| |||||||
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Arama |
| Ali Dibo ![]() ![]() Üyelik tarihi: 09.08.2006
Mesajlar: 170
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
benim aklima bunlar gelir. -benim aklima ilk gelen attan düsmesi. sonra cocuklarinin ABD' de okuma........... -kime hizmet ettigi anlasilamayan ama,papa lobilerine birseyler yapmayacalisan bir kisilik aklıma geliyor. -amerikan askerleri Irak da benim müslüman anami babamisehit edip, ablalarimin irzina gecrikden sonra arkalarindan "amerikan askerlerinin sag salim evlerine dönmeleri icin dua ediyorum " diyen adam aklima geliyor. -benim aklıma , hakkini arayan ciftciye vatandasa ''anani da al git''demesi geliyor. -sonra sonra,yine benim akiımada dün seriatciyim diyen bügün masonlar icin degistik diyen papa usaklari ve mutfaga pasta yapmak icin giripte sonucunda sadece bir bardak su icip cikan bir 'ev kadini' geliyor. | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
| Ali Dibo ![]() ![]() Üyelik tarihi: 09.08.2006
Mesajlar: 170
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| AKP'de Lübnan Çatlağı Lübnan’a asker gönderilmesi için hazırlıklara hız veren AKP hükümetine kendi milletvekillerinden, “Türkiye’yi 1 Mart tezkeresi sayesinde Irak’ta batağa sürükleyemediler. Şimdi bunun rövanşını alarak Lübnan’da batağa sürüklemek istiyorlar” tepkisi geldi. Hükümetin Birleşmiş Milletler Barış Gücü çerçevesinde Lübnan’a asker gönderilmesine ilişkin hazırlıklarına karşı AKP içinden ilk farklı sesler de yükselmeye başladı. Çatışmalar devam ederken Lübnan’da incelemelerde bulunan AKP Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, bu aşamada acele bir kararla gönderilecek askerin Lübnan’da ateşin ortasında kalacağını, mutlaka orada Türkiye’nin bulunması gerekiyorsa kesinlikle askeri niteliği olmayan bir istihkam birliğinin gidebileceği uyarısında bulundu. 1 MART’IN RÖVANŞI Gaziantep Milletvekili Nurettin Aktaş: “Benim izlenimlerim sonucu edindiğim kaygı şu: Orada Türkiye’yi batağa sürükleyecekler. Türkiye’yi Irak’ta 1 Mart tezkeresi sayesinde batağa sürükleyemediler. Şimdi 1 Mart’ın rövanşını alarak Lübnan’da batağa sürüklemek istiyorlar. Beni yaşananlar bu endişeye sevkediyor.Asker gönderme kararı Meclis’e geldiğinde bunları düşünerek kararımızı vereceğiz, herkes de vicdanına göre verecek. TÜRK ASKERİNİ ABD VE İSRAİL İSTİYOR Adana Milletvekili Abbullah Çalışkan: “Bölgede aslında olan bir savaş olmadı. Bu israil’in katliamıdır her şeyden önce. BM Barış Gücü’nden önce İsrail’in savaş suçlusu, terör devleti olarak ilan edilip, sorumlu tutularak yargılanmasının yolu açılmalıdır. Bölgede Üçüncü Paylaşım savaşı yapılıyor, şu anda. O yüzden Lübnan’a asker gönderme hadisesini Lübnan’daki dar bir çerçevede düşünmek yanlıştır. İsrail ve ABD’nin isteğidir. Birinci Dünya Savaşı’ndaki gibi biz buna alet olmak istemiyoruz. Birinci Dünya Savaşı’nda olduğu gibi Osmanlı’nın parçalanarak Araplarla Türklerin düşman yapılması senaryosu yine gündemde. Biz buna alet olmamalıyız. Türk askerlerinin İsrail ve ABD lehine bölgenin jandarması olarak gönderilmesine karşıyız. Hükümetimizin