İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 17.05.2007, 03:06

 
Alperen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.01.2003
Mesajlar: 4.737
Teşekkür etti: 20
30 Teşekkür 20 Mesaja aldı
Şeriatla mücadelenin yolu

Engin Ardıç

Ankara sinemalarında şimdi yeni bir komedi filmi oynuyor...

Bilindiği gibi, Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı yapmamak için, muhtıraya benzememesine özen gösterilmiş bir muhtıra verildi (“muğlak” sözler edersin, ayrıca lafı somut bir merciye değil “ortaya” atarsın, anlayan anlar)... Diğer kanattan da, “ulema arasında ihtilaf mevzuu” olacağına hiç aldırmadan durduk yerde bir “367” icat edildi ve Anayasa Mahkemesi’ne gidildi... Anayasa Mahkemesi “367’yi” kabul etti.

Hasan Cemal’in deyimiyle “hukuk eğildi büküldü, hatta siyasete alet edildi”... (Başıma dert almamak için Hasan Cemal’den alıntı yaptım, şimşekleri o çeksin.)

Bu kararı alan ve Gül’e Çankaya yolunu kapayan Anayasa Mahkemesi ve onun başkanı Sayın Tülay Tuğcu, bürokrasi ve “bürokrat kuyrukçusu basın” çevrelerinde bir anda kahraman oldu! Şeriatçılara iyi bir ders verilmişti doğrusu... Akan sular da durmuştu, bu kararı artık hiçkimse tartışamazdı.

Ancak, Tülay Tuğcu bu olayın hemen arkasından olmayacak bir iş yaptı! Hükümet bu 367 olayının intikamını almak amacıyla gündeme birdenbire “anayasa değişikliğini” getirince, pişmiş aşa soğuk su kattı. Daha ayrıntılı söylersek, veto edileceği çok belli olan yeni anayasa değişikliklerini cumhurbaşkanının “referanduma götürmemesi gerektiğini” belirtti. Yani, “benden buraya kadar” tavrı koydu. Hukuku bundan fazla eğip bükmek olmazdı.

Yani yani, hükümetin meclisten geçirdiği paket yasaldı, hukuka uygundu, eğer meclis cumhurbaşkanını halkın seçmesine karar vermişse bu uygulanmalıydı. Çünkü artık bu sefer üç yüz altmış yedisi beş yüz altmış yedisi, herşeyi bir tamamdı, buna bile göz göre göre karşı çıkmak gülünç olacaktı.

Sayın Tuğcu’ya hemen “sen ne yapıyorsun” denildi.

Ne yani, ilk raundu kazandıktan sonra ikinci raundda bürokrasi hükümete teslim mi olacaktı? Operasyonun ikinci ayağında pes etmek var mıydı? Ne yani, Tülay Tuğcu hükümete arka mı çıkıyordu, bürokrasiye ihanet mi ediyordu? Tam yüzüp yüzüp de kuyruğuna gelmişken oyunbozanlık edilir miydi?

Sayın Sezer yeni değişiklikleri ne güzel veto edecek (on beş günlük sürenin dolmasını bekliyor ki iş iyice sürüncemede kalsın), ikinci kez veto hakkı bulunmadığı için de halkoyuna sunacak ve böylece zaman geçecek, iş yatacaktı...

Top usturuplu bir şekilde taca atılmış olacaktı! Hiçbir sorun çözülmeyecek, yalnızca çözülmüş gibi görünecekti ama zarar yoktu. Önemli olan zaman kazanmaktı, sonrası Allah kerimdi.

Emre Aköz’ün belirttiği gibi, temmuza kadar bürokrasinin çekeceği daha ne numaralar vardı...

Fakat Sayın Tuğcu işi bozunca birileri devreye girdi... Basından itrazlar yükseldi.

Sayın Tuğcu da geri basmak zorunda kaldı!

Hemen bir açıklama yaptı ve “sözlerinin yanlış anlaşıldığını” belirtti. Cumhurbaşkanı referanduma gidemez dememişti, “zorunlu değildir” demişti. “Uygun görürse” gidebilirdi. “Takdirine kalmış” bir şeydi. (Bu takdirin hangi yönde tecelli edeceğini görmemek için de eşek olmak gerekirdi tabii.)

Eh, bu durumda elbette referanduma gidilecek ve Deniz Baykal’ın uygun gördüğü şekilde, cumhurbaşkanlarını halka seçtirmek şimdilik önlenecekti. (Şu Baykal bir de seçimi kazansa ne güzel olacaktı ama kazanamıyordu ki bir türlü...)

Bu seçimi halka yaptırmak çok sakıncalıydı, çünkü cahil halk maazallah gider halktan birini seçiverirdi ha! Bunu söyleyen adamın genel başkanlığını ettiği partinin adı da “halk partisiydi”.

