![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 02.07.2007
Mesajlar: 48
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| s.a
acaba farklı olarak ben ne yazdım veya sence ne yapmalıyız.
|
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 4.476
Teşekkür etti: 3
81 Teşekkür 57 Mesaja aldı
|
Bismillah... Hata kemmiyet kesbettimi imtihan gereği bela umuma gelir.İnsan için ancak eli ile yaptığı vardır.Müslümanlar olarak 1997'den beri hep birilerine küfretmekle zaman kaybettik. Fakat bir lahza olsun "Allah zulmetmez...O zaman bu ne demektir" şeklinde düşünmedik...Dolaysı ile hastalığımıza doğru teşhis koyamadık ve yanlış tedavi mevzuyu günümüzdeki haline getirdi. Nefis cümleden aladır....Bizler mazlum değil zalimiz...Kendini mazlum gören Allah'ı zalimlikle itham etmektedir....(meselenin imtihan boyutu ayrı bir mevzudur) vesselam |
| | |
| Ölümüne. ![]() ![]() Üyelik tarihi: 28.11.2006
Mesajlar: 3.618
Teşekkür etti: 42
52 Teşekkür 37 Mesaja aldı
|
kedi , sana bir tavsiyem var...EHLİ SÜNNET İTİKADI nı iyice öğrenmeden yazılar yazma... insanların başlarına gelenler sırf günahlarından dolayı değildir...peygamberimizin SİYERİni de bir güzel öğren... sonra şu DECCAL meselesini de çok iyi öğrenmen lazım...onun cennetinin aslında cehennem , cehenneminin de aslında cennet... kendini mazlum gören ALLAH ı niye zalim görsün haşa sümme haşa... bu dünya da başka insanlar yok mu ? yök başkanı günahsız mı ? zalim değil mi ? vs...vs... "zalim de olsa mazlum da olsa kardeşine yardım et" h.şerif... zalimse zulmüne engel ol mazlumsa zalime karşı çık... dertlerine derman olmayacaksınız bari sözlerinizle yazılarınızla yeni dertler vermeyin bu mazlumlara.... selametle...
__________________ göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş | ||||||||||||||||||
| | | ||||||||||||||||||
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 4.476
Teşekkür etti: 3
81 Teşekkür 57 Mesaja aldı
|
Bismillah.. Yazının sonunda parantez içinde gerekli şerh mevcuddur. Yök başkanının zalim olması bizim mazlum olduğumuzun göstergesi değildir. zulme engel ancak zulmün hakiki sebeblerini ortadan kaldırmak mümkündür.. Dert kendimizden kaynaklandığı gibi dermanın kaynağıda biziz... vesselam |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 02.07.2007
Mesajlar: 48
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
| s.a
s.a kardeşim tabi şurda mutabıkız biz müslümanlar olarak tabiki hatayı ince kendimizde arıyacaz önce kendi iç hesabımızı yapacaz tabiki yaptığımız hata ve günaflardan allaha sığınacaz.biz müslümanlar için dua nasıl ibadetse kendimizin yaptığı hataları bilipde allaha tövbe etmekte bir ibadettir anlaşılmayan konu bu kadar iyi niyetli bir tavır içinde müslüman bacılarımızı unutmadık mesajını verirken yaptığınız eleştirdir.halbuki buna destek olamnız gerekirken birden konuyu başka şekilde algılamanız lusumsuz bir tartışmayada yol açmaktasınız . ya bizim maksadımızdaki özü anlamadınız. yada bize bilerek ağır bir ithamda bulunmaktasınız. örnek verdiğiniz taif meselesindede bir yanlışınız var peygamber efendimiz s.a.v kendini allaha şikayet etmemiştir işte taifde yaşanan olayın ardından peygamberimiz s.a.v efendimizin allaha yaptığı dua. Allah'ım!.. Kuvvetsiz ve çaresiz kaldığımı, halk nazarında