![]() Üyelik tarihi: 05.07.2005
Mesajlar: 3.248
Teşekkür etti: 125
65 Teşekkür 53 Mesaja aldı
| Yahu mehmetcik hergün ölüyor, ölüyor...............Bu genç leventler niye ölüyor,ne için ölüyor,kimler için ölüyor....................Bunda ihmali olan,beceriksizliği olan,hainliği olan rütbeliler neden cezalandırılmıyor............
__________________ "SEVEN SEVDİĞİNE İTAAT EDER" |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 26.08.2006
Mesajlar: 247
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| rütbelilerin dokunulmazlığı var, laf bile söylemezsin (diyorlar) |
| | |
| Ali Dibo ![]() ![]() Üyelik tarihi: 09.08.2006
Mesajlar: 170
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Yine aynı çığlık 03.09.2006 Eli kanlı terör örgütü PKK’nın düzenlediği hain saldırılardan ilki Hakkari’nin Çukurca ilçesineydi. Irak sınırıdan sızdıkları belirlenen bir grup terörist, Köprülü Jandarma Tabur Komutanlığı’nın nöbet kulelerine, önceki gece saat 23.30 sıralarında, uzun namlulu silahlar ve roketatarlarla saldırdı. Yaklaşık 3 saat süren çatışmada Jandarma Asteğmen Zeki Burak Okay ile Emrah Yiğit adlı asker şehit oldu, 2 asker de yaralandı. Gecenin karanlığından yararlanarak kaçan teröristlerin yakalanması için başlatılan operasyona Hakkari Dağ ve Komando Tugayı’na bağlı birlikler ile, helikopterler havadan destek verdi. MAYINLI SALDIRI Şırnak’ta ise Fındık Beldesi’ndeki birliğin uzak emniyetini sağlayan birliğe uzaktan kumandalı patlayıcı düzeneği ile yapılan saldırı düzenlendi. Saldırıda Piyade Üsteğmen Ahmet Şevki Evin, Piyade er Mehmet Öztürk olay yerinde, Piyade Asteğmen Furkan Işık ise ağır yaralı olarak kaldırıldığı Diyarbakır Askeri Hastanesinde şehit oldu. SINIRDAN ATEŞ Van’ın Saray İlçesi’nde İran sınırına sınır noktasındaki Korucan Köyü kırsalında devriye görevini yürüten askerlerin üzerine açılan ateşte ise, 27 yaşındaki Jandarma Er Deniz Yüzgeç ağır yaralandı. Güvenlik güçlerinin ateşe karşılık vermesi üzerine çıkan çatışmada teröristler, İran’ın içlerine doğru kaçarak izlerini kaybettirdi. Er Yüzgeç, Van Askeri Hastanesi’ne kaldırılmak istenirken yolda şehit düştü. UÇAK BİLETİ BİLE HAZIRDI Van’da şehit düşen 7 aylık asker Deniz Yüzgeç, 5 yıldır Almanya’da yaşıyordu. Vatanına döndükten bir ay sonra, ailesiyle bile doğru dürüst hasret gideremeden askere koştu. Annesi Ayfer Yüzgeç, “Vatanını o kadar seviyordu ki, Van’a kalkacak uçak rötar yapınca trene binip gitti. Ancak ben, ‘vatan sağolsun’ demiyorum. Evladımı, vatana feda etmiyorum. Devlet oğlum için bir şey yapmadı. O koşarak askere gitti, ancak devlet ne çelik yelek, ne de zırhlı bir araç verdi, çok gördü” diye isyan ediyordu. Deniz, şehit düşmeseydi izin alıp 16 Eylül’de İzmir’e, evine gelecekti. Annesi 19 Eylül’deki doğumgününü birlikte kutlasınlar diye uçak biletini bile alıp göndermişti. Oğluyla en son geçen çarşamba telefonda konuştuklarını söyleyen baba İsmail Yüzgeç, “Zafer Bayramımızı kutladı. Orada neler yaşandığıyla ilgili bize birşey anlatmazdı. Askerden sonra kafeterya işletmek istiyordu” diyor. BARIŞ GÜCÜ’YLE AFGANİSTAN’A GİTMİŞTİ Şırnak’ta şehit düşen Piyade Üsteğmen Ahmet Şevki Evin, Şırnak’a 55 gün önce tayin olmuştu. Daha önce Afganistan Barış Gücünde görev yapan Şehit Üsteğmen’in Aydın’daki ailesi, acı haberin ardından yasa büründü. 