Hangi iktidar kazanacak?
Hangi iktidar kazanacak?
Seçime henüz iki haftadan biraz fazla bir zaman var. Seçimde sandığa düşen oyu saymadan sonuçla ilgili iddialı konuşulmaz; ama görünen köy de kılavuz istemiyor: İktidardaki Ak Parti'nin oylarının düşmeyeceği, muhalefet partilerinin çoğunun bu sefer de baraja takılacağı şimdiden belli gibi... Bazı çevrelerin beklentilerine, bazılarının da gayretlerine ters bir durum bu…
Bir defa yerleşik kabule hiç uymuyor bu durum. Genelde iktidar partileri, hele beş yıl gibi uzun bir süreyle iş başındaysalar, halk nezdindeki itibarlarının sarsıldığı gerçeğiyle seçimde yüz yüze geliyorlar. İki seçim üst üste kazanan partiler de oluyor elbette, ancak ikinci seçim başarısı hiçbir zaman ilk seçimin düzeyini yakalayamıyor. Çok partili hayatımızın bu gerçeği başka demokratik ülkeler için de geçerli.
Oysa Ak Parti'nin oylarında düşüş yaşanmayacağı bugünden görünebiliyor…
Bu konu üzerinde düşünmemi gerektiren ise daha farklı bir konu: Halkın teveccühü ile iktidar seçkinlerinin tercih çelişkisi… Türkiye'de iktidarı geleneksel olarak ellerinde tutan seçkinler, bütün gayretlerine rağmen, bu defa da sandıkta istedikleri sonucu alamayacaklar. Halk, iktidarı, bir kez daha kendine daha yakın hissettiği bir partiye bırakacak.
Hiç de küçümsenecek bir durum değil bu. Son birkaç ay içerisinde yaşadığımız neredeyse her olay, aslında yapılacak seçimin sonucunu etkilemeyi amaçlıyordu. Cumhurbaşkanlığı seçimine müdahale, yalnızca Ak Partili birinin Çankaya Köşkü'ne yerleşmesine geçit verilmemesi için yapılmadı, müdahaleyi yapanların bir gözü de sandıktaydı. PKK terörünün artmasının, şiddet olaylarının yaygınlaşmasının, muhtıraların ve Anayasa Mahkemesi kararının da seçmen eğilimini Ak Parti'ye karşı etkilemesi bekleniyordu.
Öyle olmadı, beklentilerin tam tersine gelişti durum… İktidar seçkinleri siyasi iktidarın yıpranacağını hesap ederken, Ak Parti iktidarı seçim sürecine gücünü hissettirerek girmiş oldu; dahası, kampanyalar da, iktidar partisinin lehine çalışıyor.
İktidarın yıpratma etkisi Ak Parti hükümeti üzerinde değil, ama iktidar seçkinleri üzerinde kendini hissettiriyor. 22 Temmuz'da sandıktan yeniden ve güçlü bir Ak Parti iktidarı çıkarsa, bu sonuç Türkiye'deki iktidar seçkinlerinin etkisini müthiş tırpanlayacak…
Başka ülkelerde de siyasi iktidarlar ile iktidar seçkinleri arasında hafif tertip çekişmeler ve sürtüşmeler yaşanabiliyor; ancak iki kesim geçişlidir ve iktidar seçkinleri siyasette geniş biçimde temsil edildikleri gibi siyasi iktidar da iktidar seçkinlerine fazlaca uzak değildir oralarda... Pek çok ülkeden farklı olarak, bizde, siyasi iktidarla iktidar seçkinleri ters köşelerde konuşlanıyor. Böyle durumlarda genellikle siyasi iktidara yaklaşıp geçişliliğe yol açar iktidar seçkinleri, bizde ise ilk beş yıl içerisinde siyasi iktidara yüz bile vermedi seçkinler…
Sandıktan Ak Parti yeniden iktidar olarak çıksa bu kopukluk ve ters köşelerde konuşlanma devam eder mi? Türk siyasi hayatı ilk beş yılda (en zirve noktasına son aylarda erişen) gerilimi daha fazla kaldırabilir mi? Devam edemez ve gerilimi kaldıramaz ise, ilk kim 'hoh' der?
Seçmen bu soruların cevabını da sandıkta verecek; vermek zorunda… Siyasi iktidar ile iktidar seçkinleri arasındaki sinir savaşının demokrasi çizgisinde sona ermesi seçmenin öncelikli sorunu haline dönüşürse (bunu sağlamak için Ak Parti'nin son hafta stratejisini farklılaştırması gerekir), bu tavır seçim sandığına mutlaka yansıyacaktır; seçmenin iktidarın bölünmüşlüğüne aldırmazlığı da öyle…
iktidar seçkinlerinin iktidarı bitmeli ve demokrasi kazanmalı.
__________________
Herşeyin doğrusunu Allah bilir !!!
Konyaspor
|