Üyelik tarihi: 23.02.2007 Teşekkür etti: 0
23 Teşekkür 20 Mesaja aldı
| Çok sayıda resmi ve sivil polis ekipleri canlı yayının yapıldığı TGRT binası çevresinde yoğun güvenlik tedbirleri aldı. Büyük buluşmayı izlemek üzere çok sayıda gazeteci TGRT binası önünde konuşlandı. TGRT binasına ilk gelen isim gazeteci Emin Çölaşan oldu. Polis eskortuyla yayın binasına gelen Çölaşan gazetecilerin sorusu üzerine, "Bu gece benim gazeteciliğimi sona erdirecekmiş, ona geldim. Bu gece benim son gecem, göreceğiz bakalım" şeklinde espri yaptı. Başkan Gökçek ise yayın öncesi gazetecilere poz verdikten sonra, "Çölaşan benimle ikinci kez televizyona çıkıyor. Yüz kere davet ettim, artık mecbur kaldı. Ankara'yı bu saatlerde hiç bu kadar sakin görmemiştim. Herhalde iyi bir maç olacak ama boks maçı değil. Beş bavul dolusu belge getirdim" diye konuştu.
Yayına başında program sunucularından Nuri Elibol, Çölaşan ve Gökçek'e, "Her iki konuğumuza da süre konusunda adil olacağız.Aynı anda konuşmayın çünkü anlaşılmıyor" uyarısında bulundu.
İlk sözü alan Emin Çölaşan, öncelikle Başkan Melih Gökçek’in kendisine gönderdiği mailleri okudu. Çölaşan, bir soru üzerine Gökçek’ten kazandığı tazminat parasını çalıştığı gazeteye vermediğini söyledi. Gökçek’e, kendisinin kazandığı tazminatları belediyeye verip vermediğini soran Çölaşan’a Başkan Gökçek, “Vermedim. Çocuklara top aldım ve Ankaralılara döner dağıttım” şeklinde cevap verdi. Kendisine gönderilen maillerde kullanılan ifadelerin çok çirkin olduğunu ifade eden Çölaşan, gazetesine zaman tanıma konusunda ricacı olduğu iddiası ile Bekir Coşkun’un söylediğini iddia edilen isnatların asılsız olduğunu söyledi. Gökçek’in kendisine gönderdiği birçok e-postayı okuyan Çölaşan, maillerin bazılarında maaşının sorulduğunu, kendisine yurt dışından para gelip gelmediğinin sorulduğunu ve televizyon programı çağrısı yapıldığını söyledi.
9 MİLYON DOLARIM YOK
Başkan Gökçek’in geçen hafta TGRT HABER TV’de, kendisinin 9 milyon dolar serveti olduğunu iddia ettiğini belirten Çölaşan, duyumların, rivayetlerin, söylentilerin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanına yakışmadığını belirterek, “Eğer belgeniz varsa çıkar açıklarsınız” dedi. Çölaşan, kendisine yurt dışından herhangi bir havale gelmediğini, ancak kendisinin hesabı olan bir bankadan evinin yakınındaki bir başka bankaya 92 bin dolar transfer edilmesi için talimat verdiğini söyledi. Hesaplarıyla ilgili yayın yapan dergi hakkında dava açtığını belirten Çölaşan, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin konuyla ilgili yayın yasağı getirdiği için belge veremeyeceğini söyledi. Çölaşan şöyle devam etti: “276 bin dolar olduğu iddia ediliyor. Bu tamamen yanlış. Ben bir banka şubesinden bir başka banka şubesine kendi hesabımdan havale yaptım. Bunun da miktarı 92 bin dolardır. Olay budur. Bunun dışında belgesi olan varsa açıklasın. Benim 9 milyon dolar param olduğu iddia ediliyor. Benim böyle bir param yok. Bunu daha önce de yazdım.”