15 aylık Efe adlı bir çocuğu olan Evin’in eşi Nihal Kemik Evin, eşini kaybetmenin acısıyla yıkıldı. Üsteğmen, atamasından sonra tatil için annesi Zeliha, babası Abdurrahman, eşi ve oğluyla birlikte memleketi Yeşilyuva’yı ziyaret etmiş, adını taşıdığı dedesi Ahmet Şevki Evin’in mezarına da giderek, ‘Ölürsem dedemin yanına gömün’ diye vasiyet etmişti. 3 çocuklu bir ailenin tek erkek çocuğu olan şehit Üsteğmen Evin’in cenazesinin bu nedenle şehitliğe değil, Yeşilyuva’da dedesinin yanına defnedilecek. BİLGİSAYAR MÜHENDİSİ VE NİŞANLIYDI Asteğmen Zeki Burak Okay, Bahçeşehir Üniversitesi’nde Bilgisayar Mühendisliği okumuştu. Henüz kariyerine başlamadan vatani görevine koştu. Dönünce tamamlayacağı o kadar çok şey vardı ki. Öncelikle 5 ay önce nişanlandığı sevgilisiyle evlenecek, ardından da kariyer basamaklarını birere birere tırmanacaktı. Gözleri gibi baktıkları, en iyi okullarda okuttukları oğullarını ölümüyle yıkılan anne Neriman Okay ile baba Sezai Okay’ın çığlıkları yürükleri dağladı. Bursa’da yaşayan, ancak Balıkesir’in Altınoluk ilçesinde tatil yapan aileye acı haber hemen verilemedi. Oturdukları binanın kapıcısı arayarak, “Evinize hırsız girdi. Hemen gelmeniz gerekiyor” dedi. Akrabalarının haber vermesi sonucu Altınoluk’ta oğullarının şehit olduğu haberini öğrenen 2 çocuklu aile, ambulans eşliğinde Bursa’ya geldi. Eve ağıtlar yakarak giren acılı anne, “Ben oğlumu asker olsun diye okutmadım. Yavrumu en iyi okullarda okuttum. 2007’DE GÖRÜŞÜRÜZ Şırnak’ta teröristlerin şehit ettiği Piyade Asteğmen Furkan Işık, Dumlupınar Üniversitesi İktisat Bölümü mezunuydu ve ve bir firmada bilgisayar programcısı olarak çalışıyordu. Kendi adına bir internet sitesi olan Furkan Asteğmen, kardeşi Utku’yla çektirdiği bu fotoğrafı sitesine koyup altına da “2007’de görüşürüz” yazmıştı. Ancak son günlerde Furkan umudunu çok kaybetmiş olacak ki, ölmeden önce yeğenine telefonda “Burada durumlar çok kötü. Ben belki gelemeyeceğim” demiş. BEN ARTIK ŞEHİT DÖNERİM Şırnak’ta şehit olan askerlerden Piyade Er Mehmet Öztürk’ün Bursa’da oturan ailesi yasa boğuldu. Er Mehmet Öztürk’ün şehit olduğu haberini, Öztürk’ün 3 kardeşi, evlerine gelen askeri yetkililerden öğrendi. Anne Emine Öztürk ise bir yakınını ziyaret etmek için gittiği İstanbul’dan, çocukları tarafından “gelinin hasta” bahanesiyle çağrıldı. Şehit erin ağabeyi Süleyman Öztürk, “Mehmet’le 3 gün önce telefonla görüştüm. Operasyona çıkacağını söyledi, helallik aldı. ‘Rahatım, durumum iyi, merak etmeyin’ demişti” dedi. Oğluyla bir hafta önce konuşan anne Emine Öztürk ise ‘“Yavrum, 3,5 ay önce izine gelince gerek bana, gerekse gördüklerine, ‘Artık şehit olarak döneceğim. Normal gelmeyeceğim’ diyordu. Dediği oldu “ diye göz yaşı döktü. EN İYİ ÇELİK YELEK BİN DOLAR Aileler, çelik yelekleri olsa belki de oğullarının