bu kararı hiç Meclis’e getirmesini istemiyorum. İsrail mağlup olmuştur. Barış Gücü’yle şu anda israil’e soluk aldırmaya çalışıyorlar. Böyle bir karara Türkiye alet olmamalıdır. SURİYE TOPRAKLARI İSRAİL İŞGALİNDEN KURTARILACAKSA GİDELİM Adıyaman Milletvekili Ahmet Faruk Ünsal: “Barış Gücü’nün gücünün yetki ve sorumluluk alanı net bir şekilde BM tarafından belirlenmedi. Sadece İsrail’in güvenliğini dikkate alan bir Barış Gücü BM’nin tarafsızlığını gölgeye düşürür. İsrail’in Suriye topraklarını işgal altında tuttuğunu hatırlamak lazım. Bir tek İsrail’in kaygısını dikkate alan bir BM kendi tarafsızlığını tartışmalı hale getirir. Bölgede İsrail işgaline son verecek, Lübnan ve Suriye’nin topraklarının güvenliğini sağlayacak bir gelişme olmalıdır. Dışişleri Bakanının söylediği Türk askerinin Hizbullah’ın silahsızlandırılması için gitmediği açıklaması önemlidir ama yeterli değildir. Mutlak surette Suriye toprakları İsrail işgalinden kurtarılmalıdır. SADECE İSRAİL KORUNURSA EN ÇOK ZARARI TÜRKİYE GÖRÜR Ankara Milletvekili Eyyüp Sanay: “BM tarafsız, adaleti temin için orada ateşkes uygulayacaksa BM’nin önderliğinde güçlerde yer almakta Türkiye’nin menfaati var. Ama BM perde arkasında İsrail’i korumak gibi bir anlayışın içine girerse o zaman BM’ye katkıda bulunmak üzere giden tüm ülkeler zarar görür. En fazla zararı da biz görürüz. Sanki bana 100 yıl önce başlatılan Ortadoğu projeleri değişik adla uygulanmak isteniyor gibi geliyor. Küçük ükeleri de yeniden bölmek istiyorlar. Yeni bir yapılanma bizim aleyhimize olur. Bizden toprak almasalar da, bizi bu halimize bıraksalar da oraları bölmek, Irak’ı, İran’ı, Lübnan’ı bölmek Türkiye ye zarar verir. |
| | |
| Ali Dibo ![]() ![]() Üyelik tarihi: 09.08.2006
Mesajlar: 170
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| Lübnan'da askeri güç bulundurmak, Türkiye'nin ulusal çıkarları ile bağdaşmamaktadır. Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan sorumluluklar kapsamında Lübnan'da teşkil edilecek ''Barış Gücü''ne katkıda bulunması talep edildiğinde; politik nedenlerle bu görevlendirme kaçınılmaz hale gelirse, Türkiye'nin yine de alabileceği önlemler mevcuttur. Ortadoğu'yu çıkarları doğrultusunda şekillendirmeyi amaç edinmiş egemen/sömürgeci güçler, ''Yeni bir Ortadoğu'' yaratmak için yeni yöntemler geliştiriyorlar... Bu yolda ilk adımı ''lrak''ta atan ABD'nin ''Suriye''ye mi yoksa ''İran''a mı saldıracağı endişesi tüm dünyayı sarmışken, bu ülkenin ''İngiltere'' den sonra ikinci ''stratejik ortağı'' olan ''İsrail'' , daha önce kısmen çekilmiş olduğu ''Lübnan'' yeniden girdi. 30.000 askerle Güney Lübnan'ı işgal etti. Birinci ayını dolduran işgalde 400'ü çocuk olmak üzere 1200'e yakın Lübnanlı yaşamını yitirdi... İşgalin görünen gerekçesi; Lübnan topraklarında konuşlanmış olan ve İsrail'in varlığı için tehdit oluşturan ''Şii Hizbullah Örgütü'nün etkisizleştirilmesi!.'' Görünmeyen gerekçesi ise, ''Ortadoğu'nun yeniden şekillendirilmesi'' ... Yerkürede karmaşık sorunlar ortaya çıktığında mümkün olan ölçüde çok sayıda ülkeyi yanlarına alarak; ama yine de kendi çözüm tarzlarını bu ülkelere