İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 16.06.2006, 10:23

 
MuHaBBeTT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.10.2005
Mesajlar: 717
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Afrİkali ÖĞrencİlerİn Sira Gecesİ... JÜrİ AĞliyor...

Afrikali ogrenciler cigkofte yogurup sira gecesi yapti

Uluslararasi Turkce Olimpiyati’nda yari finalistler belli olurken, organizasyon ilginc goruntulere sahne oluyor.

Olimpiyata Afrika’dan katilan 15’ten fazla ulkenin cocuklari, yarismanin yapildigi Kizilcahamam Asya Termal Tesisleri’nin amfi tiyatrosunda ‘sira gecesi’ duzenledi. Kenya, Nijerya, Mali, Guney Afrika, Mozambik, Madagaskar, Kamerun, Cad, Fas, Gana, Malavi, Nijer, Orta Afrika, Senegal, Sudan, Tanzanya ve Ugandali cocuklar, hep birlikte cigkofte yogurup turku soyledi.

Sira gecesi, cigkofte yoguran ogrencilerin Madagaskarli Sunee esliginde hep birlikte soyledigi ‘Urfaliyam Ezelden’ turkusuyle basladi. Guney Afrikali Khangelani’nin soyledigi ‘Kara tren gecikir, belki hic gelmez’, ‘Gulpembe’ ve ‘Askina olurum Turkiyem’ gibi turkulere de diger Afrikali ogrenciler eslik etti.

Fransa’da ogretmenlik yapan Urfali Ibrahim Inci ile Kenya’da ogretmenlik yapan Antepli Bekir Guclu, Afrikali ogrencilere cigkofte yogurmakta yardimci oldu. Cigkoftenin hazirlanmasinin ardindan ‘Buyurun dostlar buyurun, Halil Ibrahim sofrasina’ sarkisiyla tum ogrencileri cigkofte yemeye davet eden Afrikalilar, cigkofteyi marul ve ayran esliginde diger ulke cocuklarina ikram etti.

Cok az aci katilmasina ragmen Afrikalilar genelde cigkofteyi aci bulurken, birkac tane yemekten de kendilerini alamadi. Antepli Bekir ogretmen, duzenli araliklarla Kenya’da az acili cigkofte yaparak ogrencilere sevdirmeye calistigini soyledi. Sira gecesinde ayrica Kenyali Mava’nin da dogum gunu kutlandi.

O bir Tanzanyali Corumlu

Turkce ogretmeni Muhammed Azad Boztas’la birlikte Turkiye’ye gelen Tanzanyali Hasim Hilal Bhoki’nin yaptigi ise Turkce sevdasinin ne boyutlara geldiginin bir gostergesiydi. Bugunlerde Tanzanya’da Turkiye’deki universite sinavina benzer bir ‘Ulusal Sinav’ icin ogrenciler gece gunduz ders calisiyormus. Onumuzdeki ay yapilacak bu sinava hazirlanirken Turkce yarismasina katilmasi teklif edilen Hashim, hic dusunmeden sinav hazirligini birakarak Turkce ve Turkiye’yi tercih etmis. Uluslararasi Feza Turk Koleji’nde okuyan 17 yasindaki Hashim, ‘Nerelisin?’ diyenlere ‘Corumluyum’ diye espri yapacak kadar Turkcesini ilerletmis. Hashim’in anlattigina gore ogrenciler Feza Koleji’ni cok seviyormus ve bu sevgilerini gostermek icin okul adina sarki yazip bestelemisler.

Filipinler’den gelen Ershad Halud ise bu yil kolejden mezun olup en iyi okullardan University Of Phillipines’i kazanmasina ragmen Turkiye’de kalmak icin okul kaydini dondurmus. Bir yil Turkiye’de ‘yabancilar icin Turkce’ kursuna katilmaya karar veren Ershad, daha sonra ulkesindeki universite egitimine devam edecekmis. Ershad, muhendis veya doktor olmaktan ogretmenlerinden etkilenerek vazgecmis. Ershad, fizik ogretmenligi bolumunu bitirdikten sonra mezun oldugu Tolerans Koleji’nde ogrenci yetistirecekmis.