hakir görüldüğümü ancak Sana arzeder, Sana şikâyet ederim. "Ey merhametlilerin merhametlisi olan Allah!.. Herkesin hakir görüp de dalına bindiği, çaresizlerin Rabbi ancak Sensin. Benim Rabbim de ancak Sensin. Sen, beni kötü huylu, yüzsüz bir düşman eline düşürmeyecek kadar merhamet sahibisin. "Allah'ım!.. Yeter ki, Senin gazabına uğramayayım. Ne çekersem ona katlanırım. Fakat, Senin af ve mağfiretin, bunları bana yaptırmayacak kadar geniştir. "Allah'ım!.. Senin gazabına uğramaktan, İlâhî rızandan uzak kalmaktan, Senin o zulmetleri aydınlatan ve âhiret işlerini yoluna koyan İlâhî nuruna sığınırım! "Allah'ım!.. Sen razı oluncaya kadar affını dilerim! "Allah'ım!.. Her kuvvet, her kudret ancak Seninle kâimdir!"345 bakın dikkat edilecek olursa peygamber efendimiz zor durumda kaldığını ve bu duruma düşürenleri allaha şikayet ediyor.(Allah'ım!.. Kuvvetsiz ve çaresiz kaldığımı, halk nazarında hakir görüldüğümü ancak Sana arzeder, Sana şikâyet ederim). işte yukarıdada peygamber efendimzin dile getirdiği duaya bizde eşlik ediyoruz .acaba bunca sakınca sizce nedir?, bakın peygamber s.a.v efendimiz bir hadisi şerifinde ki bu bütün alimlerce muteber hadistir.(bir kötülük gördüğünüzde düzelte biliyorsanız elinizle düzeltemiyorsanız dilinizle eyer oda olmuyorsa kalbninizle buğz edin) bakın bu hadisi şeriftede müslümanlarız zor durumda kalabileceğini ve yukarıdaki gibi kötülüğü engellemeye çalışması gerektiğini dile getirmiştir. evt müslüman bacılarımaza yapılan bu zulmü elimizle düzeltmeye çalışıyoruz. nasılmı ? bunu düzeltebilecek insanların var olduğuınu biliyoruz ve onlara güveniyoruz bunun içinde oy atıyoruz işte bu elimizle düzeltmektir. dilimizle düzeltmeye çalışıyoruz ki işte bu zulmü heryerde haykırıp bu hakkın sahiplerine iade edilmesi için buğz ediyoruz ki allahım ahirete bizi suale çektiğinde bu konu için ne yaptın dediğin de diyoriz ki yarabbi kalbimiz şahittirki biz bu zulme buğz ettik. işte bütün müslümanları bu konuda bilgilendirmeye çalışıyoruz acizane unutulmaması lazımki başörtüsü sadece allah rızası için takılır sadece allaın emrine saygı ifadesidir.ve farzdır . umarım bu konuda yapmış olduğun haksız eleştirilere bir nebzede olsa yanlışlığını ifade edebilmişizdir.allaha hamdolsun ki bu konuda niyetimiz halistir. hepinizi allaha emanet ediyorum |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 4.476
Teşekkür etti: 3
81 Teşekkür 57 Mesaja aldı
|
Bismillah... Ele aldığınız hadiste; Elle düzeltme işi devlet erkanına... Dille düzeltme işi ilim sahiplerine... Buğ etme işi iman sahiplerine....düşmektedir.... 1997'de bu yasağın başlamasına sebeb Necmeddin Beydir....Sonraki seçimlerde "ürkeğe değil erkeğe oy ver" diyenlerden ümid edildi...Onlarda birşey yapamadı....2002 de AK Partiden ümid edildi onlarda birşey yapamadı....Bir meselenin hakiki sebebi gerçekleşmedikçe esbab dairesindeki hiçbir sebeb o meseleyi halletmez...daha net bir ifade ile...TESETTÜR EMRİNİN HAKKI VERİLMEDİĞİ SÜRECE DEĞİL NECMEDDİN BEY KUTB-U AZAM BİRİS DAHİ OLSA BU MEVZUDA BİRŞEY YAPAMAZ....çözüm yine kendimizde.... vesselam |
| | |
| Ölümüne. ![]() ![]() Üyelik tarihi: 28.11.2006
Mesajlar: 3.618
Teşekkür etti: 42
52 Teşekkür 37 Mesaja aldı
|
bilmiyorsan yazma ... insan bu kadar taraflı ve maksatlı bir yazı yazabilir...
