Eminönü İlçe Teşkilatı tarafından düzenlenen konferansta, “Şimdi yeniden toplanıyor ve diyoruz ki: ‘Bu memlekette bir tek işbirlikçinin dahi sözü kalmayacak, sözü geçmeyecek. Bütün dünyaya özgürlüğü, adaleti ve refahı hâkim kılacak bir sesi ortaya koyacağız.’ Şimdi söz sırası bizdedir. Bu sözün sahibi Müslümanlardır. Ve bu sözün merkezi de inşallah Türkiye ve Milli Görüş olacaktır” dedi.
Saadet Partisi Eminönü İlçe Teşkilatı tarafından düzenlenen ‘Yeniden büyük Türkiye Yeni Bir Dünya’ adlı konferans önceki akşam Kadırga Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Katılımın yoğun olduğu programa konuşmacı olarak Saadet Partisi GİK Üyesi Prof. Dr. Numan Kurtulmuş katıldı.
Kurtulmuş, Bugün Türkiye’nin yaşadığı sıkıntıların, küresel emperyal güçlerin Türkiye’yi baskı altına almak istemesinin, sadece ekonomik ve ‘bir Hükümetin köşeye sıkıştırılması’ olarak açıklanamayacağını belirterek “Batı dünyasının öbür ucunda alternatif bir medeniyetin ortaya çıkmasını, İslam Coğrafyası’nın yeniden ayağa kalkmasını ve bu bağlamda bölgenin lokomotifi olan Türkiye’nin ‘öncü’ olmasını istemiyor” diye konuştu.
Bütün kırmızı çizgilerimiz çiğnendi
Bölgemizin kaosa sürüklenmek istendiğini kaydeden Kurtulmuş, “Türkiye’nin de içinde bulunduğu Ortadoğu’da etnik ve mezhep çatışması çıkarılmaya çalışılıyor. Irak’ta her gün yüzlerce insan katlediliyor. Durum böyleyken Sayın Başbakan, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)’un eş başkanıdır. Nasıl olur da Türkiye’nin de dahil olduğu 22 ülkenin sınırlarının yeniden çizilmesi projesinde Başbakan, Yemen ve İtalya başbakanlarıyla eş başkan olur. Bu eş Başkanlık Türkiye’ye hangi avantajı sağladı?” diye sordu.
Zaman, Hocayı haklı çıkardı
Dünyada yeni bir sese ihtiyaç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kurtulmuş, zamanının Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı haklı çıkardığını söyledi. Kurtulmuş, “Hocamız ne söylediyse hepsi bir bir gerçekleşiyor. Hocam 1970’lerde, ‘Ağır sanayi hamlesi yapmalıyız. Her ilde insanımızı istihdam edecek fabrikalar kurmak lazım’ dediği zaman ne dediler: ‘Hadi canım oradan! Ne fabrikası? Siz gidin iyi bir tarım ülkesi olun.’. Şimdi ise, ‘sizin tarım nüfusunuz çok fazla, azaltmanız lazım’ diyorlar. İşte günümüzdeki milyonlara varan işsizler ordusunun sebebi budur” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin boynuna ilmek geçirildi
2000 yılında imzalanan 17’inci IMF protokolünden bahseden Kurtulmuş şöyle konuştu: “Bu protokolle Türkiye’nin üstüne yeni bir gömlek giydirildi. Daha doğrusu Türkiye’nin boynuna ilmek geçirildi. Orada alınan kararlar sonucu Türkiye’nin tarım nüfusunu azaltılıyor. Esnaf ve Sanatkar üzerine ciddi vergiler konuyor.” Bankacılık sektörünün de ‘iyileştirme’ adı altında yabancılaştırıldığını anlatan Kurtulmuş, “Son olarak da Türkiye’nin özel sektörünün yabancıların eline geçmesi sağlanacak.
Artık ellerinde çantalar olan simsarlar size gelip, ‘Firmanı sat’ diyor. ‘Hayır, satmam’ derseniz gidip karşı firmayla anlaşıyor ve sizi güçsüz bırakıyor. Dolayısıyla Türkiye, kamu ve özel sektör kurumları yabancılara satılmaktadır. IMF ve Dünya Bankası programlarıyla Türkiye kıskaca alınmıştır” diye konuştu.
“Zihninde azıcık ‘Büyük Türkiye’ ideali olan kimse ne işbirlikçi olur ne de bu ülkede veya bu coğrafyada işbirlikçilerin at koşturmasına müsaade eder” diyen Prof. Dr. Kurtulmuş konuşmasına şu şekilde son verdi: “Önümüzdeki program işbirlikçilerin at koşturmasına mani olmaktır. Milli Görüşçüler bunu yapacak güce ve geçmişe sahiptir. Şimdi yeniden toplanıyor ve diyoruz ki: ‘Bu memlekette bir tek işbirlikçinin dahi sözü kalmayacak, sözü geçmeyecek. Bütün dünyaya özgürlüğü, adaleti ve refahı hâkim kılacak bir küresel sesi ortaya koyacağız.’.
Allah sesimiz kuvvetlendirsin, adımlarımızı güçlendirsin. Şimdi söz sırası bizdedir. Bu sözün sahibi Müslümanlardır. Ve bu sözün merkezi de inşallah Türkiye ve Milli Görüş olacaktır”