Fakat referandumda halk evet derse, yani cumhurbaşkanını ille doğrudan kendi seçmek isterse bu kez ne halt edilecekti, orası belli değildi. En iyisi yeni bir halk bulmak, seçimi onunla yapmaktı ama halk dediğin de gökten zembille inmiyordu ki...

Şimdi bir film daha var vizyona girmek için sırada bekleyen... Gelecek program!

Pat diye Kuzey Irak’a dalarız, hiçbir vatandaş ağzını açamayacağı gibi herkes de alkışlar, fakat durum “nazik” olacağı için olağanüstü hal ilan edilir, eh bu ortamda sağlıklı seçim yapılamayacağı için de seçimler ertelenir, “22 Temmuz badiresi” hayırlısıyla atlatılmış olur, bikinili vatandaş da o sıcakta deniz keyfinden kalmaz!... “Poposunu kaldırıp da sandık başına gelmeme” tehlikesi ortadan kalkar. Sonbahara Allah kerim.

Vallahi merakla bekliyoruz ha, hadi bakalım. Bürokrasi de bu kıyağımı unutmasın. Şeriatla mücadelenin yolunu gösterdim, para istemem.

__________________
YAPAMAZ ERTUĞRUL EVLADI SENSİZ,CAN VERİR CANANI VEREMEZ TÜRKLER
EBEDİ HADİM-ÜL HAREMEYNİNİZ,ÖLSEK DE RAVZANI RUHUMUZ BEKLER
Alperen isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 17.05.2007, 20:23

 
BeyzaNur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10.04.2003
Mesajlar: 122
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Alıntı: Mesajı yazan Arkadaşımız Alperen
Mesajı göster
Engin Ardıç





.........

Eh, bu durumda elbette referanduma gidilecek ve Deniz Baykal’ın uygun gördüğü şekilde, cumhurbaşkanlarını halka seçtirmek şimdilik önlenecekti. (Şu Baykal bir de seçimi kazansa ne güzel olacaktı ama kazanamıyordu ki bir türlü...)

Bu seçimi halka yaptırmak çok sakıncalıydı, çünkü cahil halk maazallah gider halktan birini seçiverirdi ha! Bunu söyleyen adamın genel başkanlığını ettiği partinin adı da “halk partisiydi”.

Fakat referandumda halk evet derse, yani cumhurbaşkanını ille doğrudan kendi seçmek isterse bu kez ne halt edilecekti, orası belli değildi. En iyisi yeni bir halk bulmak, seçimi onunla yapmaktı ama halk dediğin de gökten zembille inmiyordu ki...

Şimdi bir film daha var vizyona girmek için sırada bekleyen... Gelecek program!

Pat diye Kuzey Irak’a dalarız, hiçbir vatandaş ağzını açamayacağı gibi herkes de alkışlar, fakat durum “nazik” olacağı için olağanüstü hal ilan edilir, eh bu ortamda sağlıklı seçim yapılamayacağı için de seçimler ertelenir, “22 Temmuz badiresi” hayırlısıyla atlatılmış olur, bikinili vatandaş da o sıcakta deniz keyfinden kalmaz!... “Poposunu kaldırıp da sandık başına gelmeme” tehlikesi ortadan kalkar. Sonbahara Allah kerim.

Vallahi merakla bekliyoruz ha, hadi bakalım. Bürokrasi de bu kıyağımı unutmasın. Şeriatla mücadelenin yolunu gösterdim, para istemem.

Engin Ardicin yazisini keyif ile okudum, tebessüm etmemek elde degil dogrusu. Mevlam neylerse güzel eyler..

Baykal&Co
Dünya gülüyor hallerine, demokrasinin d'sini anlayamamis zavallilar..
InsaAllah en güzel tokati Temmuz ayinda onlara halk atacaktir..!
__________________
Yalancı dünyâya aldanma yâ hû,
Bu dernek dağılır dîvân eğlenmez.
İki kapılı bir virânedir bu,
Bunda konan göçer, konuk eğlenmez
BeyzaNur isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Nefisle mücadelenin Mükafatı (Kıssa) Mûnteha Dini Bilgi ve Eğitim 3 24.07.2008 00:29
Ask Yolu.... Dervisan_Esma Dini Bilgi ve Eğitim 0 22.11.2006 17:59
EBRAR Yolu-iyilikleri sevenlerin Yolu HACEGAN Dini Bilgi ve Eğitim 0 18.03.2006 04:30
AHYAR Yolu-hayirlilarin yolu HACEGAN Dini Bilgi ve Eğitim 0 18.03.2006 04:13
Hakikat Yolu kuzgun Özgün Yazılarınız 1 30.09.2005 16:37


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:04 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50