__________________ göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş | ||||||||||||||||||
| | | ||||||||||||||||||
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 02.07.2007
Mesajlar: 48
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
s.a konumuz yine döndü dolaştı saadet akp muhabettine döndü gerçi bu konuda sayın necmettin erbakanın imzası olmamasına rağmen bunu bir çok kezde kanıtlamamıza reğmen konuyu sadece partiler çerçevesinde yorumlamak hak deildir tabi kişiler savundaklura kişileri korumaya alır ve koruma kalkanı malesef bizi özden uzaklaştırır.bakın bu tarih boyunca böyle olmuştur. burda ben sayın necmettin erbakanı savunacak deilim ama allaha hamdolsun ki bizler bilyoruz böyle bir anlaşmanın altına imza atmamıştır.siyonistler ve işbirlikçi medya her nekadar 28 şubat dayatmalarını sayın necmettin erbakanın üstüne atmaya çalışmışsada bunu belirli ölçüde başarabilmişlerdir.bakın bir ayeti kerimede rabbimiz bize şöyle sesleniyor( fasıktan size bir haber geldiğinde onu hemen kabullenmeyin ve bunu arştırın) hamdolsunki bizim arştırmalarımız ve belgeler fasıkların yüzene bir tokat misali vurulmuştur. dikkat ederseniz ayeti kerimede kafirden bir haber geldiğinde demiyor fasıktan diyor yani yalan söylen biri olabilir fasık olanların içinde müslümanlardanda vardır .diyer yazımda verdiğim hadisi şerifide yanlış mülahaza etmişsiniz 1 sadece devlet erkanı için deil bütün müslümanlar için söylenmiştir ki sadece devlat erkanının üstüne atmayız.2 ilme sahip olanlar için diyorsunuz .hamdolsun ilim sadece alimler için deil aklı selim içinde olan herkes içindir.tabi ki alimlerimiz ilimlede uzmanlıktadır.eyer ilimi sadece alim ve ilim sahiplerine kıyas ederseniz o zaman onların bizleri uyarmaktaki gayretleri sadece ilime sahip olmak istiyenlerle kısıtlı bırakmış olursunuz. halbuki buda yanlışlıktır yani cahillikten kurtarmak için yapılan çalışmalar toplumlarında ilim dahilinde bilinçlenmesine sebeb olur.onun içindirki bu hadisi şerif sadece ilim sahibi olan insanlara deil herkesin yapabileceği bir şeydir.3 dediğiniz gibi imanlı insanlar içindir zaten imanlı olan insanlar hem buğzetmeyi hemde cihat etmeyi başarabilmişlerdir. yani hadisi şerifi bu kadar kısıtlı bir alana yönlendirmeniz. yanlıştır tabi bu konuda daha detaylı bilgi almak isterseniz muhakkak alimlerin yazdıkları kitaplardaki yorumları araştırabilirsiniz. unutmamak lazım ki müslümanların sorunları biz müslümanları ilgilendirmektedir. alimlerin görevi ise bu sorunların çözümlerini bize ulaştırmaktır. ve çözümlere kayıtsız kalmaksa şahısları ilgilendirmektir. hadisler sadece ilim sahipleri için deil bütün müslümanlara bir nasihattır. bunları yorumlayım insanlara ulaştırmak ise bu ilmin uzmanı olan alimlere aittir .tatbik etmek ise biz müslümanlara çözüm vardır.çözüme katkıda bulunmak ise bize düşmektedir.selam ve dua ile allaha emanet olun |
| | |
| Bu davada En iyilerimiz feda etmek gerek ![]() Üyelik tarihi: 26.12.2006 Yaş: 23
Mesajlar: 842
Teşekkür etti: 0
1 Teşekkür 1 Mesaj için aldı
|
Nasrettin Hocanin su fikrasi aklima geldi Hocanin bi gun evine hirsiz girer, ne var ne yok goturur, bunu duyan komsulari hep beraber hocaya sucu yikar, her biri bir laf soyler bunlara dayanmayan hoca ALLAHTAN KORKUN YAHU EVE GIREN BU HIRSIZIN HICMI SUCU YOK
