İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 11.05.2006, 14:41

 
gençüsküdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07.05.2005
Mesajlar: 6.441
Teşekkür etti: 2
15 Teşekkür 9 Mesaja aldı
Bilimler tarihi yeniden yazılmalı mı? "Modern bilimlerin öncüsü Müslüman alimlerdir"

Bilimler tarihi yeniden yazılmalı mı? "Modern bilimlerin öncüsü Müslüman alimlerdir" diyen Anadolu Gençlik dergisi, bilim tarihinin İslam eksenli olarak yeniden yazılmasını tartışmaya açmayı amaçlıyor.




...

İslâm biliminin Batıya etkisi çok büyük olmuştur. Öyle ki iyi bir doktor olmak yakın zamanlara kadar İbn Sinacı olmak demekti. Kimya ilminde etkili olmak için Cabir´i (721-815) iyi bilmek gerekirdi. Birçok alanda ortaya konulan isimler hala Arapçadır. Alchemy, al-Kimya; Algebra, el-Gebr; allogarithma, el-Khavrizmîden; Cheque, al-Şakk; Alphabate, Elif-Ba; Alkali, al-Kali vs. gibi kavramlar örnek gösterilebilir.

Matematikte çığır açtılar

Matematikte ise Müslümanların başta "sıfır" olmak üzere insanlığa oldukça büyük hizmetleri olduğunu söyleyebiliriz. Batıdan aldığımız rakam şekilleri aslında Müslüman rakamlarıdır ki bunlara batıda Arap rakamları denir. Ondalık sayılar Batıya 15. yüzyılda Istanbuldan geçtiği için Batılılar bunlara "Türk Matematiği" derlerdi.

Bu yüzyıla kadar rakamlar nesir tarzında düz yazıyla ifade edilirdi. İbnul-Benna ve Kalasadi gibi Müslüman matematikçiler ilk defa bugün kullandığımız temel matematiksel ve cebirsel işaretler ve sembolleri icad ettiler. Pascalın kendi adıyla meşhur ihtimaliyet hesaplarını çözümlemek için geliştirdiği üçgen teorisi el-Kerhi tarafından keşfedilmiş, Yahya el-Mağribi (öl.1180), et-Tusi ve Keşani tarafından geliştirilmiştir. Ve bugünkü binomé teoreminin temelini atmışlardır. Elbette Pascal bunu Müslümanlardan almıştı. Ömer Hayyamın üçüncü dereceden denklemleri çözmek için kullandığı yöntem, Descartesın geometride kullandığı yöntemin aynısıydı. Lobachevski, Anti-Öklidçi geometriyi et-Tusinin "Takriri Uklidesi" adlı eserinden esinlenerek geliştirmiştir.


Modern astronomiyi Müslümanlar kurdu

Astronomide ise Lablacenin gezegenler için verdiği ölçüler, Uluğ Beyin Zicinden alınmadır. Copernicus (1473-1543), yeni sistemi kurarken birçok Müslüman alimin eserinden faydalandığını kendisi söylemektedir. Birçok âlimin yanında öne çıkan ikisi Batlamyusçu evren tasavvurunu yıkmışlardı. Batlamyusçu yer merkezli evren anlayışı Hıristiyanlık için de uygundu. Bu anlayışa göre yer sabitti. Oysa Birunî ve el-Siczî bunun böyle olmadığını ispat etmişlerdi. Yerin dönüyor olduğunu ispatlamakla kalmadılar, bir de yerçekiminden bahsettiler. Ayrıca gezegenlerin hareketlerini de hesapladılar. Fakat kendilerinden yaklaşık 600 yıl sonra Galile, dünyanın döndüğünü söyleyince idamla yargılandı. Öte yandan modern astronominin kurucusu Bitrucîdir.