Olimpiyat icin Afrika ulkelerinden gelen cocuklarin dikkatini en cok ‘Turkiye’de cok sigara icilmesi cekmis. ‘Beyazlarin oldugu bir ulkeye giderken biraz tedirginlik yasadim’ diyen Malavili William Mlozi, “Ancak siyah olmam bana Turkiye’de buyuk fayda sagladi. Herkes benimle cok yakindan ilgileniyor, fotograf cektiriyor” diyor. Uluslararasi Bedir Koleji’nde okuyan 14 yasindaki William, Turkiye’yi cok sevdigini ifade ediyor.

14.06.2006, Ibrahim Asalioglu, Kizilcahamam

Siir ve sarki yarismasinin yari finalistleri


4. Uluslararasi Turkce Olimpiyati’nda siir ve sarki yarismasinda yari finalistler, sunum ve sahne oyunlari yarismalarinda ise ilk uce girenler belli oldu.

Siir ve sarki yarismasinda 12’ser ulke yari finalist oldu. Siir yarismasinda yari finale kalan ulkeler ve okuduklari siirler soyle: Kirgizistan (Sol Yanim Aciyor Anne), Mogolistan (Yagmur), Kosova (Sendedir Gizem), Ukrayna (Onden Giden Atlilar), Etiyopya (Hep Kahir), Rusya Federasyonu (Hanci), Guney Afrika (Ey Insanlik), Banglades (Canim Istanbul), Kazakistan (Sol Yanim), Madagaskar (Sokak Cocugu), Irak (Yankisiz Ciglik), Makedonya (Dost).

Sarki yarismasinda yari finale kalan ulke ve sarkilarinin isimleri ise soyle: Azerbaycan (Kardeslik Turkusu), Kirgizistan (Buruk Aci), Endonezya (Yetim Kiz), Turkmenistan (Kizim Gidiyor), Bosna Hersek (Sen Gelmez Oldun), Tacikistan (Zaman), Belarus (Memleketim), Moldova (Memleketim), Gurcistan (Huzunlu Gurbet), Mogolistan (Sultanim), Kenya (Ayrilik) ve Rusya Federasyonu (Yanmak mi Lazim).

Olimpiyatta ‘sunum’ ve ‘sahne oyunlari’ yarismasi ise sonuclandi. Banglades’ten Maliha Binte Mostafa, Turkiye’den Sacide Kas ve Arnavutluk’tan Detjana Fekushi yaptiklari sunumlarla ilk uc dereceyi paylasti. Tiyatroda birinciligi Turkiye (Kuzular Vadisi) ile Tacikistan (Beyaz Olum) paylasirken, ikinci Azerbaycan (Dunyanin Derdi), ucuncu ise Makedonya (Doktor) oldu.

Juri aglayarak puan veriyor

Turkiye dahil 84 ulkeden yarismaya katilan ogrencilere puan veren juri uyeleri zaman zaman gozyaslarini tutamiyor. Juri uyesi unlu aranjor Ferdi Karamese de aglayarak puan veren juri uyelerinden. Karamese’nin Endonezyali Gigay Citta’nin ‘Yetim Kiz’ siirini soylerken gozyaslarini tutamadigi gorulurken, Karamese, “Bu tablo karsisinda duygulanmamak mumkun degil. Endonezya’dan gelip bizden cok daha guzel soyluyorlar, ifade ediyorlar.” degerlendirmesinde bulunuyor.

MuHaBBeTT'le...
__________________
Her alçağın son sığınağı vatanseverliktir
MuHaBBeTT isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 16.06.2006, 10:38

 
MuHaBBeTT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.10.2005
Mesajlar: 717
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Bidonville / Mithat Melen, Dunya, 18.05.2006

Capetown, Guney Afrika'nin en ucunda bir liman kenti. Sonbaharin son gunlerini yasiyor, yakinda kisa girecek. Hava da aksam zaten epeyce soguk ama disarida oturuyoruz. Dogalgaz sobalari ile deniz kenarinda. Bizim Turk Murat Yilmaz'in ortagi oldugu Greek Fisherman Lokantasi'nda yemek yiyoruz. Yanimda Cape Town Universitesi Ekonomi Bolumu'nden Francis Wilson oturuyor. "Turkiye ile ortak bircok ortak noktamiz var" diyor. "Gelisen ve buyuyen iki ekonomiyiz ve insanlarin arasinda cok gelir farki var. Bunun icin kalkinma konusunda isbirligi yapmaliyiz."