__________________ Hamdu Sena ile Sukur ederiz Yuce Allaha Kavusturdugu icin bizi o Hizbullaha |
| | |
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 20.06.2006
Mesajlar: 4.476
Teşekkür etti: 3
81 Teşekkür 57 Mesaja aldı
|
Bismillah... İsterseniz bir siz bakın azizim...1990'dan 1997'ye kadar serbestmiymiş değilmiymiş.... Yukarıdaki yazımızda bir hata mevcuttur..."yasağın başlamasına sebeb Necmeddin Beydir" ifadesi hatadır....zira umumun hatası bir tek kişiye mal edilemez....bu mevzuda hepimiz hatalıyız...ve ihmallerimizin neticesinde bir şefkat tokadı yedik,yiyoruz, yemeyede devam edeceğiz gibi... vesselam |
| | |
| Ölümüne. ![]() ![]() Üyelik tarihi: 28.11.2006
Mesajlar: 3.618
Teşekkür etti: 42
52 Teşekkür 37 Mesaja aldı
|
Müslüman kadınların kılık-kıyafetleri etrafındaki tartışmalar, üniversitelerde başörtüsünün somut olarak görüldüğü ve artmaya başladığı 1968 yılında yeni bir boyut kazanmıştır. Bu yılın başlarında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne devam eden Hatice Babacan adlı öğrenci, başını örttüğünde, Fakülte idaresi ve bazı öğretim üyeleri Babacan’ın “tarikatlar tarafından yönlendirildiğini ve başka amaçlar için örtündüğünü” söyleyerek, başörtülü olarak derslere devamına karşı çıkmışlardır. 1969 Şubat’ında bir kasabada lise müdürü ve devletten yana tavır takınan bazı sol görüşlü öğretmenlerin okula tesettüre uygun giyinerek gelen kız öğrencilerin başörtülerini ve mantolarını parça parça edip onları okuldan kovuşları, kasaba ahalisinin büyük bir üzüntü içinde saldırgan müdürü ve öğretmenleri protesto etmelerine neden olmuştur. Bu tür olaylar kız öğrenci almaya başlayan İmam Hatip Liseleri’nde de görülüyordu. 26 Ocak 1971’de Isparta İmam Hatip Okulu’nda Matematik öğretmeninin okul bahçesinde gördüğü tesettürlü öğrencinin başörtüsünü çekip yırtması, bu olaylardan yalnızca biriydi. İşin en ilginç yanıysa bu olay üzerine bir konuşma yapan Isparta Müftüsü’nün “Bu asırda da başörtülü talebe mi olurmuş?” diye beyanat vermesiydi. 12 Eylül’den hemen sonra 20 Aralık 1980’de kurulan YÖK, daha kuruluşunun ilk yıllarında özgürlükleri kısıtlayan bir genelge yayınlamıştı. Bu genelgeye göre; erkek öğrenciler dudak kenarını aşmayan bıyık, kravat, temiz ve ütülü giysilerle okula gidebilecekler, kışın çok soğuk günlerde kazak, yazın sıcak günlerde ise gömlek giyecekler ve bu günlerde kravat takmayabileceklerdi. Genelgede kız öğrencilerin temiz, ütülü etek, aşırı renkte olmayan topuklu ayakkabılar ve gösterişsiz çizmelerle ve başları açık olarak okula gelmeleri belirtiliyordu. İlahiyat fakültesinde ise yasak uygulaması şöyleydi: Kız öğrenciler sadece Kur’an derslerinde başlarını örtebilirlerdi. Onun dışındaki derslerde başları açık olmalıydı. YÖK ilahiyat fakülteleri için başörtüsü yerine boynu ve kulakları açıkta bırakan bir türban modeli hazırlatmıştı.(2) YÖK Genelgesinin uygulanmasına 10 Ocak 1983 yılında geçildi ve sabah okula gelen öğrencilerin kılık-kıyafetleri polis ve okul müstahdemleri tarafından gözden geçirildikten sonra, genelgedeki hususlara uymayanlar kapıdan geri çevrildiler. YÖK 1984 Mayıs ayında öğrencilerin, çağdaş bir kıyafet saydığı “türban”ı kullanabilecekleri kararını açıkladı. Ancak başörtülü öğrenciler YÖK ün sunduğu bu sadece saçları kapatan ancak tesettürü tam olarak sağlamayan bu modele pek itibar etmedi. 