İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 21.06.2007, 13:48

 
@flok@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.04.2006
Mesajlar: 1.205
Teşekkür etti: 0
5 Teşekkür 3 Mesaja aldı
Irak’a Müdahalenin Hedefi Hükümet !!!

Ordunun İslamcılık ve Kürt milliyetçiliğinden rahatsız olduğunu söyleyen Prof. Hasan Köni, Hükümetin K.Irak’a girmek istemediğini belirtti ve ekledi:



Irak’a müdahalenin altında iktidarla hesaplaşmak var

Ordunun İslamcılık ve Kürt milliyetçiliğinden rahatsız olduğunu söyleyen Prof. Hasan Köni:
"Hükümet K.Irak’a girmek istemiyor ama, asker 12 Nisan’dan itibaren sürekli 'izin verin, girelim' diyor."


Asker ve bazı çevreler sanki hükümeti zor duruma sokmak istiyor. Öyle gözüküyor, bu durumda. Zor duruma sokuyor. Çünkü ordunun rahatsız olduğu iki husus var. İslamcılık ve Kürt milliyetçiliği. İkisi de iktidarda gözüküyor. Dolayısıyla rahatsızlar. Bu devlet “yukarıdan inme bir modernizasyon” ile kurulmuş. O model hâlâ devam ediyor.

1946 yılında İstanbul’da doğan Hasan Köni, Saint Joseph Lisesi’ni ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. Aynı fakültede ve Michigan State Üniversitesi’nde lisansüstü ve doktora üstü çalışmalar yaptı. 1982 yılında California Üniversitesi, Santa Cruz’da ve 1990-91 yılında Washington, John Hopkinks Üniversitesi’nde konuk öğretim üyesi olarak bulundu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası Bölümü öğretim üyesi, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Müdürlüğü, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yönetim Kurulu üyeliği ve Milli Güvenlik Akademisi öğretim üyeliği de yapan Köni, halen Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğretim üyeliğine devam ediyor. Atatürk üzerine, Türk Dış ve İç Politikası üzerine, uluslararası güncel konularda yayınlanmış 60’a yakın makalesi ve eseri bulunan Prof. Dr. Hasan Köni’yle sıcak gelişmeleri, tırmanan terörü, Irak’a olası müdahaleyi, Genelkurmay’ın bildirisini ve ABD’nin tutumunu konuştuk.

Sohbetimize gündemin en sıcak konusu terörle başlayalım; terör bir anda neden arttı?

Mayıs ayı sonunda veyahut da ortalarına doğru PKK’nın ateşkes süresinin biteceği söyleniyordu. O süre bitmesine doğru bu olaylar arttı. Daha önce de Hrant Dink’in öldürülmesi, Trabzon ve Malatya’daki olaylar sanki AB’nin reform hareketlerine karşı bir tarzmış gibi gerçekleşti. Birileri AB’ye yaklaşmamızı istemiyor gibi davranış içine girdiler. Tabii anlaşılmayan bir şeyler var.. Doğulu vatandaşlarımız, seçimlere girerken, bu seçimleri rahatsız edecek PKK hareketinin yükselmesi bana pek olağan gelmedi. Zaten bir seçim sistemi var. Şayet demokrasi ve seçimlerde temsil edilmek istiyorlarsa, bu zaten olacaktı. Şimdi bu terörün anlamı ne? Hem Avrupa tarafından, hem ABD tarafından gücü kırılmış, terör örgütü ilan edilmiş bir örgüt tekrar böyle büyük bir harekete girişiyor. Hangi cesaretle? Nasıl olabiliyor?

AMERİKA’NIN KÜRT POLİTİKASI















Evet, nasıl olabiliyor?

Çünkü bu örgütün PEJAK kısmı ABD ve İsrail’in desteğiyle İran’a karşı operasyon yapıyor. Türkiye’ye karşı olan kısmı, Irak içinden Türkiye’ye karşı operasyon yapıyor. Ayrıca Türkiye içinde de operasyon yapma gücü var. Son söylenenlere göre Barzani’den bazı destekler alabiliyor. Bunu önlemek için Amerika’yla işbirliği kuruluyor. Ama Amerika bu örgüte dokunamıyor. Bu çok tuhaf ve çözülmesi mümkün olmayan bir boyut. O halde değişik çevreler bunu kullanıyor.

Amaç ne peki?

