İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 26.08.2006, 00:09
Ali Dibo

 
ABCDE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 09.08.2006
Mesajlar: 170
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Sezer Bile Karsi Cikti

Hükümet Lübnan'a asker gönderme konusunda alınacak kararı tartışırken, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, “asker göndermek bizim işimiz değil” açıklamasında bulundu.

Genelkurmay Başkanlığına atanan Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda düzenlenen törenle, görevini Orgeneral İlker Başbuğ'a devretti.

Davetliler, devir-teslim töreninin ardından Kara Kuvvetleri Karargahı Sosyal Tesisleri Yazlık Bahçe'deki ağırlamaya katıldı.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, burada gazetecilerin gündeme ilişkin çeşitli sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Sezer, Lübnan'a asker gönderilmesiyle ilgili sorular üzerine, ''her yerde söylüyorum. Başka ülkelerin ulusal çıkarlarını korumak zorunda değiliz. Başka ülkelerin güvenlik sorunlarını çözmek bizim görevimiz değil. Kendi sorunumuz varken, başkalarının sorununu çözmek bizim görevimiz değil'' diye konuştu.

"Göndermezsek de güçlü devletiz"

Türkiye, Lübnan'a asker göndermezse sanki güçsüz bir devletmiş gibi bir izlenimin yaratılmak istendiğini anlatan Sezer, ''biz göndermezsek de güçlü devletiz'' dedi.

Bosna-Hersek'te Türk askerinin görev yaptığının anımsatılmasına Sezer, ''o başka şey'' karşılığını verdi.

Lübnan'a asker göndermeyle ilgili diğer soruları yanıtlarken de Sezer, ''bize kimse destek vermezken, başkasının güvenliğini sağlamak bizim görevimiz değil'' şeklinde konuştu.

Lübnan'a insani yardım yapılmasıyla ilgili olarak ise Sezer, ''evet yapalım, karşı değilim. Ama, BM kararı insani yardımı öngörmüyor. Husumetin durdurulması... Farklı şeyler bunlar. İtalya bile net değil. Biz, karar çıkmadan talip olduk. Olmadık mı?'' dedi.

Sezer, insani yardımın sivil kuruluşların katkısıyla olduğunu anlattı. Lübnan'da Türk askerinin karşılaşabileceği çatışma riskinin anımsatılması üzerine Sezer, ''görev ortamı belirsiz'' dedi.

"Çıkarlarımızı kendimiz belirleriz"

Cumhurbaşkanı, ''bize 'aferin' deyip sırtımızı sıvazlıyorlar. Biz kendi çıkarlarımızı kendimiz belirleriz'' dedi.

Terör örgütü PKK ile ilgili bir soru üzerine de Sezer, ''hiçbir ülkenin Türkiye'ye yardım etmediğini'' kaydetti.

Sezer, ABD'nin PKK konusunda atayacağı koordinatörle ilgili soruyu yanıtlarken, ''kavram doğru. İçeriğini düzeltmek lazım'' diye konuştu. Sezer, bu konudaki tarifin de iyi yapılması gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Sezer, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin Türkiye'ye davet edilmesiyle ilgili bir başka soru üzerine, ''ben hala güven ortamı oluşmadığını düşünüyorum. Benim adıma başkalarının davet yapmasını uygun bulmuyorum. Ama kim yaparsa yapsın'' dedi.

Büyükanıt: "Bize ulaşan bir siyasi karar yok"

Lübnan'a asker gönderme konusu 28 ağustosta Genelkurmay Başkanlığı’nı devralacak olan Orgeneral Yaşar Büyükanıt'a da soruldu.

Orgeneral Büyükanıt, kendilerine bu konuda ulaşan bir siyasi kararın olmadığını, varsayımlar üzerine çalışmalar yaptıklarını söyledi.

Hazırlıksız olmamak için bu tür çalışmalar yaptıklarını belirten Büyükanıt, karşı çıktıkları bir husus olup olmadığının sorulması üzerine, "bu konular görüşmeler yoluyla ele alınır bir karar verilir" dedi.

Türkiye asker gönderme konusunda henüz bir karar almış değil. Fakat hükümetin, barış gücünde insani yardım amaçlı bir operasyon için yer almaya eğilimli olduğu biliniyor.


Hükümetin gündemi 'Lübnan'a asker'

Hükümetin, yaklaşımı pazartesi günü biraz daha netleşmiş olacak.

Lübnan'a asker gönderme konusu pazartesi günü Bakanlar Kurulu toplantısının ana gündem olacak.

