İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 24.04.2006, 15:19
Kayıt onayı eksik

 
ARMAGAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.09.2005
Mesajlar: 2.137
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Sıkışan Türkiye


Sıkışan Türkiye 24/04/2006 - 11:16
Ali Ünal Amerika’nın düşünce kuruluşlarından CSIS (Uluslararası ve Stratejik İncelemeler Merkezi)’nin raporu da tam bu günlere denk geliyor. Rapor, ABD’nin Türkiye’de mevcut hükümetle değil de, artık askerlerle iş yapmak istediğini belirtiyor.
Öcalan, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı’nın sınırda Suriye’yi tehdidi üzerine bu ülkeden ayrıldı. Nedense o ana kadar yapılmayan ve sonuç alan bu tehdit, planlı bir sürecin başlangıcı mıydı?

Öcalan’ı Türkiye’ye teslim edenler, onu neden daha önce teslim etmediler ve bu, o teslimatı yapanların Öcalan ve PKK üzerindeki kesin hakimiyetine işaret etmez mi?
Öcalan’ı teslim alan Sayın Ecevit açıklıyor: “Öcalan’ı bize niye teslim ettiklerini hâlâ anlamış değilim.” Öcalan, şefkatli kollarımız altında korunsun, hayatı garantiye alınsın, içeriden de problem olmaya devam etsin diye mi bize teslim edildi, yani bir bakıma mükâfatlandırıldı?
Öcalan’ın teslim edildiği tarihe kadar 15 yıl terörle mücadele ettik; defalarca Kuzey Irak’a girdik çıktık. Öyle oldu ki, 200.000 kişilik birlikler sevk ettik. O dönemde AB uyum yasaları yoktu. Terörle Mücadele Kanunu, AB müktesebatına uyumlu hale getirilmemişti. Sonuç? Irak’ın kuzeyinde ikinci bir İsrail mahiyetinde bir Kürt devleti kurulmasının öncesinde Güneydoğu’nun altının oyulması, halkın çok önemli bir kesiminin devlete küstürülmesi, bir bakıma kaybedilmesi. Ve, Öcalan’ın teslim edildiği tarihten yedi yıl sonra, Güneydoğu’da halkın kazanılmaya başlandığı bir zamanda hortlatılan terör, yeniden asker sevk etme; demokratik hak ve özgürlükleri kanun uygulayıcının keyfine bırakacak yeni bir TMK. Güvenliğin yeniden silahlı gücün inisiyatifine bırakılması. Yargının bütünüyle susturularak, güvenlik adına yapılabilecek her türlü icraatın yargı denetiminin dışına alınması. Ve bu yeni harekâtta ABD’nin bize istihbarî yardımda bulunduğunun abartılarak açıklanması. Evet, bu sütunda defalarca dile getirildiği gibi, PKK terörü dahil, dünya üzerinde bugün güya kendisiyle mücadele edildiği ileri sürülen terör, İslâm’a ve Müslüman ülkelere karşı her türlü saldırıda, bir de iç siyaseti dizaynda kullanılacak üretilmiş bir tezgâhtır. Hiç şüphe edilmesin, eğer Türkiye bölgede kendinden istenenleri yerine getirmezse terörle ve iç krizlerle sarsılacak, yerine getirdiği takdirde ise demokrasi elbisesini kıstıkça kısacak ve Güneydoğu’nun artık elden çıkmak üzere olduğunu görecektir.
Amerika’nın düşünce kuruluşlarından CSIS (Uluslararası ve Stratejik İncelemeler Merkezi)’nin raporu da tam bu günlere denk geliyor. Rapor, ABD’nin Türkiye’de mevcut hükümetle değil de, artık askerlerle iş yapmak istediğini belirtiyor. Sayın Ecevit, Irak konusunda kendisiyle ittifak yapmayınca Amerika, AKP hükümetine ümit bağlamış. Bu hükümetin de Amerika’ya tam ümit vermediği ileri sürülen raporda, Yaşar Büyükanıt ve ondan sonra Genelkurmay başkanı olması beklenen İlker Başbuğ’un Amerika ile masaya oturmaya hazır isimler olduğu ifade ediliyor. Rapor, Büyükanıt’ın Aralık 2005’te ABD’ye gerçekleştirdiği ziyarette iki ordu arasındaki pürüzlerin giderildiğini de ileri sürüyor. O günlerde, “Washington’da yıllarca akredite muhabirlik yapmış bir gazete yayın yönetmeni”, 14.12.2005 günü açıkça yazıyordu: “Amerika’da Yaşar Büyükanıt’a verilen mesaj: Erdoğan gitmeli.” Acaba en son yaşadıklarımız ve çıkarılmaya çalışılan TMK’nın bu gelişmelerle alâkası var mı? Savcı Sarıkaya’nın meslekten ihracını da netice veren bütün bu gelişmeler elbette AB tarafından da değerlendirilecek ve bir de AB tarafından sıkıştırılacağız. Avusturya’nın günlük gazetelerinden Die Presse, Avrupa Birliği üyeliği sürecinde başlatılan reform sürecinin boşa çıktığını yazdı bile. Geçen gün bir kanalda emekli bir general Atatürkçülüğün olmazsa olmazlarına vurgu yapıyordu: “Tam bağımsızlık ve egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olması.” Oysa Cumhurbaşkanı’nın devletin koruması gerektiğini iddia ettiği kurumlar, adı geçen raporlara konu olmakta, dokunulmazlık zırhı altına alınıp, icraatlarını sivil yargının denetimi dışında tutmakta, terörle mücadele kapsamında bir savcının meslekten ihracında ise suskunluk öne çıkmaktadır.

http://www.dunyabulteni.net/yazi_detay.php?id=714&yazar=180
ARMAGAN isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Türkiye-URU DaRkDrEaM Sağlıklı yaşam ve Spor 0 26.05.2008 18:34
ulusalcılık-liberalcilik-ılımlı islamcılık-kürtçülük arasına sıkışan TÜRKİYE... kılıçustası Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 16 18.10.2007 14:37
Ey Türkiye!!! _313_ Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 0 20.04.2006 20:08
Republic Of TÜrkiye itimat Bilinmesi gerekenler 0 06.09.2005 15:34
Türkiye AB ye... el-EMIN Anketleriniz 10 06.09.2003 22:19


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:24 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50