Osman Arolat ile birlikte ozellikle Anadolu'da kalkinma cabalarini desteklemek amaciyla Turkiye'de neler yaptigimizi anlatiyoruz. Cok ilgisini cekiyoruz. "Biz de, Capetown News ile isbirligi yapip sizin gibi seri konferanslar yapabiliriz" diyor.

Guney Afrika'da universite parali. Ancak cok degil, yilda 2 bin dolar kadar. Yabancilar icin 5 bin dolara kadar cikiyor. 7 yil ilkokuldan sonra bir ogrenci, 5 yilda orta ogretimde okuyor. Bunun ilk iki yili zorunlu. Lise bitirme sinavlari ise onemli. Konularina gore, girecegi universite icin ogrenci 6 ders aliyor ve sinav sonuclari girecegi fakulteyi belirliyor. Ilkokuldan itibaren teknoloji, bilgisayar, iki dil egitimini butun ogrenciler aliyorlar. 9 siniftan baslayarak ekonomi ve is idaresi dersleri de ayrica zorunlu.

Star School Muduru Ilhami Demirtas, yedi yildir Capetown'da, esi de Mauritus'tan. "Siyah ve melez ogrencilerimiz cogunlukta" diyor. "Ogrencilerinize nasil Turkce ogretiyorsunuz?" diye sorunca "Zorunlu degil ama Turkiye bircok insanin ilgisini cekiyor, ayrica bizim okullarimiz bircok konuda iddiali, matematik, bilgisayar fizik. Cocuklar ve ailerinin tercihi zaten bu oluyor, cogu da Turkce ogrenmeyi ret etmiyor. Ayrica biz teker teker hem aile hem de cocuklarla konusuyoruz, ilgileniyoruz, secerek aliyoruz ve basarili olmalarini sagliyoruz. Bu arada belli oranda burs da veriyoruz."

Umit Burnu, Afrika kitasinin en guney noktasi degil, guneybatinin en uc noktasi. Gercekten cok ilginc bir yer. Hele Hout Bay Limani'ndan ayrilip biraz kiyidan acikta fok baliklarini dogal yerlerinde gormek muthis. Penguenler de oyle. Ancak yumurtlama doneminde olduklari icin o kadar cok bagiriyorlar ki. Anladigim kadari ile dunyadaki butun canlilarin erkekleri, kendi dogurmadiklari halde daha cok bagiriyorlar.

Masa Dagi, Capetown'dan bir teleferik ile cikabileceginiz bir yer. 1067 metre rakimi var. Mayis ayinda soguk ve bulutlarla kapli Ancak manzara harika. Okyanus ve Capetown ayaklar altinda. Umit Burnu da oyle ama bu sefer iki okyanustan soz ediyoruz tabii. Pasifik ve Atlas birlesiyor. Atlas Okyanusu tarafinda denize girilmiyor, Pasifik daha sicak. Eklemekte yarar var guney yarim kure kisa girmek uzere, bu kadar da soguk olacak.

Johannesburg'a gore, daha mutevazi bir kent Capetown. Zenginlik ise gercekten kuzeyde. Doganin cok comert oldugu bu bolgede ne yazik ki insanlarin cogu sefaletin sinirlarini zorluyorlar. Fransizlar'in "Bidonville" dedikleri, teneke parcalarindan, bidonlardan yapilmis yerlesim birimlerinde milyonlar yasiyor. Cevreleri de, tellerle cevrilmis. Zaten Guney Afrika'da butun evlerin cevresinde cok yuksek duvarlar ve koruma goruyorsunuz. Insanlar arasinda bu kadar ekonomik farkliligin oldugu bir ulkede, guvenligin on plana cikmasi dogal.