kabul ettirerek yeni çözüm arayışlarına girişen ABD ve ona yandaş ülkeler, bu kez aynı planı Lübnan'da uygulamaya koydular. Planın özü: ''Ulusal çıkarların başka ülkelerin desteğiyle ya da aracılığı ile gerçekleştirilmesi!..'' Bugün gündemde olan konu, büyük çapta bir ''Barış Gücü''nün (UNIFIL) Lübnan'da görevlendirilmesi... Türkiye'nin tavrı Barış gücüne katkıda bulunacak ülkeler arasında Türkiye'nin de adı geçiyor. Daha doğrusu ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'' dünyada bu işe soyunan ve istekli olduğunu açıklayan siyasal yönetimlerin başında geliyor. Yabancı ülkelerin hükümet ya da devlet başkanları ya da bazı ülkelerin dışişleri görevlileri tarafından yapılan açıklamalara bakılırsa: ''Türkiye müdahaleye hazır. Uluslararası güçte yer alacak...'' , ''Türkiye asker göndermeyi taahhüt etti...'' Türk kamuoyu ise olup bitenlerden habersiz... Türkiye'nin bu güce katkıda bulunmasıyla ulusal çıkarlarımız açısından sağlanacak fayda ve oluşacak mahzurların yeterince irdelenmediği yolunda kaygılar var. Gelişmeler de bunun böyle olduğunu gösteriyor. Görüldüğü kadarıyla Türkiye'de siyasal iktidar, küresel güçlerin bu yoldaki dayatmalarına boyun eğerek, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu iç ve dış sorunlar karşısında bu ülkelerden destek alabileceğini umut ediyor! Bu sadece bir umut... Türkiye'ye verilen taahhütlerle bu desteğin gerçekleşme derecesi belirsiz. Bunun karşılığı ise vatan evlatlarının yaşamının yabancı topraklarda tehlikeye atılması ve de Türkiye'nin yıllarca sürmesi muhtemel bir anlaşmazlıkta bir kısım ülkelerce taraf gibi algılanması... Ne kadar süreceği belli olmayan göstermelik bir ateşkesin ardından, barışın sağlandığı kabul edilerek bölgede konuşlandırılacak ''Barış Gücü'' içinde Türkiye'nin yer alması, gelecekte çok büyük sorunlarla karşı karşıya kalması anlamını taşıyor. Bugün Ortadoğu'da çatışmanın içinde yer alan taraflardan Filistin ve İsrail var olma mücadelesi içinde iki devlet. Yaşam alanları iç içe. Resmi söylemler farklı olsa da, Filistin'in kurtuluşu için mücadele veren ''Hamas'' ve ''Hizbullah'' , bölgede İsrail'in varlığına karşı çıkıyorlar. İsrail ise topraklarını korumak gerekçesiyle, Filistin'de, Suriye'de, Lübnan'da giriştiği işgali sürdürmeye; ''Hamas''ı ve ''Hizbullah''ı etkisiz kılmaya; eğer başarabilirse her iki örgütü de ortadan kaldırmaya ve direnişi yok etmeye kararlı. Nihai amacının bu olduğu görülüyor... Böyle bir karakter arz eden mücadelede, taraflar arasında barışın kolaylıkla sağlanabileceğini kabul etmek gerçeklerle ne derece bağdaşabilir?... Ve eğer başarılabilirse, barış sağlanabilirse, bunun kalıcı olabilmesi mümkün mü?... Sorun ve boyutları Sorunun boyutları giderek genişliyor! Sorunu oluşturan etkenler gün geçtikçe artıyor! Bir etken de; çatışan tarafların ardında duran; onlara politik, askeri ve ekonomik destek sağlayan ülkelerin varlığı! Ortadoğu'yu şekillendirmek için İsrail'in ardında duran ABD başta olmak üzere emperyalist güçler; Hizbullah'ın ardında duran İran ve Suriye; taraflara kendi çözüm tarzlarını kabul ettirmeye çalışıyorlar. Sonuçta başlangıç