Burada belli bir eğilim ortaya çıkacak. ABD, Lübnan'a gidecek barış gücünün nasıl bir misyon üstleneceğine ilişkin yeni ve daha net bir karar alınması gerektiğini söylüyor. Bunu ABD Başkanı George W. Bush dile getirdi. Türkiye de bunu istiyor.

Birleşmiş Milletler’den bu yönde bir karar çıkarsa, hükümetin karar vermesi daha da kolaylaşacak.

6 eylülde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan ile yapılacak görüşme bu noktada önemli. Annan ile yapılacak görüşmeden sonra hükümetin tavrı biraz daha netleşecek.

Türkiye, asker göndermeye karar verirse, hükümetin Meclis'ten tezkere çıkarması gerekiyor.

Bu tezkerenin Başbakan Erdoğan'ın 2 ekimde ABD Başkanı Bush ile görüşmesinden önce çıkarılabileceği belirtiliyor.

Barış gücünün yarısı AB'den

Birleşmiş Milletler'den çıkan karar, Lübnan'a asker göndermeye niyetli ülkeleri tam tatmin etmiş değil. Şartları inceliyorlar.

Avrupa Birliği ülkeleri kendi aralarında olağanüstü bir toplantı yaptı. Bu toplantıya Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan da katıldı.

Avrupa Birliği, 15 bin kişi olması öngörülen uluslararası gücün yarısını karşılamaya karar verdi.

Lübnan'a, birlik üyesi ülkelerden 7 bin asker gidecek. BM Genel Sekreteri Kofi Annan, barış gücünün bir kaç gün içinde Lübnan'a gönderileceğini söyledi ama gidecek gücün sayısı hakkında bilgi vermedi.

Barış gücünün komutasını 2007 şubat ayına kadar Fransa, ondan sonra İtalya üstelenecek.

İtalya Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Massimo D'Alema, barış gücüne İtalya'nın 3 bin asker vereceğini açıkladı.

D'Alema, ''İtalya UNIFIL'e 3 bin civarında asker verecek. Annan'ın çağrısına Türkiye'nin de olumlu yanıt vermesini umuyoruz'' dedi.

Lübnan'daki BM barış gücüne İspanya bin ila bin 200, Belçika ise 394 askerlik katkı önerdi.

AB ülkeleri arasında Fransa, İtalya, İspanya, Finlandiya, Danimarka, Litvanya, Almanya, Belçika, Yunanistan ve Portekiz Lübnan'a asker ve teçhizat göndermeyi kabul eden ülkeler arasında sayılıyor.

BM sözcüsü Stephane Durrajic, Lübnan'ın güneyinde konuşlanacak genişletilmiş BM gücüyle ilgili detayların gelecek hafta başında daha çok açıklık kazanacağını söyledi.

Annan: "Türkiye de katılsın"

Müslüman ülkeler arasında barış gücüne katkı sağlayacağı kesinleşen üç ülke var: Malezya, Endonezya ve Bangladeş. BM Genel Sekreteri Annan, Türkiye ile de temasta olduklarını açıkladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüğünü belirten Annan, Türkiye'nin de barış gücüne katılmasını istedi.

Annan barış gücüne asker toplamak için bölge turuna çıkmaya hazırlanıyor. 6 eylülde Türkiye'de olması beklenen Annan’ın öteki durakları Suriye, İsrail, Filistin, Lübnan, Katar, Suudi Arabistan ve İran.

Lübnan: "Suriye sınırında BM askeri istemiyoruz"

Lübnan Enformasyon Bakanı Gazi Aridi, Lübnan'ın BM barış gücünün (UNIFIL) Suriye sınırına konuşlanmasına karşı olduğunu söyledi.

Aridi, "Suriye sınırını denetleme görevinin sadece Lübnan ordusuna ait olduğunu ve buraya UNIFIL'in konuşlanmasının söz konusu olmadığını" belirtti.

BM barış gücünün Suriye sınırına konuşlanmasının İsrail ve ABD tarafından ortaya atılan fikirler olduğunu söyleyen Aridi, "Lübnan kimseden emir almaz, ne ABD'den, ne İsrail'den, ne Suriye'den, ne de İran'dan" diye konuştu.

Aridi, ‘Lübnan hükümetinin Suriye sınırının denetimi için sadece teknik yardım talep ettiğini’ belirterek, Almanya'nın bu talebi karşılama sözü verdiğini de kaydetti.

