Üyelik tarihi: 07.05.2005 Teşekkür etti: 2
15 Teşekkür 9 Mesaja aldı
| İHH, Pakistan’da Misyonerlere, fuhuş ve organ mafyasına karşı      Yetimlerimize sahip çıkalım! Bosna, Kosova ve Endonezya’nın ardından 8 Ekim 2005 Pakistan Depremi’inde de sahneye çıkan fuhuş ve organ mafyası ile Misyoner örgütler, deprem felaketinde anne-babasını kaybeden Pakistanlı yetim çocukların da tepesinde bitmiş. 200 bine yakın insanın hayatını kaybettiği depremin ardından binlerce çocuk öksüz ve yetim kalmış. Yazı ve Fotoğraflar: Ahmet Zeki GAYBERİ 17 Ağustos 1999’da yaşadığımız trajik Marmara Depremi’nin ve depremin arkasında bıraktığı acı dolu öykülerin benzerini hatta daha da ağırını Pakistanlı-Keşmirli kardeşlerimiz yaşıyor. Bosna, Kosova ve Endonezya’nın ardından 8 Ekim 2005 Pakistan Depremi’inde de sahneye çıkan fuhuş ve organ mafyası ile Misyoner örgütler, deprem felaketinde anne-babasını kaybeden Pakistanlı yetim çocukların da tepesinde bitmiş. Batı’nın yüzyıldan fazla bir süredir felaket bölgelerinde uyguladığı taktik hep aynı; ümmetin yetim çocuklarını çalıp eğiterek daha sonra o ülkelerin başına kendi zihin yapısında bürokratlar ve yöneticiler olarak atamak. 7.7 şiddetindeki 8 ekim depremi en çok dışişlerinde Pakistan’a bağlı, içişlerinde ise bağımsız bir ülke olan Keşmir’in başkenti Muzafferabad’ın kırsal kesimlerini yerle bir etmiş. Resmi rakamlar, 100 bin civarında dese de 200 bine yakın insanın hayatını kaybettiği, 35 bin çocuğun öldüğü ve binlerce çocuğun da öksüz ve yetim kaldığı depremin ardından yaklaşık 5 milyon insan evsiz kalmış. Bölgede depremin hemen ardından ilk kalıcı hastaneyi de yine İHH açmış. Yardım kuruluşlarının ana üssü Keşmir’in başkenti Muzaffarabad, bütün dünyadan gelen yardım kuruluşlarının ana üssü gibi. Kent merkezlerinden daha çok Hindistan-Çin sınırına yakın kırsal bölgelerde ve dağlık arazilerde daha çok hissedilen deprem, halen yol ve ulaşımın katır sırtlarında sağlandığı bu bölgelerde etkisini sürdürüyor. Halen kalkmamış enkazlar, yardım ulaşmamış köyler ve çadırlarda binbir güçlükle hayatını idame ettirmek için çırpınan insan manzaraları boğazları düğümlüyor. İHH ve Hubeyb Vakfı’nın birlikte gerçekleştirdiği organizasyonlar arasında, Haripur’daki Afgan Mülteci Kampı ve Mevlana Celaleddin-i Rumi Okulu, Balakot, Mansehra, Muzafferabad ve Gari Dupatta’da hastaneler, okullar, kamplar, ve ev onarma projelerini de yerinde inceleme imkanı bulduk. Bölgeye yaptığımız bu hüzünlü ama aynı zamanda bir o kadar bizi umutlandıran gezimize, İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, İ.Ü. Felsefe Bölümü’nden Prof. Dr. Teoman Duralı, SADER Genel Başkanı Mehmet Çelik de eşlik etti. Kuş Yuvası kampında 700’den fazla yetim var Kuş yuvası anlamına gelen “Aşiyan”dan ilhamla ismi konan Aşiyana Yetim Merkezi, Pakistan’daki en büyük yetim ve dul kompleksi. Pakistan Hükümeti, 450 dönümlük ve eskiden askeri bir fabrika sahası olan araziyi İHH ve Hubeyb Vakfı’na devretmiş. 700’ün üzerindeki yetimi bu merkezde toplayan İHH çalışanları, onlara sebze yetiştirmekten, bilgisayar dersine, din eğitiminden beşeri ilimlere kadar özel kolej imkanlarında eğitim sunuyor. Donanımlı bir hastanesi de bulunan Aşiyana’da halen ameliyat olan, hala yürüyemeyen depremzede yetim çocuklar da bulunuyor. Kendi ineklerinden sağdıkları sütleri ikram ettiler bizlere. Çela Bandi Yardım Kampı Türkiye Zindabad! Muzaffarabad’ın Çela Bandi bölgesindeki İHH Yardım Kampını ziyaret ediyoruz. Türkiye’den gelen ekip ile, Pakistanlı depremzedeler arasında gönülden gönüle adeta gizli bir köprü kuruldu. Hiç kimse, konumuna, durduğu yere bakmadan, salıverdi gözyaşlarını. Kampta kurulan tam donanımlı modern hastanede, halen günde yaklaşık 600 hasta tedavi ediliyor. Yetim çocukların, ellerimizi öpüp, bizlere gülücükler saçması yetim bir Peygamberin ümmetinin fertleri olarak ciğerlerimizi dağladı… 220 çadır, yemek servisi ve aynı zamanda depremden