on binler ifadesi muğlak bir yaklaşım iken, bir kısmı sıkılmadan 30 ila 40 bin rakamlarını telaffuz etmeleriydi. Gazetelerinde ise kayda değer görmeyen bu bakışla, günün sıradan bir haberi gibi veriliyor olması...” (21.02.2006, Millî Gazete).

TV Editörümüz Nedim Odabaş, köşesinde medyanın durumunu şöyle değerlendiriyordu:
“Kendilerini medenî olarak takdim eden edepsiz batıyı protesto etmek için mahşeri bir kalabalık Peygamberimize sevgilerini ve bağlılıklarını ortaya koyuyorlar, en vakur biçimde tepkilerini gösteriyorlar, reyting canavarı televizyon kanallarımız ise mitingi göstermemek, küçültebilmek için kendilerini paralıyor...
Televizyonların görmezden geldiği miting için gazetelerimiz de üç maymunu oynamayı yeğledi... Hemen hemen tüm gazeteler, bu mitinge, arka sayfa mankenlerine ayırdıkları yer kadar önem vermediler... Hatta bazı gazeteler, Çağlayan Meydanı’nda 1.5 milyarlık İslâm âlemini temsil eden bu miting yapılmamış gibi davrandılar... Siyonist ve emperyalist kuklası medya, elinden geldiğince bu mahşeri mitingi küçültmeye kalksa da, maksat hasıl olmuş ve Müslümanlar edepsizlere mesajlarını vermişlerdir...” (21.02.2006, Millî Gazete).

Bu protesto İslâm dünyasının gurur kaynağı
Dış haberler editörümüz Hüseyin Altınalan’ın miting meydanında görüştüğü ElCezire televizyonu İstanbul temsilcisi Amer Lafi, “Ben, bugün burada çok mutlu oldum. Şimdiye kadar böyle bir kalabalık görmedim. İslâm dünyası da böyle dev bir topluluğun gösterisine şahit olmamıştır, herhalde. Bu mitingle, hem İslâm dünyasına hem de Batı dünyasına çok güzel bir mesaj verildiği kanaatindeyim” derken, aynı gün aynı meydanda, İran Radyo Televizyonu’ndan gazeteci Mahmud Dorrimanseh arkadaşımız Altınalan’a şunları söylüyordu:
“Bu protesto gösterisi, İslâm dünyasının iftiharı, gurur kaynağı olmuştur. Bu kadar çok insanın geleceğini hiç tahmin etmedik. Daha önce 1 milyon insanı toplayacaklarını söylemişlerdi, ama biz bu rakamı biraz fazla bulmuştuk. Ankara’dan kalkıp buraya geldik ve hakikaten bu meydanda 1 milyondan fazla insanın toplandığını gördük. Bu durum dolayısıyla çok mutluyuz.” (21.02.2006, Millî Gazete)

Medya sayfasını hazırlayan editörümüz Ahmet Zeki Gayberi, 21.02.2006 tarihli sayfadaki değerlendirmede şunları yazıyordu:
“Önceki gün İslâm dünyasındaki tepkilerin medarı iftiharı olacak bir eylem vardı istanbul Çağlayan Meydanında. Irak işgalinin de aynı meydanda protesto edilmesini “görmeyen” “kör” ve “sağır” medya, yine bildiği “objektif gazeteciliği” gösterdi (!) El Cezire’nin canlı yayınladığı, CNN İnternational’ın ikinci haber olarak verdiği ve 1 milyondan fazla katılımın olduğu dünya çapında bir gazetecilik olayını Türk medyasının en boyalıları yine görmezden geldi. Yurdun değişik bölgelerindeki 2-3 bin kişilik eylemleri bile gören Hürriyet gazetesi, nedense burnunun dibindeki İstanbul Çağlayan mitingini “görmedi”. Doğan Grubu medyasının genel olarak ya hiç görmeyip ya da çok küçük ve sayfa diplerinde değindiği “İnanca saygı, zalimlere lanet” mitingini, Radikal, “Karikatür mitingi” diye geçiştirirken, Posta, “Lan’lı protesto” diye hafifleştirme çabasına girdi. “40 bin kişi zalime lanet için toplandı” diyen Sabah ise yüzbinlerce insanı bir kalemde 40 bin kişiye indirgedi. Zaman gazetesi ise Çağlayan Meydanındaki mahşeri kalabalığı “Onbinler” diye niteleyerek önemli bir gazetecilik başarısına imza attı (!)”

HAMAS Lideri Meşal’in Türkiye ziyaretini Amerika ve İsrail basınından daha ağır bir şekilde eleştiren Türk medyasını Ahmet Zeki Gayberi arkadaşımız 18 Şubat tarihli sayfamızda kısaca şöyle değerlendiriyordu:

“Hepsi ve biz!
Filistin İslâmî Direniş Hareketi HAMAS’ın sürgündeki lideri Fizik Profesörü Halid Meşal’in Türkiye ziyareti, hemen hemen bütün medya tarafından neredeyse “İsrail ağzı” ile yansıtıldı. Millî Gazete’nin “Hoşgeldin aziz misafir” manşeti ise milletimizin gönlündeki gerçek hissiyatı ifade ediyordu, istatistiki olarak da gazetemize gelen yoğun tebrik telefonları bunun ispatı oldu...”