13 Ocak 1985 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan Üniversite Disiplin Yönetmeliği’nin 7. maddesine bir de (h) fıkrası eklendi. Bu fıkrada “Yükseköğretim kurumlarının dershane ve labarotuvar, klinik, poliklinik ve koridorlarında çağdaş kıyafet ve görünümde bulunmak zorunludur.”deniliyordu. 1987 yılı başında YÖK başörtüsü gibi, kendi icadı olan türbanı da yasakladı. Evren’in Adana konuşmasından sonra başörtüsü yasakları daha sert tedbirlerle uygulanmaya başlanmıştı. YÖK’ün Adana’daki rektörler toplantısında başörtüsünün kesinlikle yasaklanacağı kararı çıktı. Bunun üzerine İstanbul Üniversitesi’nde bir grup öğrenci açlık grevine başladı. Pek çok kentte öğrenciler ve halk postane önlerinde uzun kuyruklar oluşturarak yasağı protesto etmek için çeşitli makamlara telgraflar çektiler. İstanbul Üniversitesi’nde başlatılan oturma eylemi ve diğer eylemler ülke çapına yayılınca YÖK 23 Mayıs 1987 tarihinde toplanan YÖK Rektörler Komitesi, aldığı bir kararla yasağın kademeli olarak kalkması gerektiği kararını aldı. İlahiyat fakültelerinde ise yasak kaldırılmıştı. Alınan bu karara rağmen yasak ve protestolar kimi üniversitelerde devam etmekteydi. Bütün bu gelişmeler olurken beklenmedik bir şekilde mecliste, üzerinde çoktandır çalışılan ve üniversitelerde öğrenci affına yönelik yasa tasarısı görüşülürken, ANAP’lı 60 milletvekilinin önergesi ile üniversitelerde kıyafet serbestisi de yasaya dahil ediliyordu. Böylece başörtülü öğrenciler, yeni yasa ile derslere girebileceklerdi. Ancak beklenildiği üzere bu yasa tasarısı Cumhurbaşkanı Kenan Evren tarafından veto edilerek 30 Kasım 1988’de meclise tekrar gönderildi. Bu arada 10 Aralık 1988’de TBMM’den geçirilen Öğrenci Affı Yasası, 24 Aralık’ta Cumhurbaşkanı tarafından bu kez onaylanıyor ve 27 Aralık 1988 tarihli Resmi Gazete’ de yayımlanarak, başörtüsüne yasal bir dayanak oluyordu. Daha sonra 5 Ocak 1989 tarihinde Cumhurbaşkanı Evren, yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi 7 Mart 1989’da Müslüman kadının en doğal hakkı olan başörtüsü serbestisi için çıkartılan yasayı iptal etti. Üniversitelerde başörtüsüne serbestlik getiren kanunun iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin Gerekçeli Kararı, 5 Temmuz 1989’da Resmi Gazete’ de yayımlandı. Bunun üzerine Danıştay da türbana izin veren YÖK Yönetmeliği’nin iptali için 13 öğretim üyesinin yaptığı başvuruyu görüşmek üzere harekete geçti ve 11 Temmuz 1989’da bu hükmü iptal etti. Ülke çapında eylemler devam ederken 1989 yılının ekim ayında ANAP Lideri ve Başbakan Turgut Özal, Kenan Evren’in görev süresi dolması üzerine, Cumhurbaşkanı seçilmişti. Daha sonra yapılan çalışmalar sonucunda Mayıs 1990’da 2547 sayılı kanunla ilgili bir Kanun Hükmünde Kararname, Milli Eğitim Komisyonu’nda görüşülürken bir önerge verilerek, “Yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydıyla, Yüksek Öğretim Kurumları’nda kılık-kıyafet serbesttir.”şeklindeki metni “Ek Madde 17” ve “Bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce yüksek öğretim kurumlarında kılık-kıyafetle ilgili olarak verilmiş her türlü disiplin cezaları bütün hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkar.”