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, BM birliklerinin sınıra yerleştirilmesinin iki ülke arasında bir düşmanlık yaratacağını söylemişti.

‘Bunun Lübnan'ın egemenliğine tecavüz olacağını’ belirten Esad, Lübnan hükümetinden sorumluluklarına bağlı kalmasını ve iki ülke arasındaki ilişkileri bozabilecek bir adım atmamasını istemişti.

Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora ise Esad'ın bu açıklamasını eleştirerek, ülkesinin, sahip olduğu imkanlarla egemenliğini, bağımsızlığını ve çıkarlarını korumak için hareket ettiğini söylemişti.

İsrail Başbakanı Ehud Olmert de Lübnan'ın güneyine genişletilmiş BM gücünün hemen konuşlanmasının bu ülkeye uygulanan hava ve deniz ablukasını kaldırmayı sağlayabileceğini bildirmişti.

Olmertin istedikleri zaten bu ama bizim cahil cuhala kesim buna anlamaz.
ABCDE isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 26.08.2006, 00:13
Ali Dibo

 
ABCDE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 09.08.2006
Mesajlar: 170
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Sezer Bile Yahudi'lerin Emirvakileri Degil.

Utansin Usaklar.
ABCDE isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 26.08.2006, 01:10

 
refah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 19.11.2005
Yaş: 19
Mesajlar: 2.491
Teşekkür etti: 0
85 Teşekkür 55 Mesaja aldı
kimse kaygılanmasın 1 martta olduğu gibi lübnana asker konusuda meclis geçemeyecektir
__________________
Ey Siyonistler ! Müslümanları namaz kılan köleler yapamayacaksınız !
refah isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 26.08.2006, 09:00

 
Üyelik tarihi: 19.08.2003
Mesajlar: 150
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
Sezer karşı çıktıysa göndermemiz demekki daha iyidir. Bunu bilmeyecek ne var.
SADER isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 26.08.2006, 09:47

 
refah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 19.11.2005
Yaş: 19
Mesajlar: 2.491
Teşekkür etti: 0
85 Teşekkür 55 Mesaja aldı
İsrail istiyorsa göndermememiz çok çok daha iyidir..
__________________
Ey Siyonistler ! Müslümanları namaz kılan köleler yapamayacaksınız !
refah isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 26.08.2006, 12:25
Ali Dibo

 
ABCDE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 09.08.2006
Mesajlar: 170
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız SADER
Sezer karşı çıktıysa göndermemiz demekki daha iyidir. Bunu bilmeyecek ne var.
SEZER NE DIYOR! isterdim ki sözde müsluman olan tayyip bu laflari desin.

Çıkarlarımızı kendimiz belirleriz"

Cumhurbaşkanı, ''bize 'aferin' deyip sırtımızı sıvazlıyorlar. Biz kendi çıkarlarımızı kendimiz belirleriz'' dedi.

Terör örgütü PKK ile ilgili bir soru üzerine de Sezer, ''hiçbir ülkenin Türkiye'ye yardım etmediğini'' kaydetti.
ABCDE isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 26.08.2006, 13:42
Ali Dibo

 
ABCDE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 09.08.2006
Mesajlar: 170
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
IRAK SAVASINDA DA AYNISINI YAPTILAR.BUNLAR UTANMADAN NASIL MÜSLÜMANIM DIYECEKLER(?)

Mesaj Cumhurbaşkanı Sezer'e mi?
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in "Lübnan'a asker gönderilmesine karşıyım' demesi üzerine TBMM Başkanı Bülent Arınç, Anayasa'nın 92'nci maddesine göre Cumhurbaşkanı'nın veto yetkisi bulunmadığını belirterek, �Anayasınn 92'nci maddesi çok açıktır. Kim ne deserse ne desin, sonunda bu maddeye göre işlem yapılacaktır. "Lübnan'da ne işimiz var" denilemez� dedi.

�Sayın Cumhurbaşkanı'nın görüşlerini değerlendirmek konumunda değilim� diyen Arınç, Lübnan'a asker gönderme konusunda kendi görüşlerini açıkladı.
Arınç, kendi görüşlerini açıklarken, Cumhurbaşkanı Sezer'in de meclisin asker göndermeyle ilgili alacağı karara dönük veto yetkisinin bulunmadığını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Sezer ile de polemiğe girmek istemeyen Arınç, gazetecilere, �Sayın Cumhurbaşkanı'nın özgün düşünceleri kendisine aittir. Sayın Cumhurbaşkanı'nın düşüncelerini görüşlerini değerlendirmek konumunda değilim. Bunu da özellikle altının çizerek yazarsanız sevinirim. Ben Sayın Cumhurbaşkanı'nın veya bir başkasının düşüncelerini değerlendirmek noktasında bir insan değilim� dedi.

