İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 03.09.2006, 18:13
Ali Dibo

 
ABCDE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 09.08.2006
Mesajlar: 170
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Cool büyük devleT

Tarih'ci Murat BARDAKÇI

Lübnan’a barış gelsin diye 1860’ta kendi valimizi bile idam etmiştik


Türkiye günlerden buyana Lübnan’a asker gönderilmesi meselesini tartışıyor, hemen her ihtimalin üzerinde duruluyor ama Lübnan yüzünden geçmişte başımıza neler geldiği ve "Türk" kavramının Lübnanlılar için ne ifade ettiği konularında hiçkimse birşey söylemiyor ve yazmıyor.

Biz, "Lübnan’a barış gelsin de ne olursa olsun" diyerek 1860’ta kendi valimizi bile idam etmiştik ama Avrupa ülkeleri "insani yardım" bahanesiyle o zaman da Beyrut’a donanmalarını gönderip asker çıkartmışlardı.

TÜRKİYE, günlerden buyana cumhurbaşkanından sıradan vatandaşına kadar Lübnan’a asker gönderilip gönderilmemesi meselesini tartışıyor. Meclis önümüzdeki Salı günü olağanüstü toplanacak ve Lübnan’a asker yollanması konusu o gün karara bağlanacak.

Bütün bu tartışmalar sırasında Hizbullah ile siláhlı çatışmaya girme ihtimalinden süngü savaşına, insani yardım kavramından çevremizdeki olaylara seyirci kalıp kalmamaya ve hattá Lübnanlı Ermeniler’in tavrına kadar hemen her türlü alanda fikir yürütüldü. Ama çok önemli başka konularda, meselá Lübnan’ın imparatorluğumuzun parçası olduğu dönemlerde başımıza neler geldiği ve "Türk" kavramının Lübnanlılar için neler ifade ettiği hususlarında hiçkimse birşey söylemedi ve yazmadı.

İşte, asker göndermeye son derece hevesli olduğumuz halde bu konularda sessiz kaldığımızı görünce, son 150 senelik Lübnan maceramızı özetleyeyim dedim.

Lübnan, Osmanlı topraklarına 1516 Ekim’inde katıldı. Bugün várolan Şii nüfus eski devirlerde hemen hemen yok gibiydi ve halkın çoğunluğunu 19. yüzyıla kadar Dürziler ile "Maruni" denilen Hristiyanlar teşkil ediyordu. İmparatorluk, Lübnan’a asırlar boyunca valiler ve kaymakamlar göndermiş ama bölgeyi geçmişi tááá Haçlı Seferleri’nin yaşandığı döneme uzanan bir sistemle, "Lübnan emiri" ünvanı verilen Dürzi derebeyler vasıtasıyla idare etmişti.

Dürzi ve Maruni toplumlar arasında çatışmalar bitmek bilmiyordu. Bu çatışmaların yanısıra beylerin de zaman zaman ayaklanması devletin başına büyük meseleler açtı ama Lübnan’da 19. yüzyılın ilk çeyreğine kadar uluslararası boyutta çok önemli bir olay yaşanmadı.

185 İDAM KARARI

Asıl önemli hadiseler 1840’lardan itibaren vergi tahsili yüzünden çıktı ve 1858 ile 1860 yılları arasında meydana gelen Dürzi-Maruni mücadelesi sırasında binlerce kişi hayatını kaybetti. Derken olaylar Şam’a da sıçradı ve oralarda da çok sayıda kişi hayatından oldu.

Lübnan’da toplumlar arasında kalıcı bir barış tesis etmenin sadece güç kullanarak mümkün olabileceğine inanan İstanbul, Tanzimat döneminin meşhur devlet adamlarından olan zamanın Hariciye Nazırı yani Dışişleri Bakanı Keçecizáde Fuad Paşa’yı tam yetkiyle bölgeye gönderdi. Paşa, Avrupa’nın Lübnan’da olup bitenlere karışmak üzere olduğunun farkındaydı ve müdahaleyi önleyebilmek için gayet sert tedbirlere başvurdu. Müslümanlar’ın zarar gören Hristiyanlar’a toplam 75 milyon kuruş tazminat ödemesini sağladı ve olaylara katılanları iki ayrı askeri mahkemeye sevketti. Mahkemeler, sadece birkaç gün devam eden yargılamadan sonra 185 kişinin idamına karar verdiler.