şeklindeki metin de “Geçici Madde 1” olarak komisyondan geçerek kanunlaşan bu karar, 28 Ekim 1990’da yürürlüğe girdi ve başörtüsü serbestliği kanunla güvence altına alındı. Daha sonra SHP kararın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuşsa da , mahkeme 9 Nisan 1991’de SHP’nin kanunu iptal talebini reddetti. Fakat 31 Temmuz 1991’de açıkladığı gerekçeli kararında daha önceki kararına atıfta bulunarak yaptığı yorumda “başörtüsü örtülemeyeceği” gibi bir netice çıkardı. Günümüzde dikkate alınarak, uygulanan başörtüsü yasağının temelini oluşturan bu yorum, o dönemde dikkate alınmadığı için, bu karar sonucunda başörtüsü kısa bir süre için bütün üniversitelerde serbest bırakıldı. Doğramacı'dan sonra YÖK başkanlığına atanan Prof. Dr. Mehmet Sağlam'ın döneminde de özerk-demokratik üniversite özlemleri yine devam etmiş, ancak bu dönemin, iki darbe sürecinin (12 Eylül ve 28 Şubat) arasına karşılık gelmesi ve başkanının kendisinden beklenenin ötesinde bir otorite ve baskı politikası uygulamaya istekli olmaması, baskıların kimi zaman nispi olarak azalmasını sağlamıştır. Serbestlik kararından sonra çeşitli üniversitelerde başörtüsüne karşı yasakçı tavırlar devam ediyordu öyle ki 30 Mayıs 1994 tarihinde YÖK Başkanı Mehmet Sağlam kendilerinin ne emniyet mensubu ne de savcı olduklarını belirterek “18 yaşını bitirmiş bir öğrencinin ne eteğine ne de başörtüsüne karışılmalıdır, herkesin okumaya hakkı vardır, bizim bunu engellemeye hakkımız yoktur.”açıklamasını yapmasına rağmen bu tarihlerde İstanbul Üniversitesi Rektörü Bülent Berkarda ise “İnancını yaşamak isteyen hemşire olmasın.”diyerek zulmü destekliyordu. Yani yasak idarecilerin keyfiyetine bırakılmıştı. Sonuç YÖK'ün baskılarına direnen birkaç özel üniversite ve Boğaziçi üniversinde de yasak uygulanmaya başlandı. YÖK, başörtüsü yasağı uygulamayan ya da uygulamakta yetersiz gördüğü üniversiteleri kapatmakla tehdit etti. Fatih Üniversitesi yüzlerce başörtülü öğrenciye disiplin soruşturması açmasına ve bazı öğrencilere ceza vermesine rağmen YÖK tarafından cezalandırıldı. Başörtüsü yasağının son aşaması olarak İlahiyat Fakültelerinde de başörtüsü yasağı uygulanmaya başladı. İslam Dini üzerine öğretim verilen, Kur’an-ı Kerim okutulan bu okullara da ne yazık ki başörtüsüyle girmek yasaklandı. Türkiye'de okuma imkanı elinden alınan öğrencilerden bir kısmı büyük masrafları ve zor koşulları göze alarak yurtdışına gitmek zorunda kaldılar. Bunlardan büyük bir kısmı Batı’da Amerika Birleşik Devletleri ve Avusturya, Doğu’da ise Kıbrıs, Suriye ve İran’ı zorunlu olarak mesken tuttular. Ancak 2001 yılında Türkiye'de okuma imkanları ellerinden alınan öğrencilere KKTC'de de öğrenim yasağı geldi. YÖK, Kıbrıs'taki üniversitelere de baskı yaparak başörtüsü yasağını bu ülkeye de yaydı. Üniversitede başörtüsü yasağına karşı yapılan gösterilere katıldığı tespit edilen kız öğrenciler okullarından atıldılar. Kampüs alanı içerisinde başörtülü olarak bulunanlara uzaklaştırma cezaları verildi. Kayıt yaptırırken peruklu olduğu gerekçesiyle bazı öğrencilerin kaydı yapılmadı.(1) 2001 yılında başörtüsü yasağının kapsamı genişletilerek Öğrenci Seçme Sınavı'na girecek üniversite adaylarına da yasak uygulanmaya başlandı. Başörtülü fotoğraf verenlerin başvurusu kabul edilmedi. Bu sebepten dolayı bir çok başörtülü kız ÖSS sınavına giremedi. 