Prof. Wilson ortalama gelirin kisi basina yilda 2500 dolar oldugunu soyluyor ama resmi rakamlar Guney Afrika icin kisi basina geliri 4500 dolar olarak gosteriyor. Gercekten de bize benzer yonleri cok.

Yilda uc milyon turist geliyor, Guney Afrika'ya, tam anlamiyla turizmin gelismedigini soyleyebiliriz ama basta Amerikalilar buraya cok merakli. Arnold Schwraznagger'in bile Capetown'da deniz kenarinda villasi var.

Levent Senol ve Ahmet Aydin, Capetown'da battaniye uretiyorlar. Yanlarinda 400 kisi calisiyor. Anlasilan battaniye isi buralarda doymus. Murat Yilmaz'in dedigi gibi, Turkiye'den farkli sektorlerde buraya gelecek isadamlarinin onunde buyuk firsatlar var.

Murat Yilmaz, 7 yil once Marmaris'ten kalkip gelmis ve calistigi lokantaya ortak olmus. Yakinda kendi lokantasini acmaya calisiyor. Butun meselesi, Capetown Limani'nda iyi bir yer bulabilmek.

Guney Afrika'daki Turk okullar, egitim koprusunu kurmanin yaninda, iki ulke arasinda ticaret yapmanin ve ekonomik iliskileri gelistirmenin de onemli kaynagi oluyorlar. Witwatesrand Universitesi'nden Doc. Dr. Halil Yilmaz, "1999 yilindan itibaren acilan Turk okullarindan sonra, Guney Afrika'ya gelen ve yerlesen Turk isadami ve aile sayisinda belirgin bir artma var" diyor.

Anlasilan yakin gelecekte Guney Afrika'da iyi bir Turkiye lobisi olusacak.
__________________
Her alçağın son sığınağı vatanseverliktir
MuHaBBeTT isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 16.06.2006, 11:16

 
MuHaBBeTT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.10.2005
Mesajlar: 717
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Rüyalarını bile Türkçe görüyorlar

