




Saadet Partili Şevket Kazan:
İsrail’in ekmeğine yağ sürme gücü
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Şevket Kazan, Bakanlar Kurulu’nun, esasında İsrail’in güvenliğini sağlamak için Hizbullah’ın silahsızlandırılması görevi yüklenecek olan Birleşmiş Milletler Barış Gücü’ne Türk askerinin gönderilmesi ile ilgili aldığı kararı ‘tarihi bir hata’ olarak nitelendirdi. Haftaya olağanüstü toplanması öngörülen Meclis’in bu karara red oyu vermesi gerektiğini söyleyen Kazan, “Milletvekillerine sesleniyorum. 1 Mart’ta olduğu gibi kesinkes hükümetin Meclis’e sevk ettiği tezkereyi reddedin. Milletin görüşü de bu yöndedir. BM Gücü, Hizbullah’ı silahsızlandırmak için oraya gidiyor. Bu da İsrail’in ekmeğine yağ sürmektir” dedi.
ALİ CURA / ANKARA
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Şevket Kazan, Bakanlar Kurulu’nun, esasında İsrail’in güvenliğini sağlamak için Hizbullah’ın silahsızlandırılması görevi yüklenecek olan Birleşmiş Milletler Barış Gücü’ne Türk askerinin gönderilmesi ile ilgili aldığı kararı ‘tarihi bir hata’ olarak nitelendirdi. Haftaya olağanüstü toplanması öngörülen Meclis’in bu karara red oyu vermesi gerektiğini söyleyen Kazan, “Milletvekillerine sesleniyorum. 1 Mart’ta olduğu gibi kesin kes hükümetin Meclis’e sevk ettiği tezkereyi reddedin. Milletin görüşü de bu yöndedir” dedi.
Kazan Bakanlar Kurulu’nun Türkiye’nin Lübnan’da oluşturulacak Barış Gücü’ne destek için asker gönderme kararını değerlendirdi. Türkiye’nin Ortadoğu’da huzur ve barışın sağlanması gereken bir dönemde elbette üzerine düşeni yerine getirmesi gerektiğini belirten Kazan, Lübnan’daki durumun çok farklı olduğunu bildirdi. İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışma sonrasında Güney Lübnan’ın İsrail ordusu tarafından tamamen yakılıp yıkıldığını, bundan sonra BM’nin bir ateşkes kararı aldığını kaydetti. Kazan, zaten bu kararı incelendiği zaman Türkiye’nin barış gücü içerisinde olmasının çok riskli olduğunun ortaya çıktığını vurguladı.
İsrail’in ekmeğine yağ sürme gücü
Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün bu ateşkes anlaşmasına göre şekilleneceğini belirten Kazan, “Zaten bu karar, karar gecikmiş bir karardır. Ve özellikle Hizbullah’ın İsrail ordusunun kara kuvvetleri karşısında fevkalade başarılı olarak yürüttüğü savaşı durdurmak için alınmış bir karardır. Bu karar adeta İsrail’in karada helakına doğru gidilirken verilmiş, bir bakıma İsrail kurtarılmıştır. Anlaşmaya göre Lübnan’daki bütün silahlı grupların silahsızlandırılması öngörülüyor. Yani barış gücüne verilen temel görev Hizbullah’ı silahsızlandırmaktır. Yani Lübnan’ın İsrail tarafından kolay yutulur lokma haline getirilmesini sağlamaktır. Bu anlaşmaya göre bu barış gücü 31 Ağustos 2007 tarihine kadar görev yapacaktır. Bir diğer ifade ile bir sene içerisinde İsrail’in ekmeğine yağ sürülecektir. Böyle bir barış gücüne Türkiye’nin katkıda bulunması elbette orada Müslüman Türk ordusu mensupları ile Lübnan’ın bağımsızlığını savunan Müslüman bir Hizbullah’ı karşı karşıya getirecek” şeklinde konuştu.
Annan oy toplayacak!
Somali, Bosna ve Afganistan’da görev yapan Barış Gücü’nün görevinin bugünkü görevden farklı olduğunu ifade eden Kazan sözlerini şöyle sürdürdü:
“Abdullah Gül İsrail’in kaçırılan iki askerin iadesi için söz vermesi bu hükümetin bölgedeki Türk askerine neler yaptıracağının da ipucunu veriyor. Hükümetin bakanının bu tavrı Filistin yanlısı değil adeta İsrail yanlısıdır. Dün bakanlar kurulu Türkiye’nin barış gücüne asker vermesi konusunda karar aldı, Meclis’i olağanüstü toplantıya çağıracaklarını açıkladılar.
Tamam da bu Meclis toplantısına BM Genel Sekreteri Kofi Annan niye çağrılıyor? Çünkü Annan Meclisi etkileyecek. Milletvekilleri Annan’dan teminat mı isteyecekler? Bu barış gücünün Hizbullah’ı silahsızlandırma yönünde kullanılmadığı konusunda teminat mı isteyecekler? Yani Annan’ın verdiği teminat zaten BM kararları karşısında ne ifade eder? Annan sadece bir genel sekreterdir. Bu karar hakkında bir açıklama yapacaktır. Belki de böyle böyle bu kararda Hizbullah’ın tasfiyesi diye birşey söz konusu değil diyecek.
Elbette Annan’ın Meclis’te konuşma yapması milletvekillerinin iknası için tesirli olacak mı?
Zaten grup başkanvekilleri şimdiden 130 oyun garanti olduğunu söylüyor. Geri kalanını da Annan toparlayacak. Eğer Türkiye bu parlamentodan böyle bir karar çıkaracak olursa bu kararın Bosna’daki, Somali’deki Afganistan’daki barış gücüne asker göndermeye benzemediğini acı bir şekilde görecektir. Milletvekillerine sesleniyorum. 1 Mart’ta olduğu gibi kesin kes hükümetin Meclis’e sevk ettiği tezkereyi reddedin. Milletin görüşü de bu yöndedir.”