



Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmeddin Erbakan, Çağlayan Meydanı’nda İsrail’in lanetlendiği, Filistin’e desteğin haykırıldığı dev mitinge telekonferans sistemi ile katıldı. Buradaki yüzbinlerce insana ve televizyon ekranlarından mitingi izleyen milyonlara hitabeden Milli Görüş Lideri’nin konuşmasını önemine binaen aynen okuyucularımızın dikkatine sunuyoruz...
“Esselamu Aleyküm
Bugün 9 Temmuz 2006.
Tarihi bir günü coşkuyla ve heyecanla yaşıyoruz.
Siz inançlı ve şuurlu kardeşlerim olarak Türkiyemizin dört bir tarafından, azimle, gayretle, dünyanın başşehri İstanbul’umuza koştunuz, sabahtan beri insan selleri halinde akarak İstanbul’un en büyük meydanı olan burada Çağlayan mitingini, yine bundan önce birlikte yaşadığımız eşsiz tarihi günlere benzer olarak, onlardan yeni bir tanesini tarihe altın harflerle kaydetmek üzere bu muhteşem insan okyanusu halinde “İSRAİL’E LANET, FİLİSTİN’E DESTEK” mitingini yapıyorsunuz.
En asgari insanlık vazifesi
Böylece, Filistinli kardeşlerimize karşı en asgari insanlık vazifenizi yerine getiriyorsunuz. Bu muhteşem mitinge iştirakinizden dolayı hepinize teşekkür ediyor, hepinizi alnınızdan öpüyor, bağrıma basıyor ve bu mitingin Filistinli kardeşlerimizin yaşamakta oldukları dayanılmaz soykırım ve vahşetlerden biran evvel kurtulmasına vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan diliyorum.
Allah Filistinli kardeşlerimizden de, hepinizden de razı olsun.
Çok aziz ve muhterem kardeşlerim, Bu tarihi günde, bu muazzam coşku, aksiyon ve heyecan karşısında bir kaç hususu belirtmekte yarar görüyorum.
Filistin’de yaşanan vahşet nedir? Hepinizin bildiği gibi Filistin, Hz. Ömer (R.A) efendimiz zamanından beri 1400 yıllık bir İslam beldesidir.
Barış için İslâm şart
İnsanlar bu beldede İslam hakim olduğu sürece hep, hangi inanca mensup olurlarsa olsunlar, bir arada mesut bir şekilde yaşadılar.
Hz. Ömer (R.A.) efendimiz Kudüs’ü fethederken, Kudüs halkı onun adaletini bildiği için, kendisini, yollara çiçekler atarak karşıladı. O devesine kölesi ile beraber sırayla biniyordu. Kudüs’e girdiğinde deve üzerinde kölesi vardı. Kendisi devenin önünde yaya olarak yürüyordu. Kudüs halkı köleyi Hz. Ömer (R.A) sanmıştı.
İşte İslam nurunu taşıyan büyük insan. Kudüs’ün kurtarılmasından sonra ne yaptı.
Hangi dine mensup olursa olsun, bütün insanlara, temel insan haklarını, yani, yaşama, mülkiyet, nesebin korunması, aklın korunması ve inancın korunması haklarını teminat altına aldı.
Filistin’e adalet getirdi. Adil Bir Düzen getirdi. Ondan sonra hep Filistin ve Kudüs 14 asır boyunca İslam idaresinde kardeşlik, barış ve huzur içersinde yaşadı.
Haçlı sürüleri kanla geldi
14 Asırlık dönemin tek istisnası, Avrupa’nın her yerinden toplanarak gelen Haçlı sürülerinin Aslan Yürekli Rişar kumandasında takriben 50 yıllık bir işgal dönemidir. Bu dönemin başında, Haçlı sürüleri Kudüs’e girdiklerinde tarihçilerin kaydına göre 100 bin Müslüman’ı katletmişler ve bir rivayete göre sokaklardan akan insan kanları atların üzengilerine kadar yükselmiş.