KENDİMİ İHBAR ETTİM
Çölaşan, Gökçek’in sorusu üzerine parasının daha az miktarda olduğunu söyledi. Kendisini maliyeye ihbar ettiğini belirten Çölaşan, “Biz yüksek maaşla çalışan insanlarız. Gazetemiz bizlere zaman zaman ödemeler yapar. Bunun bilgilerini gazetemden isteyebilirsiniz, buna izin veriyorum” dedi. Maliye ihbarından kendisine “Gizli” olarak gönderilen evrakta “incelenmenize gerek yok” yazısı geldiğini belirten Emin Çölaşan, “Konuyla ilgili yayın yasağını çiğneyemem” diyerek ilgili belgeleri Gökçek ve programcılara verdi. Gazetecilikte 30 yılını doldurduğunu ifade eden Çölaşan, “Hayatımda en ufak bir yasa dışılık, ahlak dışı gelir olsaydı beni çiğ çiğ yerlerdi. Ben bugüne kadar gazeteci kimliğimle bütün iktidarlarla kavga eden biri oldum. Yalakalık yapmadım. Benim siyase bir kimliğim yok. Beni bugüne kadar didik didik araştırdılar” şeklinde konuştu. Patronu Aydın Doğan’ın Uğur Dündar ile kendisini çağırarak, Çiller’in Başbakanlığı döneminde 500 milyon dolarlık iş kaybettiğini, dolaylı olarak Dündar ile kendisinin durdurulmasının istendiğini, ancak kabul etmediğini söylediğini söyledi. Bugüne kadar hep iktidarlarla kavgalı olduğunu belirten Çölaşan, kendisinin hep belgelerle konuştuğunu kaydetti.
57 DEFA MAHKUM OLDUN
Başkan Gökçek, Çölaşan’ın gönderdiği mailleri okuduğu için teşekkür ederek şöyle devam etti: “Ben 10 yılı aşkın süredir belki 50 defa kendisini TV’ye davet ettim. Ancak hep kaçtınız. Bana karşı 57 defa mahkum oldunuz. Eğer dünyanın başka yerinde birisi 57 kere mahkum olsa gazeteciliği bırakır” dedi. Çölaşan’ın iktidarlar hakkında yazmadık bir şey bırakmadığını belirten Gökçek, “Kaybettiği davaların parasını kendim veriyorum. 2 dava kaybettim ve parasını ben ödedim. Onun için de kazandıklarımı belediyeye veremem. Sizin kaybettiğiniz zaman parayı patronunuz Aydın Doğan veriyor, ancak siz kazandığınız tazminatı kurumunuza vermiyorsunuz.” Gazeteci Çölaşan, gazetecilerin dava kaybetmesi halinde bunun kurumu tarafından ödendiğini söyledi.
SERVETİNİ AÇIKLA
Çölaşan’ın herkese hesap sorduğunu ifade eden Gökçek, “Siz bu hakkı kendinizde görüyorsanız ben de size hesap sorarım. Siz kamu hizmeti yapıyorsanız ben de yapıyorum. Ben servetimi açıklıyorsam siz de açıklamalısınız” dedi. Kendisine ve aile fertlerine ait serveti açıklayan Gökçek, “İnsanlar servetini açıklamaktan korkmamalı” şeklinde konuştu. Çölaşan’ın köşe yazılarında kendisinden defaatle mal beyanını açıklamasını istediğini belirten Gökçek, Çölaşan’ın “Turgut nereden koşuyor” kitabında kendisinin mal beyanını açıklayabileceğini yazdığını belirterek, “niçin servetinizi açıklamıyorsunuz” diye sordu. Çölaşan bu soruya karşılık, servetini açıklamak zorunda olmadığını söyledi. Gökçek, Çölaşan’ın off-shore hesaplarını eleştirdiğini, ancak kedisinin de off-shore hesabı olduğunu söyledi. İstanbul Milletvekili Emin Şirin’in Çölaşan’ın bir yazısını baz alarak savcılığa suç duyurusunda bulunmasını manidar bulduğunu belirten Gökçek, bunun ne anlama geldiğini sordu. Çölaşan ise , Şirin’in kendi yazısını baz alarak ihbar kabul edilmesi ile ilgili olarak Emin Şirin ile hiç konuşmadığını söyledi.
SERVET TAKASI TEKLİFİ
Çölaşan’ın banka hesaplarıyla ilgili elinde belge olsa bile yasal olarak açıklayamayacağını belirten Başkan Gökçek, “Ancak ortada bir sürü söylenti dolanıyor. Siz bu konunun tarafısınız. Ben yasal olarak açıklayamam ancak siz kendi mal varlığınızı açıklayabilirsiniz” dedi. Gazeteci Çölaşan ve kendisinin mal varlıklarının araştırılması konusunda Nuri Elibol’un vekil tayin edilmesi ile ilgili mutabakat zaptı hazırlattığını belirterek bunu imzalayan Gökçek, belgeyi Çölaşan’a verdi. Bu teklifi kabul edilmeyen Gökçek, ikinci olarak Çölaşan’a servet takası yapmayı önerdi. Çölaşan’ın servetini açıklaması isteğini tekrarlayan Gökçek, Çölaşan’ın Başbakan Erdoğan ve bakanlardan bunu talep etmesini istedi.