“Hoş geldin aziz misafir”
Tepeye “Hoş geldin aziz misafir” manşetimizi kupür olarak koyup kısa yorumun iki yanına da onlardan; Hürriyet, Milliyet, Türkiye, Vatan ve Zaman gibi bir kaç örneğin meşhur manşetlerini sundu.
Vakit ve Yeni Şafak’ı mı soruyorsunuz. Onlar bir alem. Alem olan sadece onlar değil, Millî Gazete ve TV5 hariç tüm muhafazakâr medyamız da bir alem. İslâmî hassasiyeti olan insanların her şeylerini verip ayakta tuttuğu ve değerlerini muhafaza etmesini umud ettiği bu medya da tıpkı diğerleri gibi, üç günlük dünya için gerçekleri ketmetmek, değerleri hasıraltı etmek için diğerleri gibi, haber atlatmak peşinde değil, haberleri gizlemek ve çarpıtmak peşindeler.

Vakit ve Yeni Şafak demiştik...
Vakit ve Türkiye’den fırsat bulup ağız tadıyla iktidarı destekleyemeyen Yeni Şafak, gittikçe çirkinleşen bir magazinleşmeye vurmuştu kendini. HAMAS Liderinin Türkiye ziyaretini ABD ve İsrail basınından daha çirkin ve sivri bir dille “Ötekiler” verirken, “bizimkiler” de onlara rahmet okutmuyordu. “Bizimkiler” yani muhafazakâr dediklerimiz, âni olaylar karşısında kendilerini gizleyemiyorlar, âni bir refleksle tüm çirkinliklerini ortaya döküyorlar. Ertesi gün ise iyi tornistan yapıyorlar. Tıpkı “Muhafazakâr-demokrat” iktidar gibi... 17 Şubat Cumartesi (2006) günkü Türkiye gazetesinin manşeti “Destek değil uyarı”, Zaman’ın ise “Ankara’danHAMAS’a uyarı: Şiddeti bırak masaya otur” şeklindeydi. AKP hükümetinin tavrı ise bunlardan daha çirkindi.

Evet ya Vakit ve Yeni Şafak. Bunların ikisi de kelimenin tam anlamıyla çuvallamışlardı. Olayın iktidarın lehine mi aleyhine mi olduğunu anlayamamışlardı. Şimdi zevahiri nasıl kurtaracaklardı. Vakit olayı sıradan bir haber gibi sayfanın en altından vermişti.

Tıpkı Peygambere Sevgi Zalimlere Lanet Mitingi öncesinde takındığı sakil tavır gibi. Peki Yeni Şafak ne yaptı? Yeni Şafak’ın işi daha zordu, haberi en iyi şekilde görmek zorunda idi. O da gördü, hem de sürmanşet olarak, “HAMAS insiyatifi”. Ama gazete bize haberin spotlarını okutmak yerine “ABD: Ziyaret bizi endişelendirmiyor” haberini patlak (kırmızı beyaz zemin) olarak veriyor ve ana haberin spotu gibi okutuyordu. (17.2.2006 Peygambere Sevgi Zalimlere Lanet Mitingi öncesi (Pazar günü de dahil) Vakit’i de aratır durumdaydı, Yeni Şafak’ın miting öncesinde haberi duyurması... Okuziki sivil toplum kuruluşunun desteklediği Saadet Partisi’nin organize ettiği bu mitingin adı: Peygambere Sevgi, İnanca Saygı, Zalimlere Lanet, idi. Dikkat çekmek istediğimiz bu... Bu yazıyı da bunun için yazmayı bir borç telakki ettik.

“Bizimkiler” böyle, “ötekiler” ise evlere şenlik. Miting haberlerini birlikte verdikleri abuk-subuk haberlerle harmanlamaları, pul gibi vermeleri bir yana, adlandırmaları dahi bir garipti. Körlerin fili tarif etmesi gibi mitingi adlandırdılar: Kimi, “AB karşıtı miting”, “ABD ve İsrail’i lanetleyen miting”, “Lan ve Rasmussen mitingi”, “AKP’yi protesto mitingi” kimi de “Lan’lı protesto” ve “Karikatür mitingi” diye tanımladılar. Tabii bu tanımlamayı bilinçli bir körlüğün verdiği bilinçle yapıyorlar.

Tarihi kimliklerini kaybettiler...
Sol yayın gibi çıkan veya orda burda kümelenmiş eski ve yeni tüfeklerin tavrı ise hayret verici idi. Altmışlı yıllardan sonra Türkiye solu Filistin davasına çok ciddi bir şekilde sahip çıkıyor, İsrail ve Siyonizme can siperane karşı çıkıyordu. Ne de olsa bu toprağın insanları, inanç zaafiyetine uğrasalar da tarih şuurunu kaybetmemişler diyorduk.Hayret, bu gün o soldan eser kalmadı, eskisi yenisi, İsrail’den fazla İsrailci, siyonistlerden fazla siyonist. Şaşırmamak elde değil.

