İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 05.06.2007, 17:54

 
gençüsküdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07.05.2005
Mesajlar: 6.441
Teşekkür etti: 2
15 Teşekkür 9 Mesaja aldı
Konjonktür hazretleri

Konjonktür hazretleri
Selami Güdener / selamigudener@anadolugenclik.com.tr
İnsan, hayatı anlamak ister; niçin sorusu aklına adeta çengel atmıştır; bazen kuşkudur yüreğe oturan köz gibi, bazen meraktır içimize girmiş kurt gibi…
Hayatı anlamlandırma çabası da insana özgüdür. Adı ne olursa olsun, hiçbir hayvanın, hayata dair niçin sorusunu sorduğu ve hayata anlam katmak için en ufak bir çaba harcadığı görülmüş şey değildir.
Doğrusu, her birimizin hayatı anlamlı kıldığını söylemek mümkün değildir. Hatta, diğer mahlukat nasıl doğar, yaşar ve ölürse, tıpkı onlar gibi hayatı sorgulamadan ve anlamlı kılmadan yaşayan o kadar çok insan vardır ki!...

Oysa, hayatı anladığımız ve anlamlandırdığımız kadar insanız. Hayatı anlamadın mı? Niçin sorusu hâlâ cevap mı bekliyor? Hayata dair sır perdeleri aralanmadı mı gözünde? Dünyanın kendine ait bir sırrı olabileceği aklının ucuna bile gelmedi, öyle mi? Kimse, niçin sorusuna sahici bir cevap bulamadan; yani hayatı anlamadan, hayatı anlamlı kıldığını iddia edemez. Hatta insan olduğunu da... Yaşadığını söylüyorsa, o bile yalandır, yanlıştır.

Hayata anlam katan değerler vardır; Allah gibi, Peygamber gibi… Vatan gibi, bayrak gibi, namus gibi… Bunlar için yaşanır, bunlar için ölünür. Birileri değerlerimizi hafife mi alıyor ya da bizim kutsallarımızla mı oynuyor? Bunun için yaşadığımız gösterilmelidir. Ve bu işin o kadar kolay olmadığı… Meydan boş değil, denmelidir, lisan-ı hal ile…

Bunlar için ve bunlar içinde yaşanmalıdır. Elbette, bunlar için yaşamayan, bunlar için ölemez. Değerleri için -yeri geldiğinde- ölemeyenin bunlar için yaşadığını iddia etmesi de boştur; boş olduğu kadar abestir; abes olduğu kadar yalandır! Buna kim inanır!

Bazen "ölmeye, ölmeye…" diye tempo tutarız. Bu, değerler için ölmeye hazır olduğumuzu haykırmaktır. Kimi kandırıyoruz? Sahiden, o değerleri yaşamak için hiçbir şey yapmayanların, onlar için ölebileceklerine inanıyor musunuz?
Bazen de tersi geçerlidir; Allah der, Peygamber der, vatan der, millet der, yaşadığımızı; hayatımıza sahici bir anlam kattığımızı düşünürüz. Oysa biliriz ki, bu bir edebiyattır. Gerçi hoştur, güzeldir; hamasi nutuklarla duygularımız bahar selleri gibi kabarır, coşkunlaşır. Ama iş başkadır, edebiyat başka… "Vatan, millet, Sakarya…" ile ne vatan kurtuluyor, ne millet… Çünkü lafla peynir gemisi yürümüyor. Durumdan vazife çıkaracağına, senin de payına ufacık bir fedakarlık düştüğünde, ya araziye uyum sağlıyorsun, ya arazi oluyorsun.

Efendim, gemisini kurtaran kaptan! Hayır! Efendim her koyun kendi bacağından asılır! Hayır! Bana dokunmayan yılan bin yaşasın! Hayır! Salla başını, al maaşını! Hayır!

Her zaman suyun üstünde kalmayı başaranların, her zaman haklı ve her zaman güçlü ve aslında her zaman başarılı olmadıklarını ne zaman anlayacağız? Zaaf sayılması lazım gelen insana ait bencillikler, ne zamandan beri meziyet sayılmaktadır?

Hayatı bu tür küçük ve anlamsız bencilliklerle yaşamak, bizi insanlık skalasında üst sıralara taşımıyor; başka bir deyişle bizi yüceltmiyor, aksine küçültüyor. Menfaati ve küçük hesapları için yaşayanların, bir kısım ulvi değerler adına ölmesi, bunu göze alabilmesi mümkün değildir. Anlamlı hayatlar yaşamayanların, anlamlı bir ölüme sahip olmaları beklenemez. Ki, o kimseler ne muazzam hamasi nutuklar atmayı başarsalar da…
Çoğu zaman da, şartların arkasına saklanmayı yeğleriz. Konjonktür bizi çepeçevre kuşatmış ve duvarları arasına hapsetmiştir. Ya, "Bu çağda…" diye başlayan abuk subuk mazeretler üretiriz, ya konjonktür hep aleyhimizdedir; "Biz elimizden geleni yapıyoruz" deriz, oysa elimizden geleni yapmamız yetmez, -kaldı ki elimizden geleni yaptığımız da söylenemez- gerekli olanı yapmamız gerekmektedir. (Churchill) Konuşmamız gereken yerde susarız, -konuşmak gümüşse, sükut altındır- bir eylem ortaya koymamız gerekirken, cak, cak, cak çene yaparız, -hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa- inadına hayatta kalmamız lazımken, pisi pisine ölürüz, ölmemiz gereken yerde, hayatta kalmak için bin bir numara çeker, hayatta kalmak adına bin türlü takla atarız. Yapıp etmelerimizde bir türlü yerindelik ve zamanındalık yoktur. Kabahat ise hep konjonktürdedir.
Bir çokları konjonktür hazretleri müsaade ettiği kadar demokrattır.