BU HÜKÜMETİN İŞİ

Çatışmaların sona ermesi, masum insanların hayatlarının korunmasının insani bir duygu olduğunu belirten ve Türkiye'nin bunu büyük bir başarıyla yaptığını söyleyen Arınç, asker gönderme kararının da birinci olarak hükümetin işi olduğuna dikkat çekti.

Arınç, �Türkiye'nin çok uluslu BM Barış Gücü'ne eğer asker göndermesi gerekiyorsa bunun gereğini hükümet taktir edecektir, ikinci aşamada bu talebini TBMM'ye iletecektir. TBMM toplanacak ve bu talebin yerinde olup olmadığına karar verecektir. Anayasamızın 92'inci maddesi gereğince böyle bir durumda, hükümet asker gönderme izni isteyecekse, bunu meclisten talep edecektir. Bu aşamada Cumhurbaşkanı'nın bir yetkisi ve sorumluluğu yoktur. Meclis'in alacağı karar Resmi Gazete'de yayınlanacaktır. Cumhurbaşkanı'nın imzasına ihtiyaç bulunmamaktadır. Bu hiçbir zaman veto edilecek ve Anayasa Mahkemesi'nde iptali için dava açılacak bir karar olmayacaktır. Prosedür böyle. Anayasa"nın 92'inci maddesi çok açıktır. Kim ne deserse desin sonunda bu maddeye göre işlem yapılacaktır� diye konuştu.

"KARARA HERKES SAYGI DUYMALI"

Geçmişte de Türkiye'nin asker göndermesine ilişkin talepler olduğunu ve Türk askerinin ve teçhizatının başka ülkelerde bulunduğunu hatırlatan Arınç şöyle devam etti:
�Şu anda Türk askeri kriz bölgelerinde bulunmaktadır. Yani "Lübnan'da ne işimiz var" denilemez. O zaman "Afganistan'da, Bosna Hersek'te Türk askerinin ne işi var" denebilir. Geçmiş yıllarda "Somali'de Türk askerinin ne işi vardı" denilebilir. Oysa Lübnan, Somali'den, Kongo'dan, Bosna Hersek'ten, Afganistan'dan daha yakındır. Lübnan bizim bölgemizde bir ülkedir. Her talep, tezkere kendi şartları içinde değerlendirilir. 1 Mart tezkeresine bakarak Lübnan ile ilgili konuda hüküm vermek doğru olmadığı gibi, Kongo'ya bakarak yine Lübnan ile ilgili konuda karar vermek mükmkün değildir. Şartlar ortaya getirilir, talep yapılır, milletvekillerimiz vicdani kanaatleriyle oyları kullanırlar ve bu karara herkesin saygı duyması gerekir.�
ABCDE isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #8
Alt 26.08.2006, 13:48
Ali Dibo

 
ABCDE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 09.08.2006
Mesajlar: 170
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Lübnan'a insani yardım taşıyan Kızılay konvoyunun yaklaşık 600 metre önüne, konvoy Lübnan'a girmek üzere iken İsrail tarafından bomba atıldı.


Türk Kızılay'ına İsrail bombası

Taşlı, Kızılay Lojistik ve Bölge deposunda incelemelerde bulunmak üzere geldiği Düzce'de yaptığı açıklamada, Türk Kızılayı'nın Filistin ve Lübnan halkı için önemli yardım çalışması yaptığını belirtti. Ancak yapılan yardımların güvenli bir şekilde Lübnan halkına ulaştırılması konusunda sıkıntı yaşandığını dile getiren Taşlı, şunları söyledi:

“Dün üzücü bir olay oldu, İsrail'den yardımlar için güvenlik koridoru açılmasını istedik, güvenlik koridoru açıldı. Bu konuda İsrail Büyükelçiliği ve Dışişleri Bakanlığımızla yakın temas halindeydik. Ancak güvenlik koridorunda öncü aracımız ilerlerken, araca yaklaşık bir kilometre ile 600 metre yakınına İsrail tarafından bomba atıldı. Bu olmaması gereken bir şeydi, kabul edilebilir değildi. Olayda ölü ve yaralı olmadı. Bu olay sonrası bir ekibimizi Suriye tarafına çekmek zorunda kaldık, daha doğrusu kaçırmak zorunda kaldık.”

