Üyelik tarihi: 25.06.2007 Teşekkür etti: 0
5 Teşekkür 5 Mesaja aldı
| AKP başörtü sorununu çözdü Gerçekhayat Dergisi’nden Ümmühan Atak ve Ersin Çelik’in dosyası AKP baş örtüsünü çözdü
AK PARTİ’NİN BEYANNAMESİ ÇOK AÇIK AK Parti’nin Seçim Beyannamesi’nde başörtünün esamisi okunmuyor. Önceki beyannamesinde meslek liseleri, üniversitelerde çifte standardın kaldırılması gibi konular yer alırken, yenisinde imam hatipler de yok, başörtü de… Başörtüsü biraz daha ‘hava alması’ için ‘dışarı’ya davet edilmiştir. Her şey açık. AK Parti hırslandı, Köşk yolunda engel istemiyor. Partiler seçim beyannamelerini bir bir açıkladı. Heyecanla okuduk. Heyecanlandık, çünkü vicdandan, sağduyudan kırıntılar aradık. Umduk ki, partiler, seçim hazırlıkları yaparken harcadıkları eforu, beyannamelerine yoğunlaştırmışlar ve bizi biraz olsun bu vesileyle ferahlatacaklar. Fakat öyle olmadı. Satır satır okuduğumuz beyannamelerde her şey vardı da, ‘biz’ yoktuk. İmam hatipler yoktu, işsiz ordusu yoktu, açlık-tokluk üzerine kayda değer bir şey yoktu, eğitimin esamisi okunmuyor, başörtülüye yer verilmiyordu. Bu konu başlıklarına yer vererek CHP bizi şaşkınlığa uğratacaktı. Şaşırtmadı. CHP, 10 yıllık ‘zorunlu eğitim’den bahsetmiş gururla. Bunun, ‘başörtüsüz bir 10 yıl daha’ olduğun apaçık. Başörtülülerin haklarını savunacağı sözü veren AK Parti’de, türban veya başörtü kelimeleri yer almıyor bile. Demokrasiden, sermayeden, askerden bahseden AK Parti, bir şeyleri unutmuş sanki. Seçim beyannamesinde başörtüsüne yer veren sadece Saadet Partisi oldu. Onun haricinde, bugün on binlerce başörtülüyü ve ailesini direkt ilgilendiren başörtüsü yasağının kalkacağına dair hiçbir umut görünmüyor ortalıkta. Daha şimdiden, başörtüye imam hatiplerde bile yer verilmeyeceğinin, üniversitelerdeki yasağın kalkmayacağının sinyallerini aldık. Mazotun 1 YTL olacağı, ÖSS’nin kalkacağı gibi vaadlerin sıralandığı siyaset arenasında, başörtüsü, bir partinin ‘çözüme ulaştıracağı’ sözü verme ihtiyacı bile duymadığı bir yasakla baş başadır artık. Bugün, başörtüsü, Mehmet Ağar’ın meydanlarda ‘savunduğu’ bir araçtır sadece. “Bu meydanlarda, yollarda köylerde 30 bin İmam Hatipli çocuk sizin için koşturdu, bugün beyannamenize YÖK’ü yazamıyorsunuz. Yüreğiniz mi yetmiyor sizin? Siyasette bunları istismar ede ede geldiniz.” dediğine bakmayın. Onun da beyannamesi, yasağın kaldırılacağına dair hiçbir umut taşımamaktadır. FISILTIYLA EDİLEN BİR YEMİNDİ HEPSİ Geçen seçimlerde herhangi bir AK Partili vekil adayını bir caddede, bir düğünde, bir geleneksel domates şenliğinde, bir Cuma namazı çıkışında görüp de yanına yaklaşanlar, hep şunu soruyordu: “Başörtüsü sorununu çözecek misiniz?” İstisnasız, “Elbette!” diyorlardı. O güne kadarki icraatlarına bakıp, bu cevapla yetinmeyenler yine soruyordu; “Fakat bugüne kadar bir şey yapmadınız. Zaten sizin de işiniz zor, sürekli engelleniyorsunuz(Bu mağdur siyasetçi imajını seçmene onlar yansıtıyordu çünkü). Ümidimiz hiç yok.” Bu eleştiriden sonra aday, seçmeninin kulağına eğilip fısıldıyordu; “Merak etmeyin, sesimizi çıkarmamış olabiliriz ama inanın bize, çözeceğiz.” Buna benzer bir diyalog yaşamamış olan var mı? Bu adayların fısıltılarını işitip umutlanmamış olan? Peki ya ne oldu? Aradan bunca yıl geçti evet. Vur-kaç taktiğiyle siyaset yapan, başörtüsüydü, imam-hatiplerdi, şuydu buydu deyip, biraz tepki görünce sözünden cayan, yönünü