Amaç, Türkiye’yi destabilize etmek. Şunu anlamak gerekiyor. Amerika’nın bir Kürt politikası var. Amerika için Irak Kürdü, İran Kürdü, Suriye Kürdü, Türkiye Kürdü gibi bir ayrım yok. Genel bir Kürt politikası var. 1991’den beri ABD’de çıkan uluslararası kitaplarda şimdi bildiğimiz ve tepki gösterdiğimiz Kürt haritasının resimleri vardı. Bunu, “Devleti olmayan en büyük azınlık Ortadoğu’da” diye sundular. Tabii bu Ortadoğu’yu destabilize etmek; İsrail-Filistin sorununu çözmek yerine bir başka çatışma sıkleti yaratma boyutundaki bir çabaydı. Bunu herkes gibi güvenlik güçlerimiz de biliyor. Ama hem NATO içinde olmak; hem Amerika’dan silah alıp ordu sistematiği ortaya koyup hem de Amerika’ya direkt karşı çıkmak şimdiye kadar mümkün olamadı.

Amerika PKK’yı destekliyor mu?

Amerika Kürt olayını destekliyor.

Kürdistan’ı mı destekliyor?

Evet Kürdistan’ı destekliyor. PKK da Kürdistan’ın yani, Kürtlerin bir kolu.

Amerika’nın desteklediği Kürdistan, Türkiye’nin vilayetlerini de içine alıyor mu..?

Desteklemese nasıl yapacak, yani… Kürdün bir kısmını dövüp bir kısmını destekleyecek değil; mesela Irak Kürdünü destekleyip, İran Kürdünü vuracak diye bir şey olamaz. Amerika’da özellikle Neocon’lar destekliyor diye düşünüyorum.

Barzani-Talabani ile, Kürdistan’la PKK’nın ilişkisi nedir?

Barzani ve Talabani eskiden Türkiye’nin yanında PKK ile savaştılar. Türkiye peşmergelere silah verdi, radyosunu kurdurdu, destek verdi ve belli bir yapıya ulaştırdı. Fakat sonradan yapı yavaş yavaş değişmeye başladı. Yani bir Kürt otonom bölgesinden Kürt devletine gidiş başlayınca, PKK bütün Kürtlerin yapısı içinde kaldı. Zaten bahsederken de Güney Kürdistan, Kuzey Kürdistan diyorlar. Pek söylenmiyor ama gelecekleri nokta, bütünleşmiş ve Amerika’nın ders kitaplarında gözüken ve haritası koyun başına benzeyen bir Kürdistan devletidir.

Sizce Türkiye bir gün ABD ile çatışmak zorunda kalabilir mi?

Çatışabilir ama denk kuvvetlerin çatışması lazım. Romanlardaki, kitaplardaki gibi bir çatışma olmaz. ABD de çatışmaya girmez. Türkiye’nin o kadar zayıflıkları var ki.. Mesela ekonomik güvenlik diye bir konu var. Türkiye bunu hiç düşünmüyor. Ekonomik savaş diye bir şey var. Türkiye tamamen dışarıdan gelen kredilerle, IMF’nin gösterdiği boyutlarda davranıyor. Hastane masrafları, ilaç paralarının alınıp verilmesine, ilaç paralarının kesilmesine kadar gidiyor bu böyle. Bunlar hep IMF’nin emriyle yapılmış şeyler. Türkiye, çatışmaya bile gerek kalmadan harcanabilecek bir ülke.

Peki ne olacak böyle? Boyun mu eğeceğiz Amerika’ya?

Uluslararası ilişkiler belirli dengeler arasındaki gücünü dengeleme kapasitesidir.

Peki girilmeli midir sizce Kuzey Irak’a?

Ancak şöyle girilebilir; 20 kilometre içeride bir hat tutulması lazım. Ama izin vereceklerini de zannetmiyorum. Gittiler birkaç elebaşıyı alıp getirdiler diyelim. Olay bitmiyor. Orada kalıcı olmaya izin vermezler. Kıbrıs’taki durumu biliyorsunuz…

Hükümetle Genelkurmay arasında bir görüş farkı var. Hükümet isteksiz, Genelkurmay girmek istiyor gibi..?

Evet biraz öyle..

Genelkurmay neden yazılı izin istiyor?

Yabancı bir ülkeye bir operasyon yapmak için TBMM’nin izin vermesi gerekiyor. Bunu vermezse asker tek başına hareket ederse gayri resmi bir durum ortaya çıkar. O yüzden hükümetten bu izni alması lazım. Ama seçime giderken, Doğulu vatandaşlardan oy bekleyen Hükümetin bunu yapması mümkün değil.

Sadece bundan dolayı mı, yoksa başka stratejik endişeler de var mı? Mesela Amerika…?