50 sene sonra Kudüs, Selahattin Eyyubi tarafından kurtarıldı. Ama Selahattin Eyyubi, siz 100 bin Müslüman’ı katlettiniz, bende 200 bin Hıristiyan’ı katledeceğim demedi.
Ben, Hz. Ömer (R.A.)’ın afadındanım, kimseye ufak bir zarar vermeyeceğim. Herkesin insan hakkını teminat altına alacağım. Kudüs’te, Filistin’de yeniden Adil Düzeni tesis edeceğim dedi ve dediğini yaptı.
İslam hep Saadet getirdi
Tarih boyunca İslam hep saadet getirmiştir. Asırlar boyunca Kudüs’ü, Filistin’i ve yeryüzünü ifsat etmek için ırkçı emperyalizm, hep büyük İsrail’i kurmak maksadıyla daima Ortadoğu’daki huzuru ifsat etmiştir.
Batılıları aldatarak 19 Haçlı seferi düzenlediler. Bunları hep Selçuklu ve Osmanlı ecdadımız önledi ve yeryüzünün bugünkü Filistin’e dönmesine fırsat vermedi.
Selçuklular ve Osmanlılar, Haçlı ordularını tarlalarımızı elimizden alacaklar diye değil, Büyük İsrail’i kurup, yeryüzünü bugünkü Filistin gibi kan gölüne çevireceklerini bildiklerinden, buna engel olmak için, yani bütün insanlığın saadeti için canlarıyla, başlarıyla çarpıştılar. Hep geri püskürttüler.
Asırlar böylece geçerken, 19. Yüzyılın sonlarında ırkçı emperyalizm Osmanlıyı içinden yıkarak, bütün arzı mev’udu kaplayacak şekilde Büyük İsrail’i kurma hedefine yöneldiler.
Osmanlıyı içinden yıktılar
Filistin ve Ortadoğu korumasız kaldı. İkinci Cihan Harbinden sonra, ırkçı emperyalizm tarafından kurulan Birleşmiş Milletlerin ilk kararı Filistin topraklarında İsrail Devletini kurmak oldu. Bunu gerçekleştirmek için başta Amerika ve İngiltere olmak üzere bütün Batı seferber oldu. Ve 1400 yılık İslam toprağından Filistinlileri, kaba kuvvet zoruyla ve füzelerle, tanklarla evlerinden, yurtlarından göçe mecbur bırakarak İsrail’i kurdular. Sonrada ırkçı emperyalizm bu İsrail’i bütün arz-ı mev’udu içine alacak şekilde Büyük İsrail’e çevirmek için, o günden beri Ortadoğu’da sürekli savaş, tecavüz, terör ve suikastlar yaparak huzur namına bir şey bırakmadılar.
Sevr, Büyük İsrail için bir adımdı
1990’da Rusya dağılıp, komünizm iflas edince, ABD’nin tek kutup olmasını artık nihai zaferleri için yeterli gören ırkçı emperyalizm, şimdi 16 yıldan beri bir yandan Büyük İsrail’i kurmak, diğer yandan da Fas’tan Endonezya’ya kadar 28 Müslüman ülkeyi kendi kontrolü altına alarak, İsrail’in emniyetini sağlamak için kesin ve kararlı adımlarla hedeflerine doğru yürümektedirler.
Sevr anlaşması, Osmanlı’nın önüne Büyük İsrail’i kurmak için konulmuştur. Fakat, Anadolu’nun inançlı evlatları buna müsaade etmediler. 5 yıl boyunca İstiklal Savaşımızı yaptık. Selçukluların ve Osmanlıların afadı olarak ırkçı emperyalizmin Büyük İsrail’in bir parçası saydıkları Güneydoğu Anadolu’muzu ve bütün yurdumuzu istilacı zalimlerden kurtardık.
Fakat, şimdi ırkçı emperyalizmin 1990’dan sonraki yeni politikalarıyla BOP adı altında Büyük İsrail’in kurulması ve onun emniyeti için Fas’tan – Endonezya’ya kadar 28 İslam Ülkesinin kontrol altına alınması ve bu meyanda Selçukluların, Osmanlıların mirasçısı, bağımsız bir devletin kurulmaması hedefi yeniden ortaya konduğu içindir ki Afganistan ve Irak’ın işgal olaylarını yaşadık.