başka tarafa dönen bir hükümet gördük. Bu hükümet yine seçmenle buluşmaya hazırlanıyor. AK Parti, önceki seçimde biraz “Başörtüsü bizim önceliğimiz değildir” diyerek, biraz “Başörtüsünü çözeceğiz” diye toparlayarak kazandığı oyları demledi, suyunu bardak bardak içti. Vitamin oldu. Gürbüzleşti. “E, artık hak ediyorum” dedi, gözünü Çankaya’ya dikti. BAŞÖRTÜSÜ BİR SIKINTI BİLE DEĞİL ARTIK Başörtüsü artık konuşulmaya gerek duyulmayan bir ‘sıkıntı’ bile değil şimdi. Sıkıntı olsa yine iyi. “Kafa yoruyorlar” diyebilirdik. Fakat seçim beyannamesinde yer vermeye bile gerek duyulmayan bir fazlalık. Başörtüsü, “Dışarı!.. Dışarı!...” diye tempo tutularak uzaklaştırılan bir Merve Kavakçı’dır şimdi AK Parti’nin beyannamesinde. Görmediğimiz için hatırlarız bunu. Her gün hastane köşelerinde tedavi beklerken, vicdandan nasibini alamamış doktorların ölüme terk ettikleri Medine Bircan’dır. Bir hastaya kan vermek için koşturan fakat örtüsü yüzünden ondan bunda azar işiten Şaziye Gerede’dir. CHP’nin Kırklareli’ndeki binasının açılışına katılan ve terslenen Yeşilyurt Gazetesi muhabiri Merve Cankurt’tur. Okul yolunda başörtüsü kullanmasına bile tahammül edilemeyen Aytaç Kılınç öğretmendir. “Başörtülü oldukları için testis röntgeni çekmediler” diye koparılan uyduruk yaygaranın, mağdur hanım doktorlarıdırlar. Kuşadası’nda hediyelik eşya dükkanı açmak için belediyeye başvuran, fakat başörtüsü gerekçe gösterilerek ruhsat verilmeyen Aynur Göktaş’tır. Okullarından atılan, çalışma hayatlarına son verilen, bir müzeye ziyareti bile engellenen başörtülü bütün kızlardır. Bunların hepsi AK Parti’nin beyannamesinde vardır aslında fakat satır aralarındadır sadece. Bunların hepsi fazlalıktır. Hatta ur gibi bir şeydir, rahatsız eden. Gerçekhayat Dergisi’nden Ümmühan Atak ve Ersin Çelik’in dosyası AKP baş örtüsünü çözdü
AK PARTİ’NİN BEYANNAMESİ ÇOK AÇIK AK Parti’nin Seçim Beyannamesi’nde başörtünün esamisi okunmuyor. Önceki beyannamesinde meslek liseleri, üniversitelerde çifte standardın kaldırılması gibi konular yer alırken, yenisinde imam hatipler de yok, başörtü de… Başörtüsü biraz daha ‘hava alması’ için ‘dışarı’ya davet edilmiştir. Her şey açık. AK Parti hırslandı, Köşk yolunda engel istemiyor. Partiler seçim beyannamelerini bir bir açıkladı. Heyecanla okuduk. Heyecanlandık, çünkü vicdandan, sağduyudan kırıntılar aradık. Umduk ki, partiler, seçim hazırlıkları yaparken harcadıkları eforu, beyannamelerine yoğunlaştırmışlar ve bizi biraz olsun bu vesileyle ferahlatacaklar. Fakat öyle olmadı. Satır satır okuduğumuz beyannamelerde her şey vardı da, ‘biz’ yoktuk. İmam hatipler yoktu, işsiz ordusu yoktu, açlık-tokluk üzerine kayda değer bir şey yoktu, eğitimin esamisi okunmuyor, başörtülüye yer verilmiyordu. Bu konu başlıklarına yer vererek CHP bizi şaşkınlığa uğratacaktı. Şaşırtmadı. CHP, 10 yıllık ‘zorunlu eğitim’den bahsetmiş gururla. Bunun, ‘başörtüsüz bir 10 yıl daha’ olduğun apaçık. Başörtülülerin haklarını savunacağı sözü veren AK Parti’de, türban veya başörtü kelimeleri yer almıyor bile. Demokrasiden, sermayeden, askerden bahseden AK Parti, bir şeyleri unutmuş sanki. Seçim beyannamesinde başörtüsüne yer veren sadece Saadet Partisi oldu. Onun haricinde, bugün on binlerce başörtülüyü ve ailesini direkt ilgilendiren başörtüsü yasağının kalkacağına dair hiçbir umut görünmüyor ortalıkta. Daha şimdiden, başörtüye imam hatiplerde bile