ölmeyeceğini, ancak devletin bir çelik yeleği çok gördüğünü öne sürdü. ABD’nin 3.5 yıl önce başlattığı Irak Operasyonu’na ilişkin tartışmaların başında çelik yelekler ve zırhlı araçlar konusu gelmişti. New York Times gazetesi, 2005’te özel bir dosya yayınladı. O tarihe kadar Irak’ta hayatını kaybeden 2200 Amerikan askerinin zaiyat raporlarını inceleyen gazete, “Askerlerin 300’ü çelik yelek olmadığı için can verdi. Çelik yelek yakın mesafaden göğsünden vurulan askerlerin ölüm olasılığını yüzde 42 azaltıyor. Uzak mesafeden ateş durumunda bu oran yüzde 80’e çıkıyor” sonucuna vardı. Sivil toplum örgütlerinden de tepki gelince Pentagon, 300 milyon dolarlık bir bütçe ayırıp Irak dahil aktif görevde olan 300 bin askeri için yelek gönderdi. 1000 dolarlık bu kevlar dolgulu çelik yelek göğüs bölgesini korumanın yanısıra diz, dirsek ve bilek bölgelerine de koruma sağlıyor. Birleşmiş Milletler’in barış gücü askerlerine tavsiye ettiği hafif çelik yeleklerin bedeli ise 150 doları aşmıyor. annladin mi? tabi senin gibi ustalar böyle laflari baska yere ceker.askere parayi asker vermez,askere yatirimi devlet eder anladin.
__________________ "CIKARSA TEZKERE BILAL GITSIN ASKERE" "CIKAR CIKMAZ TEZKERE BILAL GITTI ASKERE"05.09.06 "SEHIT DÜSTÜ BILAL" | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 05.10.2003
Mesajlar: 408
Teşekkür etti: 4
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
| ‘OĞLUM ŞEHİT OLMADI’ Evinin önüne toplanıp slogan atan grubu, “Şehidin babası var, size konuşmak düşmez' diyerek susturan Sezai Okay, “Şehitliğiyle övünmeyelim. Benim oğlum Anafartalar'da, Çanakkale'de savaşmadı. Benim oğlum şehit olmadı. Oğlumu ne idüğü belirsiz savaş denilen bir olayın içine soktular' diye konuştu. http://www.sonsaniye.net/haber6084.htm
__________________ meseldir sözümün onda dokuzu eski ustalardan onda yedisi bir yudum su kadar gündelik sözler Gök'ün uyumundan gelir büyüsü |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 02.09.2006
Mesajlar: 74
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Ne yani, eğitim esnasında güneş çarpmasından ölen asker de mi şehit olmuyor?, Bu büyük bir gaflet! Bu yanlış tepki! Tam da bölücünün işine yarayan tarzda açıklama çok yanlış... Olmadı bu! Kaybettiğim arkadaşlarımı şehitlik dışına iten zihniyete acı ile bakarım! | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
| Ali Dibo ![]() ![]() Üyelik tarihi: 09.08.2006
Mesajlar: 170
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Kurşun adres mi soruyor paşam? O cenaze törenlerinde “Vatan sağ olsun diyemiyorum” diye feryat edenleri, “PKK’nın tuzağına düşmüş kişiler” ilan etmek bile kesmez. İncinen devlet erkânını ve “Millet askerlikten soğur mu” endişesini sağlama almak için başka çareler bulmak gerekiyor. Çünkü sessizlik bozuldu bir kez. “Şehit ailesi” diye vakurluk küpüne batırdığımız, ama başka zaman yüzüne bile bakmadığımız aileler artık konuşuyor: Sizce şehit aileleri niye artık sadece “Vatan sağ olsun” demekle yetinmiyorlar; sizce neye isyan ediyorlar? Mehmet Alptekin: 