Konjonktür elverdiğince kahramandır, mücahittir. Konjonktürün bendesi olanlar, gerçekte ne demokrat olabilirler, ne kahraman, ne de mücahit…
Koşullar ne kadar zorsa, imkanlar ne kadar elverişsizse, imkansız denen şey başarılmışsa, kahramanlık, mücahitlik o kadar büyüktür oysa.

Konjonktür dediğin nedir ki! Üflesen değişecektir. Nitekim kelebeklerin kanat çırpmasının kainatın dengesini değiştirdiği görülmüştür. Avustralyanın güneyinde çıkan fırtına kasıp kavurmakta ve kuzeye doğru ilerlemektedir. Meteoroloji tahminleri, fırtınanın Çin ve Hindistanı vuracağı yönündedir. Ancak bütün tahminlerin aksine kasırganın, okyanus ortasına yöneldiği ve bütün enerjisini boşalttığı görülmüştür. Çin ve Hindistan kıyılarını vurması beklenen kasırga niçin yön değiştirmiştir? Bunun nedeni bilinmemektedir. Araştırırlar. Görürler ki; kelebeklerin göç zamanıdır ve onların kanat çırpması, kasırganın yönünü değiştirmiştir.

Ey, konjonktür hazretlerinin bendesi zavallı! Sen ki insansın; irade sahibisin, yeryüzünde Yaradanın halifesisin. Kelebekler atmosfer hareketini kanat çırparak değiştirsin de, sen konjonktür karşısında bu kadar aciz kal, olacak şey mi bu?

Zamanı okumayalım, demiyorum elbette. Ama zamana hapsolanlar, çağlar ötesine nasıl uzanabilirler? Dininize, diyanetinize, namusunuza musallat olunduğunda zamanı değil, direnmenin anlamı yok diyebilir misiniz? Bazı şeylerin savaşını vermek için haklı olmak yeterlidir; illa güçlü olmanız gerekmez. Kaldı ki, güç nedir? Sayısal çoğunluktan, silah ve teçhizattan başka şey bilmez misiniz siz? Bilmez misiniz, güç ve kudret sahibi olanın Cenab-ı Allah olduğunu… Konjonktür Bedirde mi uygundu, Uhud´da mı, Mutede mi? Yoksa Çanakkalede mi? Çandarlı Halil Paşa, Fatihe, "Padişahım, sizden önce ne büyük komutanlar, ne büyük sultanlar Kostantiniyyeyi fethetmek istemiştir, ama edememiştir? Surları yıkacak toplarınız yoktur, şartlar müsait değildir" dediğinde... Fatih, "Haklısın Paşa!" mı demiştir? Yoksa Çandarlının kellesini cellatlara mı vermiştir? Fatih Çandarlıyı haklı bulmuş olsaydı, Fatih olabilir miydi?

Bazı savaşlara güçlü girersiniz, yenilir çıkarsınız. Bazı savaşlara güçsüz girersiniz, muzaffer çıkarsınız. Bunun sayısız örneği vardır tarihte. Ama bazı savaşlar da vardır ki, güçlü de girseniz, güçsüz de... Muzaffer de çıksanız, mağlup da çıksanız, kazandınız demektir. Bunu bilmek yeter!
Hayatlarına anlam katmak isteyenler, konjonktür hazretlerinin bendesi olmaktan vazgeçmelidirler artık.

Anadolu Gençlik Dergisi Haziran
www.anadolugenclik.com.tr
__________________
Ey İnsan! Kerim olan Rabbine karşı nedir seni aldatan (İnfitar,6)


İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.

gençüsküdar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
  #2
Alt 06.06.2007, 14:57

 
gençüsküdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07.05.2005
Mesajlar: 6.441
Teşekkür etti: 2
15 Teşekkür 9 Mesaja aldı
Bazı savaşlara güçlü girersiniz, yenilir çıkarsınız. Bazı savaşlara güçsüz girersiniz, muzaffer çıkarsınız. Bunun sayısız örneği vardır tarihte. Ama bazı savaşlar da vardır ki, güçlü de girseniz, güçsüz de... Muzaffer de çıksanız, mağlup da çıksanız, kazandınız demektir. Bunu bilmek yeter!
Hayatlarına anlam katmak isteyenler, konjonktür hazretlerinin bendesi olmaktan vazgeçmelidirler artık.
__________________
Ey İnsan! Kerim olan Rabbine karşı nedir seni aldatan (İnfitar,6)


İmzada bulunan Resim ve Linkleri görebilmeniz için 0 Mesajınız olması gereklidir !.Sizin ise şuan 0 Mesajınız var.

gençüsküdar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bediüzzaman hazretleri BeytullaH Dini Bilgi ve Eğitim 1 26.06.2008 00:18
Abdülehad Hazretleri acohsny Önemli Şahsiyetler ve Eserleri 0 28.04.2007 22:18
Ahmed Bican hazretleri Alp Önemli Şahsiyetler ve Eserleri 0 20.03.2007 08:01
Akşemseddin Hazretleri jandarma Önemli Şahsiyetler ve Eserleri 4 17.10.2006 20:56
Mevlana Hazretleri Nihal09 Fıkra ve Mizah 1 29.09.2005 03:45


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:50 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50