![]() Üyelik tarihi: 27.06.2006
Mesajlar: 122
Teşekkür etti: 1
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| M efendi hazretleri Erbakan hocayı destekliyor. 'Tarikat hocaları' ile ikinci buluşma... Cumhurbaşkanlığı ve genel seçim tarihi yaklaştıkça siyasi partilerin toplumun farklı kesimleriyle ilişkileri de yoğunlaşıyor. Her seçim döneminde, esnaf odaları, işçi sendikaları, hemşehri dernekleri siyasetin önemli ilgi odakları haline geliyor. Ancak bunlar arasında belki de Türkiye'ye özgü bir kesim daha var: Tarikat ve cemaatler... Bu yapıların, resmi bir konumları olmasa da siyasette etkin oldukları kesin. Özellikle merkez sağ siyaset 1950'den beri tarikat ve cemaatlere hep açık oldu. 90'larda Ecevit bu geleneği bir biçimde bozmaya çalışsa da çok etkili olamadı. Bu kesimlerin oyları ağırlıkla merkez sağ partilerde toplandı. Peki önümüzdeki seçimde durum ne olacak? Bu soruyu biraz da zamanından önce gündeme taşımamızın nedeni, eski başbakanlardan Necmettin Erbakan'ın İstanbul Fatih'te "Tarikat hocaları" ile yeni bir toplantı yapmasıydı. Tıpkı, 28 Şubat postmodern darbeden önce başbakanlıkta yapılan "Tarikat liderleri" yemeği gibi, Erbakan bu kez İstanbul'da onlarla buluştu. Tabii bu toplantıyı diğerinden ayıran, sadece bir "Tarikat"a, Nakşi'lerin en büyük kollarından biri olan Fatih Çarşamba merkezli İsmail Ağa Cemaati'ne mensup hocaların çağrılmasıydı. Amacı da seçim sürecine girilen Türkiye'de, tarikatlarla Saadet Partisi'ni yeniden buluşturmaktı. Erbakan'la birlikte kardeşi Kemalettin Erbakan ve eski bakan İsmail Müftüoğlu da vardı. Toplantıya hangi hocalar katıldı? O gün Fatih'teki bir evde gerçekleşen toplantıya İzmit, Sapanca ve İzmir'den gelenler de dahil toplam 65 "Hoca" katıldı. Mahmut Ustaosmanoğlu çok hasta olduğu için toplantıya gelememişti. Ama Erbakan onu ihmal etmemiş o günün öğleni ziyaret etmişti. Mahmut Hoca'nın, o görüşmede Erbakan'ın çağrısına katılmayacak olanlara yönelik şöyle dediği konuşuluyor: "Rahatsızlık gibi mazeret kabul edemeyiz. Cihat halinde mazeret olmaz." Ancak, mazeret öne sürmeden de gelmeyen önemli isimler vardı. Özellikle İstanbul'da en etkili Mahmut Hoca'nın üç kurmayının Kemal Efendi'nin, Hasan Hoca'nın, Mustafa Bilici Hoca'nın ve Abdullah Vanlıoğlu'nun katılmaması herkesi şaşırtmıştı. Saadet Partisi çevresine göre gelenler arasında, Emin Saraç Hoca, Büyük Bayram Hoca, Mehmet Talu Hoca, Hikmet Hoca, Sapancalı Mehmet Hoca, Yusuf Hoca gibi etkili isimler vardı. Erbakan, Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu ve AB sürecinin neler getirdiğini anlattığı toplantıda; "basiret, hidayet ve feraset" gibi değerlerin önemli olduğunu vurgulayarak, herkese "Yanınızdaki komşuya gidin tebliği edin" çağrısı yaptı. Ancak Erbakan'ın bu arayışı hem dini cemaatlerde hem de siyaset kulislerinde fazla yankı yaratmadı. Çünkü, hâlâ dini cemaatlerin ve tarikatların ilgi odağında AK Parti vardı. Saadet içe kapanıyor! Daha önemlisi ise son 15 yılda toplumun sosyolojik yapısındaki değişimdi. Araştırmacı Yazar Müfit Yüksel bu konuda şöyle diyordu: "Tarikatların siyaset açısından önemli olmaması mümkün