İletişim
Yardım
Bugünki Mesajlar
Ajanda
Üye Listesi
KAYIT OL
Home

Navigation
Geri git   DelikanForum.NET > DİN-SİYASET / EKONOMİ-SAĞLIK > Haberler - Siyaset konusu soru ve cevaplar
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama

  #1
Alt 12.07.2007, 17:50

 
ottoman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 06.07.2007
Mesajlar: 82
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
Çekiver kuyruğunu gitsin...

Perşembe, 12 Temmuz 2007 22 Temmuz seçimleri sebebiyle televizyonlarda Hoca’yı dinleme fırsatı bulduk, buluyoruz. Seksen yaşını devirmiş ama heyecanından, hizmet aşkından hiçbir şey kaybetmemiş bir adam gördüm televizyonda. Zihin aynı tetiklikte... Konu enine boyuna düşünülmüş, detaylandırılmış. Bir zamanlar gazeteler ve televizyonlar bu dava adamından ve davasından hiç bahsetmezdi; bahsetmek zorunda kaldıklarında kibrit kutusu kadar bir sütun ayırırlardı. Başta Demirel olmak üzere sağ adı verilen partiler ve güç odakları bir türlü hazmedemedi onun varlığını. Sen nereden çıktın, biz ne güzel idare edip gidiyorduk, diye düşünüyorlardı. Onun siyasi hayata atılışı iledir ki kalkınma, ahlak ve maneviyat, masonluk, adil düzen, milli görüş, Siyonizm, ırkçı emperyalizm, İslam Birliği, Filistin, İslam Ortak Pazarı gibi kavramlarla tanıştı Türk siyasi ve kültür hayatı. Belediyelerde çalışmayı, halka hizmeti Türk siyasi hayatına getiren liderdi o. Çünkü ondan önce insanlar çalışmak, hizmet etmek zorunda hissetmezlerdi kendilerini. O geldi hizmeti öğretti 27 Mart 1992 mahalli seçimleriyle. Refah’tan sonra hangi partiden olursa olsun, belediye başkanı olarak seçilen adamlar rekabet adına, Refah’tan geri kalmamak adına, çalışmak, hizmet etmek zorunda kaldılar belediyelerde. Eğer Refah Partisi belediyeciliği olmasaydı şehirlerimiz bu kadar bayındır, temiz, su ve diğer alt yapı hizmetlerinden uzak olacaktı bu gün. Bu kesin.
Erbakan Hoca sadece çalışmayı değil dinle barışık olmayı, dindarlığı, ahlak ve maneviyatı da getirdi toplum hayatına. Onun “Demirel’e namaz kılmayı biz öğrettik” sözünü anlamak istemeyen çevreler özellikle bu sözü, Demirel namaz kılmayı bilmiyormuş, cami hocası bir ilkokul talebesine namaz kılmayı nasıl öğretirse, Hoca da güya Demirel’e namaz kılmayı öyle öğretmiş diye anladılar. Özellikle böyle anlatıyorlardı ki bu söz anlamsız olsun. Oysa siyasi hayat Erbakan Hoca’dan sonra dini emir ve nehiylerde titiz bir insanla, dini ilimlerde ciddi bir bilgi sahibi ve üstelik teknokrat biri ile tanışmıştı ve o zamana kadar dine, dindarlığa pirim vermeyen ve fakat dindarların oyuna talip olan Demirel, sadece söylemle götürüyordu bu vadide işleri. Kastedilen de bu idi aslında. İşin sadece edebiyatını yapan bir Demirel vardı Erbakan Hoca’dan önce. Türk siyasi hayatında belediyeler Refah Partisinden nasıl hizmeti, çalışmayı öğrendilerse; sağcılar da camiye girmeyi, namaz kılmayı, bazı dini kavramları öğrendiler. Biz de dindarız demek içindi bütün bunlar. Demirel’e yakın gazeteler bir taraftan bu dindarlık kisvesini giydiler diğer taraftan yeni bir kavram icat ettiler: Takunyalılar. Bakın o dönemin karikatürlerine. Erbakan Hoca ile ilgili haber ve yorumların yanında ayrıca başında takke, ayağında takunya, elinde tespih tutan bir Erbakan göreceksiniz. Erbakan Hoca her halükârda dini kendi kişisel inancı ve hayatı gereği ciddiye almış bir kişi olarak temayüz etmişti, ama gazeteler ve Demirel sağcıları ondan “Oy toplamak için günde üç kez Cuma namazı kılıyor, her gittiği yerde mahsus namaz kılıyor” diye bahsediyordu.