noktasına geri dönülüyor; mücadele devam ediyor... Burada görülmesi gereken gerçek şu: ABD, Ortadoğu'yu şekillendirmek için oluşturduğu projeleri yaşama geçirmeye kararlı. Ortadoğu'da ABD ile birlikte hareket eden her ülke, bu projelerin gerçekleştirilmesinde belli görevler üstlenmek zorunda! Türkiye eğer bu ülkeler arasında yer alırsa, kendi ulusal çıkarlarına tümüyle aykırı olan ''Büyük Ortadoğu'' ve ''Ilımlı İslam'' projelerinin gerçekleştirilmesi için de katkı sağlamış olacak. Yani Türkiye kendi varlığına yönelik bunca tehdide ilave olarak yeni bir tehdit oluşmasına zemin hazırlamış olacak... Lübnan batağına çekilmek istenen Türkiye'nin görmesi ve dikkate alması gereken en büyük tehlike bu... Lübnan'ı da içinde barındıran Ortadoğu, emperyalist ülkelerin güvenlik ve gönenç için egemenlik altında bulundurmak istedikleri sorunlu bir bölge. Onlara göre sorun bir şekliyle çözülmeli. Ne var ki Ortadoğu sorununu, bu sorunu yaratanların aklıyla çözebilmek mümkün mü?.. Bunu zaman gösterecek!.. Einstein'a atfedilen bir söz, Ortadoğu sorununun ortaya çıkışına ve sonuçsuz çözüm arayışlarına değerlendirme getirebilecek bir bakış açısı sergiliyor: ''Dünyada hiçbir akıl kendi yarattığı sorunu çözmeye muktedir değildir.'' Türkiye'nin çıkarları Lübnan'da askeri güç bulundurmak, Türkiye'nin ulusal çıkarları ile bağdaşmamaktadır. Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan sorumluluklar kapsamında Lübnan'da teşkil edilecek ''Barış Gücü''ne katkıda bulunması talep edildiğinde; politik nedenlerle bu görevlendirme kaçınılmaz hale gelirse, Türkiye'nin yine de alabileceği önlemler mevcuttur. Türkiye belirleyeceği yöntemlerle ve sınırlamalarla bu görevlendirmede ulusal çıkarları açısından en az mahzur taşıyan koşulları oluşturabilir. Türkiye, ''Barış Gücü''nde birlik görevlendirmek zorunda kaldığında, güce tahsis edeceği birliğin yapısını, görev bölgesini, görev süresini dayatmalara bağlı olarak değil kendi tercihlerine göre belirleyebilir; görevlendirme için kısıtlamalar getirebilir. Bu önlemler kapsamında Türk birliği için en uygun görev; çatışma bölgesi dışında kalarak, bölgede zarar gören sivillere ''insani yardım'' olabilir... Bugün dünyanın değişik bölgelerinde barış güçlerine katkı sağlayan ülkelerin tahsis ettiği birlikler, ittifak yapısı içinde ülkeler açısından prestij sağlamada bir etken gibi görülseler de, simgesel birlik gönderen ülkeler dahi, bu yapı içinde söz sahibi olmaya devam ediyorlar ve varlık (bayrak) gösterebiliyorlar. Birçok ülke bu yolla muhtemel risklerden kaçınabiliyor!.. Lübnan'a birlik sevk edilmesi ile ilgili son karar ''Türkiye Büyük Millet Meclisi'' nin olacaktır. İçinde bulundukları siyasal açmazdan kurtulabilmek için, ''anayasa''yı hiçe sayarak, ''Meclis''in yetkisine ipotek koyarak Lübnan'a asker göndermek istediklerini açıklayanlar; sanki bu yolda bir ''Meclis'' kararı varmış gibi davrananlar; ya da ''Meclis''in yetkisini göz ardı ederek Türkiye'nin Lübnan'a asker göndermesini, tatbikat, tören, yarışma ya da ziyaret maksatlı faaliyet gibi algılayanlar, ulusal iradeyi hiçe saymaktadırlar. Ulusal bilincin gelişmediği, ırksal ve dinsel ayrımcılığın kol gezdiği Lübnan'da, olmayan barışı korumak nasıl sağlanacaktır? Egemen güçlerin Ortadoğu'yu şekillendirmek için oluşturduğu planlar bir yana, Türkiye bu gerçeği de görmeli, muhtemel risklerden uzak durmalıdır!... |