Irkçı emperyalizmin sonucu soykırım ve katliamlar
Ve bunu takiben İran, Suriye, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye’nin ırkçı emperyalizmin kontrolü altına geçmesi için atılan adımları ve yapılan gayretli çalışmaları yaşıyoruz. İşte ırkçı emperyalizm bu gayeleri çerçevesinde ve arz ettiğimiz tarihi gelişmeler sonucunda bugünkü Filistin soykırımı ve katliamını yaşıyoruz.
İsrail’in Gazze’den çekilmesinin sebebi bombardımana hazırlık imiş
İsrail, Gazze bölgesinden çekildi, orası bütünüyle bombalanıp yok edilirken kendi askerlerine bir zarar gelmesin diye. Hedef Gazze’deki 1.5 milyon Müslüman kardeşimizin bir yandan tanklarla, füzelerle, uçak bombardımanı ile yok edilmesi sağlanırken, öbür yandan kuşatılmış Gazze bölgesine konulan ambargolarla buradaki kardeşlerimizin aç, ilaçsız, elektriksiz ve susuz bırakılması suretiyle yok edilmelerini sağlamaktır.
İsrail böylece, Firavunların İsrailoğularına uyguladıklarından daha fazlasını Filistinli kardeşlerimize uygulamaktadırlar. Bu korkunç vahşet aylardan beri devam ederken, bir yandan ırkçı emperyalizmin ne olduğu daha açık bir şekilde göz önüne serilirken, diğer yandan da bütün Dünya Ülkelerinin ve bu meyanda Müslüman Ülke yöneticilerinin ne yapıda oldukları da apaçık gözükür hale gelmektedir.
Zulmü tel’in ediyoruz
Biz, Milli Görüşçüler olarak Selçukluların ve Osmanlıların afadı olarak, aziz Milletimizi inancıyla, imanıyla, ruh köküyle temsil ettiğimiz için bundan önce nasıl İsrail’in, Kudüs’ü başkent ilan etmesi üzerine siyasi ilişkileri kesmeyen Dışişleri Bakanını ıskat ettiysek ve bu güne kadar çeşitli mitingleriyle, hep Filistin’deki insanlık dışı zulümlerin karşısında olup, üzerimize düşeni yapmaya çalıştıysak şimdi de, Filistin’de aylardan beri devam eden insanlık dışı soykırım, katliam ve vahşet karşısında bu muazzam mitingi yaparak Selçuklu, Osmanlı ecdadımızın torunları olduğumuzu ortaya koyuyoruz.
İsrail’in zulümlerini telin ediyoruz ve bütün gücümüzle katliama ve soykırıma uğrayan Filistinli kardeşlerimizin yanında olduğumuzu haykırıyoruz.
Bu ecdadımızın bize bıraktığı mirastır. Görevimizi yapıyoruz. ECDADIMIZA layık olmaya çalışıyoruz.
Bu mitingin yapılmasını nasip ettiği için Cenab-ı Hakka sonsuz şükrederken, başta İslam Âlemi olmak üzere, insanlığın tamamını bu mitingimiz vesilesiyle Filistin’deki katliamın derhal durdurulması için, hiç vakit kaybetmeden gereken tedbirleri almaya davet ediyoruz.
Cenab-ı Allah’tan ülkemize, Ortadoğu’ya barış, Filistinli kardeşlerimize en kısa zamanda kurtuluş ve yurtlarına sahip olması imkânını bahşetmesi duası ile sözlerime son verirken, hu muhteşem tarihi mitingi tertip eden Saadet Partisi’ni ve bunu destekleyen Meslek Kuruluşlarını ve büyük insan selini meydana getiren siz inançlı kardeşlerimi tebrik eder, hepinizi Allah’a emanet ederim.
Bu muhteşem tarihi şahlanışın hayırlara ve Filistinli kardeşlerimizin kurtuluşuna vesile olmasını diliyorum.
Esselamu Aleyküm.”