değil. Ama toplum sekülerleştikçe tarikatlar da o anlamda etkisini kaybediyor. Ve çözülüyor. Dindar kesim bir şekilde iktidara geldi ve güç elde etti. Merkeze taşındı. Her alanda merkeze taşındıkça bireyselleşme de arttı. Bu nedenle blok oydan söz etmek zor." Tarikatlarla ilgili bu genel tespiti yapan Yüksel'e Erbakan'ın son görüşmesinin ne anlama geldiğini soruyorum. İlginç bir değerlendirme yapıyor: "Saadet Partisi tekrar eski geleneksel çizgisine büzülmeye başladı. Yani 91'de bir açılım yaptı, şimdi içe kapanıyor. Çünkü o açılımın zarar verdiğini gördü. İlk büyük zarar Türkeş'le yaptığı ittifakla oldu ve blok halinde Kürt oylarını kaybetti. Bu HADEP'i doğurdu. Sonra da buna benzer pek çok açılımı oldu. Bu açılımlar dolayısıyla AK Parti'nin doğduğuna inanıyorlar. Fakat artık büzülse bile Saadet Partisi'nin politbürosu yaşlandı. Ya el değiştirir ya da defnedilir." http://www.sabah.com.tr/2007/03/22/yaz1336-50-101.html |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 27.06.2006
Mesajlar: 122
Teşekkür etti: 1
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Fatih'teki bir evde gerçekleşen toplantıya İzmit, Sapanca ve İzmir'den gelenler de dahil toplam 65 "Hoca" katıldı. Mahmut Ustaosmanoğlu çok hasta olduğu için toplantıya gelememişti. Ama Erbakan onu ihmal etmemiş o günün öğleni ziyaret etmişti. Mahmut Hoca'nın, o görüşmede Erbakan'ın çağrısına katılmayacak olanlara yönelik şöyle dediği konuşuluyor: "Rahatsızlık gibi mazeret kabul edemeyiz. Cihat halinde mazeret olmaz." Ancak, mazeret öne sürmeden de gelmeyen önemli isimler vardı. Özellikle İstanbul'da en etkili Mahmut Hoca'nın üç kurmayının Kemal hoca Hasan Hoca'nın, Mustafa Bilici Hoca'nın ve Abdullah Vanlıoğlu'nun katılmaması herkesi şaşırtmıştı. Saadet Partisi çevresine göre gelenler arasında, Emin Saraç Hoca, Büyük Bayram Hoca, Mehmet Talu Hoca, Hikmet Hoca, Sapancalı Mehmet Hoca, Yusuf Hoca gibi etkili isimler vardı. Erbakan, Türkiye'nin içinde bulunduğu kötü durumu ve AB sürecinin getirdiği ürkütücü boyutu anlattığı toplantıda; "basiret, hidayet ve feraset" gibi değerlerin önemli olduğunu vurgulayarak; "Yanınızdaki komşudan başlayarak, herkese gidin ve bu gerçekleri tebliğ edin" çağrısı yaptı. Ancak Erbakan'ın bu arayışı hem dini cemaatlerde hem de siyaset kulislerinde fazla yankı bulmadı. Çünkü, hâlâ dini cemaatlerin ve tarikatların ilgi odağında AK Parti vardı.[2] İnsanın aklına şu soru takılıyor: Acaba bunlar, İslam'dan ve insanımızın her bakımdan huzura kavuşmasından mı yoksa Haçlı AB'nin ve Siyonist ABD'nin güdümündeki AKP iktidarının sunduğu şahsi ikbal ve imkanlardan mı yanadır? Bir zamanlar Başbakanlık konutuna dört nala koşanlar şimdi dinimiz ve devletimizle ilgili bir çağrıya niye böylesine ilgisiz davranmaktadır? Evet herkesin ayarı ortaya çıkmaktadır. |
| | |
![]() Üyelik tarihi: 27.06.2006
Mesajlar: 122
Teşekkür etti: 1
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