| | |
| Ali Dibo ![]() ![]() Üyelik tarihi: 09.08.2006
Mesajlar: 170
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| Lübnan’ı bırak Kandil’e bak... MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandır, Başbakan’a seslendi: Türk Silahlı Kuvvetlerini, Kandil Dağı’ndan önce Lübnan’a İsrail’i korumak için gönderecek misiniz? Türkiye’nin yıllardır terör belasıyla uğraştığını belirten Mehmet Şandır, Başbakan’a seslendi: "Türk Silahlı Kuvvetlerini, Kandil Dağı’ndan önce Lübnan’a İsrail’i korumak için gönderecek misiniz?" MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandır Lübnan’a asker gönderme tartışmalarına farklı bir bakış açısı getirerek hükümete sert eleştirilerde bulundu. Lübnan’a asker gönderme kararının, yaşanan vahşete Türkiye’yi ortak etme anlamına geleceğini belirten Şandır yazılı açıklamasında “AKP İktidarı ve Sayın Başbakan, Lübnan’da ve Irak’ta yaşanan vahşetten sorumludur” ifadelerini kullandı. Anaların yürekleri yandı Lübnan’a asker gönderme kararının, bu vahşete Türkiye’yi ortak edeceğini vurgulayan Şandır, şunları kaydetti: “AKP iktidarının dostları ve stratejik ortakları ABD ve İsrail, Büyük Ortadoğu Projesi’ni gerçekleştirmek için bölgemizi yangın yerine çevirdiler. Lübnan, Irak ve Filistin yok edilmeye çalışılıyor. Binlerce masum insan, kadın, çocuk, yaşlı savaşla hiçbir ilgileri olmaksızın katledildiler, yerlerinden yurtlarından edildiler.” Şandır, “Yeni Ortadoğu” adı altında Türkiye’nin bir çok ilini Kürdistan içinde gösteren haritalar yayınlandığını anımsatarak, hükümeti buna sessiz kalmakla suçladı. Mehmet Şandır, söz konusu haritada gösterilen Ortadoğu’yu gerçekleştirmek için, “Irak’ın kuzeyinden, Kandil Dağı’ndan beslenen bölücü terör örgütünün, Türkiye’ye saldırdığını, halkı katlettiğini ve anaların yüreklerinin yandığını” kaydetti. Hangi taraftasınız? MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandır, açıklamasını şöyle sürdürdü: Soruyorum Sayın Başbakan, bu yaşananlara karşı tavrınız ne, hangi taraftansınız? Tüm bu vahşete Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanı olarak mı bakıyorsunuz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başbakanı olarak mı bakıyorsunuz? Türk Silahlı Kuvvetlerini, Mehmetçiği, Kandil Dağı’ndan önce Lübnan’a İsrail’i korumak için gönderecek misiniz? Kerkük’te Türkmen katliamı yaşanıyor, sizin dostlarınızın korumasında Barzani, Kerkük’ü Kürtleştiriyor.Bunu durdurmadan Hizbullah’ı silahsızlandırmak için Lübnan’a asker gönderecek misiniz? Lübnan’a asker göndermek, ABD ile İran arasındaki savaşa doğrudan katılmak olacaktır. Bunu göze alabilecek misiniz? Hangi bedel karşılığında böyle bir görev üstleniyorsunuz? Bunun hesabını tarih önünde veremezsiniz. Sizi dikkatli olmaya ve Türk Milletini temsil ettiğinizi unutmamaya davet ediyorum.” |
| | |
| Ali Dibo ![]() ![]() Üyelik tarihi: 09.08.2006