Kimse düşünmüyordu ki, bir kişi istese de günde üç kere Cuma namazı kılamaz, fiziken mümkün değil. Kimse demiyordu ki namaz beş vakittir ve kişi gittiği yerde namaz vakti girince namazını kılar. Ne var bunda? İşte o günden (1969’dan) bu yana bir insanın hayatı var milletin gözü önünde. Bir de bu söylemleri yayan bir Demirel sağcılığı. Şimdi gene söyleyebiliriz: Evet, camiye girmeyi Demirel ve onun izinden giden birçok zevat, Erbakan Hoca’dan öğrenmiştir. Yani, o camiye gidiyor, sağcılar ve dindar Anadolu insanının oylarına talip insanlar olarak biz de Erbakan Hoca’dan geri kalmayalım, biz de dindar bir insan görüntüsü verelim, düşüncesinden kaynaklanan bir öğrenmedir bu. Hatırlıyorum, Hüsamettin Cindoruk, emanetçi başkan olarak Gümüşhane’de “Biz” dedi, “partimizin adını Kur’an’dan, Fatiha suresindeki Sırat-ı müstakim’den –dosdoğru yol demektir- almıştık.” Dedi kameralar önünde. Sadece bunlar mı?
İşte önümüzde, Deniz Baykal... Mescid-i Aksa’da namaz kılarken fotoğraf çektiriyor. Anadolu İslamı’ndan filan bahsediyor. – Zihinlerinizi yoklayın bakalım başka kim bahsediyordu bu Anadolu İslam’ından?- Daha sonra kaçırdıysa da bir ilahiyat profesörünü aday göstermek zorunda kalıyor. Şimdi de daha inandırıcı olmak için bazı sağcıların omuzlarına basıyor. İşte Cem Uzan. Eşinin gazete manşetlerine yansıyan haberine göre başucunda mutlaka seccade bulundururmuş, Cuma namazlarını hiç kaçırmazmış. İşte Doğu Perinçek örneği. Yıllardır cenaze namazlarını kaçırmam diyor TV kamerasında. Ona demiyorlar ki cenaze namazı tam bir namaz değildir, çünkü secdesi yoktur, sen hiç secdesi olan namaz kıldın mı? Arkasından ekliyor Perinçek; “Ben her zaman söylerim, Hz. Muhammed büyük bir devrimcidir, diye.” Gene hile yapıyor Perinçek. Peygamberimiz için “devrimcidir” diyor ama “İnanıyorum ki Allahın gönderdiği son peygamberdir, getirdiği kitap son kutsal kitaptır.” vs. demiyor. Sadece takiyye yapıyor. MHP’nin İslami söylemle buluşması da Erbakan Hoca sebebiyledir. Ve bu biraz da Millî Gençlik’e karşı çıkarılmış bir şeydir. Çünkü o zamanlar isteniyordu yeni yetişen gençlik komünist olmasın ama İslamcı da olmasın. Bunun için bir ara yol bulundu ve ülkücü gençlik ihdas edildi. Şimdi esamisi okunmuyor ama –niçin acaba?- bir zamanlar MHP’nin Dokuz Işık’ı vardı ve sloganları içinde duvarlara en çok yazdığı yazı “Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve fazileti, Kanımız aksa da zafer İslam’ın, Türklük kanımız İslamiyet canımız” idi. MHP’nin parti programı olarak gördüğü Dündar Taşer’in Büyük Türkiye’si vardı mesela. O zamanlar Zekeriya Beyaz da bir MHP’li olarak bu ikinci sloganı ad olarak seçtiği bir de kitap yazmıştı.
Şimdilerde Deniz Baykal’ın, Cem Uzan’ın, Doğu Perinçek’in namazından bahsediliyor. Neden? Acaba hiç kimse Hoca’nın ve dava arkadaşlarının namazından niçin bahsetmiyor? Efendim?
Bir başka kesimin de hazımsızlığı oldu Erbakan Hoca’nın ortaya çıkışıyla. Hoca; milli görüş, öncü ahlak ve maneviyat, İslam Ortak Pazarı gibi kavramlar ortaya koyuyor, ne kapitalizm, (sağcılık) ne sosyalizm (solculuk) milli, yerel ve özünü dinimizden alan bir kültür diyordu ama kendisi bir din adamı değildi. Bu da bir problem olarak görüldü. Deniliyordu ki hal diliyle; eğer İslami bir hareket olması gerekirse onu biz hocalar yaparız, bir makine mühendisi, bir üniversite hocasına mı kalmış bu?
Yetmişli yıllardan doksanlı yıllara kadar bir kesimde de bu düşünce kırılamamıştır hâlâ. Televizyonlara çıkıp “aramızda izah edemediğim bir tenafür var –aslında nefret ediyorum ondan, demek istiyor-” diye yapılan konuşmaların altında yatan düşünce işte budur. Bu tür sözlerle ANAP’ı destekleyen çevreler RP’nin kuruluşuna bir anlam veremiyorlar, Hoca için de “Çekilsin köşesine, bu işi gençlere yani şu andaki AKP’lilere bıraksın, onlara akıl hocalığı yapsın.” Diyorlardı. Kısık sesle de olsa hâlâ böyle şeyler söyleyenler var.