Efendi hazretlerinin avukatından -------------------------------------------------------------------------------- Yazmak istemiyordum ama yazdırıyorlar Dünya meselelerine karşı duyarsız, Türkiye içerisinde oynanan oyunlara karşı habersiz, gözleri kapalı ve siyasi analiz yapmaktan yoksun bazı meşrep mensubu olduğunu iddia eden hoca(!) ve hoca hanımların(!), mürşitlerinin rahatsızlığından bilistifade, mürşitlerini sevenleri yanlış istikametlere sevk etme gayreti içinde olduklarını duyuyor ve gözlemliyoruz. Hoca ve hoca hanım olduğu iddiasında bulunanların siyasileşmeleri, siyaset yapmaya yönelmeleri, insanları yanlışa kanalize etmeleri, ateş ehli olmak için yeterlidir kanaatindeyiz. Adlarının hoca olarak anılmaları bu azaptan kurtulmaları için yeterli değildir. Hayra değil, şerre davet eden ve siyasallaşan bu insanların halk nezdinde de, Hak nezdinde de hiçbir değeri olamaz. Bu insanların ortalıklarda vekil iddialarıyla dolaşmaları şaşırtmaktan ibarettir. Zira, hakiki manada vekil veya hocaların, siyasi fikir empozesi için değil, insanların manevi gelişimlerine katkıda bulunmak üzere, onları manevi alanda daha ileriye götürecek bilgileri aktarmak ve bu konuda yönlendirmektir. Hakiki amacın dışına çıkarak, verilen vekaleti siyasi alana teşmil eden kişilerin sözünün dinlenmesi caiz değildir. Hele hele, bu hoca ve hoca hanımların, zinayı TCK’na koydurmayan, domuz etinin kasap vitrinlerinde diğer meşru hayvanlar gibi teşhirini sağlayan ve domuza kredi veren tüzükleri hazırlayan, Kur’an okutan ve öğrenim yapanlara 3 aydan 1 seneye kadar hapis cezasını öngören kanunu çıkaran, İmar Yasasında eskiden var olan "Cami yeri ayrılır" hükmünü kaldırıp, yerine "İbadethane" hükmünü ikame ile kilise ve havraların açılmasına, inşasına müsaade eden, din bahçelerinin kurulmasını sağlayan, nüfus cüzdanlarından din hanesini kaldıran, lezbiyenlere, homoseksüellere özgürlük tanıyan, gey klüplerinin kurulmasına AB adına rıza gösteren, ses çıkarmayan, müstehcenlikle mücadele etmeyi düşünmeyen bir siyasi kadroya yönlendirme çalışmaları, artık maksadın suiistimali olup, esef ve ibretle müşahade etmekteyiz. Dahası, başörtülüleri küçümseme amacıyla bunların % 1.5 nispetinde olduğunu söyleyen bir başbakan yardımcısının dahil olduğu bir siyasi kadroya, diğer taraftan başörtüsünü küçümseme amacıyla başörtülü kişilerin orman içinde sadece bir ağaçtan ibaret olduğunu beyan eden bir başbakanın partisine, ABD’yi stratejik ortak kabul eden ve dönemleri içinde İncirlik’ten Müslüman Irak halkına karşı 4900 sorti yaptırmakla övünen bir Milli Savunma Bakanının dahil olduğu siyasi kadroya yönlendirme çalışmaları, tüm milleti cidden, inananları hassaten rahatsız edici mahiyettedir. Hoca veya hoca hanımların bunları görmemesine ne denir, bilmiyorum. İnsanlığın kanseri, uru, düşmanı durumunda olan ve tüm insanlığı köle olarak kabul eden, arz-ı mevudu kurma heyecanı içinde gayret gösteren İsrail’i müttefik kabul eden ve İsrail’in hakimiyetinde bulunan Müslümanların ezilmelerin ses çıkarmayan bir siyasi kadroya alaka duyulması noktasında mensuplarını yönlendirmeleri de ayrı bir hüsran vesilesidir. Diğer taraftan çıkarttıkları Toprak Kanunu ile ülke topraklarının köylere kadar inilerek yabancılara satışına izin veren, çıkarmaya çalıştığı Vakıflar Kanunu ile de