Gökçek, Çölaşan’ın paradan 6 sıfır atılmasının mümkün olmadığı konusundaki makalesini okuyarak hükümetten özür dilemesini istedi. Bu konuda yanıldığını söyleyen Çölaşan yazdığı birçok yazıdan birinde hatalı olduğunu kabul ettiğini ve köşesinde bunu ifade ettiğini söyledi. Çölaşan servet takasına arabaları değişerek başlamayı önerdi. Gökçek, Çölaşan’ın köşe yazılarında herkesi tehdit ettiğini öne sürerek, bazı gazetecileri işten attırdığını ve bu kişilere basın toplantısı düzenleteceğini söyledi. Kimseyi işten attırmadığını, bu iddiaların doğru olmadığını söyleyen Çölaşan, “Bunu ispat edemezsiniz, çünkü böyle bir şey yok” dedi.
YAZILARA SANSÜR
Gökçek, Çölaşan’ın yazılarına sansür uygulanmasını kabul etmediğini ve bir gazetecinin bunu kabul edemeyeceğini yazdığını söyledi. Çölaşan bunun üzerine şöyle konuştu: “Muhabirin hazırladığı haberin kullanılması, kullanım şekline yazı işleri karar verir. Benim 1988 yılında hazırladığım bir yazı dizisi Sedat Simavi tarafından kırpılır. Bu normaldir. Ancak benim bir makelemden Mesut Yılmaz’la ilgili paragraf kesildi. Ertesi gün yazı yazmadım. Gazetem benden özür diledi. Bu daha sonra bir kez daha oldu, yine benden özür dilendi. Bunlar aile içinde olan bir olaydır” dedi. Çölaşan, “Ben buraya, Gökçek’in benim hakkımda gazeteciliği bıraktıracak belgeler ortaya koyacağı için geldim. Servetmiş, takasmış bunlar için gelmedim. Benimle ilgili belgeli bir suçlama bekledim. Yolsuzluk mu yaptım. Para karşılığı yazı mı yazdım?” diye konuştu. Kaybettiği davaların sebebinin Başkan Gökçek’in isminin yazma şekli olduğunu ve artık bu şekilde yazmadığını belirten Çölaşan, bu şekilde dava açılmasının doğru olmadığını söyledi. Gökçek’in, “bu şekilde yazmaktan neyi kastettiğini” sorması üzerine Çölaşan, “İbrahim Melih ismini (İ nokta Melih) şeklinde yazdığı için birçok davayı kaybettiğini söyledi. Gökçek bunun üzerine Çölaşan’ın bu şekildeki kastının ne ise bunu kendisine iade ettiğini söyledi.
Emin Çölaşan’ın 22 Nisan 1999 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde kendisi için yazı yazdığını ve yazıda, “Ankara’da yaşayan bir vatandaş olarak ben de aynı şeyi İ. Melih Gökçek’ten isteyeceğim. Bu şahsın devlete verdiği beyanı açıklaması yetmez. Devlete herkes hesap veriyor ama kapalı zarflar içerisinde bunun turşusu kuruluyor. Biz Ankaralılar olarak bunu ısrarla isteyeceğiz. Kaçanı takip edeceğiz” dediğini kaydeden Melih Gökçek, “Turgut Nereden Koşuyor” kitabının 151 ve 152. sayfasında da Emin Çölaşan’ın herkesi meal beyanı vermeye çağırdığını hatırlattı. Gökçek, Emin Çölaşan’ın, zengin olan herkesin ve devlet memurlarının mel beyanında bulunmasını istediğin hatırlattı. Bunun ilk uygulamasını da Turgut Özal’dan istendiğini hatırlatan Gökçek, kurulan şirketlerin, geçmiş yıllarda verilen vergilerin de açıklanmasını istediğini söyledi. Söz konusu yazı ya ve kitaba dayanarak, “Siz niye açıklamıyorsunuz, neden korkuyorsunuz. Bana bunun cevabını verin. Ben Hürriyet okuruyum. Benim verdiğim paradan maaşınızı alıyorsunuz. Çocuklardım, karım Hürriyet Gazetesi alıyor. Maaşınızı da, servetinizi de sorarım?” şeklindeki sözlerine karşılık Emin Çölaşan, “Avukatımın açtığı bir davayı okuyacağım” diyerek karşılık verdi. Çölaşan’a müdahale eden Gökçek, “Size taktik vermişler. Cevap vermiyorsunuz” dedi.
