İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
Kayıt ol
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler

  #1
Alt 20.12.2006, 14:07

 
salihbey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.11.2006
Mesajlar: 326
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Linç ve recm...



LİNÇ VE RECM
Selim Gürselgil

Yıllardır siyasî ve içtimaî olayların içinde sayılırız; gerek “müşahid”, gerek “iştirakçi” sıfatıyla... Bu tecrübeden edindiğimiz kanaat o ki, bu ülkede “yönetenler” ve “yönetilenler” sanki iki ayrı millet, birbirinin dilini anlamayan, bibirinin ruhunu tanımayan, birbirinin tavırlarından hoşlanmayan... Bazen Güney Afrika Cumhuriyeti’nde falan yaşadığımızı düşünüyoruz; yönetenler “Hollandalı” ve “İngiliz” beyaz adam, yönetilenler siyahî yerliler... Nelson Mandela’nın başlarına geçebilmek için 30 yıla yakın hapis yattığı “işgalciler”... Veya bu topraklar üstünde 2000 sene geriye dönmüşüz de, biz bu yerde yaşayan bilmem hangi soydan yerlilermişiz, kendi kendimizi yönetemezmişiz, Romalı generaller gelmiş bizi yönetmeye...
Tabiî açıklamalıyız: “Yönetenler” derken, kendini flâş bir partiden meclis çatısı altına atmış ve bu keyf içinde çiğ köfte yuğuran sayın Maraş milletvekilini kasdetmiyoruz... O işin hikâye geçmiş zamanında kalıyor daha çok... Ama onunla aynı köyden çıkıp büyük hastahanelerden birinde başhekim olmuş veya bir televizyon dizisinde rol almış olan biri, artık çiğ köftenin kokusundan hazzetmez hâle gelip, kendini mayonezli-ketçaplı Batı tarzı yemek alışkanlığına ittiği için, bizim “yöneten” tarifimize girer... Daha enfes bir misâl, bir “medya karteli”nde yahut benzeri bir “holding”de görev alanlardır; onlar da, zaten 1değişik” değilseler, hemen içinde bulundukları ortama uyup değişiverir, Hollandalı veya Romalı oluverirler...
Ülkede bir ânda furya hâlinde sökün eden “sapıklık” olayları, sözünü ettiğimiz kanaatimizi daha da pekiştirdi. 17 aylık dünyadan habersiz yavrucağa İzmir’de tecavüz edildi; işitenlerin kanı dondu. Bunun ardından, İstanbul’da ve Anadolu’da birçok sapıklık hadisesi yaşandı, bunların bir kısmı “medya”ya bile intikâl etmedi. Derken Şırnak hadiseleri... 4-5 yaşlarında 4-5 kız çocuğuna tecavüz ve tacizde bulunan sapığı linç etmek isteyen halk ayaklandı, polisle çatıştı, şehirde büyük infial yaşandı ve halktan bir kişi (daha) öldürüldü. Olayların arkasından, ATV’nin “Linç Olaylarının Arkası Provakasyon Çıktı” şeklindeki “yöneten tarzı” haberini seyrederken, annem de yanımdaydı; hadiseden o kadar öfkelendi ki, şöyle demekten kendini alamadı:
- Bırakacaklar halka, bak nasıl cezasını veriyor. Yok hapismiş, yok mahkemeymiş...
Annem ev hanımıdır ve ev hanımlarının çoğu gibi vaktinin çoğu televizyon başında geçer. Ama televizyonda verilmeye çalışılan “yöneten mantığı”ndan, hemen hemen bütün anneler gibi, bu derece az nasibini alması, Allah’ın bir mucizesi olsa gerektir. Annem Şırnaklı gözü yaşlı anaları şahsen tanımaz, belki pzarda karşılaşsalar hoşlanmaz da; her gün televizyon seyrede, ama Şırnak olaylarının arkasında “provakasyon” olabileceğine onu televizyon bile inandıramaz... Velev ki öyle, diyelim ki “provakasyon”, pekâlâ “halk çapında” o kalabalığın hareketinde hiç mi haklı taraf yok?.. Birisi, kim olduğu mühim değil, geliyor aynı şenî fiili sizin 2-3 yaşındaki çocuğunuza yapıyor, onu savcılığa mı şikayet edersiniz?
Yönetenler, yönetilenlerden bunu istiyor: “Savcıya suç duyurusunda bulunun, tutuklansın, sabıkası yoksa 8-10 sene yatıp çıkar, şansı varsa Rahşan annesi elinden tutup çıkarır, çağdaş ülkelerde böyle oluyor.”
