| 20. Haçlı seferini yapıyorlar. Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı, gereğini yapmak üzere, dinlemeye, ,okumaya, anlamaya ve kavramaya devam ediyoruz: “Türkiye dünyanın en mühim ülkesidir. İşte böylesine mühim ülkede 22 Temmuz 2007 tarihinde tarihi bir seçim var. Onun için bu seçim sadece Türkiye meselesi değil dünya meselesidir. Bu seçim bugüne kadar yapılmış seçimlerin hiç birisiyle mukayese edilmeyecek kadar büyük öneme haizdir. Bu önem nerden geliyor? Bulunduğumuz tarihi noktadan ileri geliyor. Bu noktayı iyi anlamamız lazım. Bizim ecdadımızın inancı Haktır. Bu hiçbir şartta değişmeyen doğru demektir. Matematik kuralları gibi; iki kere iki bin yıl öncede dörttü, bin yıl sonra da... Bunun karşısındaki görüş ise batıldır. Hiçbir şartta doğru olmaz. Cenab-ı Hak Adem aleyhisselamdan beri dünyayı Hak ile batılın mücadelesi üzerine yarattı. Bu en güzel yaratılış biçimidir. İzzetli, şerefli insanların Hakkı desteklemesi için bundan daha güzel ne olabilir? Batıl bütün insanlığı ifsad eder. Hak’kın vazifesi ise ifsad değil ıslahtır... Türkiye’mizi yok etme fikri batılı destekleyenlerin imanıdır. Bunun için öncelikli derdi Türkiye olan herkes, Millî Kurtuluş Harekâtı etrafında kenetlenmelidir. Şimdi 20. Haçlı Seferi’ni yapıyorlar… “Birinci Cihan Harbi’ni, 19. Haçlı Seferi olarak yaptılar. Ana hedef Osmanlı’yı yıkıp, bu topraklardan İslâm’ı yok ederek Büyük İsrail’i kurmaktı. bizim ceddimiz Çanakkale destanıyla bütün insanlığı en büyük felaketten kurtardı. Onlar şimdi 20. Haçlı Seferi’ni yapıyorlar. Maksatları yine aynı. Eğer biz görevimizi yapmazsak onları Çanakkale’den geçirmemiş olmamızın hiçbir manası kalmaz. Önümüzdeki seçimler bu yüzden tarihi bir öneme sahiptir. Eğer 22 Temmuz’da bir kez daha aldanır, -sağcı ya da solcu olmaları bir mana ifade etmez;- işbirlikçileri iktidara getirirseniz, Çanakkale’de kapıdan kovduklarınız bu kez bacadan girmiş olurlar. Böylece 20. Haçlı Seferi başlamıştır. 19. Haçlı Seferi I. Cihan Harbi’dir. Geldiler, ama ecdadımız onları Çanakkale’den bırakmadı. Hedeflerine ulaşamadılar. Büyük İsrail’i kuramadılar. Çanakkale’yi geçselerdi ne yapacaklardı? İstanbul’u alacaklar, büyük İsrail’i kuracaklar ve dünyayı bugünkü Filistin gibi kan gölüne çevireceklerdi. Ecdadımız bunu bildiği için tıpkı Selçuklular, Osmanlılar gibi, onlar nasıl Haçlı Seferlerini geri püskürttülerse, 19. Haçlı Seferi de böylece dedelerimiz tarafından geri püskürtülerek insanlık kurtarıldı. Fakat 92 sene sonra kapıdan kovduklarımız şimdi bacadan içeri girmeye çalışıyor. Bu seçim bunun seçimidir… Türkiye’ye yakışan bütçeyi Millî Görüş yapabilir “Bunları milletimiz çok iyi biliyor ve hatırlıyor. Sadece iki kelime ile ifade edecek olursak, milletimize hatırlatmak için söyleyeceğimiz şey şudur: Biz geldiğimiz zaman bütçe 50 milyar dolardı. Böyle bir ülkenin 50 milyar dolarla yönetilmesi mümkün değildir. Ne olacak? Mutlaka bütçeye ilave gelir temin etmemiz gerekiyor. Bu geliri rant ekonomisi ile borç alarak, faiz ödeyerek temin etmek milleti ezmekten başka bir mana taşımaz. Bunun yerine reel ekonomi ile, milletin kendi kaynakları ile bu geliri temin etmemiz lazım geliyordu. Biz ilk 6 ayın içerisinde 35 milyar dolarlık ilave kaynak temin ettik. 50 milyar dolarlık bütçeye 35 milyar dolar temin edildi, bu senede 70 milyar dolar yapar. Yani yıllık bütçe 50 milyar dolar, biz 70 milyar dolarlık kaynak temin edecek şekilde bir büyük hamle yaptık. Millî Görüş ile işbirlikçilik arasındaki fark “Millî Görüş ile diğerleri arasındaki fark her zaman ortadadır. Ne zaman onlar işbaşına gelmişlerse bu milletin hakkı hep faize ve rantiyeye aktarılmıştır. Ne zaman Millî Görüşçü bir iktidar gelmişse milletin hakkı yeniden millete verilmiştir. Refah Partisi iktidarı bunun en çarpıcı, en açık, en son örneğidir. Ne demek havuz sistemi? Devletin bütçesi hazırlanıyor. Üçer aylık arayla takriben 10 bir devlet dairesinin parası gönderiliyor. Bizden önceki yönetimler devlet dairelerine, kamu kurumlarına gönderilmiş olan bu paraları düşük faizlerle özel bankalara yatırıyor. Özel bankalardan da çok daha yüksek faizlerle kendisi alıp kullanıyor. Böylece özel bankaları destekliyor. Rant ekonomisi, dolayısıyla ve ırkçı emperyalizmin, IMF’nin emirleri dolayısıyla. Biz ne yaptık? 10 bin tane kamu kuruluşunun mâli imkânlarını bir elektronik beyinde topladık. Devletin nesi varsa gördük. ‘Bütün özel bankalardaki paralarınızı devlet bankasına götüreceksiniz’ dedik. Bu elektronik hazırlık yaklaşık bir ay sürdü. Bir baktık ki devletimizin çok parası var. O vakit Devlet Bakanı olarak görev yapan Fehim Adak beye söylediğim sözü hâlen hatırlıyorum. “Yahu Fehim bey, biz ne kadar zenginmişiz. Bu kadar parayı nasıl harcayacağız şimdi?” demiştim. Çünkü devletimizin muazzam imkânı olduğunu gördük. Sonuç olarak, okuyucum Zehra Hanım diyor ki: Açıkçası, geçen seçimde AKP’ye oy verdim ve bu seçimde de AKP’yi düşünüyordum. Fakat Erbakan Hoca’nın vermiş olduğu konferansların birkaçını dinledim ve gerçekten çok etkilendim. Meğer hiçbir şey bilmiyormuşuz. Yok yok, bu seçimde oyumu kesinlikle Saadet Partisi’ne vereceğim. Oyumun Amerika’ya gitmemesi ve ekonomik yıkımın önüne geçilmesi için SAADET PARTİSİ. 22 Temmuz’da gereğini yapmak üzere, Erbakan’ı dinlemeye, okumaya ve anlamaya devam edeceğiz... |