Çocukların dili çok sesli bir orkestra gibi Kızılcahamam Asya Termal Tesisleri’nde, gece vakti bile susmuyor. ‘4. Uluslararası Türkçe Olimpiyadı’ için 84 ülkeden Türkiye’ye koşan 355 öğrenciden kimisi İspanyolca bir şarkıyı mırıldanırken kimisi bir araya toplanmış şen şakrak eğleniyor gecenin ilerleyen saatlerinde. ‘Dağlar oy oy, yollar oy oy’ şarkısını bilmem kaçıncı kez söyleyen Cahit Aliyev’in Azeri Türkçesine Kazak Türkçesi eşlik ediyor. Her odadan bir başka ülkenin dili duyuluyor. Sonra bu sesler ortak bir dile dönüşüyor. Aynı anda farklı renk ve tonlardan Türkçe kelimeler duyuluyor: “İyi geceler!” Gecenin karanlığını yutan beyaz ay, dillerdeki farklılıkları da ninni söylercesine ahenkle yutuyor. Sahi ülkesinden ve ailesinden kilometrelerce uzaktaki bir ülkede yatağına uzanan çocuk hangi hayallerle uyur? Annesini hangi dilde özler? Onun da ötesinde rüyasını hangi dilde görür? Sinema filminde olduğu gibi Türkçe altyazı geçer mi mesela rüyasından? Bu rüya bir büyük gerçeğe dönüşür mü sonra? Türkçe için ter döken bu çocuklar 20 yıl sonra bu çocuksu rüyayı hatırlar mı? Unutur mu şimdi hayran olduğu bu dilin topraklarını, kendisi gibi Türkçeye merak salmış onlarca dünya arkadaşını? Benim bildiğim, çocukların hiçbir şeyi unutmadıkları… Bu, üzerlerini bir yorgan gibi örten dili ruhunun derinliklerine kazıdıkları… “Rüyalarımı Türkçe görüyorum artık.” diyor Mısırlı Volkan Muhammed İsmail. Bunu düzgün bir Türkçe ile söylerken gözlerinde öyle ışıltılı ve serin vahalar parlıyor ki! Bu vahanın suyunu bu ülkenin çeşmelerinden taşıdığı su sesleri ile doldurduğunu görmek mutlu ediyor insanı. Merak ediyorum Türkçe rüya gören başka çocuk var mı diye?... Bu yüzden önüme geleni durdurup soruyorum. Önce şaşırıyorlar. Soruyu doğru anlayıp anlamadıklarını tartıyorlar zihinlerinde. Türkçe rüya görmek ne demek? Bu sorudan sonra rüyanın bir dili olup olmadığını düşünmeleri gerek. Sabırla bekliyorum. Heyecanlı seslerini gölgeleyemiyor zaman. Kimi rengarenk işlemeli eteğini çekiştirerek, kimi başındaki yöresel şapkasını çıkartıp kafasını kaşıyarak cevap veriyor. “Ben bir kere gördüm.” diyor bir yıldır Türkçe öğrenen 12 yaşındaki Kamerunlu Sadatu Osmanu. ‘Türkçe, İngilizceden daha kolay’ Sohbet koyulaştıkça diller açılıyor. ‘Seni Seviyorum Allah’ım’ şarkısını söyleyen Budist Lina Keokhovmphone ise elemeler öncesinde daha sık Türkçe rüya gördüğünü söylüyor. “Ama” diyor kahkahasını koyvermeden önce, “Rüyada Türkçe konuşmak daha kolay!” Moğolistan’dan Türkiye’ye gelen Ugantuya Tsogtsaihan ise ‘Tanıştığımıza memnun oldum.’ diyor gülümseyerek. Gülüyor; çünkü Türkçeye başladıktan sonra ilk öğrendiği cümle buymuş: “Bana göre İngilizce öğrenmek Türkçe öğrenmekten daha zor. Hiç İngilizce rüya görmedim; ama Türkçe gördüm.” Psikoloji eğitimini tamamlarken dört yıl boyunca üniversitede Türkçe öğrenen 25 yaşındaki Elena Bandatskaya, Beyaz Rusya ’dan gelmiş. Oradaki bir dil kursunda öğretmenlik yapıyor, Rus çocukların Türkçe öğrenmesine yardımcı oluyor. Elena “Türkçe konuşmak çok güzel. Çocuklara da öğretmeyi seviyorum. Çünkü bu dil, insanın içine işliyor. Sıcak ve akıcı.” diyor. “Benim rüyam...” diye başlıyor söze Abdullahim Kiyekova, sorumu yanlış anlayarak, “Türkiye’de üniversite okuyup diplomat olmak...” Rüyadan gerçeğe dönüyoruz bu cevapla. Yeni emeklemeye başlayan Türkçesiyle konuşan Burkina Fasolu Abdullahim gibi düşünen o kadar çocuk var ki! Meksikalısı da, Alman’ı da, Filipinlisi de, Malavilisi de, Norveç ve Sri Lankalısı da Türkiye’de üniversite okumak istiyor. Eğitimlerini burada tamamlamak