Fizik teorileri hâla aşılamadı


Fizikte ise İbn Heysemin görme ve ışık teorisiyle, optiğin temel yasaları hâlâ aşılamadı. Bu etkiyi da Vinci, Vitellio, Kepler ve modern zamanlarda görmek mümkündür. Galilenin "sonsuz ve bölünmezlik" teorisi, Eşarinin kelam öğretisinin hatırlatılmasından başka bir şey değildir. İbn Rüşdün manyetik çekim gücü için söylediklerini yüzyıllar sonra Faraday ve Maxwell tekrar etmişlerdir. Kindinin görüşleriyle Einsteinın izafiyet teorisi arasında da oldukça büyük bir benzerlik olduğu görülmektedir.

Coğrafi keşiflerin ilham kaynağı Müslümanlardır

Coğrafya konusunda da Müslüman bilim insanlarının çalışmaları oldukça etkili olmuştur. 1498de Colomb, Haitiden yazdığı mektupta Yeni Dünyanın keşfini kendisine ilham edenin İbn Rüşd olduğundan bahsetmiştir. Birûnî, yerkürenin döndüğünü ispatladı. Enlem ve boylam hesaplarını yaptı. Işık hızı hakkında bilgi verdi. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.

Denizcilik ilminin iki temel prensibi vardır. Biri, engin denizde büyük mesafeleri ölçmek, diğeri de bulunduğunuz noktayı tespit edebilmek. Müslümanlar daha 15. yüzyılda denizciliğin iki temel prensibi olan engin denizlerde büyük mesafeleri ölçmek ve bulundukları noktayı tespit edebilmeyi başarmışlardı. Afrika ile Endonezyanın Sumatra Adası arasındaki mesafeyi 20-30 kilometre hatayla ölçmüşlerdi. Bunun ötesinde Müslümanlar, enlem-boylam derecelerini gösteren dünyanın ilk haritasını çizdi. Bugün küçük düzeltmeler dışında bunun doğru olduğu görülüyor. Kuzey-güney, kuzey-doğu, hatta en zoru olan ekvatora paralel ölçümleri yapabiliyorlardı. Avrupalılar bunları Müslümanlardan öğrendi ama trigonometri bilgileri yeterli olmadığından nasıl yapıldığını bir türlü anlamadılar.

Tıp alanında büyük buluşlar


Tıpta İbn Nefs kan dolaşımını bulmuştu fakat yakın zamana kadar yanlış bir şekilde mucidin Harvey olduğu zannedilmişti. Vücutta solucanlar ve parazitlerin varlığını ise İbn Sina ve Ebu Bekr Râzi bulmuştu. Pek çok hastalığı tarif etmişler, mikroplardan söz etmişlerdir. Mûsıkîde ise sesleri ilk defa notalandırma Farabi ile başlar. İbn Sina bir çeşit stenografik harfler kullanır. Kuramsal notalama sistemini ise ilk defa İbn Zeyla bulmuştur. Farabinin sesleri bölmesi ve notalaması ile logaritmayı farkına varmadan bulduğu söylenir.

Felsefeyi bizden öğrendiler


Müslüman alimler bu bilimsel gelişmelerin yanı sıra felsefe alanında da ilklere imza atmışlardır. Kindi (796-866) ile başlayan sistematik felsefe çalışmaları, Farabi (öl.928), İbn Sina (980-1037), Gazâlî (1055-1111) ve İbn Rüşd (1126-1198) ile sürekli hız kazanmıştır. Bu âlimlerin ve burada zikredilemeyecek kadar sayısı çok olan âlimlerin felsefî çalışmaları oldukça ciddi bir külliyat oluşturmaktadır. Eğer bu âlimlerin çalışmaları olmasaydı bugünün batısı kendilerinin fikrî ataları olarak kabul ettikleri kadim Yunan filozoflarını belki de çok daha geç tanıyacaklardı. Kindî, hem Hıristiyan hem de Yahudi filozofları etkilemiştir. Eserleri Latinceye çevrilmiş, Ortaçağ Hıristiyanlığının en kudretli filozofu olarak kabul edilen Aquinalı Thomas (1225-1274), Kindînin akıl teorisini kabul etmişti. Yahudi filozoflardan Isaac ben Solaman Israeli (öl.932) olduğu gibi Kindînin fikirlerini benimsemişti. Öte yandan Farabi daha hayatının sonlarında bile İbn Masara (öl. 931) ve İbn Gabriel (öl.1058) aracılığıyla batıda tanınmaya başlanmıştır. Ayrıca bu filozofumuzun eserleri Ibraniceye de çevrilmeye başlamıştı. Özellikle ilimler sınıflaması yakın zamana kadar kabul edilmiş en iyi tasnifti. Allahın varlığının ispatı Albertus Magnus (1193-1280) ve St. Thomas tarafından aynen "Summa Theologia" eserinde tekrarlanmıştır. Yahudi filozoflara da etkisinin yoğun olduğunu görüyoruz. Musa b. Meymun (1135-1204) Tibbona Farabinin eserlerini hararetle tavsiye etmiştir.