OFF SHORE HESABIN VAR MI
Emin Çölaşan’ın 4 Şubat 1998’de Hürriyet Gazetesi’nde Off Shore hesaplarına değindi ğini ve bu hesaplarda kimin kime ne kadar para verdiğinin bilinmediğini, buna da devlet bankalarının alet olduğunu iddia ettiği ve “şimdi özellikle büyük avanta ve rüşvet, bankalardaki off-shore hesaplarında yapılıyor. Paralar buralara yatırılıyor. Kimin kime para ödediğinin kanıtı yok, çizelgesi yok, dökümü yok!.. Ve bu rezalete alet olanlar arasında maalesef devlet bankaları da var! Onlar da off-shore hikâyesinin içindeler. Neresinden baksanız, devletimiz ve milletimiz güzel güzel soyuluyor” şeklinde yazı yazıldığını kaydeden Gökçek, Emin Çölaşan’a “Peki sizin off shore hesaplarınız oldu mu?” diye sordu. Bunun üzerine Emin Çölaşan “Oldu” şeklinde cevap verdi. Bunun üzerine tekrar söz alan Melih Gökçek, “Başkası parasını off Shore hesabına yatırırsa, “Kimin kime para ödediğinin kanıtı yok, çizelgesi yok, dökümü yok, diyorsunuz ama Emin Bey parasının yatırınca bu töhmetin içine girmiyor” diyerek karşılık verdi.
Melih Gökçek, İstanbul milletvekili Emin Şirin’in, dilekçesiyle İstanbul İkinci Ceza Mahkemesine açılan davadan bahsetti. Dava dilekçesinde, Emin Çölaşan’ın Hürriyet Gazetesi’nde 16.6.2006’da yazdığı yazıya atıfta bulunduğunu kaydeden Melih Gökçek, dilekçede, Maliye Bakanlığında bulunan değişik isimlere ait çeşitli hesaplara girildiğini dile getirdi. Bunun üzerin söz alan Emin Çölaşan, davanın kendisinin isteğiyle açıldığını kaydetti. Çölaşan, “Emin Şirin, savcılığa dilekçe vermiş olabilir. Davayı biz açtık. Savcılığa ben bizzat şikayette bulundum. Gülecek bir şey yok. Kendisi benim haberim olmadan, benim yazımı ihbar kabul edip, dilekçe vermiş olabilir. Emin Şirin’le görüşmüyorum. Benim Emin Şirin’le ne alaka olabilir” dedi. Bunun üzerine Gökçek, “Benim ağrıma giden şu. Hem Emin Şirin Bey’e, vurguncu, dolandırıcı, komisyoncu diyeceksin, hem de Emin Şirin Bey senin adına dava dilekçesi verecek” şeklinde konuştu. Emin Çölaşan da buna karşılık, “Böyle tuhaf saçma belgelerle karşıma çıkmışsın. Emin Şirin, benim yazımı ihbar kabul edip, savcılığa dilekçe vermiş” dedi. Gökçek de, “Senin, vurguncu, dolandırıcı, komisyoncu dediğin kişi niye böyle bir şey yapsın. Ne anlama geliyor bu. Bir yandan bu adama bu sözleri söyleyeceksiniz, bir yandan da bunu isteyeceksiniz” diyerek karşılık verdi.
MAL BEYANINI AÇIKLAYAMAZ
Emin Çölaşan’ın kendisinden belgelerle konuşmasını istediğini ancak belgelerle dahi olsa, Emin Çölaşan’ın mal beyanını açıklayamayacağını kaydeden Gökçek, “TCK 239. madde; sıfat veya görevi, meslek veya sanatı gereği vakıf olduğu ticari sır, bankacıl ık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilere veren veya ifşa eden kişi, şikayet üzerine, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır” diyor. Elimde bir belge olursa ve bu belgeyi açıklarsam 1 seneden aşağı olmadan ceza alırım ve yayın yoluyla bu suçu işlediğim için yüzde 50 artan ceza alırım. Elimde belge olsa bile açıklayamam” dedi. Ayrıca Emin Çölaşan’a bir teklifte bulunan Gökçek, taahhütname imzalayarak, karşılıklı olarak, 1994 tarihinden bu yana kendileri ve eşlerine ait mal varlığının, para hareketlerinin, banka hesaplarındaki paraların ve off shore hesaplarının açıklanmasını ve bunun yayınlanmak üzere İhlas Ankara Medya Grup Başkanı Nuri Elibol’a verilmesini ve buna karşılık cezai işlem istenmemesinin taahhüt edilmesini istedi. Taahhütnameyi imzalayan Gökçek, bunu Çölaşan’a uzattı. Bunun üzerine Çölaşan, “Gösteri başladı. Böyle atraksiyonlarla. Bunu kabul etmiyorum” dedi.2 saat 45 dakika süren program yarın (30 Mart 2007) saat 19.30'da TGRT Haber Televizyonu'nda tekrar yayınlanacak.
