| Sancağı Teslim Etmeyiz Biliyorsunuz, önümüzdeki 22 Temmuz Pazar günü Genel Seçimler var. Her zaman ifade ettiğimiz gibi bu seçimler Çanakkale Harbi kadar önemlidir. Niçin “Çanakkale Geçilmez” dedik?
Çünkü Ülkemize düşman işgali olsun istemedik. Emperyalistlerin uydusu olmak istemedik. Vatanımızı kaybetmek, sattırmak istemedik. Bayrağımızın yerine göklerde yabancı bayrakların dalgalanmasını istemedik. Sancağımızı düşmana teslim etmek istemedik. Irzımızın namusumuzun ayaklar altına alınmasını istemedik. Milletimizin yabancılara köle olmasını istemedik. Zengin topraklarımızın fakir ırgatları olmak istemedik. Kurumlarımızın tesislerimizin, kısaca, hiçbir şeyimizin yabancıların eline geçmesini istemedik.
Ancak, atalarımızın Çanakkale’den sokmadığı düşmanlar bu sefer kravatlı eşkıya olarak uçaklarla ve çantalarında kirli paralarla geldiler. Devletimizi, şirketlerimizi ve insanlarımızı borçlandırıyorlar. Bizleri işsiz bırakıyorlar. Tarım ve hayvancılığı çökerttiler, milletimizi yoksullaştırıyorlar ve aç bırakıyorlar. Bütün tesislerimizi satın alıyorlar. Petrolümüzü, madenlerimizi, bor madenlerimizi satın alıyorlar. Vatan topraklarımızı satın alıyorlar. Milli ve manevi değerlerimizi tahrip ediyorlar. Selçuklu ve Osmanlı çocukları olan bizleri “Bizansın çocukları” yapmaya çalışıyorlar. Şehit kanları ile aldığımız Kıbrıs’ı masa başında çeşitli planlarla vermeye çalışıyorlar. Kahraman ordumuzu tahkir ve tezyif ediyorlar. Bunlara karşı direnmeye kalktığımızda, ellerinde besledikleri terör kozunu kullanıyorlar.
İşte, önümüzdeki 22 Temmuz seçimleri, bu gidişatın değiştirilmesi açısından önemli bir fırsattır. İnşaallah, 23 Temmuz bir kurtuluş günü bir diriliş günü olacaktır. Milli Görüş’ün yaptığı çalışmalar neticesinde, Saadet Partisi’nin hızla yükselerek iktidara koştuğunu görüyoruz. Çünkü, Saadet Partisi bu milletin kendisidir. Sivil bir harekettir. Diğer hiçbir parti, hele hele işbirlikçi partiler Saadet Partisi’ne asla benzemez. Memnuniyetle görüyoruz ki, partimizin bu güne kadar savunduğu bütün fikirler, artık toplumumuzun her kesiminde savunulmakta ve dile getirilmektedir. Bütün bunlara sebep olan, işbirlikçi zihniyetli AKP ise dik duramamaktadır. İçeride menfaat çatışması almış başını gidiyor. Kendi kendine bir dağılma ve çözülme sürecine girmiştir. Tarih boyunca işbirlikçi zihniyetlerin sonu ne olduysa, AKP zihniyetinin de sonu o olacaktır.
Bunları hatırlattıktan sonra, çok net bir şekilde ifade ediyorum ki; yine geliyoruz, geçmişte yaptığımız hizmetlerin aynısını yine yapacağız. Geçmişte yaptıklarımız ile, özellikle RefahYol Hükümetinde (54. Erbakan Hükümeti) yaptıklarımız ile çiftçinin, köylünün, memurun, esnafın, işçinin, emeklinin, yoksulların, öğrencilerin durumlarını nasıl düzelttiğimizi hatırlarsınız. 100 alan çiftçi 312 almıştı. 100 alan işçi 200 almıştı. 100 alan memur 250 almıştı, 100 alan emekli 400 hatta 1000 almıştı. Esnafın eli para görmüştü. Milletimizin yüzü gülmüştü. Onurlu dış politika ile 8 müslüman ülkeyi biraraya getirerek D8 kurulmuştu. Hiçbir dış borç almadan, zam yapmadan, yeni vergi koymadan bütçeye ek olarak 35 milyar dolarlık imkan sağlanmıştı. Bütün bunlar göstermektedir ki, ülkemizin kurtuluşunun tek reçetesi Milli Görüş’tür. Çünkü Milli Görüş, Yaşanabilir Bir Türkiye’nin, Yeniden Büyük Türkiye’nin ve adil temeller üzerine kurulu Yeni Bir Dünya’nın teminatıdır
(METE GÜNDOĞAN) |