“KIZILAY'IN ULUSLARARASI ÇATIŞMALARDA KORUMASI VARDIR”

Taşlı, bombalama olayının kasıtlı olmadığı yönünde kendilerine bilgi ulaştırıldığını(!) belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ama yinede bir koridor açılmış bombalanmaması gerekirdi. Kızılay ve Kızılhaç örgütü olarak bu amblemimiz korunma sağlar. Bu ateş edilemez, bombalanamaz, taciz edilemez böyle bir korumamız var, bizi bombalamamaları gerekiyordu. Türk Kızılay'ının uluslararası çatışmalarda bir korunması vardır. Bütün taraflar bizim yolumuzu kesmemeli ve kapatmamalıdırlar. İsrail yetkilileri bize yardımlarını sağlıyor fakat bu kaza mı bilemiyorum?”

LÜBNAN VE FİLİSTİN'E YARDIMLAR SÜRECEK

Taşlı, Filistin'e 10 bin ton un gönderileceğini ve bu yardımlardan şu ana kadar 1500 ton unun Filistin halkına ulaştırıldığını bildirdi. Kızılay olarak Filistin'de 120 bin öğrenciye eğitim yardımı olarak okul çantası ve gereçleri yardımı da yapacaklarını ifade eden Taşlı, ”Çünkü orada kimse okul ile ilgili materyal alma şansı yok Bunun tamamını Kızılay üstlenecek” dedi. Taşlı, Lübnan'a ilişkin yardımlar konusunda da şu bilgileri verdi:

“Lübnan'da savaştan kaçan insanların çoğu Suriye'ye sığındı. Burada Suriye'ye sığınan Lübnanlılara 2 TIR yardım malzemesini ulaştırdık. Ardından 18 TIR dolusu 2 milyon dolar civarında bir yardımı da Ankara'dan yola çıkarttık. Bunun 5 TIR'ı Suriye diğer kısmı Lübnan'a gönderildi. Şu an bu yardımlar halka ulaştırıldı.” Taşlı, Lübnan yetkilileri ile görüştüklerini ve Lübnan Kızılhaçı ile birlikte bu ülkede çocuk hastanesi açmayı planladıklarını ve bütün hazırlıkların tamamlandığını kaydetti. (aa)
ABCDE isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #9
Alt 26.08.2006, 14:05
Ali Dibo

 
ABCDE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 09.08.2006
Mesajlar: 170
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Ahmet Varo

Gül'ün Ziyaretleri ve Türkiye'nin Yeri-3 Gül'ün ziyaretleriyle ilgili bilgiler ve haberler incelendiğinde yapılan temaslarda sürekli bir tarafa yontulduğu veya ABD ve İsrail mesajlarının diğer tarafa iletilmesine çalışıldığı anlaşılıyor.

Ziyaretlerin ilk durağı olan Lübnan'da Hizbullah'ın atlanması ve bu hareketin yetkilileriyle hiçbir temasa geçilmemesi, "Hizbullah Lübnan hükümetinin bir parçasıdır, dolayısıyla bu hükümetle görüşmemiz aynı zamanda Hizbullah'la görüşme anlamına gelir" iddiasıyla izah edilebilecek bir ihmal değildir. Bu bize Nur cemaatinin sağladığı desteğe karşılık bu cemaatten bir kişiye bakanlık vereceği vaadini yerine getirmeyen parti liderine sebebin sorulması üzerine, "başbakan sizden; daha ne istiyorsunuz?" cevabı vermesini hatırlattı. Demek ki siyasette laf ustalığı sadece fötr şapkalılara has bir marifet değilmiş!

Aynı ihmalin Filistin ziyaretinde de gerçekleştirildiğini ve HAMAS mensubu hükümet yetkilileriyle bir araya gelinmemesine özen gösterildiğini gördük. Şu an Filistin yönetiminde herhangi bir ağırlığı olmayan Saib Erakat'la görüşülmesine rağmen HAMAS mensubu yetkililerin özellikle atlanmasının amacı olsa olsa siyonist devleti ve ABD'yi rahatsız etmemek, onların itirazlarına yol açacak bir iş yapmamak olabilir.