2004’e kadar bu iş bitmişti. Eğer daha da üzerlerine gitselerdi tamamen bitecekti. Ama bunlar Diyarbakır konuşması yapıp, alt kimlik üst kimlik dedikten sonra işler iyice azdı. İşte insanlar da buna isyan ediyor. Bitmiş bir şeyin tekrar çıkarılmasına... Fatma Koçak: Artık dayanamaz olduk yavrum. Gücümüz bitti, sabrımız bitti. Ayşe Karataş: Öyle olaylar oluyor ki, insan kendi kendisine “Benim çocuğumun ölmesine gerçekten değdi mi” diye sormadan duramıyor. Hamit Köse (Dernek Başkanı): Bize diyorsunuz ki, niye isyan ediyorsunuz? Bir örnek vereyim: Şehidin kardeşlerine iş imkanı verilmesi için gelinden izin almak gerekiyor. Çünkü yasa diyor ki, şehit ailesine iş bulma imkanında öncelik eşindir. Eş istemezse çocuğun, çocuk yoksa şehidin kardeşlerinindir. Ama gelinlerimiz eşleri şehit olduktan sonra aileyle bağları genellikle kopuyor ve buna izin vermiyorlar. Ama devlet, itirafçılara “Kendisine veya ailesine, yurtiçinde veya yurtdışında iş imkanı sağlanacak. Türkiye’de kalan malları da devlet garantisine alınacak” diyor. Ben evladımı vermişim iş bulamıyorum, o vatana ihanet etmiş ona iş veriliyor. İnsan buna isyan etmez mi? Bize direkt verilen, üçüncü bir iş hakkı istiyoruz. * Peki siz, zamanında vatan sağ olsun demiş miydiniz? Hasan Yıldız: Ben dememiştim vallahi. Şükrü Elmas: Benimkinde yıl 1998’ti; o zaman “Biri gittiyse bini geliyor” demiştim. Ama artık bu lafı diyemiyorum. Çünkü bizi yönetenler çocuklarınızın kanı yerde kalmayacak demişlerdi bize. Ama kaldı. Alptekin: Her zaman vatan sağ olsun. Ama alt kimlik, üst kimlikmiş... Biz etle tırnak olmuşuz ya... Sen bunu dediğin anda bizi bölüyorsun. * Yani ister istemez bile olsa, hiç içinizden Kürtlere karşı hınç, öfke gibi duygular geçmiyor mu? Hep bir ağızdan: Mümkün değil, olur mu öyle şey? Alptekin: (Arkadaki şehit fotoğraflarını gösteriyor) Şurada en az 20 tane Kürt kökenli şehidimiz var. Nasıl hınç duyarız? Ayşe Karataş: Onlar bizim akrabalarımız olmuş artık. Köse: Vaktiniz olsa da evlendirme dairelerini tek tek dolaşsanız. Bu ülkede her gün onlarca Kürt genciyle Türk genci evleniyor. Kim kime hınç duyuyormuş? Alptekin: Onlar bizim kanımız ya... Kim koparabilir ki bizi? * Hani bazen gülme sesine bile tahammül edemiyoruz diyorsunuz ya; o yüzden şunu da merak ediyorum: acaba yanınızdaki birisinin Kürtçe konuştuğunu duymak sizi rahatsız ediyor mu? Köse: Ankara’nın pazarlarını dolaşın. Hepsi Kürtçe konuşuyor. Hiç rahatsız olmuyoruz. Olunur mu; tabii ki dilini konuşacak. * O zaman şunu da sorsam: Sizinle bu çatışmalar sebebiyle evlat acısını aynı anda yaşayan bir de başka aileler var. PKK’lıların aileleri... Hiç onlarla yan yana gelmeyi düşünür müsünüz? Köse: Bu mümkün değil! Alptekin: Evladını ona göre yetiştirseydi. * Siz bir anne olarak ne dersiniz? Karataş: Dinliyorum da, biraz kafam karıştı. Alptekin: Ben evlat yetiştirmişim, sen hain yetiştirmişsin. İkimizin arasında dağlar kadar fark var. * Peki kesin o mu yetiştirmiş PKK’lı olsun diye... Emin misiniz? En azından hepsi için bunu diyebilir misiniz? Hasan Yıldız: Onlar