Hristiyan ve Yahudi vakıflarına iddia etmeleri halinde toprak verme kapılarını açan, ama başörtülü talebelere derman bulamayan, katsayı adaletsizliğini kaldıramayan, YÖK’e teslim olan bir siyasi partiye yönlendirme gayretini görmekten dehşete kapılmaktayız. Bu nevi hoca ve hoca hanımların, hakkın yanında, doğrunun yanında olmaları gerektiği halde, camialarını yanlışa yönlendirme çabaları helak olmaları için yeter de, artar. Bunların bu tarzdaki çalışmaları insanlarımızın inancını sarsmakta, İslam’a güven kaybına vesile olmaktadır. Bunun vebalini taşımak son derece zordur. Ebu Cehil’den istimdat mümkün olmadığı gibi, yanlışa bina edilen siyasi görüntülerden de istimdat etmek mümkün değildir. Şekillerine bakıldığında ehli sünnet görüntüsü veren, ancak takındıkları tavır itibariyle siyasallaşan, mensuplarını yanlışa yönlendirmeleri sebebiyle Firavuni düşünceye hizmeti bir nevi hizmet telakki eden, sakat düşünceyi anlamakta zorlanmaktayız. Bu neviden insanların, sözüm ona hoca ve hoca hanımların şerrinden, yanlış yönlendirmelerinden Allah’a sığınmaktan başka da çare yoktur. Herkes yaptığının hesabını mutlaka verecektir. Hele, insanları yanlışa ve batıla yönlendirenlerin kendi hesaplarını, mahşerde verecekleri günde yüzlerinin alacağı hal hasebiyle, yüzlerini görmek istemeyiz, doğrusu. Zira, Allah(CC)’ın zalimlere iltifat etmeyin, sonra ateş size dokunur mealindeki hükmünü göz ardı eden ve insanları zalimlere iltifata yönlendiren kişilerin hali pür melali son derece vahimdir. Ey insanlar, bu nevi insanların şekline, giyinme biçimlerine, çehrelerine bakıp, sakın kendinizi aldatmayın. Onların siyasi yönlendirmeleri insanları Cehennem yolcusu yapar. Mürşitlerinin yaptıklarını yapmayıp, sözünü dinlemeyenlerin, mürşitlerinin yolundan sapanların sözlerine iltifat, bir nevi ateşe yakıt olma anlamını taşır. Kendi evlatlarına kıyan ve buna mukabil ateist, solcu insanlara hizmet etmek için siyaset yönlendirmeleri yapan vekillere, hoca ve hoca hanımlara ne demeli, Bilmem ... İsmail Müftüoğlu http://www.milligazete.com.tr/index....snews&id=13236 |
| | |
| Ölümüne. ![]() ![]() Üyelik tarihi: 28.11.2006
Mesajlar: 3.615
Teşekkür etti: 42
49 Teşekkür 36 Mesaja aldı
|
"tamam inşaALLAH.."
__________________ göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş |
| | |
![]() ![]() Üyelik tarihi: 28.02.2007
Mesajlar: 608
Teşekkür etti: 15
12 Teşekkür 10 Mesaja aldı
|
yukardaki yazinizin seri fetvasi alinmismi? sozunuzun mensei hangi ehli sunnet kaynagina dayanir?
|
| | |
![]() |
| Lesezeichen |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Mahmut Ustaosmanoglu Efendi (ks) hazretleri | Dervisan_Esma | Resim ve Karikatür | 35 | 13.07.2008 01:30 |
| Erbakan: "Abdullah Gül efendi bir insandır" | gençüsküdar | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 33 | 23.08.2007 13:43 |
| İşte Hocayı Saadete Genel Başkan Yapacak Formül | gençüsküdar | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 6 | 26.01.2006 17:09 |
| Erdoğan Büyükkörükçü Hocayı ziyaret etti | jandarma | Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar | 0 | 16.12.2005 20:23 |