Allahaşkına, bunun mantığı var mı? İnsanlıktan çıkmış mahluk, 17 aylık bebenin bütün bir hayatını karartacak, öbürü 3-5 tazecik çocuğun istikbalini yok edecek ve o masumların yakınları, bu mahlukları kendi borcunu ödeyemeyen adamla aynı koğuşta yatırması için “savcı”ya verecekler... İnsan fıtratına uygun bir yeri var mı bunun?
Eğer olsaydı, Şırnak’tan Edirne’ye, Çanakkale’den Kars’a kadar bütün bir “yönetilen milleti”, bunu böyle yapar, “linç” denen girişimde bulunmazdı; onun cezasının yalnız ve ancak bu yolla verilebileceğini düşünmez ve bu görevi yerine getirebilmek adına bir daha, bir daha can vermeyi göze almazdı. Ve eğer “yöneten”, aynı milletten olmasaydı, halkın bu sağduyusunu hiçe saymaz, onun talebini anlar, ciddi ciddi düşünür, bu ülkede “suç ve ceza” tarifini yeniden yapmak gerektiğini kabul ederdi.
Evet, dilimiz sürçmedi; pankart asmaya 12 yıl 6 ay veren ceza kanunumuz, 17 aylık bebenin ırzına geçmeye, eğer sapığın sabıkası yoksa, işin içinde çeşitli “hafifletici nedenler” bulunursa, hakime ve savcıya para yedirirse, o kadar vermeyebilir... Halk bunu bildiği için veya bundan şüphelendiği için “linç” müessesesine başvuruyor. Yöneten, eğer ayrı milletten olmasaydı, bunu böyle düşünmez miydi, “provokasyon” mu derdi?
“Linç”, kelime olarak Batı’dan gelmiş olmakla birlikte, bu topraklarda çok eski ve köklü bir tarihi vardır. Öyle suçlar vardır ki, ona ne ceza verileceği kanuna sorulmaz; bu suçların ne olduğunu halk sağduyusuyla bilir ve gereğini hep birden yerine getirir. Burada linç, mevcud kanunun acziyetine karşı kendiliğinden ortaya çıkmış bir müessese olarak, halkın sağduyusuna karşılık gelir. Eğer halk, sahici bir kanun karşısında olsaydı, sözünü ettiğimiz türden halkta infial uyandıran sapıklıklara verilecek cezanın “recm” olduğunu bilir ve o takdirde “linç”e kalkışmayabilirdi; çünkü kanunda “recm” olsaydı, halk linç yoluyla yapmak istediğini, kanun gözetiminde yapar, hem yöneten, hem yönetilen tatmin olurdu.
Şeriatın “recm” müessisesi, çağdaş hukukçular tarafından çok kötülenmiştir. Halbuki halk, Edirne’den Ardahan’a kadar hiç de onlar gibi düşünmüyor. Düşünmediği için de, hem çağdaş hukukçuların çağdaş hukukunu, hem de bizzat o hukukun mamulü olan bu türlü sapıkları “linç” etmek istiyor.
600 senelik Osmanlı devletinde, bizde birkaç günde meydana gelen bu iğrenç olayların benzerine rastlamak şöyle dursun, “recm” müessesesinin bile sadece birkaç defa uygulandığı söylenmiştir. Demek ki “recm”in sadece “linç”e değil, “linçin mevzuu”na karşı da önleyici tedbir olan bir makamı var. Sanıldığı veya öyle gösterilmeye çalışıldığı gibi, her önüne gelene recm uygulanmaz veya kolu kesilmez şeriatte; o iş bir kere yapılır ve bundan sonra, 600 sene boyunca, mevzuu bile olmaz!
Şeriatin üstünlüğünü gösterdi bize bu olaylar; “çağdaş hukuk” nesnesinin sefaletini!..
10 Aralık 2006
salihbey isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
zinanın yasaklığı ve cezası recm Muttaki Anketleriniz 4 01.12.2007 11:33
Recm ve nesh elmnightmare Dini Bilgi ve Eğitim 24 25.07.2007 22:15
MHP'ye Para Vermedi Linç Edildi elmnightmare Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 36 15.07.2007 11:41
Bir Cinayet, Bir Linc, Bir Tarikat, Bir Örgüt Morpheus Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 2 16.10.2006 00:05
Nijerya Recm ile sallaniyor µmmed Dini Bilgi ve Eğitim 8 19.09.2002 21:09


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:36 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51