yer verilmeyeceğinin, üniversitelerdeki yasağın kalkmayacağının sinyallerini aldık. Mazotun 1 YTL olacağı, ÖSS’nin kalkacağı gibi vaadlerin sıralandığı siyaset arenasında, başörtüsü, bir partinin ‘çözüme ulaştıracağı’ sözü verme ihtiyacı bile duymadığı bir yasakla baş başadır artık. Bugün, başörtüsü, Mehmet Ağar’ın meydanlarda ‘savunduğu’ bir araçtır sadece. “Bu meydanlarda, yollarda köylerde 30 bin İmam Hatipli çocuk sizin için koşturdu, bugün beyannamenize YÖK’ü yazamıyorsunuz. Yüreğiniz mi yetmiyor sizin? Siyasette bunları istismar ede ede geldiniz.” dediğine bakmayın. Onun da beyannamesi, yasağın kaldırılacağına dair hiçbir umut taşımamaktadır. FISILTIYLA EDİLEN BİR YEMİNDİ HEPSİ Geçen seçimlerde herhangi bir AK Partili vekil adayını bir caddede, bir düğünde, bir geleneksel domates şenliğinde, bir Cuma namazı çıkışında görüp de yanına yaklaşanlar, hep şunu soruyordu: “Başörtüsü sorununu çözecek misiniz?” İstisnasız, “Elbette!” diyorlardı. O güne kadarki icraatlarına bakıp, bu cevapla yetinmeyenler yine soruyordu; “Fakat bugüne kadar bir şey yapmadınız. Zaten sizin de işiniz zor, sürekli engelleniyorsunuz(Bu mağdur siyasetçi imajını seçmene onlar yansıtıyordu çünkü). Ümidimiz hiç yok.” Bu eleştiriden sonra aday, seçmeninin kulağına eğilip fısıldıyordu; “Merak etmeyin, sesimizi çıkarmamış olabiliriz ama inanın bize, çözeceğiz.” Buna benzer bir diyalog yaşamamış olan var mı? Bu adayların fısıltılarını işitip umutlanmamış olan? Peki ya ne oldu? Aradan bunca yıl geçti evet. Vur-kaç taktiğiyle siyaset yapan, başörtüsüydü, imam-hatiplerdi, şuydu buydu deyip, biraz tepki görünce sözünden cayan, yönünü başka tarafa dönen bir hükümet gördük. Bu hükümet yine seçmenle buluşmaya hazırlanıyor. AK Parti, önceki seçimde biraz “Başörtüsü bizim önceliğimiz değildir” diyerek, biraz “Başörtüsünü çözeceğiz” diye toparlayarak kazandığı oyları demledi, suyunu bardak bardak içti. Vitamin oldu. Gürbüzleşti. “E, artık hak ediyorum” dedi, gözünü Çankaya’ya dikti. BAŞÖRTÜSÜ BİR SIKINTI BİLE DEĞİL ARTIK Başörtüsü artık konuşulmaya gerek duyulmayan bir ‘sıkıntı’ bile değil şimdi. Sıkıntı olsa yine iyi. “Kafa yoruyorlar” diyebilirdik. Fakat seçim beyannamesinde yer vermeye bile gerek duyulmayan bir fazlalık. Başörtüsü, “Dışarı!.. Dışarı!...” diye tempo tutularak uzaklaştırılan bir Merve Kavakçı’dır şimdi AK Parti’nin beyannamesinde. Görmediğimiz için hatırlarız bunu. Her gün hastane köşelerinde tedavi beklerken, vicdandan nasibini alamamış doktorların ölüme terk ettikleri Medine Bircan’dır. Bir hastaya kan vermek için koşturan fakat örtüsü yüzünden ondan bunda azar işiten Şaziye Gerede’dir. CHP’nin Kırklareli’ndeki binasının açılışına katılan ve terslenen Yeşilyurt Gazetesi muhabiri Merve Cankurt’tur. Okul yolunda başörtüsü kullanmasına bile tahammül edilemeyen Aytaç Kılınç öğretmendir. “Başörtülü oldukları için testis röntgeni çekmediler” diye koparılan uyduruk yaygaranın, mağdur hanım doktorlarıdırlar. Kuşadası’nda hediyelik eşya dükkanı açmak için belediyeye başvuran, fakat başörtüsü gerekçe gösterilerek ruhsat verilmeyen Aynur Göktaş’tır. Okullarından atılan, çalışma hayatlarına son verilen, bir müzeye ziyareti bile engellenen başörtülü bütün kızlardır. Bunların hepsi AK Parti’nin beyannamesinde vardır aslında fakat satır aralarındadır sadece. Bunların hepsi fazlalıktır. Hatta ur gibi bir şeydir, rahatsız eden. |