İbn Sina'nın etkisi de çok geniş ve güçlü olmuştur. Özellikle bu etki Ortaçağ Hıristiyanları tarafından belirtilirken, modern dönem filozoflarının bu etkiden hemen hiç bahsetmediklerini söylemek gerek. İbn Sina hemen bütün Hıristiyan ve Yahudi filozofları etkilediği gibi modern döneminkileri de ziyadesiyle etkilemiştir.

Özellikle Descartes (1596-1650) İbn Sinanın ruhun bedenden ayrı olduğunu ispatlamaya çalıştığı "Uçan Adam" teorisini olduğu gibi kullanmıştır. Ünlü Alman filozof Leibnitz (1646-1716), S. Clarke´a (1675-1749) zaman, mekan ve yaratılış üzerine yaptıkları tartışmada kendisi İbn Rüşdçü anlayış ile cevap verirken Clarke da Gazâlîci anlayışla karşılık vermiştir.

Öte yandan Hegel (1770-1831), Fichte (1762-1814), Schelling (1775-1854) gibi Alman idealistlerinin felsefeleri de modern İbn Rüşçülük olarak nitelendirilmektedir. Bütün ortaçağda filozof olmak İbn Rüşdçü olmak demekti. Bu durum 18. yüzyıla kadar da devam etmiştir. Gazâlînin Descartesın ‘metodik şüphe´sine etkisi olduğu, Malebrancheın vesilecilik doktrinine etkisi olduğu artık kolaylıkla kabul edilmektedir. J. Lockeun (1632-1704) "Tabula Rasa"sı (boş levha)sı daha önce tamamen İhvan-ı Safada ve İbn Sinada "Boş Yaprak" teorisiyle aynıydı. Lockeun bu filozoflardan etkilendiği söylenmektedir. Zira Locke, Arapça da bilmekteydi, bu eserleri aslından okuduğu da aşikârdı. Ama bu dönem batılı filozofları kaynak göstermezlerdi. Görüldüğü üzere ortaçağlar İslâm Medeniyeti için tam bir aydınlık dönemdi.

Biz burada bu etkiden oldukça kısa olarak bahsettik. Oysa bu etki çok daha fazladır.

Bu örnekler o kadar fazla ki biz burada ancak çok az sayıda misal gösterebildik. Bugün Batı biraz silkelense altından devasa bir İslâm Medeniyeti çıkacaktır. Onlardan patent alacak olsak ellerinde hiçbir şey kalmayacaktır. 9. yüzyıldan itibaren güçlü bir İslâm etkisi görülmektedir. Batı bunları tam bir riyakârlıkla kullanmakta, ama biz Müslümanlar da bu medeniyetin cüceleri gibi davranmaya devam etmekteyiz. Burada meşhur Alman şair Goethe’nin şu meşhur sözünü hatırlatmak da yarar var: "Geleceğimizde İslâm yatar. Er ya da geç akla uygun olan İslâmı kabul etmek zorunda kalacağız." Bir başka Alman filozof Nietzsche ise Avrupa’nın kurtuluşu için Hıristiyanlığı Avrupa’dan kovmak gerektiğini vurgulamıştır. Batının bugün İslâma saldırgan bir üslupla karşı çıkması bir tedirginlik ruhunu yansıtmaktadır aslında.