Tabii var. Bir taraf stratejiyi düşünüyor da öbür taraf düşünmüyor mu? Amerika’ya, NATO’ya yakın olan unsur askeri unsurdur. Amerika’yla ilişkilerimize bakın, genelde askeri ilişkilerdir. Ekonomik ve sosyal ilişki olmadı, olsa da yeni yeni olmaya başladı. Dolayısıyla, Türkiye K. Irak’a giremez diyorum. Amerika’nın politikası izin vermiyor da onun için giremez.

GİRERSEK HEZİMET OLUR















Diyelim ki ABD’yi umursamadık girdik, ne olur?

Tehdit ediliriz, çok kayıp olur , önemli değil. Ama bununla bitmez, Amerika arkadan vurur. Amerika’yı asla önünüzde görmezsiniz. Birden bire uluslararası alandaki ekonomik ve siyasi dengelerde kaybetmeye başlarsınız. ABD bizi kamuoyu önünde sıkıştırmaz. Çok sessiz ve gizli bir şekilde çalışır ve kamuoyu hissetmeden siz tabana doğru yapışırsınız. Ve ABD ile düşman olmazsınız, en yakın arkadaşınız gelip size çatar. Modeli böyle. İmparatorluklar böyle çalışır. Geriye doğru gitmeye başlarsınız. Bunu yaparlar. Türkiye bunu göze alamaz.

AMAÇ HÜKÜMETİ SIKIŞTIRMAK

Hükümet istemiyor ama, asker sürekli “izin verin, girelim” diyor. Asker bunu düşünemiyor mu?

Düşünüyordur herhalde.

O zaman neden ısrarla bunu istiyor? Asker hükümeti zor duruma sokmak mı istiyor.?
Öyle gözüküyor, bu durumda öyle gözüküyor. Zor duruma sokuyor.

Neden peki?

Ordunun rahatsız olduğu iki husus var. İslamcılık ve Kürt milliyetçiliği. İkisi de iktidarda gözüküyor. Dolayısıyla rahatsızlar.

Halkın değerlerinden neden bu kadar korkuluyor?

Çünkü bu devlet “yukarıdan inme bir modernizasyon” ile kurulmuş. O model hâlâ devam ediyor. Modernleşirseniz, sistemin içine alınıyorsunuz, modernleşmezseniz dışarıda kalıyorsunuz..

“İnançlarını bırak da öyle gel” mi diyorlar yani?

İnançlar değil de inançların maddi yapı içinde yansıması kabul edilmiyor. Yoksa camiler açık…

ÜNİVERSİTELER ORTAÇAĞ KAFASIYLA ÇALIŞIYOR

Amerika ne kadar daha yaşayacak?

Osmanlı biliyorsunuz en döküldüğü zamanda 200 yıl yaşadı. Ve Osmanlı teknoloji üretmiyordu. ABD teknoloji üretiyor. 200 sene daha böyle. 4 bin üniversitesi var. 600 tanesi A kalite. Sadece Harward Üniversitesi’nin araştırma fonu 30 milyar dolar. Bizim Milli Güvenliğin bütçesi bu kadar yok. Bu yapıyla nasıl başa çıkacaksınız? En büyük Müslüman güç Arabistan, parasını ABD’ye yatırmış. Almanya parasını ABD’ye yatırıyor. Çin, ABD’nin bütün bonolarını satın almış, ekonomi şişme yapıyor. Bu sistem nasıl çökecek? Onun için izlenen politika Çin gibi olmalı. Çin hem askeriyesini artırıyor hem de ABD ile yoğun ekonomik çabasını artırıyor. Büyük bir güçle çatışan küçük güçler tarihte kaybettiler. Ta ki güçlenene kadar. Örnek Almanya… Onun için ABD’nin en büyük düşmanı Çin olmaya aday. Niye? Teknoloji üretiyor, enerjisini satmıyor. Onun karşısında ABD’nin küresel kartı da biziz. Türkler. ABD, 1,5 milyar Çinli’ye karşı Türk bütünlüğünü koyabilirse dengeleyecek. Uzun dönemde bu var.

Üniversitelerimize bakıyorsunuz teknoloji konuşulmuyor; başörtüsü, yasaklar konuşuluyor?