tamamen dış güçlerin güdümüne girmişler. Girmeselerdi. * Mezralarda, okuma-yazma bile bilmeden, 40 kişilik ailelerde çocuk büyüten bir kadını gerçekten sorumlu tutuyor musunuz? Bekir İspirli: Peki o zaman kabahat kimde? Karataş: Tabii ki o yoksunluklar içindeki bir anne kabahatli değil ama onu o hale getirenler kabahatli. Ben oralara gittim. Olukta biriken suları kullanan insanlar gördüm. Ben onlara nasıl kin beslerim? Köse: Ama Güneydoğu’daki yoksulluk 1984’ten önce de vardı. Peki o zaman niye PKK yoktu? Çünkü Türkiye’de Kürt sorunu yok! PKK sorunu var. Yıldız: Bana göre Güneydoğu için yapacak en önemli şey ağalık sistemini bitirmek. İnsanları onlar geri bırakıyor. Elmas: Bu şıhlık, bu ağalık kalkmadıkça bu terör bitme-e-e-z. Avrupa, Amerika, Kuzey Irak ayrı destekliyor, bizim şıhlarımız, ağalarımız ayrı destekliyor. * Siz Fatma Hanım? Koçak: Allah düşmanıma bile evlat acısı vermesin. Karataş: Size bunu şöyle anlatayım: Apo’yu benim elime verseler, ben ellerimle onun ciğerini söker çıkarırım. O vaziyetteyim yani. Ama aynı ben, Allah Apo’ya evlat acısını göstersin, diyemem. Anlayın nasıl bir acı çektiğimizi... Koçak: Bak kardeşim, bizim için geceleri erken olmuyor, gündüzleri akşam olmuyor. Oğlumun arkadaşlarının düğünü olmaya görsün... Yıkılıyorum. “O da olaydı, onu da evlendireydim” diye kahroluyorum. * Ya peki kalan çocuklarınız?.. Koçak: Yok, kimse kimsenin yerini tutmuyor ki... Hüsnü Köroğlu: Beş parmak bir mi ki... Onun acısını dağıtamıyorsun başkasıyla... İspirli: Oğlum öldüğünden beri hiçbir düğüne gitmedim. Benim hanım hâlâ psikolojik tedavi görüyor. * Hepiniz böyle bir tedavi sürecinden geçtiniz mi? Bir ağızdan: Aldık tabii. Hâlâ gidiyoruz. * Peki psikiyatristler, psikologlar sizi anlayabiliyorlar mı? Yine hep bir ağızdan: Çok iyi anlıyorlar. Karataş: Zaten bir tek onlar anlıyor. Kızım sağlıkçı. Çalıştığı hastaneye gidiyorum. Ama şehit annesi olduğumu doktora hiç söylemedim. Çenem açılırsa kızım üzülür diye. Fakat psikiyatrist hoca anlamış. Kızıma, “Annende sebebini bulamadığımız büyük oranda demir eksikliği var. Önemli bir üzüntü mü geçirdi” demiş. Onlar her şeyi anlıyor. Köse: Hanımı götürdüğüm doktor, ilk muayenede dedi ki eşime, “Göz pınarların kurumuş.” Bu, bütün şehit ailelerinin ortak hastalığıdır. Yıldız: Benim gözüme giden damarlar kopmuş ya... Köroğlu: Hepimizin gözleri artık iflas etmiş durumda. Yıldız: Ona rağmen sabahları yiğidimin duvarda asılı fotoğrafına bakar, “Haydi gel kahvaltı yapalım” der, sonra bağıra bağıra ağlamaya çalışırım. Ancak ondan sonra boğazıma bir lokma koyabiliyorum. Bir de bizim cerahat bütün bir hafta dolar. Ne zaman Şehitliğe gideriz, o zaman patlar. * Bugün (Cuma günü) ben de Cebeci’deki şehitliğe gidip izledim; bazı kadınlar ağaç altında sigara içiyor, erkekler sohbet ediyor, meselâ bir kadın sanki kendi evi gibi yerleri süpürüp, yıkıyordu? Koçak: E çünkü orası bizim evimiz. En çok orada rahat ediyoruz. Karataş: Mezarın taşlarını gördünüz mü, hepsi nasıl bembeyazdır, tertemizdir. Sanki oğlumuzun bir gömleğini ütülüyor, sanki