İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 01.08.2006, 08:50

 
MuHaBBeTT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.10.2005
Mesajlar: 717
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
ZAMAN aynı şeyi yaptı... Siyonist makale yayınlandı...

Zaman Gazetesi yine bir batılı yazara yazı yazdırıp altına "Zaman için yazmıştır" notunu düşmekten çekinmedi. Bir batılı kafirin Zaman Gazetesi'nde yazısının yayınlanması Zaman'ın yayın anlayışını ortaya koyuyor. Ne diyelim yazıklar olsun(!)...

RON JACOBS (*)
01.08.2006 SALI

[Ortadoğu uzmanı Ron Jacobs Zaman için yazdı]
BM öldü, ölüyor...



Kana katliamı ve sonrasındaki ölümler, BM’nin İsrail ve ABD nedeniyle içine düştüğü durumu gösteren çarpıcı bir metafor. Hiyerarşik yapısı ve Güvenlik Konseyi’nde bireysel üye devletlere verdiği oransız yetki nedeniyle, alınacak bir kararda üye devletlerin çoğu oybirliğine varsa bile, Washington’un buyruğu ile söz konusu karar veto edilebiliyor. Bu da, İsrail’in işlediği suçlar için hiçbir zaman hesap vermeyeceği anlamına geliyor...


İsrail, ABD’nin sağladığı tonluk bombalarla Lübnan’ı bombalarken ölü sayısı ve ülkeye verilen zarar da giderek tırmanıyor ve yerden de binalar, insanlar üzerine ateş açılıyor. Bu yazıyı kaleme alırken, İsrail adalet bakanının Güney Lübnan’da kalan herkesin terörist olarak değerlendirileceğini ve böylece “adil bir oyun” olacağını iddia eden bir açıklamasını okudum. Diğer bir deyişle İsrail, Lübnan’ın bu bölümünde askerlerine toplu bir kıyım yapmaları için izin veriyor. Bu arada, dünya arkasına yaslanmış olayları izliyor. Bazıları keder içinde ellerini bağlamış halde diğerleri de sessizce İsrail güçlerinin yaptıklarından neşeleniyor (ya da Washington’un yaptığı gibi yüksek sesle). Hiçbir şekilde dünyanın görüşüne değer vermeyen İsrail, bildiği yoldan bir adım şaşmıyor. Umutsuzca saldırıları engellemek için altı saat süren ricalara ve çabalara rağmen, İsrail yeri açıkça belli olan ve İsrail tarafından da bilinen Birleşmiş Milletler karargâhını vurdu ve dört BM gözlemcisinin ölümüne neden oldu. Bu gözlemciler silahsızdılar ve İsrail saldırıları karşısında güçsüzdüler. Aslında, Amerikan deyimiyle çantada kekliktiler.

İsrail, BM’yi de tarihten silmek üzere...
BM karargâhına düzenlenen saldırı (ardından kana katliamı) ve sonrasındaki ölümler, BM’nin İsrail ve Birleşik Devletler nedeniyle içine düştüğü durumu gösteren çarpıcı bir metafor. Hiyerarşik yapısı ve Güvenlik Konseyi’nde bireysel üye devletlere verdiği oransız yetki nedeniyle, alınacak bir kararda üye devletlerin çoğu oybirliğine varsa bile, Washington’un buyruğu ile söz konusu karar veto edilebiliyor. Bu da, Washington’un İsrail’in sadık bir müttefiki olarak kalmaya devam ettiği müddetçe bu ülkenin işlediği suçlar için hiçbir zaman hesap vermeyeceği anlamına gelmektedir. Aslında bu, İsrail’in BM bünyesi içinde yer alan uluslararası toplumun herhangi bir misillemesine karşı kalma korkusu olmadan istediği her şeyi yapabileceğinin göstergesidir.

Bana, BM’nin Lübnan’daki saldırılardan sonra İsrail’e karşı herhangi bir bağlayıcı karar alamamasının onun inanılırlığını yitirip yitirmediği yönünde bir soru soruldu. Benim bu soruya cevabım “hayır” olacaktır. Birleşmiş Milletler, inanılırlığını İsrail’in 13 Temmuz 2006’da Lübnan’a saldırmasıyla yitirmedi. BM, inanılırlığını yıllar önce, “İsrail’in son çatışmada işgal ettiği topraklardan çekilmesi” çağrısı yaptığı 242 No’lu kararı sırasında yitirdi. Ancak, BM’nin inanılırlığını çok daha önce yitirdiğini söyleyenler de çıkacaktır.