Bravo. Bunun ortadan kalkması lazım. Sadece türban mı eğitimin kalitesi, öğrencilere aktarılan destekler, öğretim üyelerinin kalitesi konuşulmuyor; türban girdi, türban çıktı... Araştırma için para ayıran var mı? Özel üniversiteler de dahil. Maalesef. Türkiye, Ortadoğu ülkelerinin tartıştığı sorunlarda kaldı. Türkiye 19. yüzyılın sorunları ve korkularıyla baş başa. Bunların aşılması lazım.
Terörde İsrail faktörü unutuluyor

PROF. KÖNİ: Hakları sistemin içine çekerek başkaları istemeden siz vereceksiniz. Yani toplumun içine çekeceksiniz. Kültürel haklardır, şunlardır bunlardır… Ama dışarıdan size, “verin şu hakları” diye bastırıp çatışma çıktığı zaman sizin ortaya koyduğunuzdan çok daha fazlasını alırlar.

Teröre yeniden dönecek olursak, peki çözüm ne o zaman?

Terör örgütü silahı bırakır. Bu seçime girenler seçilebilirlerse sistemin içine emilerek kendi kültürlerini ifade ederler. Türkiye’nin bölünmesi söz konusu olmaz. Buradan çok büyük kayıplar olacağı anlaşılmıştır. Biz de o kültür boyutunda varlıklarını kabul ederiz. Yani, yeni sisteme alışmak ve içine çekmek. Bunlar olmazsa savaş var demektir. Demokratikleşme ve ekonomik kalkınma bu olayları azaltır. Hodri meydan.

Terörün bu boyuta gelmesinde devletin hiç mi hatası olmadı?

Olmaz olur mu? Şunu anlamadık. Mesela 1984’lerde böyle bir hareketi Batı bizim yanımızda yer alarak önlerdi. Çünkü Türkiye’nin rahatsız edilmesi NATO’yu rahatsız ederdi. Ama Sovyetler’in çökmesi sonrası Batı uzunca bir müddet karşısında düşman kalmadığını zannetti. Etnik yapılarla uygulanan Balkan savaşları çıktı, peşinden Kafkas savaşları çıktı, peşinden Ortadoğu olayları patladı. 1995’lere kadar Türkiye, Batı’nın gözünde marjinal kalmıştı. Türkiye kendisini önemli hale getirmek için enerji hatlarının geçtiği, boru hatlarının geçtiği bir enerji bölgesi olmaya yöneldi. Amerika’yla işbirliği yaparak Bakü-Ceyhan boru hattını yaptık. Rusya izin vermedi. Ondan evvel bütün Rus boru hatları hem Karadeniz üzerinden hem Bulgaristan üzerinden geçti. Türkiye boğazına kadar Rus gazıyla doldu, ondan sonra Bakü-Ceyhan hattı Türkiye’den geçti. Sistem bu işte. Devlet, sorunun bu tür bir boyuta gideceğini anlamadı. Yani böyle hallerde hakları sistemin içine çekerek başkaları istemeden siz vereceksiniz. Yani toplumun içine çekeceksiniz. Kültürel haklardır, şunlardır bunlardır… Ama dışarıdan size, “verin şu hakları” diye bastırıp çatışma çıktığı zaman sizin ortaya koyduğunuzdan çok daha fazlasını alırlar.

Bu nasıl olacak?

Demokratikleşme, ekonomik kalkınma ile.

Devlet de buna yanaşmıyor sanıyorum…?

Bu zamana kadar yanaşmadı. Çünkü modern sistem toplumdaki talepleri emecek, içine çekecek ve saracak. Buna direniyor. Buna direndiği zaman da çatışma olacak demektir.
Son yaşadığımız sürecin seçimle alakası olabilir mi? Çünkü terör bir anda alevlendi…
Olmaz olur mu? Her terör hareketi bağımsızların oylarını düşürüyor. MHP’nin oylarını artırıyor. Hükümet de ‘Müdahale edemiyorsun, bu kadar askerimiz ölüyor’ diye eleştiriliyor. Gazetelerin 3. sayfaları yerine 1. sayfalarında büyük resimlerle gösteriyorlar. Bu, içerideki politikayı sıkıştırıyor. Ulusalcı-milliyetçi duyguları artırıyor.