ona yemek pişiriyor gibi gidip o taşları temizliyoruz. Ona bir hizmet etmiş gibi oluyoruz o zaman, seviniyoruz. * Bazı mezarların üzerinde kuş kafesleri, bazılarında gitar şeklinde biblolar ve hemen hepsinde de yapma çiçekler var? Yıldız: Bunları yapmayınca yaşayamayız. Şükrü Elmas (Başından beri sessiz duran Şükrü Bey sonunda konuştu): Sen keşke şunu yazsan kızım... * Neyi? Elmas: Yani artık keşke bunlar bitse. Keşke başka olmasa... Bunu yaz olur mu? Artık başka çocuk ölmesin, de... Şehit annesi en çok neyi merak eder? * 1998’de, Pülümür’de şehit olan Kıdemli Başçavuş Tufan’ın annesi Ayşe Karataş anlatıyor: ”Oğlumun bindiği araç patlatıldı. Ve ben hep şunu merak ettim: Acaba en son dedi? Böyle 6-7 yıl geçti. Yine bir gün Allah’a yakardım, ’Ne olur bana bunu malum et Allahım’ dedim. Sonra uykuya dalmışım. Birden uyandım. Yemin ederim, hakkımda ne düşünürsen düşün, karşımda Tufan’ım oturuyordu. Öbür oğlum Erhan’ın sesiyle konuşuyordu. Erhan diyordu ki, ’Anne çok merak etmişsin ağabeyimi, o da diyor ki, ölürken bir şey demedim, sadece gülümsedim. ’Bunu duyduğum anda görüntü de ses de kayboldu. Oğlum en son gülümsemiş, hiç değilse bunu biliyorum artık.” Büyükanıt Paşa’yı ağlatan soru * Yine son günlerin en çok sorulan sorularından biri de şu: “Niye şehitler hep alt gelir grubu ailelerden çıkıyor?” Hamit Köse (Dernek Başkanı): Ben bunu Büyükanıt Paşa’ya sordum. Daha o zaman Korgeneral’di. Sanırım yıl 2000’di. Biz kendisini ziyarete gittik. Dedim ki, “Komutanım, biz şehit aileleri olarak öğrenmeyi çok istiyoruz. Bir bürokratın, bir siyasetçinin, bir işadamının, hatta ve hatta bir generalin şehit düşen oğlu var mı?” Paşa “Yok” dedi. Bunun üzerine ben de “Peki kurşun adres mi soruyor da hep fakir fukarayı buluyor?” dediğimde yeminle söylüyorum, Büyükanıt Paşa mendilini çıkardı, karşımızda hüngür hüngür ağladı. * Peki bilgisayar sistemine güvenmiyor musunuz, bu biraz da şansa çıkan bir şey değil mi sizce? Köse: Aman efendim, siz bilgisayar tuşuna ne basarsanız o çıkar yani. Bir şehit babası en çok neye isyan eder? * 1997’de Çukurca’da şehit olan Jan. Komando Murat’ın babası Bekir İspirli anlatıyor: “Cenazelerde acıdan hiçbir şeyi fark etmeyiz. Ama olur da gözüne gülen bir kişi takılırsa, öyle bir öfke kabarıyor ki, bunu anlatmaya imkân yok. Hele de o gülen kişi bir siyasetçiyse... Bunu Yarbay Alim Yılmaz’ın töreninde yaşadım. Bir baktım, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik gülüyor. O kadar sinirime dokundu ki... Bağırdım ‘Niye gülüyorsun kardeşim? Burası gülme yeri mi?’d iye. Başbakan bunu duyunca ‘Yakalayın o adamı, getirin buraya’ demiş. Allahtan tanıdık bir polis vardı da, şehit babasıdır diye iletmişler. olsun biz yine baska yere cekip baslik acalim.nede olsa "yalana gümrük mü var".
__________________ "CIKARSA TEZKERE BILAL GITSIN ASKERE" "CIKAR CIKMAZ TEZKERE BILAL GITTI ASKERE"05.09.06 "SEHIT DÜSTÜ BILAL" | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 19.02.2006
Mesajlar: 2.212
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
|
Selametle...