ve ülkeleri ile Türkiye arasında sıcak ilişkiler kurmayı arzu ediyorlar. Okudukları Türk kolejlerinde yüreklerine kazınan Türkiye ve Türkçe sevgisi burada puf puf kabarmış adeta. İstanbul’u görenler, Boğaz’da gezinti yapanlar büyülenmiş gibi konuşuyorlar. Bu olimpiyatın hiçbir faydası olmasa bile şu güzelliği yeter de artar bile; önyargıları kırması... Ülkemize ilişkin ne tuhaf önyargılar varmış meğerse! Tuz buz oluyor işte burada hepsi. Burkina Faso ’daki Türk Koleji’nde 150 öğrenciye öğretmenlik yapan Mesut Kaçmaz, öncesinde Burkina Faso’da hiç kimsenin Türkiye’yi tanımadığını kaydediyor. “Türkiye ile Afganistan karıştırılıyor, hatta çölde yaşadığımızı sanıyorlardı.” diyen Kaçmaz’ı Kamerun ’da öğretmenlik yapan Besti Yılmaz tamamlıyor: “Her bir veli şuurlu şekilde çocuğunu Türk okuluna verdiğini biliyor. Bu prestijli okulun ardındaki ülkeyi merak edip öğreniyorlar.” Madagaskar’da Uluslararası Işık Koleji ’nde Türkçe öğretmeni olan Kasım Aksoy, ailelerin Türkiye’ye ilişkin önyargılarını kırdıklarından söz ediyor. Anneler Günü’nde bütün çocukların annelerine çiçek alıp ellerini öpmelerini söylemiş mesela. Hiç eli öpülmemiş bir anne düşünün. Bir de eli öpüldükten sonraki sevinci. “Birçok anne geldi okulumuza, "çocuğumuza kattığımız bu davranış için çok teşekkür ederiz" dediler.” diyor Aksoy. Ve bir ilginç not daha. Onunla birlikte gelen Sanny Anel, elemeleri geçince ailesine söylemiş Türkiye’ye gitmek istediğini. Ertesi sabah boksör olan babası okula gelmiş ve Türkçe olarak şunları söylemiş: “Çocuğumuzu seçmişsiniz. Çok memnun olduk. Çok teşekkür ederiz.” Gece boyunca uyumadan sabaha kadar söyleyeceklerini ezberlemiş Madagaskarlı baba. Ve artık dil öğrenme kervanına o da katılmış. “Türkiye’yi herkese anlatacağım buradan dönünce.” diyor 13 yaşındaki Madagaskarlı Sanny Anel: “Her şeyi not ediyorum. İnsanlar çok centilmen. Büyülendim. Babam telefon açıp "Beni mahcup etmeyeceksin” dedi. Bunu başaracağım.” Türkçe konuşmak için can atan, fırsat kollayan, her köşebaşında hiç durmadan Türkçe konuşan çocuklarla dolu Kızılcahamam Asya Termal Tesisleri. Türkçe sevdalılarından birisi de Mısırlı Muhammed İsmail. Türkçeyi küçükken uydudan Türk televizyonlarını izleyerek öğrenmiş. “Eskiden ailemiz Osmanlı zamanında Türkçe konuşuyormuş.” diyor Muhammed. Kendisinin canla başla öğrenme nedeni de anılarına işlenen bu akisler. “İlkin ‘baba’ ve ‘anne’ kelimelerini öğrendiğimde heyecanlanmıştım. Ama ‘depresyon’ kelimesini öğrenmem çok zor oldu. Bir de yumuşak g harfini. Bu harfi yazmasını ve söylemesini üç yılda öğrendim. Türkçeyi öğrenirken şaftım kaydı.” diyor. Şaftı kaymak!.. “Bu deyimi bile yerinde kullandığına göre bu işi bitirmişsin sen Muhammed.” diyorum içimden. Türkçeye puanı yetişemediği için Kahire Üniversitesi’nde Latin ve Yunan dilleri bölümünde okuyan Volkan Muhammed İsmail, “Arkadaşlarımın çoğu Türk. Mısırlı arkadaşlarıma da Türkçe öğretiyorum. Şimdi bütün ailem Türkçe öğreniyor. Annem Türkçeyi iyi konuşur. Kardeşlerimi Türkiye’ye getirdik Türkçeyi daha iyi öğrensinler diye. Çünkü Türkiye’nin çok büyük bir tarihî geçmişi var. Derin bir dil, duyguları anlatacak bir dil.” diyor heyecanla. Konuştuğu her kelimenin hakkını verircesine bir iştahla çıkarıyor ağzından kelimeleri. Yarışmaya Orhan Veli Kanık’ın ‘İstanbul’u Dinliyorum Gözlerim Kapalı’ şiiri ile katılıyor. “Okurken jüri önünde gözlerimi açık tuttum tabii.” diyor espriyle ve ekliyor: “İstanbul’u gezdim, gözlerini kapatıp dinleyecek kadar güzel. Kızkulesi ve cami içi sanatlarını çok beğendim.” Bir de lahmacun, çiğköfte ve