SALDIRILAR PKK’DAN ÇOK İSRAİL’E YARIYOR

Bağımsızların şansı azalıyorsa -ki bunlar DTP’li- MHP’nin oyları artıyorsa PKK bunu niye yapsın?
İşte ben de onu söylüyorum, PKK bunu niye yapsın!? İşte bunun arkası sağa sola doğru yayılıyor ve derinleşiyor. Bunu anlayamıyor insan. Herhalde PKK’nın da şaşırdığı olaylar vardır. Bunu kim yaptı falan diyorlardır. Çünkü o kadar dağınık alanlar sistemin içine girdi ki, mesela bir terör örgütünü, büyük devletlerin istihbarat örgütleri kullanır. Kimin nereye, ne yaptığını, niye yaptığını anlayamazsın. Bütün bu işlerin içinde bir sürü örgüt ve sistem var. Bunların hepsi Türkiye’nin istikrarını sallayabilecek güçteler. Mesela, İsrail Türkiye’nin İran’a yaklaşmasından, Suriye’ye yaklaşmasından, seçilmiş Filistin Hükümeti Hamas’ı çağırmasından memnun değil. Filistin’de Hamas’ın hükümet olup meşruiyet kazanmasına rağmen, Türkiye’ye gelmesine Amerikalı bir yetkili karşı çıkmıştı. “Filistin’de seçim kazanınca Hamas meşruiyet kazanıyorsa o zaman PKK da meşruiyet kazanır” gibi laflar söyledi. Şimdi seçimlere giriliyor, sonuçta bir örgüt de meşruiyet kazanmış olacak. Alın size Musevi asıllı Amerikalının görüşü.

PKK’nın dışında, CIA ve MOSSAD’ın bu olaylarda parmağı olabilir mi?

Olabilir. İran’a karşı PEJAK denen grubu Amerika’yla beraber destekleyerek savaştırıyor İsrail. Bir arkadaş, küçük gazetelerden birinde, “Türkiye sınırına havan topları yığıyorlar. Bazı şeyler gücünüzü aştığı için kamuoyuna anlatamıyorsunuz” demişti. Yani çok güçlü birinin size attığı kazığı kamuoyunun önüne getirip de söyleyemiyorsunuz. Çünkü daha büyük kazıkların peş peşe gelme olasılığı var. “Türkiye çok büyüktür, güçlüdür” lafı tören laflarından biridir. Türkiye’de ordu biraz kımıldadı diye, “bu çok kötü oldu, kredi notunuzu düşürürüz” diye açıklama yaptı yabancılar. Bunu niye söylüyorlar, Türkiye bundan dolayı, hassas bir şekilde dengeleneceği için söylüyorlar. Demek ki Türkiye bunlara aldırabiliyor, demek ki kapasitesi bu kadar.
K.IRAK’A GİRMEK TERÖRÜ BİTİRMEZ

Eğer çevre sistemi o örgütü destekliyorsa büyük askeri güç buna bir şey yapamaz. Mesela ABD bu kadar güçlü de neden Irak’ta terörden bu kadar zarar görüyor? Çünkü Irak halkı ABD’ye karşı olan terör eylemlerini destekliyor. İngiliz istihbaratı o kadar güçlü olmasına rağmen IRA’yla baş edemedi. IRA Meclis’e girdi. Niye, çünkü o çevre bulunduğu ortamı besliyor. Siz mesela 100 F-16’yla saldırıyorsunuz. Düşman kim? Düşman transnasyonel. Irak’tan geliyor, İran’a geçiyor. İran’dan Türkiye içine, Türkiye içinde besleniyor, destek alıyor. Öbür taraftan korucuları var. Sisteme giriyorlar. Hukukçuları var.

‘Kandil Dağı’ndaki bütün PKK’lılar öldürülse bile terör bitmez’ yorumuna katılıyor musunuz?

Öyle dedi zaten Ahmet Türk. Yaptığı bir açıklamada, “2 bin tane adamı öldürseniz de bu iş bitmez” dedi.

Sizce biter mi?

Hayır hayır bitmez. Bu sorun bu şekilde çözülmez, çünkü arkasında Amerika’nın Ortadoğu politikası var. Bu politikaya karşı çıkılamıyor. Sadece iç politikada bir şey olsa çözebilirsiniz.. Ortadoğu politikası ve bölge politikasının da yansıması var. O zaman eski müttefiklerinizi karşınıza alacaksınız.

Muharrem Coşkun

http://www.netpano.com/haber/1810/Ir...Hedefi/Hükümet
__________________
( Şüphesiz İnsan Aldandı)
@flok@ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
AGD’nin hedefi 40 milyon gençlik Muttaki Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 1 12.08.2008 22:31
Hükümet İsrail’i koruyacak pembe_PAPATYA Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 3 22.05.2008 17:10
Atatürk’ün hedefi tesettürü kaldırmaktı zulfikar Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 3 19.08.2007 20:44
Irak’a Kan Düştü Remzi Özgün Yazılarınız 0 24.04.2007 18:39
Irak’a girmek Alp Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar 0 16.04.2007 10:51


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:47 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50