Ama kararda bir tuhaflık vardı, zira idama mahkûm olanların başında Şam Valisi Maraşal Ahmed Paşa geliyordu. Ahmed Paşa, kararın açıklanmasından sonra "Devletin dertleri benimle sona erecekse, kanım helál olsun" diyecek, kendisini kurşuna dizecek olan idam mangasına da ateş emrini bizzat verecekti.

İşte biz, Lübnan’da huzuru sağlayabilmek maksadıyla kendi maraşalimizi bile idam etmekten çekinmemiştik.

Avrupa’nın zengin bir memleket olan Lübnan’da hákimiyet kurabilmek maksadıyla günümüze kadar devam eden müdahaleleri de tam o dönemde başladı. İngiltere Dürziler’i, Fransa ise başta Maruniler olmak üzere diğer Hristiyan grupları "himaye" bahanesiyle seneler öncesinden zaten siláhlandırmıştı ve Bábıáli’ye "Lübnan’a ortak müdahale" teklif ettiler.

Türkiye, o yılların "hasta adamı" idi, talepleri kabulden başka zaten çaresi yoktu ve 5 Eylül 1860’ta Paris’te imzaladığımız bir protokolle Lübnan’a "Avrupa askeri gücü" gönderilmesini kabul ettik! Birkaç hafta sonra, beş İngiliz, beş Fransız, iki Rus ve bir de Avusturya savaş gemisi Lübnan sahillerindeydi. İşin tuhaf tarafı, Paris Protokolü’ne taraf olmayan İspanya ile Yunanistan’ın da yağmadan pay kapmaya çalışmaları ve "insani yardım" bahanesiyle Lübnan’a savaş gemilerini göndermeleriydi.

Babıáli ise, Fuad Paşa’nın olayları yatıştırmış olmasına rağmen Paris’in bitmeyen baskılara dayanamadı ve Fransa "barışı sağlama" bahanesiyle 1860 Eylül’ünde Beyrut’a 6 bin asker çıkarttı. Bu, batılı devletlerin Lübnan’a yaptıkları askeri müdahaleler tarihinin başlangıcıydı.

Avrupa bu kadarla da yetinmedi ve Lübnan’a bir de "siyasi komisyon" gönderdi ve komisyon, Bábıáli’ye birkaç ay sonra raporla ültimatom arasında bir belge verip Lübnan’ın yönetim, hukuk ve ekonomik bakımlardan özerk olmasını istedi. Biz yine çaresizdik ve 1861’in 9 Haziran’ında imzaladığımız ve tarihlere "Beyoğlu Protokolü" adıyla geçen belge ile, Lübnan’da káğıt üzerinde bize bağlı ama içişlerinde tamamen serbest bir yönetim kurulmasını kabul ettik. Lübnan’ı artık Hristiyan bir "mutasarrıf" yani valiyle kaymakam arasındaki bir yönetici idare edecek, bu mutasarrıf Lübnanlı olmayacak, tayini Avrupa’nın kabulünden sonra geçerli sayılacak ve Avrupa’nın himayesi altında bulunacak ve bölge herşeyiyle özerk olacaktı.

ÇOK ACI HATIRALAR

Suriye ile Lübnan’ın Birinci Dünya Savaşı sonrasında Fransız hákimiyetine girmesinin temeli, işte bu Beyoğlu Protokolü’dür.

Lübnan, Birinci Dünya Savaşı’na kadar bu şekilde idare edildi ve Avrupa en ufak bir bahaneyi bile bölgeye müdahale vasıtası olarak kullandı. Biz, Beyoğlu Protokolü’nü ancak Birinci Dünya Savaşı’na girmemizden bir yıl sonra, 11 Temmuz 1915’te iptal ettik ve Lübnan’a 1861 öncesinde olduğu gibi yine Müslüman idareciler gönderdik. Ama, İttihad ve Terakki Partisi’nin liderlerinden Cemal Paşa’nın Lübnan’daki bir uygulaması, Arap dünyasının hafızasında bugüne kadar silinmeyen son derece acı izler bıraktı. Paşa, Beyrut’a yarım saat mesafedeki Áliye kasabasında kurduğu askeri mahkemenin kararıyla, 1915 Ağustos’u ile 1916 Mayıs’ında Arap dünyasının önde gelen siyasetçileriyle entellektüellerinden 21 kişiyi Şam’da idam ettirdi. Cemal Paşa bu idamlardan sonra Arap dünyasında "seffáh" yani "kan dökücü" diye anılmaya başlayacak, idamların acı hatırasını her zaman canlı tutmak maksadıyla Şam’da ve Beyrut’ta anıtlar dikilecek, Lübnan ve Suriye, 1918 sonbaharında da elimizden çıkacaktı.