Tarihi kimliklerini kaybettiler, ideolojilerinden de hiçbir kırıntı kalmadı mı? Kalmadı işte, hepsi “gömleksiz” oldular. Devrimci Che’yi bir tüketim aracı haline getirdiler. Ama Che’nin devrim yaptığı Bolivya’da Morales; sömürgecilere, işgalcilere, emperyalistlere, siyonistlere meydan okuyorlar. Kendinizden, tarihinizden utanmıyorsanız Evangelist-siyonistlere karşı ayağa kalkan Latin Amerika’dan utanın. Serde utanmazlık varsa biz ne yapabiliriz.
Yoksa bu eski tüfek yeni tüfek solcularımızın siyonist ve Amerikancı olarak, Filistin davasına sırt dönmeleri, HAMAS’ın dini hassasiyeti ile el Fetih’te eğitim görürken gördükleri Marksist (şimdi buna laiklik diyorlar) eğilimi artık bulamadıklarından mı kaynaklanıyor? Bu soru da yersiz, artık bu insanlar ABD’nin yeşil dolarlarına tav oldular. Siyonist borozanlığı yapmak, Amerika’nın ılıştırılmış medyacısı olmaktan bir onursuzluk duyamaz hale geldiler. Tabii en kötü olanı da bu. Bu onursuz sözcülüğü para almadan da yapanlar var tabii. Ne diyelim Allah hidayet versin.

Söz geldi çizgiye.Çizginin piri Hasan Aycın’ın bir yıldır Millî Gazete’de çıkan çizgileri Çanakkale’deki Seyyid Çavuş’un top mermisi gibi, İnşaallah Elizabeth gemisini batıracaktır. Albümlerle birlikte tabii, “Gece Yürüyüşü”nde “Bocurgat”larla, elde “Asa” sırtta “Kulbarla” yol alıyor. Bu bir rüşveti kelâm değil. Ama Zafer Temoçin’in çizgisini gündeme getirirken, durup dinlenmek bilmeden yürüyen çizginin pirinden söz etmemek olmazdı.
Çirkin oyun...

Evet 19 Şubat 2006 tarihli Cumhuriyet gazetesinin dördüncü sayfasında Zafer Temoçin’in çizgisini bu yazıda anmamak eksiklik olurdu. Zafer Temoçin İğneli Fırça’sında küstah İtalyan Bakan Roberto Calderoli’yi Birinci Haçlı Seferi kışkırtıcısı Piyere Lermit’in eşeğine bindirerek haçlı şovalyesi şeklinde çizerek okuyucusuna ve milletimize karşı görevini yerine getiriyor. Calderoli’nin göğsündeki karikatürü bantlamayı da ihmal etmiyor. Çıkarından başka hiçbir şey düşünmeyen bazı cüceler, bu son derece duyarlı çizgi üzerinden bindirme tugayları oluşturup ortalığa salıyorlar. Vah zavallılar, talihsizler, bahtsızlar...Atalar ne güzel söylemişler: Ne oldum deme, ne olacağım de.

Millî Gazete, dün de, bugün de, inşaallah yarın da ülkesine, milletine, dinine karşı tarihî görevini ifa etmekten hiç yüksünmeyecektir. Basiretsiz, hamiyetsiz, Millî Gazete’nin bir yerlere taşıyıp da Yehuda görevine soyunanlar (en talihsiz ve nasipsizleri de bunlar), kemirgenler, aptallar, ahmaklar, çıfıtlar, ülkesinin-milletinin-dinin gereklerini çıkar, mevki ve şöhretlerini payanda edenler, hainler, ajanlar istemeseler de bu gazete her türlü sıkıntı ve çileyi göze alarak yolunda yürüyecektir. İnşaallah.
“Hak ve hakikat yücedir, onun üstünde başka bir yücelik yoktur.”
Amenna... Vesselâm...
__________________
Ey İnsan! Kerim olan Rabbine karşı nedir seni aldatan (İnfitar,6)

www.anadolugenclik.com.tr
gençüsküdar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Türk heyeti İsrail'de. El-Fetihle görüşülecek HAMAS YOK gençüsküdar Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 13 14.04.2008 19:51
Kel-kör Ve Abraş'ın İmtihanı itimat Hayatın içinden 3 26.01.2008 12:06
Büyük Erzurum mitingi Peygambere Sevgi, Zalime Lanet gençüsküdar Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 8 07.03.2006 16:49
Peygambere Sevgi Mitingi....En büyük tepki Çağlayan’da ortaya konacak gençüsküdar Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 14 19.02.2006 08:57
İnanca Saygı,Peygambere Sevgi,Zalimlere Lanet Mitingi gençüsküdar Davet ve Duyurular 0 17.02.2006 15:59


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:17 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git