İskender’e hastaymış. “Kokoreç (kokkoreç diye söylüyor) de yedim; ama beğenmedim. Ayranı sevdim, Mısır’da ayran yok.” İyi de Mısır’da yoğurt yok mu? Varmış. “O zaman içine su katıp karıştır ayran olur!” diyorum. Karşılıklı gülüşüyoruz. ‘Türk Dünyası Bakanlığı’na doğru… Sadece eğitim değil kültürel, ekonomik ve siyasi boyutu var bu büyük organizasyonun. Uluslararası Dil Öğretimi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Keskin ’in üzerinde önemle durduğu kadar var. “Bu öğrenciler bizim gönüllü elçilerimiz artık. Bu kültürü tanıdıkları için bizim lehimize söz sarf edecekler.” diyor gözleriyle ufku yoklarcasına. “Siyasi boyutu ise masa başında kaybetmeyeceğiz. Yarın bir ülkenin başbakanı olan, devlet kadrosunda yer alan bir çocuk olsa emin olun Türkiye’ye çok farklı yaklaşacaktır.” diyor. Söylediklerini kafamda evirip çeviriyorum, dünyanın dengesini değiştirebilecek bir anlamı var bu sözlerin. “Ekonomik boyutu da şu: İşadamı olurlarsa buraya yönelik yatırımları olacaktır. Bu çocuklar çok zeki ve belli seviyedeki insanların çocukları bunlar, sıradan değil. Türkiye’yi destekleyen lobilerin oluşumunda çok büyük katkıları olacaktır.” Bir fidan toprağa dikilmiş ve suyu verilmişse elbette filizlenip serpilir. Meyvesini toplamak için ise sabır gerekir. Ama meyve toplama konusunda aceleci davrananlar varsa Uluslararası Türkçe Olimpiyatı’nın yapılacağı MyShowland’in adının İstanbul Gösteri ve Kongre Merkezi olarak değişmesine baksınlar bir. Gözlerini açsınlar; Erzincan Belediye Meclisi’nin işyerlerine ruhsat vermek için Türkçe isim şartını getirmesi ve il genelinde işyerlerine yabancı isimli tabela asılmasının yasaklanmasına baksınlar. Kendi içimizdeki dil bilincini müspet anlamda destekleyip, yabancı dil kompleksini silip atıyor işte bu olimpiyat. Hem de yabancı çocukların diliyle, özverisiyle. Keşke diyorum gözleri aydınlık, kalpleri sıcacık bu çocuklara bakarken, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı öğretmenevlerindeki “reception” yazıları da nasibini alsa bundan. Öğretmenlerin özverileri ile büyük bir tabloya dönüşen bu olimpiyatı devletin sahiplenmesi gerekiyor. Zaten rahmetli Turgut Özal’ın kurduğu TİKA’nın, Türk Dil Kurumu’nun, Kültür Bakanlığı’nın, Türk Tarih Kurumu’nun verdiği destek bu konuda adım atıldığını gösteriyor. Tertip Komitesi artık “Türk Dünyası Bakanlığı kurulsun. Ve bu kurul gönüllü kuruluşları destekleyerek büyük bir atak yapabilir.” çağrısını seslendiriyor. Hoş düşünce. Batı dünyası da Balkanlar ve Türk dünyasına buna benzer gönüllü kuruluşlarla açılmıştı. Şimdi sıra bizde. Farklı dil, din ve ten rengine sahip aynı dili konuşmaya sevdalı çocuklardan oluşan bu anlamlı kervan yola çıktı. Büyükler olarak biz bu kervanın neresindeyiz? Bir kez olsun soralım bunu kendimize. Türkçenin yeni çıkmaya başlayan süt dişlerine açalım kalbimizi.
__________________
Her alçağın son sığınağı vatanseverliktir
MuHaBBeTT isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Filistin Ağliyor Remzi Özgün Yazılarınız 0 24.04.2007 17:52
Mubarek Geceler REGAİB GECESİ ve MİRAC GECESİ ledunn Dini Bilgi ve Eğitim 3 18.08.2006 16:26
Tayyib AB yi bitirdi..simdi sira Araplarda. el-EMIN Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 14 27.10.2005 16:39
Telafer Kan AĞliyor gariban Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 0 11.09.2005 12:42
sira suriyede alem Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 24 18.04.2003 00:57


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:35 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50