Lübnanlılar, bugün "Osmanlı" yahut "Türk yönetimi" dendiği anda herşeyden önce, Áliye Divanıharbi’nin kararlarını, yani bu idamları hatırlarlar.

Biz, şimdi asker göndermeye pek hevesli olduğumuz Lübnan’dan işte bu hatıralarla ayrıldık.
__________________
"CIKARSA TEZKERE BILAL GITSIN ASKERE"
"CIKAR CIKMAZ TEZKERE BILAL GITTI ASKERE"05.09.06
"SEHIT DÜSTÜ BILAL"

Konu ABCDE tarafından (04.09.2006 Saat 01:46 ) değiştirilmiştir..
ABCDE isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 03.09.2006, 18:14
Ali Dibo

 
ABCDE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 09.08.2006
Mesajlar: 170
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Exclamation

Büyük devlet...

Yıllardan, 76...
Aylardan, şubat...
Türkiye'nin Beyrut Büyükelçiliği Başkatibi Oktar Cirit, Hamra Caddesi'nde bir kafede çayını içiyor, gazetesini okuyordu...
Ermeni terörist, sinsice yaklaştı.
Art arda bastı tetiğe... Şarjörünü boşalttı diplomatımızın iman tahtasına...
Bir şehit daha vermişti Türkiye.




Yakalandı mı bu tetikçi?
Yakalanmadı.




Aynı Lübnan'da...
THY büromuz bombalandı mı?
Bombalandı.
Turizm büromuz bombalandı mı?
Bombalandı.
Büyükelçiliğimiz tarandı mı?
Tarandı.
Büyükelçiliğimize füze fırlatıldı mı?
Fırlatıldı.
Türk Büyükelçiliği'nin Askeri Ataşesi ile İdari Ataşesi'nin otomobilleri havaya uçuruldu mu?
Uçuruldu.




PKK'nın olduğu gibi, Asala'nın da yuvası mıydı bu Lübnan?
Yuvasıydı.




Türkiye'nin Paris Başkonsolosluğu'nu silahlarla işgal edip, 56 Türk'ü rehin alan, Konsolos Kaya İnal'ı ağır şekilde yaralayan, güvenlik görevlimiz Cemal Özen'i şehit eden 4 terörist, Lübnanlı mıydı?
Lübnanlı'ydı.
İstanbul'da Topkapı Sarayı'nı otomobilin bagajına yerleştirdikleri bombayla havaya uçurmayı planlarken, erken patlaması sonucu ölen 2 terörist, Lübnanlı mıydı?
Lübnanlı'ydı.




Asala, ilk radyo yayınını nerede başlattı?
Beyrut'ta.




Beyrut'taki bu radyodan yayınlanan Asala bildirisinde, Türkiye'ye sefer yapan bütün uluslararası hava yollarının "hedef alınacağı" açıklandı mı?
Açıklandı.




Bu Lübnan, Lübnan kaynaklı bu vahşete rağmen, sözde Ermeni soykırımını tanıdı mı?
Tanıdı.
Bizi "bebek katili" ilan etti mi?
Etti.




Bu Lübnan'da Ermeni nüfus var mı?
Var.
Ermeni Partisi var mı?
Var.
Ermeni Bakan var mı?
Var.




Peki, bu Lübnan'ı "korumaya" gidecek olan BM Gücü'nde Ermenistan var mı?
Yok.
Kim var en önde?
Biz.




Bitmedi...
Bu Lübnan, soykırımı tanıyıp, bizi ne zaman bebek katili ilan etti?
2000'de.
Lübnan Parlamentosu'nun bizi bebek katili ilan eden kararından 3 ay sonra yapılan seçimde, kim başbakan seçildi?
Hariri.
Değiştirdi mi bu kararı?
Değiştirmedi.
Yani, bir anlamda, o da onayladı mı, bizim bebek katili olduğumuzu?
Onayladı.
Biz ne yaptık bunun karşılığında?
Türk Telekom'u ona verdik.




