| S.Arabistan'ın yeni dış politikası Suudi Arabistan’ın yeni kralı Abdullah b. Abdulaziz’in iktidara gelmesinden sonra ve dünyanın, İran’ın nükleer dosyası gibi siyasi meselelerde yaşanan dalgalanmalar altındaki mevcut koşullarında Arabistan hükümeti, komşuları arasında güç dengesi oluşturmaya çalışıyor. Önceki yıllarda, bildiğimiz gibi, Arabistan’ın dışpolitikası tamamen Batıya, özellikle de ABD’ye eğilimliydi. ABD ve İngiltere yapılmış ağır koşular içeren ticari ve askeri anlaşmalar bu noktayı teyid eder. Abdullah’ın henüz veliaht olduğu ve iktidarın daha çok onun elinde bulunduğu Kral Fahd’ın son döneminde Doğu’ya yönelme, bu cümleden olarak Japonya ve Çin’le ilişkileri geliştirme temayülü ortaya çıkmıştı. Abdullah’ın 1998’de Japonya’ya, ondan sonra da Çin’e seyahatleri, buna karşılık dönemin Çin cumhurbaşkanı Jiang Zemin’in Riyad’a gelmesi bu ilişkilerin ilk adımlarıydı.
Batı ile güçlü ilişkilerin yanısıra Kral Abdullah’ın yeni dışpolitikası, İslam ülkeleriyle, özellikle de Fars Körfezi ülkeleriyle yakın ilişkilere karşılık yerkürenin iki yakasıyla siyasal, kültürel ve ekonomik ilişkiler geliştiriyor. Abdullah, Batı ile olan güçlü bağlarına Doğulu liderlerle kurduğu ilişkileri ekliyor ve böylelikle Doğu sermayesini ülkesine çekmeye çalışıyor. 11 Eylül olayıyla birlikte Araplar için ekonomik güvensizlik ortamının oluşmasıyla birlikte petro-dolarlarını Doğu’ya yönelterek Doğu’nun kârlı alanlarında yatırımlara giriyor. Kral Abdullah, bu doğrultuda, iktidara geldikten sonra ilk resmi gezilerini Çin, Hindistan, Malezya ve Pakistan’a yaptı. Yine veliaht Sultan b. Abdulaziz de, Kral Abdullah’ın başlattığı gezi programını sürdürerek Japonya, Singapur ve Pakistan’a gitti.
Kral Abdullah’ın Çin ve Hindistan’la çok sayıda anlaşma imzalamış olması ve Çin sermayesini Arabistan’a çekmek için yoğun girişimlerde bulunmasının, Amerikalılara verdiği mesaj, önceki yıllarda her türlü ihtiyacını Batılı ülkelerden karşılayan Arabistan’dan farklı bir ülke ile karşı karşıya bulunduklarıdır. Nitekim Kral Abdullah, Hindistan’la ekonomik ve siyasi alanlarda stratejik işbirliği anlaşmaları imzalayarak, Asya’nın gelecekteki büyük güçlerinden biriyle şimdiden yakın ilişkiye girmiş bulunuyor. Kral Fahd, Asya’nın üç büyük ve nükleer gücü olan Rusya, Çin ve Hindistan’a ziyaretler düzenleyerek pekçok işbirliği anlaşması imzalamış durumda. Bilindiği gibi bu ülkelerin AB ve ABD’nin yanında üçüncü bir kutub olduğu artık uluslararası siyasette kabul görüyor. Hintlilerin ve Çinlilerin Kral Abdullah’la imzaladıkları anlaşma uyarınca Arabistan her iki ülkenin stratejik petrol ihtiyacını karşılayacak. Mevcut stratejik ilişkiler doğrultusunda Çin Cumhurbaşkanı Hu Jintao, Kral Abdullah’ın Pekin’e yaptığı seyahatten üç ay sonra 2006 Nisan’ında Arabistan kralıyla ekonomik ve siyasi işbirliği konularına görüşmek üzere Riyad’a geldi
Kral Abdullah’ın Malezya ve Singapur’a dikkatini yöneltmesinin ardında bu ülkelerin yüksek teknoloji (hi-tech) alanındaki ilgi çekici gelişmesi ve sınai kalkınması var. Yine Japonya da, dünyanın ikinci ekonomik gücü ve ABD’nin rakiplerinden biri olarak Suudi yöneticilerinin yakın ilişkiler kurmayı hedeflediği ülkelerden bir diğerini oluşturuyor. Japonya’nın bilim ve teknolojideki üstünlüğünün Arabistan’a transferi için özellikle ABD’ye gönderilmesi planlanan 5 bin Suudi öğrencinin önemli bir kısmının Japonya’ya gönderilmesi planlandı bile.
Suudi yönetiminin Doğu’ya yönelen ilgisi ve bu ülkelerle kurduğu yakın ilişkiler Riyad’ı Batı’dan koparır mı? Tabii ki hayır. Suudi yönetiminin yeni dışpolitika doktrininde Batılı ülkelerin, özellikle de Fransa’nın çok önemli bir yeri var. Fransa Cumhurbaşkanı Chirac, Kral Abdullah’ın Paris’e seyahatinin devamında Riyad’a yaptığı gezide Lübnan konusu ve iki ülke arasındaki ticari işbirlikleri de gündeme geldi ve Paris-Riyad stratejik işbirlikleri üzerinde duruldu. Bunun ardından Batılı liderler birbiri ardınca Riyad’a geldiler. İrlanda ve Avusturya cumhurbaşkanları, ABD başkan yardımcısı, Prens Charles, İspanya kralı vs. Bu ziyaretler, her ay Riyad’a gelen bakanlara ilave olarak gerçekleşen gezilerdi. Bu yoğun diplomasi bir bütün olarak değerlendirildiğinde Arabistan’ın yürüttüğü bu stratejik programla, hâmileri ile dostları arasında güç dengesi kurmaya çalıştığı görülecektir
Kral Abdullah yakında büyük yatırımları görüşmek üzere Türkiye’ye gidecek. Nitekim Fars Körfezi şeyhliklerinden diğer birkaçı, mesela Birleşik Arap Emirlikleri Başbakanı ve Dubai Şeyhi Muhammed b. Raşid Âl Maktum da Türkiye’ye gitmiş ve Türklerle yüksek rakamlı anlaşmalar imzalamışlardı. Tabii ki Arapların siyasi hedeflerinden biri, Doğu ile, özellikle de Çin ve Hindistan’la ilişkiler kurarak onları Ortadoğu’nun karmaşık ilişkilerinin içine çekmek ve bütün yumurtalarını Batılı ülkelerin, hassaten ABD’nin sepetine koymak zorunda kalmamaktır. Hatta İran’ın nükleer dosyasının da Batıdan çok Doğunun elinde olmasına ve Doğunun pozisyon ve görüşlerinin Batınınkinin önüne geçmesine daha fazla ilgi duyuyorlar.
Ali Nemeki Şark gazetesi / İran, 22 Nisan 2006
Çev. Kenan Çamurcu
__________________ Ey İnsan! Kerim olan Rabbine karşı nedir seni aldatan (İnfitar,6) İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
|