HAMAS lideri Halid Meşal’i Ankara’da ağırlama fikri çok iyi bir fikirdi. Bu fikri kim ortaya attıysa (galiba Ahmet Davutoğlu hocamız),
Allah ondan razı olsun. Ak Parti hükümetine de teşekkür etmek isterdik ve bundan kesinlikle imtina etmezdik, fakat Meşal’in Ankara’da maruz kaldığı kötü muamele ağzımızın tadını öyle bozdu ki, teşekkürün t’sini bile telaffuz etmeye dilimiz varmıyor.
“Bölgede etkin bir güç olmaya azmeden Türkiye inisiyatif aldı” gibi şeyler söyleniyor. Ne inisiyatifi kardeşim? Başbakan Erdoğan’ın Meşal’le görüşeceği söylendi, fakat son anda görüşme iptal edildi. Dışişleri Bakanı Gül, bakanlıkta ağırlamaya cesaret edemediği Meşal’le Ak Parti Genel Merkezi’nde görüştü ve üstelik görüşmeyi bakan sıfatıyla değil de parti yöneticisi sıfatıyla yaptı. Meşal, Ak Parti Genel Merkezi’ndeki toplantı salonunda konuşurken partinin isim ve amblemi bezlerle örtüldü. HAMAS lideri ile aynı fotoğraf karesine girmekten herkes fellik fellik kaçtı… Bu nasıl inisiyatif? Böyle mahcup inisiyatif mi olur? HAMAS lideriyle yan yana görünmek istemiyorsanız, onu niye Ankara’ya davet ediyorsunuz? Bari Ankara’ya gizlice getirseydiniz, görüşmeyi gizli tutsaydınız, basına her şey olup bittikten sonra haber vereydiniz de, ortaya böyle utanç verici bir tablo çıkmasaydı. Karizmatik bir iş yapalım derken karizmayı iyice çizdirdiniz.
HAMAS liderine yapılan telkinlere gelince…
Bizimkiler kendilerini allame-i cihan, İslam dünyasındaki bütün muhataplarını da cahil-cühela ve dahî geri zekalı yerine koymaya o kadar alıştılar ki, seçimi kazandığı günden beri –hatta seçimin yıllarca öncesinden beri- anlayana sivrisinek saz misali gayet açık diplomatik mesajlar vererek 1967 öncesi sınırlara dönülmesi şartıyla barışa razı olduğunu, iktidarı El-Fetih ve diğer partilerle paylaşmayı arzu ettiğini, Cumhurbaşkanı Mahmut Abbas’ı bir denge unsuru olarak gördüğünü ve böyle bir unsurun varlığından memnuniyet duyduğunu ortaya koyan HAMAS’ın liderine “Şiddetten vazgeçin!” “Sadece HAMAS tabanının değil, bütün Filistin’in hükümeti olun!” “Mahmut Abbas’la iyi geçinin!” gibi telkinlerde bulunabildiler. Filistin / HAMAS uzmanı olmaya gerek yok; günlük gazeteleri takip eden ve HAMAS’la ilgili haberleri okuyan herkes, bu meselelerin HAMAS yönetiminde çoktan tartışıldığını –hem de enine boyuna tartışıldığını- ve mutedil bir siyasette karar kılındığını bilir. Gazi Halid Meşal bu telkinler karşısında neye uğradığını şaşırmış ve “Yahu, bunlar gazete okumuyor mu?” diye sormuş olmalı.
Ha, bir de “İsrail’i tanıyın!” dayatması var. Siz gidin, İsrail’e “Batı Şeria ve Gazze toprakları üzerinde başkenti Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin varlığını kabul et!” diye baskı yapın, bunu İsrail’e kabul ettirin, bu arada Siyonist terörünü de durdurun hele… HAMAS’la sonra konuşursunuz.
Etkiyi konuşmadan tepkiyi konuşmak ve yargılamak abestir.
Hakan Albayrak / Milli Gazete