etkilenen bölgelerden gelen hastalara temel ilaçların temin ediliyor bu kampta. Pirinç tarlaları arasında Battal Keşmir’in Çin sınırına yakın yerleşim birimlerinden ve depremden en çok etkilenen bölgelerden biri olan Battal’da, halen enkazların kaldırılamadığına şahit olduk. İnsani Yardım Teşkilatı İHH’nın desteği ile Battal’da başlatılan ev inşa etme projesinde, yapımı biten 15 evin anahtar teslim törenine katıldık. Yapılan kura çekimi ile belirlenen konut tesliminde, ismi okunan her Pakistanlı babanın, çocukları, ailesi ve geleceği adına sevinç göz yaşları döktüğünü gördük. IHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım ve Prof. Dr. Teoman Duralı da anahtar teslimi töreninde depremzedelerin sevinçlerine ortak oldular. Bengladeş’te Misyonerler 7 bin yetim kaçırdı! Musab Aydın (Almanya Gökkuşağı Sivil Toplum Kuruluşu Mütevelli Heyeti Başkanı) 11 yıl boyunca Uluslar arası İslami Yardım Kuruluşu olan İslamic Relief’in Almanya sorumlusu olarak çalıştım. Bengladeş’teki 3 bina yakın Batılı Hıristiyan-Misyoner yardım kuruluşuna rağmen bir tek İslami Yardım kuruluşu olduğunu gördüm. Kosova ve Bosna’da da hakeza öyle. Sadece Bengladeş’te bu Misyoner kuruluşlar tam 7 bin Müslüman yetimi “Eğitip, yetiştireceğiz” diyerek ülkelerine kaçırdılar. Müslümanlar, vakıf geleneğinden gelmelerine karşın ne yazık ki 150 yıldır yardım adı altında misyonerlik faaliyeti veren Batılı kuruluşlar karşısında çok güçsüz, hatta heredeyse yoklar! Aabpara Kampı İHH ve Hubeyb Vakfınca idaresi yürütülen Pakistan’ın Başkenti İslamabad’ın merkezindeki son deprem kampı olan Aabpara Yardım Kampı’nın kapanış töreni için binlerce depremzede İHH ve Hubeyb Vakfı çalışanlarını minnetle selamladı. Kamptaki depremzedelerin toplam sayısı 2700 den fazlaydı. Bu insanlara düzenli olarak barınak, pişmiş aş, temizlik malzemeleri, giysi, çarşaf ve diğer ihtiyaçlar temin ediliyordu. Pakistan Bilgi ve İletişim Bakanı Mohammad Ali Durrani’nin de katıldığı törende, Keşmir’den gelen depremzedelere aile başına 30 bin Rupi para yardımı, bir çadır, mutfak eşyası, bir aylık gıda yardımı ve nakliye yardımı yapıldı. Yetimlerin selamı var! MSAL yetimhanesi barınak sağlayarak yetimlerin duygusal ve eğitime dair temel ihtiyaçlarına cevap verebilmek amacıyla kurulmuş. Biri Rawalpindi’de (erkek çocuklar için), diğeri Haripur’da (kız çocukları için) olmak üzere iki yetimhane bulunuyor. Yetim çocuklar MSAL’de düzenli olarak İslami dersler alıyorlar. Başörtüsü mağdurları Pakistan’da Fikriye Karaman(26), Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nü başörtüsü yasağı yüzünden bırakmış. Yine İletişim Fakültesi’nden ayrılan Mine Karakaş gibi 3,5 aydır Pakistan’dalar. Gönüllü olarak 2 aylığına geldikleri Pakistan’da Aşiyana Yetim ve Dul Merkezi’ndeki insanların kendilerine olan ihtiyaçlarını görünce daha aylarca bu ülkeden ayrılmalarının mümkün olmadığını ifade ediyorlar. General Feyyaz Bey: “Bizi unutmadınız” Pakistanlılar ve Keşmirliler için, dünyada bütün milletler bir yana Türkler bir yanadır. Depremin ilk gününden beri Türkiye’den gelen dostlarımız hem maddi yardımları hem de acımıza verdikleri manevi destekleri ile kardeşliklerini gösterdiler. Keşmir’in en dağlık bölgelerinde depremle karşılaştık. Her zaman, “Osmanlının torunları bizi sahipsiz bırakmaz” demiştik. Yanılmadık. Gönülden teşekkürler. Hubeyb Vakfı Başkanı Nedim Ahmet Han: İsmimizi, Hz. Hubeyb’den aldık. Afganistan, Keşmir ve Pakistan’da İHH ile birlikte ortak çalışmalar yürütüyoruz. Depremden bir gün önce Muzafferabad’daki fakirler için İHH ekibi ile birlikte bölgeye 2 kamyon yiyecek göndermiştik. Ekibimiz yoldayken deprem meydana gelmiş. Depremden iki saat sonra İHH ve Hubeyb çalışanlarını karşılarında görünce, depremzedeler “Sizi Allah (CC) gönderdi” demiş.
__________________ Ey İnsan! Kerim olan Rabbine karşı nedir seni aldatan (İnfitar,6) İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.
|