__________________ İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 02.09.2006
Mesajlar: 74
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| Ordu suçlu... Komutan kötü.... Şehit değiller!!!! Arkadaşlar, kimin ağzı ile adım attığınızı biliyormusunuz? Evet, Türkiye Cumhuriyeti, Ordu Devlet ile yönetilen bir ülke! Ancak, siyasi arenada ABD nin sözü Ordu dan daha çok geçmekte... Askerliği 1 yada 8 ay gibi görenler hatta 18 ay askerliği bir eziyet sananlar; buradan değil de bir subay kıyafetleri içinde yazma seçeneğini kullansanız bazı şeyleri daha net görebilirdiniz... Bu sayfalarda ORDU DÜŞMANI dışında kimse yokmu? Anam bana derdi hep "askerlik Peygamber ocağıdır". Salakmı yani bu kadın? Anneannem, asker gördüğünde gözünün rengi değişir, o yaşlı kadın birden 10 yaş gençleşiverir! Bu insanlar uzaydanmı geldi? Takkenizi önünüze alın arkadaşlar... Hoş sizin yazmanızla kimse leke falan yemez... pe kaka çapulcularının tek sebebi, malum hükümetler ve israil denen kana doymaz soysuzlardır! ABD, teskereden beri bu çapulcu guruba her türlü desteği vermektedir. Öyle silahlar bağışlamıştır ki aklınız durur! Sonra orduya çamur at... Türban konusu askerin değil maalesef sözde bunu savunanların eseridir, bunu da bilesiniz... Saygılar |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 19.02.2006
Mesajlar: 2.212
Teşekkür etti: 0
3 Teşekkür 3 Mesaja aldı
| Birilerinin hatalarini dile getirmek düsmanlik mi? Benim kardeslerim degil mi mehmetcik? Kardeslerimi kimler ne icin kullaniyor? Usulleri ne? Dine uymuyorlar, bir müslümanin dünyada en degerli seyi imandir, imani muhafaza ve terakkisi icin din lazimdir! KIM BENIM KARDESLERIMIN IMANIYLA OYNUYORSA DÜSMANIMDIR, baska türlü düsünürsem heyhat, selametle...
__________________ İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 02.09.2006
Mesajlar: 74
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Doğru şeyler yazıyorsun. Bu anlamda bir sıkıntı olmamalı. Ancak, batıda yapılan askerlik vazifesini, doğuda yapılanla karıştırma lütfen. Ben doğuda yaptım. İnsan, yaklaşık 12 ay intikal ve muharebe görünce, etrafında kendisine dost olarak sadece komutanlarını görünce, ve en önemlisi asla seni ateşe atmayan bu insanlar senden daha önce atılıyorsa bu anlatılan felsefede terslik görmem doğal! Sence asker dinsizmidir? Ulusunun %93 ü (ki artık böyle oldu, misyoner faaliyetleri ve pekaka çapası bu hale getirdi) müslüman olan bir ülkenin %7 si mi asker? Peki bu askerlerin anası babası yokmu? Hiçmi mektep görmedi bu insanlar. Hiç mi ALLAH KELAMI duymadı.. Lütfen gerçekçi olalım. Bir partinin, yaptıklarının bedelini gizleme adına ortaya bir sembol atması ve bu partiye karşı çıkmak adına bu sembol üzerine gidilmesi yanlışmıdır. Buyrun bunu tartışalım. Ordu ile YÖK ü (ki o dönem, ihsan doğramacı denen sütsüz ahtapot gibi yıllarca bu makamda yeterli düzeyde siyonist emirlerle le idare yapmıştır) farklı platforma taşımayı öneriyorum. Bacılarımızın, bir türban yüzünden istikbali ile oynanması benim de canımı çok sıkıyor... Ben bir babayım. Eşimi, kızımı, herhangi bir rahatsızlığında illaki bayan doktora götürürüm. Bu, gericilik değil, inancımın ve iç huzurumun bir nedenidir. Peki, bacılarım okuyamassa kim doktor olacak! Yada hemşire, yada öğretmen, yada sağlık memuru, ebe!!! Ben sadece bazı konuların hatlarını ince çizgilerle ayırma taraftarıyım... Bakınız, bir tarikat liderine kalkıp "ekonomi neden böyle" derseniz abes olmazmı? Askerin siyasete karıştırılmasını sağlayan etmenleri bir kenara atıp, direk hedef tahtası olmasını sağlamak doğru değil! O halde benim şuan tanıdığım, teşkil-i mesaide