Elbette, İsrail’in sivil nüfusa zarar veren saldırılarına yanıt vermede başarısız olması bu dünya örgütünün kötürümlüğünün bir belirtisidir. BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın, İsrail’in BM karargâhına yönelik saldırısını eleştiren açıklamasının tonunun yumuşatılması bu olgunun doruk noktasıdır. Dikkatlerinden kaçanlar için, Annan’ın ilk açıklaması saldırının kasıtlı olduğu yönündeydi. Ancak nihai açıklamada bu iddiadan geri dönüldü. Bunun ABD’nin baskısı nedeniyle böyle olduğu düşünülebilir, öyle de zaten, Washington BM kararlarını görmezden gelmesine rağmen BM’nin alacağı yön konusunda da belirleyici olmaktan vazgeçmiyor. Doğal olarak Washington’un desteğiyle Tel Aviv yönetimi ne kadar savaşçı bir yapıya sahip olursa olsun eylemlerinden ötürü herhangi bir paylanmaya bile maruz kalmıyor.
ABD’nin Irak saldırıları sırasında, uluslararası toplum içinde BM’nin bu savaşı önleyici bir şeyler söyleyeceğini uman çok sayıda unsur vardı. Bunun tersine, ABD içinde de BM’nin Birleşik Devletler’e destek vereceğine, Washington’un çabasına arka çıkacağına inananların sayısı da çok fazlaydı, böylece ABD, saldırganlığını örtmek için bir incir yaprağı elde etmiş olacaktı. Görüldüğü gibi, bu senaryolardan hiçbiri gerçekleşmedi ve ABD her halükarda savaşa girişti. Bu, BM’nin. bir saldırgan savaşa girişme kararı verdiğinde, bu savaşı durduracak herhangi bir güce sahip olmadığı gibi, bu güçlü üyesine meşruiyet sağlayacak şekilde savaşa karşı herhangi bir yaptırım uygulama konusunda da hevessiz olduğu görüldü. İsrail’in durumunda ise, bu prensip yine uygulanamıyor. Lübnan’daki durum bu başarısızlığı gayet iyi bir biçimde açıklamaktadır. Gazze ve Batı Şeria’daki saldırılar ve ölümler bu acziyeti daha da iyi gün yüzüne çıkarmaktadır.

Büyük güçlerin oyuncağı mı?
Yeniden, BM karargâhına İsrail tarafından düzenlenen saldırıya dönelim. İsrail, sadece BM karargâhından haberdar olmakla kalmayıp ondan karargah üzerine açılan ateşlerin durdurulması da istendi. Elbette, bu uyarılar ve ricalar önemsenmedi. Bu olayın ardından düzenlenen bir basın toplantısında konuşan çeşitli İsrailli yetkililer, BM’yi taşladı ve karargâhın varlığının bilindiği yönündeki sözleri yalanladı. Buna ek olarak, BM’nin bu konuda açılacak bir soruşturmaya katılmaması konusunda ısrar ediyor. Daha önceki olaylarda açılan soruşturmaların da gösterdiği gibi, İsrail kendini suçlu çıkarabilecek tüm kanıtları imha edecek ve sonrasında istediğini yapmaya devam edecektir. BM’nin bu küstahlığa verecek bir yanıtı da yoktur.

İsrail, Lübnan’ın güneyini yeniden işgal etmesi durumunda, BM Güvenlik Konseyi’nin, Tel Aviv yönetiminin 1559 No’lu kararı takip etmesi gerektiği konusunda ısrar edip etmeyeceği merak konusu. 1559 No’lu karar, Suriye’de ve başka yerde Hizbullah’ın tüm militanlarının silahsızlandırılmasını ve tüm yabancı askerlerin ülkeyi terk etmesini öngörmektedir. Söz konusu kararın geçen yıl Fransa ve Birleşik Devletler aracılığıyla dayatıldığı ve Güvenlik Konseyi’nde devasa bir destek aldığı göz önünde bulundurulursa, İsrail bir kez daha BM’nin güçsüzlüğünü ortaya koyacak demektir. Aslında, Washington ve Londra arasındaki (elbette Tel Aviv’in de dahil olduğu) mevcut görüşmeler, Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilebilecek herhangi bir ateşkes anlaşmasının sadece Washington-Tel Aviv-Londra ekseninin onayından çıkacağı ve uygulamaya konulacağı, bunun da BM’nin güçsüzlüğünü bir kez daha göstereceği aşikardır. Böylesi kararlar, söz konusu ülkelerin başkentlerinde BM’ye inanılırlık kazandırırken, dünyanın geri kalanı için aynı şeyi söylemek imkansızdır.

(*) Bu yazıyı Zaman için kaleme alan Ron Jacobs, bölge uzmanı, analist. The Way the Wind Blew: A History of the Weather Underground, The Catholic Church and U.S. Flag, Backdoor Waikiki kitaplarının yazarıdır.

01.08.2006

MuHaBBeTT'le...
__________________
Her alçağın son sığınağı vatanseverliktir
MuHaBBeTT isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 01.08.2006, 11:37
Mezhepli Üye

 
HayırLI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26.04.2005
Yaş: 42
Mesajlar: 1.812
Teşekkür etti: 137
81 Teşekkür 54 Mesaja aldı
Tebrik ederim...
__________________
Din ve siyaset baronlarından bıktık artık..!
Çekip gideyim diyorum,kal ve çek ! diyorlar.
HayırLI isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
4 AYNı YeR, 4 FaRKLı ZaMan, TeK BiR KaRe.... Mûnteha Resim ve Karikatür 3 12.07.2008 09:51
40 Yıldır aynı şeyi söylemeye devam ediyoruz " LAİKLİK YENİDEN TANIMLANSIN " refah Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 0 04.04.2008 19:19
Zaman'da Siyonist makale gençüsküdar Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 41 31.07.2006 15:40
Nereden Nereye ( Tayyip Erdoğan ) Siyonist düşmanlığından,Siyonist dostluğuna. refah Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 6 26.06.2006 10:49
Zaman bu haberi neden yaptı ? Ofer : Hiçbir ülkede bu kadar hırpalanmadık gençüsküdar Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 1 09.11.2005 11:48


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:27 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50