Eğer sizin ziyaretiniz vesilesiyle işgalci askerler kutsal Mescidi Aksa'yı kirletiyorlarsa yaptığınız ziyaret sadece bu kutsal mabedin mahremiyetine halel getirmiş olur. Kutsal mabedin mahremiyetine dokunulmasına hatta buna tepki gösterenlerin işgalci saldırganlar tarafından karga tulumba tutuklanmasına sessiz kalmanız durumunda ziyaretinizi artı hanenize yazmanız ve kanlı elleri sıkma işini böyle bir ziyaretle perdelemeye kalkışmanız yersizdir. Üstelik siyonist medya Filistinli gencin Abdullah Gül'e tepki gösterdiğinden tutuklandığı iddiasında bulunarak olayı fitne malzemesi yapmaya çalıştı. Bu durum karşısında Gül'e yakışan hiç olmazsa bu iddianın doğru olmadığını dile getirerek siyonist medyanın fitne amaçlı yalancılığını yüzüne vurması ve söz konusu gencin işgalci askerlere tepki gösterdiğinden dolayı tutuklandığını ifade etmesi olurdu.

"Görüşme talebi ailelerden geldi, onlar otelde yanımıza geldiler, biz de burada görüşmeye açıktık" açıklaması işgalci esir askerlerin aileleriyle görüşmeyi izaha yetmiyor. Böyle bir görüşme talebini kabulden önce, Filistinli tutsaklardan bazılarının aileleriyle görüşmenize de imkân tanınmasını şart koşmanız gerekirdi. "İsrailli esir sayısı sadece üç, Filistinli esirlerin sayısı ise on bir bini bulmuş, hangi biriyle görüşelim, biriyle görüşsek diğerleri alınabilirler" türünden bir izahı belki ihmale gerekçe göstermeniz söz konusu olabilir. Ama en azından meclis başkanı Aziz ed-Duveyk'in veya başbakan yardımcısı Nasıruddin eş-Şair'in ailesiyle görüşmenize imkân tanınmasını şart koşmanız ve bunda ısrarlı davranmanız mümkündü. Filistin tarafında Meclis başkanının, başbakan yardımcısının, bakanların ve milletvekillerinin onurlarının bu derece rencide edilmesine sessiz kalırken işgalci esirlerin ailelerini onurlandırmak elbette ki Filistin halkını rencide etmiş, derinden yaralamıştır.

"Çözüm arayışı için İsrail'i de ziyaret kapsamına almamız bir zorunluluktu" denseydi belki biraz makul görülebilirdi de Lübnan'ın harabeye çevrilmesinden sonra ve Filistin'e yönelik vahşi saldırılar devam ederken gerçekleştirilen bir İsrail ziyaretinden dolayı "mutlu" olunabilmesi sadece zulme uğrayanların acılarını paylaşmada iyice yetersiz kalındığının göstergesi olabilir.

On günlük bebekleri katleden İsrail Saldırı bakanı Amir Peretz'le görüşmelerini gizlemeye ihtiyaç duymayanların HAMAS lideri Halid Meş'al'le, bakan düzeyinde değil müsteşar düzeyindeki görüşmeyi bile gizli tutmaya neden böylesine ihtiyaç duyduklarını anlamak zor. Üstelik bu görüşme bir destek ifadesi taşımayıp İsrail askerlerinin serbest bırakılması talebinin iletilmesi amacına yönelik olduğu halde. HAMAS'a böyle bir mesaj iletenlerin önce siyonist devletten Filistinli tutukluları serbest bırakmasını istemeleri gerekirdi. On bir bin tutsağın serbest bırakılması talebini bir yana koyalım, bakanların ve milletvekillerinin serbest bırakılması için bile dişe dokunur bir şey yapıldığını duymadık.

Suriye yetkilileriyle yapılan görüşmelerde Hizbullah'ın silah ve maddi destek kanallarının kapatılması taleplerinin iletildiğine dair haberleri de okuyunca ister istemez "bu ziyaretlerin tek amacı birilerinin mektuplarını ilgili adreslere ulaştırmak mıydı?" sorusunu sormadan edemedik.
ABCDE isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kafire Karsi Tavrimiz Alperen Muhabbet Olsun 12 10.05.2008 03:43
Gurura karsi ilac serdar Dini Bilgi ve Eğitim 10 03.09.2006 02:23
Cocugunuzun istegine karsi..??? Cansu Anketleriniz 9 01.01.2006 19:47
MEB de Islama karsi skandal Cihad74 Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 10 02.10.2004 18:44
Ana babaya karsi adap Cihad74 Dini Bilgi ve Eğitim 0 24.09.2004 23:48


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:44 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50