E aferin.




Salı günü oylama var bizim Meclis'te...
Haydi bütün eller havaya.
__________________
"CIKARSA TEZKERE BILAL GITSIN ASKERE"
"CIKAR CIKMAZ TEZKERE BILAL GITTI ASKERE"05.09.06
"SEHIT DÜSTÜ BILAL"
ABCDE isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #3
Alt 03.09.2006, 18:20
Ali Dibo

 
ABCDE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 09.08.2006
Mesajlar: 170
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
insallah cidde olarak okuyan olur,zannetmem ama.
__________________
"CIKARSA TEZKERE BILAL GITSIN ASKERE"
"CIKAR CIKMAZ TEZKERE BILAL GITTI ASKERE"05.09.06
"SEHIT DÜSTÜ BILAL"
ABCDE isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #4
Alt 03.09.2006, 18:32

 
zuğaşi berepe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 09.08.2006
Mesajlar: 413
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
dimi.burda senden başka ciddi insan yok zaten.
__________________
SURDA BİR GEGİK AÇTIK MUKADDES Mİ MUKADDES;
EY KAHPE RÜZGAR ARTIK NE YANDAN ESERSEN ES...
N.F.K.
zuğaşi berepe isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #5
Alt 03.09.2006, 22:16
Ali Dibo

 
ABCDE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 09.08.2006
Mesajlar: 170
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız zuğaşi berepe
dimi.burda senden başka ciddi insan yok zaten.
AMACIN NE intikam mi almak?
ayri bir baslik altinda tartisabiliriz yorum yazmak istersen elbette bu konu hakkinda yazarsan seviniriz.
chat sohbetine cevirme LTF bu basligi.ayni chat yazilari gibi EDENCITY denen yer var orda bosaltirsin kentini.görüyorsun ki konu acilmis yorum yazilsa daha faydali olur veya olmaz düsüncesindeyim.ne dersin?
__________________
"CIKARSA TEZKERE BILAL GITSIN ASKERE"
"CIKAR CIKMAZ TEZKERE BILAL GITTI ASKERE"05.09.06
"SEHIT DÜSTÜ BILAL"
ABCDE isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #6
Alt 04.09.2006, 16:21

 
hesabısorulacak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 11.08.2006
Mesajlar: 139
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
SLM.

Yahuuuuuu

ABCDE

Sen neymişsin be .........

Hani vardı yaa bir zamanlar

Bak yerin kulağı var.

Pişmiş aşa su katma

Dostların dostu sana küser bak

Demedi deme

Onlar geçmişte kaldı insanlar dost oldular hemde grup halinde.

Dostlar grubuna zarar veriyorsun alooooo.

Seni dyacaklar

Bangır bangır bağırma.

Azcık küçük harflerle yaz ve konuş

ALLAH feraset versin

Hayır olur MÜSLÜMAN lar için İNŞAALLAH

Birleşmelerine vesile olur İNŞAALLAH.

Sizin şer bildikleriniz bir hayr, hayr olarak bildiklerinizde şer vardır.

MÜSLÜMAN ların hayr - ına olur diyelim İNŞAALLAH
hesabısorulacak isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #7
Alt 04.09.2006, 17:13
Ali Dibo

 
ABCDE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 09.08.2006
Mesajlar: 170
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
bu yaziyi SILIYORUM, kirici olmak istemem.
__________________
"CIKARSA TEZKERE BILAL GITSIN ASKERE"
"CIKAR CIKMAZ TEZKERE BILAL GITTI ASKERE"05.09.06
"SEHIT DÜSTÜ BILAL"

Konu ABCDE tarafından (05.09.2006 Saat 09:38 ) değiştirilmiştir..
ABCDE isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
büyük adamların sabrıda büyük NHAND Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 2 18.03.2008 19:07
büyük lokma ye ama büyük söz söyleme:)) enes82 Muhabbet Olsun 0 08.12.2006 01:12
devlet µmmed Anketleriniz 10 13.11.2005 02:45
Devlet reisi msabri Özgün Yazılarınız 0 15.01.2005 06:30


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:42 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51