NOTLAR
Çok sayıda resmi ve sivil polis ekibi, canlı yayının yapıldığı TGRT binası çevresinde yoğun güvenlik tedbirleri aldı. Büyük buluşmayı izlemek üzere çok sayıda gazeteci TGRT binası önünde konuşlandı. TGRT binasına ilk gelen isim gazeteci Emin Çölaşan oldu. Polis eskortuyla yayın binasına gelen Çölaşan gazetecilerin sorusu üzerine, "Bu gece benim gazeteciliğimi sona erdirecekmiş, ona geldim. Bu gece benim son gecem, göreceğiz bakalım" diye konuştu.
Başkan Gökçek ise, yayın öncesi gazetecilere poz verdikten sonra, "Çölaşan benimle ikinci kez televizyona çıkıyor. Yüz kere davet ettim, artık mecbur kaldı. Ankara'yı bu saatlerde hiç bu kadar sakin görmemiştim. Herhalde iyi bir maç olacak ama boks maçı değil. Beş bavul dolusu belge getirdim" dedi.
ÇIKIŞTA NELER DEDİLER
Gökçek ve Çölaşan, programın sona ermesinin ardından televizyon binası önünde açıklamalarda bulundu.
Gökçek, Çölaşan'ın servetini açıklayamadığını savunarak, bu saatten sonra Türkiye'de hiç kimseye 'sen yolsuzluk yaptın açıkla servetini' deme hakkına sahip olamayacağını söyledi.
Programda kendi servetini açıkladığını anlatan Gökçek, “Ben kendisine Türkiye çapında dersini verdim. Rahmetli Özal'ın, Türkeş'in ve partimin öcünü aldım. Kendi öcümü aldım. Buyursun bundan sonra da köşesinde yazsın. Bundan sonra da daha değişik şekilde mücadele ederiz” dedi.
Gökçek, bir gazetecinin, “gerginlik devam edecek mi?” sorusuna, “Bu ona bağlı doğrudan doğruya. Yazarsa biz de yazarız” yanıtını verdi.
Bir gazetecinin “dava açmayı düşünüyor musunuz?” sorusunu da Gökçek, “Ben dava açmayı düşünmüyorum. Dava açsam buradaki bazı tabirlerden bazı sonuçlar çıkabilir ama madem ki buraya geldik bu konuda dava açmayı düşünmüyorum. Ama kendisi açarsa, o zaman karşı dava açarım” diye cevapladı.
Gökçek, “Çölaşan'ın jübilesini yaptığını” iddia ederek, “Bundan sonra sokaktan geçerken herkes benim sözlerimi ona yansıtıyormuş gibi bakacak, öyle hissedecek. Rahat yürüyemeyecek. Artık bundan sonra onun yaşamının tadı kalmadı” dedi.
-ÇÖLAŞAN'IN KONUŞMASI-
Emin Çölaşan da programa “Gökçek'in kendisini istifa ettireceği için geldiğini” kaydederek, şunları söyledi:
“Öyle bir şey olmadı. Öyle belgeler açıklayacaktı ki bu gece ben gazeteciliğimi sona erdirmek zorunda kalacaktım. Fakat belge yok. Söylenti, dedikodu, rivayet, ona demişsin ki, o bana demiş ki... İsim ver. Yok. Dolayısıyla ben üzüldüm. Çünkü gazetecilikten istifa etmek için gelmiştim, edemedim.
Kendisi söylüyordu. Benim gazeteciliğimi bitirecekti. Ama ne yazık ki olmadı. Doğrusu o açıdan ben hayal kırıklığına uğramış durumdayım. Sözünün eri çıkmadı. Kalıbının adamı çıkmadı. Hadise budur benim açımdan.”
Çölaşan, alnının ak olduğunu kaydederek, “Beni bugüne kadar bütün iktidarlar izlemişler. Ben onlar hakkında nice yazılar yazmışım. Cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar beni bugüne kadar bin defa Melih Gökçek'e hiç gerek kalmadan lime lime ederlerdi. Perişan ederlerdi. Hiç olmadı böyle bir olay” dedi.
Çölaşan, bir gazetecinin “yeni bir dava bekliyor musunuz? sorusuna, “Biz gazeteciyiz. Hepimiz hakkında herkes dava açabilir. Bir gazeteciye dava açılması kadar doğal bir olay yoktur” yanıtını verdi. |