Onlar bilmiyorlar ki gençler dedikleri insanların adam olması için birkaç fırın daha ekmek yemesi lâzım. İşte yaptıkları ortada. Birisi dinler arası diyalog diyerek fetvayı basıyor diğeri din adamı olmadığından aynı şeye medeniyetler arası diyalog diyor. Meğer Hoca’yı bunun için reddediyor Erdoğan’ı bunun için kabul ediyorlarmış.
İşte Hoca söylüyor, hatta AKP seçimi kazandıktan sonra 2003’te bir TV’de de söyledi ne yapmaları ve neler yapmamaları gerektiğini. Ama sonuç ortada. Öğütmüş. Öğüt alan mı kaldı şimdi? Adamlar öğütle değil bir yerlerden aldıkları emirle götürüyorlar işleri.
Yani ki, bazı söylemler var sadece, birine göre sağı bölen bir adam; diğer söyleme göre İslam’ı kullanan bir adam; başka bir söyleme göre dinci bir adam. Ama gerçekte hiçbiri değil. Bir de Ecevit’in 90’lı yıllarda seslendirdiği bir başka söylem var idi. Hatırlarsanız aynı konuşmanın içinde “Adil Düzen boş, uydurma bir şeydir” diyordu; arkasından “Erbakan Hoca, Adil Düzen projesini bizim seslendirdiğimiz “Hakça Düzen”, “Bu düzen değişmeli” söylemimizden almıştır” diyordu.
Bütün bunları nasıl başarmıştı Hoca? Konferanslar dizisiyle. Videolar yardımıyla. Çünkü ekranlar ona kapalı idi. Açık olanlar ise iftira, istihfafla dolu…
1984 yılı. Erzurum’da bir hocanın odasındayız. Aydın’dan bir arkadaştan selam getirmişiz ona ve ilk tanışmamız o gün. Selamı gönderen RP’nin Aydın il yöneticisi. – O yönetici şimdi milli görüş gömleğini çıkarmış, Konya’dan AKP adayı olmuş, aileden bir başkası da Aydın’dan AKP adayı. Hoca, Mehmet Çağlar olarak Cevdet Said’in “Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları” kitabını eleştiriyor. Ve bize –biz öğrencilere- Refah Partisi, particilik hakkında sorular soruyor. Çünkü anlıyoruz ki ona göre demokrasi, seçim, particilik vs. ile inandığı din bağdaşmıyor birbiriyle.
Seçimlerin, demokrasinin İslam’a uymadığını filan düşünüyor. Ona demokrasinin, partinin bir kazanım olduğunu ve gerekliliğini anlatıyoruz. Şimdi AKP’de ve hükümetin önemli bir koltuğunu dolduruyor arkadaş. İşte bunu kaldıramıyorum. Bir zamanlar –güya- İslami gerekçelerle partiye, demokrasiye eğik bakanlar şimdi AKP ile liberalizme, muhafazakâr demokratlığa, ANAP’lılığa savrulmuş. Demek ki bütün dertleri seçilmek, bir yerlere gelmekmiş adamların.
Şimdi 2007’deyiz. Bir seçim arifesindeyiz. Seçilmesi engellenmiş ama milleti için çırpınan, seksen yaşını devirmiş bir Hoca var milletin önünde. Peki, Demirel ve Demirel sağcılığı / çizgisi nerede? Nerede yeşil komünist söylemleri? Nerede “Kanımız aksa da zafer İslam’ın, Türklük kanımız İslam canımız” diyenler? Ne oldu bu insanlara? Hani nerde aramızda tenafür var diyen adam?
En önemli sorum da şu: Milli Görüş çizgisinden geldiği söylenen adamların vardıkları yer; dış politikada AB, ABD ekseni, ekonomide IMF çizgisi, ahlak ve maneviyatta Batı hayat tarzı ise bu çizginin yetiştirdiği / yetiştireceği insan tipi ne olur / olabilir?
Cevabını yine ben vereyim: Hıristiyanlık veya Hıristiyanlığı kabule elverişli bir insan tipi.
Çekiver kuyruğunu gitsin.
alıntı: http://www.4fakulte.com/
ottoman isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Alem-i ervah gitsin mi kalsın mı? musabbinumeyr Anketleriniz 70 26.10.2008 23:54
Ermenistan'a gitsin mi, gitmesin mi hewal_heja Anketleriniz 15 04.09.2008 14:10
Sil Gitsin ! alem-i ervah Özgün Yazılarınız 2 02.10.2007 15:20
unut gitsin... msadi Günlük 6 27.06.2007 19:04
BasÖrtÜsÜ Takanlar Gitsin Arabistan`a.... delikanli Özgün Yazılarınız 3 07.08.2006 19:35


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:20 .
vBulletin (Türkçe)
Copyright 2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Template-Modifikationen durch TMS Web Design by: vbdesigns.de
İletişim - Anasayfa - Arşiv - Disclaimer - Yukarı git

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49