Ferman FIRAT
Ta(m)bela Holdingler
Holdingimiz batmıştır. Lütfen bizi aramayın."
Holding Yönetim Kurulu Başkanı
Bir sabah kara haberle uyandılar. Kâbus sandılar. Fakat hayır, inanması güç olan her şey gerçekti.
Yine de bu kara haberin yalan ve maksatlı olması için içlerinden Allah'a yalvara yalvara bir koşu varıp dayandılar holding kapısına.
Ve yukarıdaki yazı ile karşılaştılar.
Kaynar kazanlar dökülmüştü başlarına... Yandılar, yandılar...
***
Fıkrayı bilirsiniz. Hoca komşusundan ödünç bir kazan almıştır. Kazanı iade ederken, "Komşu senin kazan doğurdu" der ve iki kazan birden verir. Bu işe pek akıl erdiremese de komşu sevinçten dört köşe olur. Gel zaman git zaman, Hoca yeniden kazan istediğinde komşudan, "Ne demek Hocam, lafı mı olur" der, hiç ikiletmez. Ama... Hoca bu, muzip ve hin... Kazanı geri vermez bu kez ve "Valla kusura bakma komşu, senin kazan öldü" der. Komşu şaşkındır; "Yapma, etme Hoca, kazan hiç ölür mü?" diye dövününce, Hoca cevabı yapıştırır: "Kazanın doğurduğuna inanıyorsun da, öldüğüne niye inanmıyorsun?"
"Anadolu aslanları" diye anılan pek çok holding kepenk indirirken, "Paraların üzerine bir bardak soğuk su için" diyor. Hoca Nasreddin'in torunları olduklarını başka nasıl ispatlayacaklar...
Kazanın doğurması güzel, ama ya ölmesi... Geride gözü yaşlı çok sayıda dul ve yetim bıraktıkları kesin.
Halbuki ne kadar güzel başlamıştı her şey. Ne ümitler bağlanmıştı bu holdinglere. Binlerce kişi istihdam edilecek, ihracata katkı sağlanacak, rekabet artacak ve ürün fiyatları düşecekti. Anadolu uyanıyordu... Daha doğrusu "Anadolu aslanları" kükrüyordu. Anadolu insanının makus talihi değişecekti. İnsanların çekirdek parası diye ayırdığı paralar holdinglerin elinde dev yatırımlara dönüşecekti.
Anadolu insanının kasasından, kesesinden, hatta çocuklarının nafakasından ayırarak
Allah rızası ve tabi helal ve bol kazanç için yatırdığı paraların yerinde yeller esiyor bugün. Bir kısmı daha gümlemedi, ama gümledi gümleyecek. Tabi tedbir alınmazsa...
"İstanbul yaklaşımı" ile hortumcu holdingleri kurtaran devletin, "Konya yaklaşımı" ile Anadolu sermayesini kurtarması için daha ne olması gerekiyor?
Yaklaşık 200'e yakın holdingin birçoğu iflas etti. Birçoğu da iflasın eşiğinde, can çekişiyor. Toplanan paraların akıbeti meçhul. Para akışının kesilmesi nedeniyle kimseye bir kuruş ödeme yapılmıyor. Kimi holding başkanları usulsüzlük iddiasıyla gözaltına alındı ve tutuklanarak cezaevine konuldu. Bazı holding başkanları hâlâ yargılanıyor. Devlet kayıtsızlığını sürdürür ve bu yara kangrene dönüşürse, besbelli ki iş mafyaya düşecek... Zira silahlı saldırıya uğrayan başkanların yanı sıra çocuğu kaçırılanlar bile var. Holdinglerin mağdur ettiği binlerce holdingzede ne yapacağını bilemez durumda... Yılların birikimi olan birkaç kuruşluk alın terinin buharlaşmasına mı yansın, sükutu hayale uğramasına mı, yoksa devletin yeşil sermaye düşmanlığına mı?
Ne kapılarını aşındıran holdinglerde ne de kapılarını aşındırdıkları devlette kendilerine muhatap bulabiliyorlar.
Velhasıl, tabela holdingleri, tam bela holdingleri...
Bir bardak soğuk su için!
Anadolu holdingleri ile ilgili uyarılar daha önceden yapılıyordu. Ama kimse aldırış etmiyordu. Kimse durumun vehametinin farkında ya değildi, ya da bu durumun şüyuu vukuundan beter olduğu için üç maymun oynanıyordu. Aylardır, hatta yıllardır ha patladı, ha patlayacak diye beklenen bombayı Endüstri Holding patlattı ve perde aralandı. Çıkan sonuç hiç de iç açıcı değil. Futboldan bilgisayara kadar 36 değişik şirkete sahip olan ve yaklaşık 10 bin ortağı bulunan Endüstri Holding iflasını duyurmuştu. İflas ettiğini açıklayan Konya merkezli Endüstri Holding yetkilisi, "Bu paraların üzerine bir bardak soğuk su için" demekte hiçbir beis görmemişti. Evet ama bu kadar basit miydi her şey?
Peki para toplamak için üyelerinize gönderdiğiniz mektupta, "Paranızı bize emanet edin, bizler emanete hıyanet etmeyiz, çünkü bizler emanetimizin yanında zayi olmayacağı an Allah'a inanıyoruz" dedikleri o yüce varlığın, "Bütün günahları affederim, ancak kul hakkını asla" vaadi ne olacak? Yarın Hakk'ın divanında nasıl hesap verecekler?
Söylene söylene dillere pelesenk edilen, "Müslüman kendisinden emin olunan kimsedir", "Münafığın alametleri üçtür. Bunlar; emanete hıyanet etmek..." hadisleri de mi bir anlam ifade etmiyor artık.
Sorular ve sorunlar
Peki nasıl bu duruma gelindi? Kabahati sahiplenen olmazmış... Ne ki, kabahatin büyüğünün bu şirket sorumlularında olduğu açık. Bu fevkalade nazik mevzuda çok daha hassas olunması gerekirdi. Belli bir hassasiyete sahip olanların ise, çok daha basiretli ve akıllı davranmaları elzemdi. Tamam kabahatin büyüğü bunların. Lakin devletin hiç mi kabahati yok
Allah aşkına? Yeşil sermayeye savaş açanlar şimdi zil takıp oynuyorlar (mı?)
Çok ortaklı şirketler hangi ortamda hayat buldu? Ne zaman kendilerini göstermeye başladılar? Hangi yollarla kaynak sağladılar? Nerelerde para topladılar? Paralarını aldıkları kişilere, neler vaat ettiler? Bu paralarla neler yaptılar? Har vurup harman mı savurdular, yoksa akılcı yatırımlarla ülke kalkınmasına katkıda mı bulundular? Bu şirketleri kuranlar birer hayal taciri mi, yoksa büyük başarılar peşinde koşan sıra dışı girişimciler mi? Kısacası art arda kurulan holdinglerle adeta holding tarlasına dönüşen münbit Anadolu toprakları nasıl oldu da bir holding mezarlığı oluverdi birden bire? Bazılarının saadet zinciri diye tanımladığı bu yapılar nasıl oldu da sefalet zincirine dönüştü? Büyük umutlarla kurulan bu çok ortaklı yapılar neden iflas ediyor? Yanlış neredeydi? İşte Anadolu holdinglerinin öyküsü…