bulunduğum subay, astsubay ve uzmançavuş arkadaşlarımın çoktan ihraç edilmiş olması gerekmezmiydi? İbadetlerinde çok hassas olan bu insanların aileleride kapalı üstelik. Bugün, orduevlerini alkol evleri gibi görmek doğrumudur. İçme kardeşim! Sana zorla içirenmi var? Adam da alkol alışkanlığı varsa, dışarıda içip üniformasını rezil etmesi yada gereksiz yere çenesi düşüp bilgi sızdırması yerine burada göz önünde içmesi daha doğru değilmidir? Neden herşeye sadece kendi cephemizden bakıyoruz? Alkol alan adam heryerde içer kardeşim. Yada zina zihniyetli adamı durduramassın. Alkol satışını bu memleket üzerinde yasaklasan alkol bitecekmi? Hayır! Konya Büyükşehir Belediyesi (kesinlikle yargılamadığımın altını çizmek istiyorum, konu sadece düşündürücü olduğu için paylaşıyorum) konyadaki umumevini kapattı. Peki zina bittimi? Üstelik sokaklara taştı, ailelerin olduğu binalara girdi, yol kenarlarına düştü... Haaaaaaa demekki çözüm yasakla değil, hastalığın temeline inmekle oluyor. Hangi kadın, hergün tanımadığı bir erkekle birlikte olabilir? Bundan mutlu olmayacağı da aşikardır. Peki o zavallıları kullanan hayvani nefislilere ne demeli? Osmanlı bu konuda çok bilgiliydi. Bu nedenle daha çocuk dediğimiz yaşta evliklikler yaptırıyordu ki insanmlar nefislerine malup olmasınlar. Diğer zavallı kadınlarda eğer karınlarını doyuracak bir ekmeğe sahip olsalar bunu yaparlarmıydı? Konu genişliyot ma benim anlatmaya çalıştığım meselenin sonucundan önce sebebini incelemek! Bir gerçek vardı! dı diyorum çünkü o konu ilahi adaletle ortadan kalktı... Ve ordunun içindeki bu nifak zümresi artık yok.... umarım anlamışsınızdır.. Saygılar | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 24.01.2003
Mesajlar: 1.069
Teşekkür etti: 16
25 Teşekkür 21 Mesaja aldı
| Türkiye yi savunma görevi askerinse, savunacaktir... Savunmakta sürekli hata yapiyorsa, taktikleri gözden gecirmesi lazim. Ve halende durmadan asker ölüyorsa, rütbelilerin sorumluk üstlenmesi lazim. Cenaze törenlerinde saf tutarak sorumluktan kurtulamazlar. Nasilki polisin hatasini icisler bakani üstleniyorsa. Nasilki, ekonomideki kötü gidisatdan ekonomiden sorumlu bakan üstleniyorsa. Nasilki, seyahatdaki hatalardan dolayi yetkili bakan hesap vermek mecburiyetindeyse. En az bir o kadarda savunmadaki sorunlardan dolayi rütbeliler bal gibi hesap vermek mecburiyetinde. Asil görev alanlarinda pisirik, ama hükümete karsi aslan kesilirler. Hükümetden ne yetkiyi istersen veriyor. Daha ne istiyorsun. Türkiyede bunlari dile getirtigin zaman, orduyu yipratmak istiyorsun diyorlar. Birde ölenlerin sehit olup olmadigini Allah bilir. Biz görünüre bakip sehit dir diyoruz. Kalplerini yarip göremeyiz, niyetleri nasildi diye. |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 02.09.2006
Mesajlar: 74
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Son üç satırı okuduktan sonra; bu zihniyetin olduğu bir yerde bile olmaktan utandım! Onca insanın maksadı gayesini göremeyecek kadar kör olan gözlerden Cenab-ı Hakka sığınırım! Sen kendini haşa Allah mı sanıyorsun ki kimin şehit olduğu yada olmadığı hakkında bu tarz konuşabiliyorsun. Allah ıslah etsin! | |||||||||||||||
| | | |||||||||||||||
| Her zaman islam ve adalet için varız.... ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 03.01.2006 Yaş: 22
Mesajlar: 1.306
Teşekkür etti: 12
14 Teşekkür 13 Mesaja aldı
| VATAN HER ZAMAN SAĞ OLSUN....!!!! AMA DEVLET İÇİN AYNI ŞEYİ DİYEMEM....!!! Ölenler bu ülke için şehit olmuştur...Bu devlet için değil...!!! İçlerinde bu devlet için ölüme gidiyorum diyen varsa şehitliğinden şüphe ederim....!!! Bende doğuya gid |