İslâm teşvik ediyor


Velhasıl İslâm dini insanı, dünyayı anlamaya davet ederken, bilimsel faaliyette bulunmasını ve İslâmı anlamak için de bilime ihtiyaç duyulduğunu vurgulamıştır. Bugünkü Batı medeniyeti İslâm medeniyetinin çocuğudur, yani daha öncesi yoktur. Ancak bugün bunu ne Batılılar ne de Müslüman dünyası biliyor....


Batının Derin tarihinde İslam yatar

Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar
(Ank. Üniv. İlahiyat Fak. Öğretim Üyesi)

Bugünkü batı medeniyetinin bilimsel çalışmalarının temelinde klasik dönem Müslüman bilim adamlarının etkisi olduğunu, biz söylemezden önce bazı vicdan sahibi ve çalışkan batılı bilim insanları da söylemiştir. ...... Bu şekliyle Ortaçağ İslam kültürünün, tarihçilik ve teknik olarak çağdaş batı kültürü kadar modern olduğunu söyler.

Bu etkilenmişliği hayatın her alanında görebiliyoruz. Ortaçağ papazları cüppelerinin kenarlarına ayetler yazardı, ilk İngiliz Kralı Rex, bastırdığı parasının bir yüzüne besmele ve Muhammed Resulullah yazdırmıştır. Bu adet Kant’a ve sonrasına kadar devam etmiştir. Kant (1724-1804), doktora tezinin üzerine besmeleyi yazmıştır. Suyun kullanımı Osmanlı’dan öğrenilmiş, İslam musikisi oldukça yaygın olarak dinleniyordu. Gotik mimari tarzının İslam’dan geldiğini dahi söyleyenler var. 900’lerin sonunda gayretli bir çeviri hareketi başlıyor. İbn Rüşdçülük büyük bir taraftar buluyor. Daha sonrasında Alman idealist felsefesinin öncüsü olan modern dönemlerin düşünürlerinde de İbn Rüşd, Gazâlî, etkisini görüyoruz. Nereye baksak her bir yanda Müslüman âlimlerin etkisine rastlıyoruz. Bu etki kesintisiz bir şekilde devam etmektedir.

Diğer taraftan modern batı düşüncesinin oluştuğu dönemler olarak bilinen son devir batılı düşünürler, yani Rönesans, Reform, Aydınlanma dönemleri düşünürleri ve bilim insanları Müslüman düşünürlerden kesintisiz bir şekilde faydalandıkları halde özellikle 16. yy.’dan sonra hangi Müslüman âlim fikirlerinden faydalandıklarını zikretmediklerini görüyoruz.

O dönem Müslüman âlimlerinde olağanüstü bir ilerilik gözlemliyoruz. Bugün Müslümanların, İslam’ın bilimle nasıl bağdaştığını ispatlamayı bırakıp neden o dönemin çapında Müslüman âlimler yetişmiyor sorusunun peşine düşmesi gerekir. Uzun tarihi tecrübeleri, sağlam dini kaynakları, güçlü tarihi şahsiyetleri olan Müslümanlar akıllarını başlaranı alabilirlerse her zaman canlanma imkanları bulunmaktadır.



***

Metinler, Anadolu Gençlik Dergisi'nin Mayıs sayısında yer alan dosyadan alınmıştır.

Tamamı için : www.anadolugenclik.com.tr

http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=155784
__________________
Ey İnsan! Kerim olan Rabbine karşı nedir seni aldatan (İnfitar,6)


İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.


Konu gençüsküdar tarafından (12.05.2006 Saat 09:25 ) değiştirilmiştir..
gençüsküdar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Dünya bilim tarihi yeniden yazılmalı.. M. Ali Saral Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 5 07.04.2008 18:27
AKP kadroları yeniden Milligörüşe döner mi? Kurtulmuş " Kapımız herkese açık " zuğaşi berepe Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 43 18.03.2008 18:56
Erbakan: "Şuurlu Müslüman ifsada hizmet etmez" gençüsküdar Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 16 28.08.2007 13:05
"Hrıstiyan Erkekle Müslüman Kadının Nikâhını Kıymadım" Mikval Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 0 16.03.2005 16:00
"Tarihi " kelimesini katlettiler mukremin Muhabbet Olsun 0 25.05.2003 20:31


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:49 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50