2003 yılı Kasım ayına geldiğimizde ise halkımız kendini “muhafazakar demokrat” olarak tanımlayan, ve bu zulmü çözme vaadiyle oy toplayan Ak Parti’yi tek başına iktidar yaptı. 1983 Anap’ın seçimleri tek başına kazanmasından yirmi yıl sonra ilk defa bir parti diğer partileri tasviye ederek tek başına iktidar oluyordu. Her ne kadar bir çok sosyolog, ve siyaset bilimci Ak Parti’nin başarısını 2002 ekonomik krizine ve yolsuzluklara bağlasa da, Ak Parti’nin zaferindeki en önemli etken halkın 28 Şubat müdahalesine ve dindar insanlara yapılan haksızlıklara verdiği tepkidir. Başbakan, Meclis Başkanı ve birçok milletvekilinin hanımlarının başörtülü olmalası sebebiyle halkın meclisinde- T.B.M.M.- yapılan resmi davetlere başta Meclis Başkanı’nın eşi olmak üzere diğer milletvekillerinin eşleri T.B.M.M. “kamusal alan” olduğu gerekçe gösterilerek alınmamışlardır. Yaklaşık olarak bir buçuk yıldır bu parti iktidarda olmasına rağmen yasakların kaldırılmasında veya gevşetilmesine dair dişe dokunur bir iyileşme yaşanmamıştır. Her ne kadar, hükümet acil eylem planları ilan edip, YÖK yasasında ve ÖSS başarı kat sayısı puanında Meslek Liseleri aleyhine yapılan uygulamalarda değişiklik yapmaya çalışsa da her defasında geri adım atmıştır. Ne yazık ki, 2004 yılı itibariyle ülkemizde eğitim kurumlarında ve diğer devlet dairelerinde başörtüsü takma özgürlüğü nâmına hâlâ ciddi bir gelişme yaşanmamıştır. Bu zulmün en kısa zamanda sona ermesi dileğiyle... not : tarih 2007 hala batı cephesinde değişen bir şey yok...
__________________ göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş |
| | |
| Ölümüne. ![]() ![]() Üyelik tarihi: 28.11.2006
Mesajlar: 3.618
Teşekkür etti: 42
52 Teşekkür 37 Mesaja aldı
| eyvALLAH...
__________________ göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş |
| | |
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 02.07.2007
Mesajlar: 48
Teşekkür etti: 0
0 Teşekkür 0 Mesaja aldı
|
ben arkadaşın nikini kullanıyorum kayıtlı olmadığımdan dolayı: ninja kardeş islamda bi gerçek vardır zülüme karşı gelmeyen bizden değildir ortada bi zülüm vardır bu güçünün yetti kadar karşı çıkaçaksın ama bunu kabul edip boyun eyemessin onun için once ailenle sonra etrafındakilerle bu zülümü tastık edeceksin işte bu zülüm mucadelesi verdikce ALLAH C:C bi kader nüspeder ve bu sorun ortadan kalkar ama sen bu benim kaderimdir değip boyun eğemessin bi örnek vermek gerekirse alimin biri ormanda geinirken yaralı bi aslan görür ve bakarki onu ceylanın birisi bakıyor ve yemek getiriyor alimde kendi kendine demiş mazlumları gören ALLAH bizide görürür deyip bi dağın başına çıkıp mazlum gibi yaşamaya başlamış gün geçmiş zaman geçmiş ve alim açlıktan ölmüş siz dediğiniz bu mazlum gibi yaşayıp ölelim bi musllumana yakışmaz muslaman herzaman dirayetli ve başına gelen herşeye karşı güçlü durmalı muslıman kaypak olamaz |
| | |
![]() |
| Lesezeichen |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| işte ben | BeytullaH | Muhabbet Olsun | 3 | 20.03.2008 23:05 |
| *Müslüman, müslüman kardesine hakaret etmemeli... | ledunn | Dini Bilgi ve Eğitim | 7 | 01.09.2006 20:05 |
| işte ben böyleyim .... | mirace | Günlük | 0 | 23.03.2006 15:39 |
| Bir anadan dogmamis müslüman ve anadan dogan müslüman inanci! | Kisakürek | Dini Bilgi ve Eğitim | 7 | 28.02.2005 12:47 |
| işte aşk bu !!!!!!! | muhammedd | Özgün Yazılarınız | 0 | 29.05.2003 12:35 |