Mesajlar: 170
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| Erbakan'dan sert uyarı Necmettin Erbakan, telefon bağlantısıyla katıldığı SP mitinglerinden seslendiği AKP"ye, �Lübnan"a asker göndermek sonunuz olurö uyarısında bulundu. Necmettin Erbakan, 1 Mart Irak tezkeresinde olduğu gibi Lübnan"a asker gönderme kararı öncesinde AKP yönetimine ve milletvekillerine yönelik mesajlar vermeye başladı. Erdoğan, SP"nin İstanbul"da başlayan ve her gün bir ilde devam eden �İsrail"i Telin, Filistin ve Lübnan"a Destekö mitinglerine canlı telefon bağlantısıyla katılarak AKP"ye uyarılarda bulunuyor. Erbakan, Müslamanları İsrail"e karşı, �Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır" sözleriyle mücadeleye çağırıyor ve Birleşmiş Milletler"e de sert suçlamalarda bulunuyor. Erbakan, SP"lilerce Irak tezkeresi öncesinde olduğu gibi AKP milletvekillerine iletilen telefon mesajında AKP"ye şöyle sesleniyor: �Esas üzücü olan Türkiye"nin bütün gücüyle İsrail"e yardım etmesi olmuştur. İncirlik"ten sevkedilen silahlar Müslaman kardeşlerimizi katletmiştir. Hükümet bu silahların taşınmasına müsaade etmiştir. Böylece bu katliamları desteklemiştir. Türkiye, Lübnan"a gönderilmesi planlanan barış gücüne asla katılmamalıdır. Şimdi Hizbullah"ı yok etmek için Türk askerini kullanmak istiyorlar. Buna Türkiye"nin alet olmaması lazım. AKP, milleti aldatarak oraya asker göndermenin çarelerini arıyor. Biz niçin Hizbullah"a karşı asker gönderiyoruz. ABD, Almanya, İngiltere göndermiyor da biz niye gönderiyoruz. Bu AKP"nin sonunu getirir. Bir yandan İsrail"e hizmet edeceğiz, bir yandan vatanını savunan Hizbullah"ı yok edeceğiz, bir yandan da çocuklarımızı orada ateşe atacağız. |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 11.08.2006
Mesajlar: 139
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
| SLM yahu ne cahil cühela insanlarsınız refah adamlar bi kere dostluk kurmuşlar bu kurulan dostlukların temeli ne için atılır yahu akıllı olun adam yukarıda bangır bangır bağırıyor, elbette AKP ye oy vereceğim diyor. tebrikler dostluk işte bu günler içindir ver oyunu, kur dostluğunu yahudinin al duasını değilmi yazık çok yazık ALLAH cc' nun lanetlediği kavim ile ALLAH cc' ya inat dostluk kuranlara lanet olsun. vesselam |
| | |
![]() |
| Lesezeichen |
| Seçenekler | Arama |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| İsrail Cumhurbaşkanından sonra şimdide İsrail Savunma Bakanı TÜRKİYE'ye Geliyor ! | refah | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 8 | 11.02.2008 12:12 |
| İran İslâm ve Kültür Bakanı Seffari Harandi: "Müslümanlar Erbakan'dan çokşey öğrendi" | gençüsküdar | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 1 | 25.09.2007 19:08 |
| Adalet Bakanı Şahin: "Din kuralları, Devlet Kuralı Olamaz" | M. Ali Saral | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 2 | 21.09.2007 20:39 |
| Franz Kafka "Türk adaleti"ne nasil "takildi"? | Morpheus | Fıkra ve Mizah | 0 | 20.12.2006 00:00 |
| Devlet Bakanı Mehmet Aydın'ın "Yıldızı Parlamış"... | gariban | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 0 | 03.09.2005 22:36 |