| Sabır acı, meyvesi tatlıdır.
Üyelik tarihi: 26.01.2003 Teşekkür etti: 323
298 Teşekkür 167 Mesaja aldı
| İki darbe bir savaş yenilgisinden beter 100 yıldır maruz kaldığımız darbeler sonucu, ne yazık ki ülkemiz bir sirk çadırına, demokrasimiz de izlemeye doyamadığımız bir sirk oyununa dönüştü. ‘El koyarak devleti kurtarma oyunu’ ilk 31 Mart’ta sahneye konuldu: Bir yanda darbeci İttihatçılar, karşılarında da muhalif olan herkes.. İttihatçı zihniyet siyasetin üzerine kara bir bulut gibi indiğinde, karşısındaki herkesi aynılaştırıyor. İttihatçıların gözünde, muhalif olanların aralarında hiç bir ayrım yok.. Oysa İttihatçılara “dindar” diyebileceğimiz bir grup da muhalif, Prens Sabahattin gibi liberaller de.. İttihatçılara karşı olmak Prens Sabahattin'e “mürteci” 100 yıldır İttihatçı zihniyet, Türkiye’de siyasete göz açtırmıyor. ‘Devlet elden gidiyor..’ sloganıyla ikide bir devlete el konuyor ve topluma ‘ya yanımdasın ya da düşmanımsın’ diyor. “Düşman” ilan ettikleri muhalif blok da kendi aralarında farklılıklarını konuşamaz olunca, gerçekte siyaset üretilemiyor. İnsanlar anlaşamadıkları noktaları konuşabilmeliler, birbirlerine itirazlarını yapabilmeliler. Toplum böyle kuşatılınca, ‘düşmanlık ve korku’ üzerinden siyaset yapılınca, tartışma ve konuşma zemini ortadan kalkıyor ve siyaset bitiyor. Siyaset bitince de devlet ile siyasal alanda bulunan herkesin arasında bir gerilim oluşuyor. Siyaset, devlet kurumlarına egemen İttihatçı zihniyetteki kadroların yanında yer almaya ve yer almamaya indirgeniyor. Bu gün de “korku” ve “düşmanlık” kavramları üzerinden üretilen bir dayatmayla karşı karşıyayız.İttihatçı zihniyeti taşıyanlar sürekli “devletin muhafazası” üzerinden düşünüyor, “devlet elden gidiyor” kaygısıyla siyasete göz açtırmıyor. Dünyaya demokrasi görüntüsü verilsin diye Türkiye’de sözde seçim yapılıyor. Gerçekteyse Türkiye’de sağ iktidarlar bir türlü ‘muktedir’ olamıyor: Türkiye’de önce İttihat Terakki Fırkası, sonra Cumhuriyet Halk Fırkası, günümüzde de Cumhuriyet Halk Partisi olarak tezahür eden zihniyet, devlet içindeki iktidarının bekası için her dönemde devletçi oluyor, ulusalcı oluyor, darbeci oluyor, muhaliflerini ‘mürteci’ suçlamasıyla manipüle ediyor ve partileri kapatabiliyor. 2007 seçimine katılan partiler arasında CHP en yaşlı olanı. Bir siyasi parti olmasına rağmen siyasi alanı tıkayan CHP, sürekli darbecilere zemin hazırlıyor, sonra da “ülke elden gidiyordu” diyor. Siyaset yapanlar gerçekten devleti tehdit mi ediyorlar Türkiye'de? İttihatçılardan tevarüs eden bu korku, cumhuriyetin kuruluşundan beri gündemde.. Korkudan üretilen siyaset, toplumu sürekli ikiye bölüyor: Sonsuza kadar CHP’ye yandaş olanlar ve sonsuza kadar düşman olanlar. Beş yıla baktığında AK Parti siyasetini devlet için tehdit olarak niteleyebilir misiniz?Hâlâ bu korkuyla AKP'ye yaklaşılmasını anlayabilmiş değilim. Eleştirilecek yanları elbette var ama yanlışları başka, tehdit olması başka bir şey. Bu tür yaklaşımların da etkisiyle Türkiye'de insanlar birey olmadan vatandaşlığa sıçradılar. Dönüp birey olmak istediklerinde de vatan haini durumuna düşüyorlar. CHP kerameti kendinden menkul bir parti halene geldi. CHP'ye hâlâ siyasi parti denebilir mi, şüpheliyim. Çünkü her siyasi parti muhtıra karşısında doğal olarak tepki verir. CHP muhtıralara tepki vermedi, vermiyor… CHP varlığını borçlu olduğu demokrasiye görünüşte taraf, oysa özde faşist bir parti.. Türkiye’de CHP bu şizofren siyaseti temsil ediyor. 27 Mayıs darbesini, 12 Mart, 12 Eylül, 28 şubat ve 27 Nisan darbelerini yapan cuntacılar nedense hep CHP zihniyeti taşıyorlar. Şizofren siyaseti savunan bu zihniyet, darbe yapan cuntacılarla kol kola devlet içindeki iktidarını sürdürüyor ve demokrasiyi, özgürlükleri, normalleşmeyi ve bütün farklılıkları koruyarak bir toplum inşa etme iradesini sürekli dinamitliyor. Geçmişte İttihatçı zihniyet Osmanlı’yı Birinci Dünya Savaşı’na sokarak yıkılmasına neden oldu.. Bugün de aynı zihniyet CHP’de yaşıyor ve Türkiye’nin başına sağnak halinde darbe yağıyor. Darbelerin Türkiye’ye verdiği sosyal, ekonomik ve siyasal zararlar ortada. Üniversitelerde darbelerin ülkemize verdiği zararlar ayrıntılarıyla hesaplanmalı. Kabaca hesaplamalar bile gösteriyor ki iki darbe bir savaş yenilgisinden beter. Türkiye’ye darbelerin verdiği zararı milletimiz ödüyor. Darbeciler Anayasal koruma altında, yargılanamıyor bile. Yakın siyasi tarihimize bir bakalım: Bir yanda CHP, darbeciler ve yandaşları, diğer yanda da darbe karşıtı oldukları için ‘düşman’ muamelesi gören, kapatılan, kırılıp dökülen partiler.. Darbeleri İttihatçı zihniyet, CHP zihniyeti üretiyor. Bu yüzden Türkiye’de gericilik, Milli Şef dönemine, İttihatçı iktidara özlemi ifade ediyor.. Her darbe, gericidir. Dolayısıyla Türkiye’nin varlığını öncelikle darbe felaketi tehdit ediyor. Siyasi alanı korumak, bütün partilerin görevidir. Bu onların demokratlıklarının ölçüsüdür. Partiler, içinde varlık gösterdikleri demokrasiyi savunmak zorundalar.. Siyasetin ivme kaybetmesi, sokaklarda artan ulusalcı ve militarist söylemler yarın için neyin habercisidir? Yıllardır “vesayet rejimidir” diye yazıp durduk. Son yıllarda yapılan yasal düzenlemelerle vesayet durumu değişiyor derken, bir gecede alt üst olduk, eskiye döndük.. Mustafa Yürekli
__________________ Herşeyin doğrusunu Allah bilir !!! İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var. |